Çocukla Japonya Seyahatine Hazırlık


Japonya ne zamandır aklımızda olan bir seyahatti. Gerçekleştirmeyi sürekli ertelediğimiz…

Üç kişiyken San Francisco’ya gitmiştik en uzak. 11 saate yakın direk uçuşta Alaz henüz 1 yaşındaydı. Dört kişilik ailemiz ise (5.5 ve 2 yaşında çocuklar dahil) ilk kez bu kadar uzağa gidiyor. O yüzden üçümüz oldukça heyecanlıyız, dördüncünün olaydan pek haberi yok!

İsviçre’den Japonya’ya gitmek çok kolay değil aslında. Önce Zürih - İstanbul - Tokyo uçuşlarını inceledim epey. İstanbul’da belki bir mola verebilirdik jetlag olaylarını aza indirmek için. Etihad’ın Abu Dhabi aktarmalı THY’ye göre daha uygun fiyattaki uçuşunu görünce fiyatı kaçırmak istemedim. Toplamda, ilk ayağı 6 saat, ikincisi 10 saat olan ve aktarmalar ile birlikte toplamda 21 saati bulacak yolculuğumuz, Japonya’nın kendisi kadar beni heyecanlandırıyor!

Alaz’ın okulunun bahar tatili ve Avrupa’nın Easter (yani Paskalya) tatilinin birleşmesiyle Nisan ayının ikinci yarısında iki haftadan biraz fazla bir tatil fırsatı var. Japonya için, sakuraların son zamanı olduğundan yüksek sezon; ama aynı zamanda da Japonya’yı görmek, gezmek isteyen turistler için en popüler zamanlardan biri. Bahar, hava sıcak - soğuk değil.

Saat farkı açısından jetlag yüzünden çuvallayacağımız kesin! İsviçre ile arasında tam 8 saat fark var! Jetlag doğuya giderken insanı daha çok etkilediğinden ve her iki saat dilimi için 1 gün adaptasyon süreci gerektiğinden ilk 3-4 günü Alis harikalar diyarında olarak geçireceğimiz garanti!

Sidney’e gittiğimizde gün ortasında şehre varmıştık ve koşa koşa Opera Binası’nı görmeye gitmiştik. Sonra da karşısındaki bankta sızmıştık! Öyle böyle değil jetlag uykusu, hani her uyumayan bebeye lazım. Bakalım Beliz hayatının ilk jetlagini nasıl karşılayacak? Alaz’ın ilk jetlag deneyimi Amerika ile olmuştu, ayrıntılar burada.

Çocukları henüz erken diye Japonya planlamasına dahil etmedik; ama okuyup araştırdıkça özellikle Alaz’ın ilgisini çekecek noktaları hafiften fısıldıyorum. Örneğin bu ara Ninjago ile yatıp kalktığından, Osaka yakınlarında Ninja köyü ve kalesi bulunduğunu söyledim. Kırmızı kıyafetli miymiş? Gerçek insan mıymış? sorularına başladı bile.

Öte yandan yabancı dili çabucak öğrenme kabiliyeti ile beni şaşırtan sevgili kocam her gün yeni birkaç Japonca kelime söylüyor evde. Gezilecek yerler, görülecek mekanlar dışında Japon kültürü hakkında da birçok yazı okuyoruz bu ara. Öğrendiklerimizi de çocuklarla paylaşıyoruz anlayabilecekleri kadar.

Şimdilik;

  • Hava durumu ve sakura ağaçlarından konuştuk birlikte.
  • Yukarıda bahsettiğim Ninjaların bulunduğu Iga-Ueno Kalesi’ni anlattık.
  • Birkaç Japonca kelime öğrendik.

Diğer ilginç noktalara gelince...


Ulaşım:

  • Osaka bölgesinde yürüyen merdivenlerde sağda, Tokyo bölgesinde ise solda beklememiz gerektiğini öğrendik.
  • Sabah 9:30’a dek iş yoğunluğu fazla olduğundan pusetle metroya binmeyin önerisini dikkate almaya çalışacağız. Yoğun saatlerde metronun kadınlara özel vagonunda * evet, Japonya’da da metroda kadına taciz sorunu varmış ne yazık ki * 12 yaşına dek çocuklarla yolculuk yapabileceğimizi öğrendik.
  • Toplu taşıma çok yaygın. Tokyo’nun Shinjuku metro istasyonu o kadar büyük ve karmaşık ki ‘Tokyo’da görülecekler' listesinde!
  • Şehirler arası saatte 300 kilometre hızda giden trenlere mutlaka binin, diye öneriliyor.

Masraflar:

  • Japonya pahalı bir ülke. 1 Türk Lirası, 31 Japon Yeni’ne karşılık geliyor. 1 İsviçre Frankı ise 112 Japon Yeni. Epey bir aklımız karışacak bu hesapları yaparken!
  • Bir restoranda 2 kişilik tam tekmil yemek 4200 yen, Mc Donalds kişi başı 680 yen, kahve ve bira 300-400 yen, küçük şişe su ise 106 yen civarında. Japonya’da taksi kilometre ücreti 330 yen, markette 1 litre süt 190 yen, Levis 501 ise 7400 yen civarında.
  • ATM’lerin bazı yabancı bankaların kartlarını kabul etmediğini, nakit para kullanmanın yaygın olduğunu da okuduk. Gitmeden önce bankaya haber verelim de farklı ülke diye kartlarımızı kullanım dışı bırakmasın.
  • Bahşiş vermek, Japonya’da yaygın birşey değilmiş.
Ayrıca...
  • Turistler, pasaportlarını her daim yanlarında taşımak zorundalarmış ve lokal polis herhangi bir zamanda kimlik kontrolü yapabilirmiş.


Yeme-İçme

  • Chopsticks denilen çubukları kullanmak şart. Her restoranda çatal, kaşık bulunmuyormuş. Çocuklar için yanınızda çatal-kaşık taşıyın diye önerilmiş.
  • Pirinç içeren yiyecekleri rahat yemek için, kase ağız yakınına dek kaldırılabilirmiş.
  • Araba kullanırken, kanında %0 alkol olması gerekiyormuş.
  • Geleneksel restoranlarda, yere oturularak kısa masalarda yemek yeniyor; buna zashiki deniliyor. Burada yemeyi seçersek ayakkabılarımızı çıkarmamız da gerekiyormuş.
  • Restorandan ayrılırken ‘Gochisosama deshita’ demek gerekiyor, yani yemek için teşekkürler.
  • Sokakta yürürken, toplu taşıma araçlarında ve kamuya ait alanlarda yemek-içmek uygun görülmezmiş.
  • Pirinç üzerine soya sosu dökülmezmiş.
  • Yemek yerken ağız şapırdatmak ise okeymiş. Sanıyorum çocuklar bu duruma bayılacaklar!

Kibar davranışlar:

  • Japonlar hakkında ne okuduysam oldukça kibar ve yardımsever oldukları yazılıydı. Bu yüzden bizim de dikkatli olmamız gerekiyor bazı noktalarda.
  • Japonya’da trenlerde ve otobüslerde cep telefonu ile konuşmak kaba bir davranış olarak görülüyor.
  • Selamlaşırken eğilmek Japonların geleneksel davranışları. Neyse ki turistlerin hangi durumda ne kadar eğilmeyi bilmesine gerek yokmuş.
  • Toplum içinde sümkürmek hoş değilmiş.
  • Yere oturmak uygun görülmezmiş, piknik örtüsü sermeliymişiz. '100 Yen’ mağazalarında bu tarz şeyleri çok ucuza alabilirmişiz.
Dahası...
  • Tuvaletler, bizdeki gibi iki çeşit: Alafranga ve alaturka model. Her tuvalette, tuvalet kağıdı bulunmayabilirmiş. O yüzden yanınızda kağıt mendil taşıyın demişler. Çocuklu hayatta ıslak mendil de her daim çantada zaten!
  • Japonya’da eve, restorana veya tapınağa girerken ayakkabıları çıkarmak şart. Tuvaleti kullanmak gerektiğinde özel terlikler giyilmesi gerekiyormuş. Oldukça titizler değil mi? Biz Türklere benziyorlar birçok konuda.
  • Ayaklarınız büyük numaraysa yanınızda kendi terliğinizi taşıyın diyorlar.


Gitmeden Önce:

Japonya içinde seyahat etmek için, Schinkansen (bullet train) yani hızlı tren biletlerini *Japanese Rail Pass deniliyor * internetten, Japonya’ya gitmeden önce almak gerekiyor.

Katılmak istenilen aktiviteler için biletleri de önceden ayırtmak gerek; sumo güreşi gibi. Japonya’ya gelmeden önce biletlerin çıktısını almamız da öneriliyor.

Seyahat öncesi:

  • Türk vatandaşları iş veya turizm amacı ile Japonya’ya gidiyorlarsa ilk 3 ay süresince vizeden muaflar.
  • Seyahat sigortası, özellikle 4 kişilik aile için oldukça yüklü ekstra masraf gibi görünse de, şart. Çocukların ne zaman hasta olacağı belli olmaz. Kaza tatil dinlemez, geliyorum demez!
  • Pasaport ile birlikte pasaport ve gidiş/dönüş uçak bileti fotokopileri de yanınızda bulunsun. Hatta evde de bir kopyasını bırakın.

Japonya yolculuğuna çıktığımızda Instagram, Facebook ve Twitter aracılığıyla #GezginAnneJaponya etiketinden seyahatimizin paylaşımlarını izleyebilirsiniz.

Japonya için önerileriniz varsa lütfen yorum bırakın. Teşekkürler...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder