Çocukla Yolculuk için En Güzel Spotify Şarkıları


Diyelim ki arabayla bir yere gidiyoruz; 5 dakika ötedeki süpermarkete, 2 saat uzaklıktaki bir yürüyüş rotasına fark etmez, herhangi bir yer olabilir. Henüz kemerimizi bağlamadan 'Anne/baba bizim listemizi açar mısın?' istekleri geliyor son iki senedir.

Bazen 'Durun yahu arabayı çalıştırmadık!' diyoruz, bazen 'Ee yeter sizin listeniz biraz da bizim listemiz!' diyoruz ve ön koltuktakilerle arka koltuktakiler arasında laf münakaşası başlıyor. Elbette genelde onlar kazanıyorlar. Çünkü 3 saat, 5 saat, Amerika'daki karayolu seyahatinde 7 saat arka koltukta gıkları çıkmıyor kendi listeleri çalınırken. Kabul ediyorum şükredilecek bir durum...

Müzik yetişkinler için bile müthiş faydalıyken, burada anlatmıştım, çocuklar için neden olmasın? Daha anne karnındayken klasik müzik, Mozart dinletmedik mi deha olsunlar diye?! :) Oldular, olmadılar... Fakat öğrendiğim bir şey var ki, ister klasik müzik dinlesin çocuk ister türkü, isterse güncel pop şarkıları; müzik çocuk için iyidir. Ben demiyorum, uzmanlar diyorlar...

Çocuğun dinlediği müzik türü önemli değil; önemli olan çocuğun anneyle/babayla müzik eşliğinde de eğlenip vakit geçirmesi. Çünkü kabul edelim ki hepimiz Lego oynamaya, resim yapmaya, kurabiye pişirmeye ancak bir süre dayanabiliyoruz. En azından bizim evde öyle... Fakat sevdiğimiz müzikler ve dans eşliğinde uzunca bir zamanı bir arada, atışıp dövüşmeden üstelik yüzümüzde gülümsemeyle ve genelde şarkıya eşlik ederek geçiriyoruz. Tabii bunu ancak evde yapabiliyoruz. Bir de seyahat ederken arabada... Kabul edelim ki uçakta koridora çıkıp listemizi çalıp dans etme aşamasına henüz gelmedik :)

Genelde o arabadaki anları sizinle İnstagram hikayelerinde paylaşıyorum ve birçok kişi 'Aa ne güzel şarkı? Adı ne?' gibi yorumlarda bulunuyor. Ben de bizim çocukların en sevdiği, bizim de ana-baba olarak onayladığımız şarkıları sizinle paylaşmak istiyorum her Cuma günü. Hafta sonu bir yerlere giderken dinlersiniz belki...

Açıklama yapayım; şimdi bu şarkılar neredeyse 8 yaşında olacak olan Alaz'ın seçmeleri genelde. Hatta çoğunu arkadaşlarından okulda öğrenip geliyor ve bize bulduruyor. Bir kısmı da radyoda çalarken duyup 'Aaa listemize ekleyelim' dedikleri. Evet artık Beliz de şarkı seçiyor ve ne yazık ki abisi/ablası olan her çocuk gibi o da erken gelişiyor. 4 yaşından sonra 'Super Simple Songs' onu da açmaz oldu. Bu yüzden bu liste aslında ilkokul grubuna uyuyor; ama yukarıda yazdığım gibi anne/baba da eğlendiği sürece hangi tür şarkı bence önemi yok. Zaten 'Colours colours everywhere' ile bir ebeveyn olarak nereye kadar gidebilirim? Sözlerinde F kelimesi olmasın, 18+ şeyler anlatmasın yeter diyoruz :)

O zaman ilk şarkımız benim de çok sevdiğim 'Up in the Sky' olsun 77 Bombay Street'ten... Eski bir şarkı; ama biz yeni keşfettik (o kayıp seneler çocuk şarkılarıyla geçtiğinden olsa gerek) ve arabada bağıra çağıra söylemelik. Sözleri de çok anlamlı, bence...





Beğendiniz mi?

Sevdiğiniz, çocukların da hoşuna giden, araba yolculuğuna uygun şarkıları yorum olarak paylaşırsanız sevinirim... Hepimiz öğrenmiş oluruz...

Haftaya Cuma yeni bir şarkıyla görüşmek üzere...


Devamını Oku »

Türkiye Tatilinde Yapılan Klasikler



Bu yazı göçmen anneler tarafından oluşturulmuştur. Yurtdışında yaşayan biz göçmen annelerin Türkiye'deki aileler yanına, özellikle yaz aylarında geldiğimizde, Türkiye'de neler yaptığımızı anlatır. Bayrama denk geldi, o zaman uzakta bayram kutlayanlardan/kutlayanlara sevgiler...

Yurtdışında Yaşayıp Türkiye'ye Tatile Gelen Birinin Yaptığı 55 Şey:

  1. Uçağın iniş takımlarının yere değmesiyle birlikte soluğu kuaförde almak / yurtdışında kuaförün pahalı olduğunu söylemek / kaş-bıyık-ağda-hamam sefası sürmek.
  2. Pazara çıkmak / itiş kakış halinde yürümekten zevk almak / çakma çantalara göz atmak.
  3. Eşler yabancı ise "Zamanında 1-2 Türkçe öğreneydin" diyerek çemkirmek ve tatil boyunca hiç çeviri yapmamak.
  4. Balkonda taze bezelye, barbunya, ayşe kadın fasulye ayıklamak.
  5. Türkiye'ye giderken 'Neler yiyeceğim?' listesi yapmak. 
  6. "Bu çocuk şimdi neyce konuşacak?" sorusuna cevap vermek.
  7. Kahvaltıda simit (gevrek, boyoz) yemek.
  8. Sabahlara kadar çekirdek çitleyerek muhabbetin dibine vurmak.
  9. Normalde 8'de yatan çocuğu akşam 10 - 11 gibi yatırmak.
  10. Yoğurtlu, sarmısaklı kızartma (ya da mantı) yaptırtmak ve yemek.
  11. Evden bir fedai (genelde kocalar) seçerek sabahın körü şezlong kapmaya yollamak.
  12. Evde salça, turşu, reçel yapılırken yardım etmek.
  13. "Bu memleket nasıl kurtulur?" sorusu hakkında analizler yapmak.
  14. Araba kullanmaktan çekinip toplu taşımayı kullanmak.
  15. Çocukları akrabalara, eşe dosta kilitleyip bir süreliğine ortadan kaybolmak.
  16. Limon kolonyasını vücudumuzun her yerine sürmek/ "Çocuğum bak bunun adı kolonya" deyip eski usül kafalarına boca etmek.
  17. Çocukların çikolata - şeker - dondurma - şımarma komasına girmelerine göz yummak.
  18. Balkonda okey çevirmek.
  19. Annemden izledigi dizilerin yıllık özetini almak.
  20. Balkondan konu komşuya laf atmak.
  21. 'Evlilik ne zaman?/ Çocuk ne zaman?/ İkinci çocuk ne zaman?' diyenlere cevap vermek.
  22. "Hareretini alır iç iç" gazıyla bir çaydanlık çayı bitirmek.
  23. Her öğünden sonra Türk kahvesi içmek.
  24. Çoluk çocuk iyice kontrol edilsin diye doktora gitmek. (Beni Türk doktoruna emanet edin)
  25. Dişçi daha ekonomik olduğundan, dişçiye görünmek.
  26. Beş çayında; ikram edilen kuru pasta, kek, böreği çocuklar görmesin de yemesin diye ne yapacağını şaşırmak.
  27. Sokak kedilerini / köpeklerini sevmek.
  28. Konu, komşu, akraba ziyaretleri yapmak.
  29. Ağda, antibiyotik, tarhana, külot, çorap stoklamak.
  30. Akşam yemeği sonrası kavun-karpuz-fındık-fıstık-dondurma-çay-kahve-süt mısır-çekirdek 10'lamasını yapıp yine de mide fesadı geçirmemek.
  31. Düğün, sünnet törenlerine gitmek. Piste zorla ya da isterek çıkıp halay çekmek, oryantal yapmak, kurtları dökmek ve eve dönünce kim ne takmış ne kadar takmış dedikodusu yapmak.
  32. Kokoreç, midye, lahmacun yemek.
  33. 'Akşama ne pişirsem?' diye düşünmemek.
  34. Sokakta birine çarpınca “Sorry”, tezgahtara “Thank you” demek.
  35. Evde şekersiz beslenip tatilde künefe, kabak tatlısı, baklava bulunca tüketmek.
  36. Canlı müzik çalınan yerlerde şarkıları sallamasyon söylemek ya da nakaratlarda bağırmak.
  37. Kamil Koç, Pamukkale seyahatlerinde muavinle ya da yandaki yolcuyla Top Kek ve 3ü birarada kahve eşliğinde muhabbet etmek.
  38. Her öğlen plajda çocuğa gözleme (lahmacun, Ayvalık tostu) yedirmek.
  39. Anneanne evinde sabahtan akşama Halk Tv izlemek.
  40. "Canın ne çekti? Ne yemek yapayım sana?" sorusuna şımarmak.
  41. Evden çıkarken aile büyüklerinin "Vakitlice dönün, gölgeden gidin" gibi uyarılarını işitmek.
  42. Tüm sülale toplanıp albüm bakmak, eski düğün, sünnet videolarını izleyip çatlarcasına gülmek.
  43. Arabadan inmeden benzin almak.
  44. Anneanne / dede, torunu konuya komşuya överken içten içe sevinmek.
  45. Mola yerlerinde Ezo Gelin çorba içip çift kaşarlı tost ya da çöpşiş yemek.
  46. 'Türkiye'ye dönecek misiniz?' sorusunu kimseyi üzmeden yanıtlamaya çalışmak.
  47. Yaprak sarma, kızarmış balık, taze yeşil biber yemek.
  48. Can dostlarla saatlerce hasret gidermek.
  49. Her saat sokakta insan görmek.
  50. Rakı, balık, meze, fasıl yapmadan dönmemek.
  51. Annenin evindeki sandıkları kurcalamak, gerekli/gereksiz eşyayı hatıra diye bavula koymak.
  52. Dönüş valizi hazırlanırken aile büyüklerinin kenardan köşeden tarhana, reçel, peynir, patik vs. sıkıştırmasına engel olmaya çalışmak ve bir süre sonra "Yakalanırım elimden alırlar, kilo sınırını aştım" demeyi bırakıp Allah ne verdiyse herşeyi valize tıkıştırmak...
  53. Bulamam deyip bol bol yemek ve kilo alıp dönmek.
  54. İlk günler 'Aileyi çok özledim' son günler 'Ay iyi ki aileden uzağım' demek.
  55. Dönme vakti gelip çatınca "Aman zaten evimi özledim"deyip hüzün bulutunu dağıtmaya çalışmak.

Türkiye'ye giden, gidemeyen, gitmek isteyen, istemeyen tüm 'Göçmen Anneler'e sevgiler... Göçmen anne olma yolundakilere başarılar...

Bu yazı Facebook Göçmen Anneler Grubunun katkısıyla oluşmuştur. Fotoğraflar bana aittir ve görüldüğü üzere yazılanlar doğrudur...

Pazar yeri

Kızarmış balık ve yeşillik

Şeker komasına giren göçmen çocuklar :)

Her öğün ardından (anne ve kız kardeşle) içilen Türk kahvesi

İyi bayramlar... 

Devamını Oku »

New York City'de 3 Gün


New York gibi kocaman bir metropol 3 günde gezilir mi? Hem de çocukla… Hem de jetlag yan etkileriyle… Gezilirmiş... İnanmayan buyursun bizim NYC gezimize:

'New York City’de (bence) görülmesi gereken 10 yer:
  1. Statue of Liberty (Özgürlük Anıtı)
  2. Central Park
  3. Top of the Rocks
  4. Rockefeller Centre ve Radio City Music Hall
  5. Times Square
  6. Bryant Park
  7. St. Patrick’s Katedrali & Trinity Church
  8. Empire State Building
  9. Brooklyn Bridge
  10. Chelsea Market
Bonus: Intrepid; Sea, Air, Space Museum, MoMA (Museum of Modern Art) ve bir Broadway şovu.

7 sene önceki NYC gezimizde bazısını yapmıştık, bir kısmını yineledik çocuklar için ve birkaç yeni deneyim ekledik. Daha önce Empire State Building'e çıkmıştık manzara için bu kez Top of the Rocks'a çıktık örneğin.

Gün 1


Times Square'de bir mağazada...
Yaklaşık 8 saat uçuş ardından John F. Kennedy International Airport’a indiğimizde İsviçre’de saat 22:00, NYC’de 16:00 idi. Amerikan ya da Kanada vatandaşı değilseniz havaalanında çok çok uzun bir kuyrukta beklemeniz gerekiyor. Eğer ki bekleseydik, en az 2 saat daha havaalanından çıkamazdık. Neyse ki eşim iş için sürekli Amerika’ya gidip geldiğinden ESTA vizesi vardı ve epey giriş çıkış yaptığından ötürü işlemimizi bankamatik tarzı makinelerde yapabildik.
  • Amerika veya Kanada vatandaşı değilseniz, büyük şehirlerden, özellikle NY gibi, Amerika'ya giriş yapmayın. Daha küçük şehirleri tercih edin.
Über’e atlayıp, trafiğe takılıp otelimize geldiğimizde (TRYP by Wyndham Times Square South) hava kararmıştı, çocuklar da uyuyakalmıştı jetlagden ötürü. Onları uyandırıp yemeğe çıktık ve ardından hepimizi ayıltması için şehrin en parlak yerine, Times Square’e yürüdük.

Times Square

Times Square Meydanı
Biz heyecanla ve önceden gelmiş olmanın bilmişliğiyle ‘Şuraya bakın, buraya çıkın’ diye seslensek de, çocukların ikisi de hayal aleminde gibilerdi açıkçası. Şaşkın şaşkın bakıyorlardı sürekli hareket edip ışıldayan ekranlara. Alaz'ın ‘Bugün özel bir gün mü?’ sorusuna, ‘Yok yavrum burası hep böyle’ dedik, Beliz ise parti var sandı. Köyden indim şehire...
  • Kalabalık olmasına rağmen oldukça güvenli NYC; ama çocukların elini bırakmamaya gayret edin. Ceplerine adres, telefon yazılı bir kart koymayı unutmayın.
M&M mağazasına girdik. Sokak sanatçılarıyla fotoğraf çekildik. Alışveriş ve sokakta olup bitenleri izlemek burada yapılacaklar. Şaşkınlıktan ve uykusuzluktan mutlu 2 serseme dönmüşlerdi; otele yürüdük ve sabah 4’e dek uyuduk.

Yemek: Hard Rock Cafe

Önceki gelişimizde burada yemiştik; çocuklarla da gidebileceğiniz bir ortam, hatta Alaz 11 aylıktı! Yine de yemek olayını Times Square bırakmayın şayet rezervasyon yaptırmadıysanız.

Gün 2


Intrepid, gerçek bir uçak gemisi

Uykusuzluktan ötürü zor bir gün olacağını baştan kabullendik. Alaz’ın son aylardaki merakı uzay, astronotlar, roketler, Ay’a gitmek falandı. Bu sebeple ona bir sürpriz yaptık ve sabah kahvaltı ardından Intrepid; Sea, Air, Space Museum'a (Deniz, Hava ve Uzay Müzesi) gittik. Uykusuzluğa rağmen zor bir gün geçirmedik.

Kahvaltı: Best Bagel & Coffee

Otelde ücretsiz kahvaltı pek NYC için geçerli değil. Otelin yakınlarında harika bir bagel - Amerikan simidi - yeri vardı; sabahın erken saatlerinde gitsek de, kapının dışına dek sıra vardı. Neyse ki sıra da çabuk ilerledi; bagel yemeden dönmeyin Amerika'dan.
  • Amerikalılar sabah erken kalkıyorlar(mış). NYC’de her yerde sıra beklemek normal(miş)...
İlk Durak: Intrepid; Sea, Air, Space Museum

Uzay mekiği, Enterprise

Porsiyonlar büyük diye Hudson River kıyısındaki Intrepid’e yürüyelim dedik. Devasa savaş gemisini görünce benim bile ağzım açık kaldı ve Alaz mutluluktan havalara uçtu. Çünkü içerisinde uzaya gidip dönmüş bir uzay mekiği - Enterprise - var. Önce, 1950’lerde Japonya kıyılarında kullanılmış bir denizaltının içini ve üzerini gezdik. Sonra Intrepid gemisinin üzerine çıktık ve terastaki uzay mekiğine dokunduk!

Savaş gemisinin üzerinde ve içinde birçok uçak var; çocuklar ve hatta büyükler için en az yarım günlük bir aktivite.

Intrepid'in terası... Hani dilmlerdeki gibi uçaklar gemiden havalanır ya...

Öğle yemeğini geminin kafeteryasında geçiştirdik; saat farkı ve sabahki bagellar sebebiyle acıkmamıştık.

İkinci Durak: Statue of Liberty için Feribot

(2) Çocukla seyahat ve Özgürlük Heykeli

NYC’de sürekli Über kullandık. Neden? Rahat, ekonomik, 4 kişilik bilet almak ve metrolara inip çıkmaktan daha kolay oldu. Yan kesicilerle ve dilencilerle pek karşılaşmadık. Battery Park’a indiğimizde yağmur çiseliyordu.
  • Size Özgürlük Heykeli’ni ücretsiz görebilirsiniz desem?… Evet, yerlisinden öğrendik ki Staten Island feribotuna binerseniz ve gidişte sağda, dönüşte solda durursanız Özgürlük Heykeli’ni yakından hem ve para ödemeden görebilirsiniz. Çünkü feribota biniş ücreti de yok!

Feribottan New York City
Evet, bu sırrı da verdikten sonra, Staten Island’a gidip geri döndük. Amaç Alaz’a ve Beliz’e 1880’lerde Fransa’dan gelen bu heykeli göstermekti. Biz daha önce ücretli bir tura katılıp detaylı olarak gezdiğimizden bu kez geçiştirmiş olduk. Heykelin bir kopyasını da, Lady Liberty, Tokyo’da yakından görmüştük zaten.

Üçüncü Durak: Battery Park & SeaGlass Carousel

Battery Park’a geri döndüğümüzde yağmur dinmiş, güneş parlıyor, sincaplar ortalıkta koşturuyordu. Birden karşımıza klasik müzik eşliğinde dans eden rengarenk balıklar çıktı.


2015’te kurulmuş atlı karıncaya binmesi kadar onu izlemesi de şahane… Kişi başı 5$ ücreti ve elbette sıra var. Hafta içi gittiğimizden sıra ilerlemesi açısından şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Dördüncü Durak: Lower Manhattan


Broadway ve Wall Street, NYC’nin en bilindik sokakları bu bölgede. Gene Alaz’ın Çin yemeği yiyelim önerisiyle, civarda çin lokantası aramaya başladık. Karşımıza Charging Bull ve Fearless Girl anıtları çıktı. Burada Leonardo di Caprio’yu hatırlamadan edemedik. Bu iki anıt da selfie mekanlarından; Asyalı turistler sıraya girmiş öküzün cinsel organını tutup poz veriyorlardı. Biz de zıplayıp kuyruğuna değmeye çalıştık :)


Yakındaki Trinity Church, hem NYC’nin en eski kiliselerinden hem de 9/11 saldırısı sırasında birçok insana korunak sağlaması açısından önemli noktalardan biri. New York Stock Exchange de hemen yakınlarda ilginizi çekerse…

Beşinci Durak: The High Line & Chelsea Market

 

Yemek ardından Über ile The High Line’a, eski tren yolunun park haline getirilmesiyle oluşmuş yüksek yaya yolunun Gansevoort/Washington Street kesişimine geldik. Gün batımını burada yakalamamız çok da yerinde oldu. Yaya yolu olduğundan çocuklar doyasıya koşup oynadılar. Keyifli bir yürüyüş ardından hava karardıktan sonra Chelsea Market’e girdik.

Yemek, İçmek, Tatlı: Chelsea Market

 

Eşim her iş gezisinde uğrar bu markete; ama ilk kez Alaz bebekken birlikte keşfetmiştik. Ayak üstü atıştırmak, oturup eni konu yemek ya da tatlı, kahve, içki molası vermek için çok uygun bir mekan. Eski endüstriyel bir bina; ama içerisinin oldukça ilginç bir mimarisi var. Taco yemeden çıkmayın bence…

Evet benim Amerika’daki favori yemeklerimdendi. Çocuklara da Asya mutfağı bulup edamame aldık. Donut yapan yeri de atlamayayım; butik donut için, arayıp bulun. Her bireye uygun birşeyler var mutlaka.

Gün 3


Güneşsiz; ama ılık bir güne uyandık, tam da Central Park için ayırdığımız gündü. Fakat önce minikleri (ve kendimizi) doyuralım ki ufak tefek şeylere patlamayalım.

Kahvaltı: Andrews Coffee Shop

Bagelcide sıra var diye tam Amerikan tarzı bir kahvaltı yeri bulduk; burada da sıra S şeklindeydi; ama yağmur çiseliyordu. Bekledik. Alaz ‘Off ya her yerde sıra!’ diye mızırdanırken Beliz ‘Karnım acıktı’ diye ağlama eşiğine varmıştı ki sıra bize geldi. Tipik kahvaltı menüsü ve sınırsız kahve ardından übere binip tarih müzesine vardık.

İlk Durak: Natural History Museum


Sabah 10’dan önce müzede olmamıza rağmen henüz açılmamıştı ve önünde uzun bir sıra vardı elbette. Sıralara alıştık, değil mi? Giriş ücretinin olmadığı müzede, gönlünüzden ne koparsa onu ödüyorsunuz içeride. Bazı şovlar ve gösteriler ücretli; onlara bilet almanız gerekiyor. Tüm müzeyi bir günde gezmek mümkün değilken, biz ancak yarım gün ayırabildik. O yüzden seçici davranıp ilk hakkımızı dinozorlar bölümünde harcadık. Londra Doğal Tarih Müzesi’ne oldukça benzese de su altı bölümü Londra’dakinden çok daha güzel. Devasa bir mavi balina var örneğin. Dünyada yaşamış en büyük canlının insan eliyle yapılmış modeli tavandan üzerimize sarkıyordu. Kesinlikle bu bölümü görmeden çıkmayın.

Son olarak da Hayden Planetarium’a geçtik. Uzay ve gezegenler hakkındaki son bilgileri de aldıktan sonra kendimizi güneşe, dışarıya attık.

İkinci Durak: Central Park



NY’lu bir annenin önerisi, parka girmeden önce sokağa kurulan büfelerden karnınızı doyurun olmuştu. Öğle vakti olduğundan, müzeden çıkar çıkmaz cadde boyunca dizilmiş yiyecek araçları gördük. NewYorkerlar gibi yemek alıp parka daldık ve piknik yaptık. Alaz ve Beliz’in keyfine diyecek yoktu; sokak yemekleri, açık hava ve koşturup, atlayıp, zıplayıp yemek yemek...



Central Park da çok büyük; biz müze karşısından girip güneye doğru geze geze ilerledik. The Lake’in etrafından dolanıp, sincapları görüp, Bow Bridge üzerinden geçip bot kiralama noktasına vardık. Çünkü çocuklar kadar bizim için de eğlenceliydi gölde bota binmek. Can yeleklerini giydirip, kayığa bindik ve sırayla kürek çektik. Bu sırada güneşlenen su kaplumbağalarını, arkadaki gökdelenlerin önünde çiçek açmış ağaçları, evlilik teklif edenleri ve yumurtalarını insanlardan koruyan kazları da gördük.

Mola: The Boathouse Outdoor Bar


Çocuklara dondurma, bize kahve molası verdik. Bu sırada konuşkan Amerikalılar sayesinde yan masadaki ailelerle muhabbet ettik. Çocuklar arkadaş dahi buldu. Eğer park dışındaki büfelerden yemek istemezseniz burası bir restoran aynı zamanda.

* Amerikalılar çok konuşkanlar. Hemen soru soruyorlar neredensiniz diye ve ayak üstü hayat hikayelerini anlatabiliyorlar. Kötü niyetli ya da ırkçı değiller sadece muhabbet etmeyi seviyorlar.

Üçüncü Durak: East 72nd Street Playground - Çocuk Parkı

Patikalardan geze dolaşa bir çocuk parkına denk geldik. Akşam yemeğinde arkadaşlarımızla buluşacağımızdan çocukların suyuna gidelim diyerek, saldık parka… Önce ikisi oyun kurdu, sonra birkaç çocuk buldular. İngilizce bilmeleri bazen çok işe yarıyor ve kendi kendilerine yabancılık çekmeden takılıyorlar.

Yemek: Pio Pio 8

Peru usulü tavuk yemek için NY’ta yaşayan arkadaşlarımızın önerdiği bu restoranda buluştuk. Ortam loş; ama yemek şahaneydi.
  • Amerika restoranlarında en sevdiğim şey, masaya oturur oturmaz hemen su ikram etmeleri. Sevmediğim ise, bardağın yarısına dek buzla dolu olması. Yine de çocuk bardaklarının ağzının kapalı ve pipetli olması oldukça rahatlatıcıydı. Buzu görmezden gelebilirim sırf bu yüzden!
Gün 4


NY’ta son günümüz yağmurlu başladı. Akşam 8’de Toronto, Kanada’ya uçağımız vardı. Bu sebeple otelin kendi köşesinde, hızlı bir kahvaltı yapıp odayı boşalttık ve kendimizi son kez New York sokaklarına attık.

İlk Durak: Lego Store

Rockefeller Center’daki lego mağazası, sanıyorum ağzına dek insan ve çocuk doluydu.
Londra’dakinden oldukça küçük bu mağazadan elbette eli boş çıkmadık. Fiyatlar, İsviçre’deki kadar hemen hemen. Türkiye’ye göre biraz ucuz olabilir, varsa indirimli ürünleri tercih edin.

Voltran Voltran Voltran
Lego meraklıları


İkinci Durak: New York Public Library


Bryant Park’a giderken, kendimizi bu muhteşem binada bulduk. Tadilat sürüyordu bir kısmında ve şehir kütüphanesi için oldukça büyüktü. Çocuk kitaplarının bulunduğu yer tozlu ve eski; ama ihtiyaç halinde tuvaletleri kullanmak ücretsiz.

Üçüncü Durak: Bryant Park


Burada öyle güzel anılarım var ki tekrar uğramadan bu şehirden ayrılmak istemedim. Haziran’daki güneşli gün aksine, Nisan’da bulutlu bir günde oradaydık. Alaz bebek değildi. Masalarına oturup piknik yapamadık ıslak olduğundan; ama atlıkarıncaya bindik. Üstelik Beliz küçük diye beni de bindirdiler! O la la! Park içinde bir tur atıp günün asıl önemli noktasına doğru ilerledik.

Dördüncü Durak: Grand Central Terminal

Amacımıza ilerlerken karşımıza çıktı bu tarihi güzel bina. İçi ayrı bir mimari eser, dışı ayrı. Binlerce insan geçiyor belki içinden; ama farkında değiller koşturmaktan. Biz de tesadüfen keşfettik ve keşke daha çok zamanımız olsaydı dedik.

Alt katında yemek büfeleri ve restoranlar var; ama sıra ve kalabalık sebebiyle burada yemekten vazgeçtik.




Beşinci Durak: Top of the Rock

Top of the Rock terasında delirmece
Rockefeller Center’da ‘Top of the Rock’ biletlerini Lego mağazasına girmeden önce sabah erkenden satın almıştık. Saat geldiğinde, hava oldukça kapalıydı ve görevli ‘Yukarısı sisli, biletlerinizi başka güne değiştirebilirsiniz.’ dedi. Vazgeçelim dedik; ama bir daha kim NY’a gelecekti? Eşim ‘Çıkalım, açacak bu hava’ dedi.

Hiç sıra beklemeden, laylaylom, bize özel güvenlik görevlileri ile bomboş asansörlerle VIP gibi çıktık tepeye. Çünkü çoğu insan sisten ötürü bilet değiştirdi. Önceki gelişimizde bir gece ‘Empire State Building’e çıkmıştık ve biletimiz saatli olsa da uzun sıralar beklemiş, kalabalıkla ilerlemiştik. Bu kez farklı bir deneyim oldu, her açıdan. Hem gece değil, gündüz gözüyle görecektik. Çünkü yukarıda bir avuç insandık; ama sisten ötürü bir adım ötesi görünmüyordu.

Yey! Sis açıldı...
Nasıl olsa uçağa dek vaktimiz var, dedik. Çocuklar bir köşede yeni legolarıyla oynadılar, biz internet bulup sosyal medya ve dünyanın öbür ucundaki tanıdıklarla haberleştik. Bir saat sonra sıkılıp üst kata çıkıp terasta deli deli oyunlar oynadık, ne de olsa sadece biz vardık. Tam ‘Haydi gidelim artık’ diye ümidi kestiğimiz anda hava açılmaya başladı. Kulelerin tepeleri göründü, Hudson River, Central Park boydan boya, yarı sisli yarı açık derken insanlar gelmeye başladı ve biz kulede 4 dönüp manzarayı içimize çektik.

Yemek: Shake Shack

Geldiğimizden beri gidelim dediğimiz gurme hamburgerci. Nihayet havaalanına gitmeden önce uğradık ve doyamadan yedik. Midemiz mi büyüdü, boyutları Amerikan standardına göre küçük müydü bilmiyorum; ama bir tane yetmedi bazılarımıza...

Altıncı Durak: Newark Liberty Airport

Bu kez farklı bir havaalanına gittik Toronto uçağı için. Uçağa binmeden Amerika’dan çıkış, Kanada’ya giriş yaptık; '2 çocukla 3 gece için Amerika’ya gelinir mi?’ diye sormaz mı görevli? Halbuki 3 gece sonra tekrar Amerika’ya giriş yapacaktık; bu kez Las Vegas’tan...



Empire State Building, Brooklyn Bridge, Moma NYC’de görülmesi, gidilmesi gereken diğer yerler. Biraz hava açsa, vakit de olsa Brooklyn Bridge üzerinden yürümek isterdim gene. Ayrıntıları bu linkte, önceki gezimizde bulabilirsiniz.

Kanada, Toronto için buraya...
Las Vegas ve Valley of Fire için buraya...
Grand Canyon için buraya...
San Diego ve Los Angeles için buraya...
Joshua Tree için şuraya...
National parklar için buraya...


NOT: Tüm fotoğraflar bana aittir. Lütfen izinsiz kullanmayın.

Devamını Oku »

DUYURU : Zürih Buluşması

9 Haziran Pazar günü, Üetliberg'de çoluk çocuk buluşuyoruz. Bize katılırsan çok seviniriz...



  • Sabah erken kalkıyoruz, malum İsviçre'de yaşıyoruz...
  • Güzel, doyurucu bir kahvaltı yapıp hava durumuna göre giyiniyoruz. Bakınız 'Notlar'...
  • Çocukların ve babaların yaşına, huyuna, suyuna göre yol için atıştırmalık yiyecekler hazırlayıp sırt çantasına, bebek arabasına koyuyoruz. Suyu unutmayın! 
  • Zürih HB'ye gidiyoruz. Toplu taşıma önerilir... 'Albis-Tageskarte' biletini alırsanız HB dahil tüm bölgeyi kapsıyor.
  • Zürih HB'den 10:35'te kalkan S10 trenine biniyoruz (Platform 22 olabilir; ama kontrol edin)
  • Daha erkenciyseniz ya da geç kalırsanız, ya da başka yollardan gelirseniz Üetliberg tren istasyonu son durağındaki çocuk parkında 11:00'da buluşuyoruz.
  • Eminim çocuklar parktan ayrılmak istemeyecekler; ama 11:15'te hem muhabbet, hem tanışma, hem yürüme olayına başlıyoruz (diye umuyorum)...
  • Planetenweg, gezegenler temalı bir yürüyüş rotası. Güneş ile başlıyor ve Felsenegg'de Pluto ile son buluyor. Yol yaklaşık 5 kilometre, bebek arabasına da uygun genellikle. Yol boyunca manzara ve yorulanlara bank var. (Alaz 4 yaşındayken hemen hemen tüm yolu yürüyebildi ki çok sevmezdi yürümeyi. 2015'teki o yürüyüşün linki: http://bit.ly/gezginannezurih)
  • Çocuklar koşup, düşüp, atıştırıp, yorulup, oynayıp belki de kanguruda uyurken biz de ordan burdan, çocuktan, İsviçre'den, tatilden, Almanca'dan, 'Ne olacak bu Türkiye'nin hali'nden konuşuruz ve 5 kilometre farkına varmadan biter... 
  • Yolun sonunda güzel bir çocuk oyun parkı, harika manzaralı bir restoran/kafe ve ateş yakıp piknik yapmak isteyenler için bir alan var. Hatta 5 kilometre beni kesmedi deyip yürüyüşü uzatmak isteyenler için farklı yürüyüş rotaları da mevcut.
  • Yürüyüş yapmak istemeyenler için bizimle son buluşma yeri, 13:30'da ulaşmayı umduğum Felsenegg gondola istasyonundan 2 dakika yürüme mesafesindeki Felsenegg Panorama restoranı ve çocuk oyun parkı. Adliswil'de 'Luftseilbahnstation' tabelalarını takip edin ve teleferiğe varınca aracınızı park edip teleferiğe binin. Yukarıya ulaşınca, restorana/çocuk parkına doğru 3-5 dakika yürüyün ve bizi bulun.
Sonra dilediğiniz kadar serbest zaman... Söz!

Peki nasıl geri döneceğiz?

Felsenegg gondola istasyonundan Adliswil'e her 15 dakikada bir teleferik var. Adliswil'den Zürih HB'ye 16 dakikada giden trenler var. Eğer Albis-Tageskarte alırsanız bu yolculuğu da kapsıyor. Adliswil'den Thalwil tarafına giden otobüsler de var.

Sorunuz olursa lütfen yorum bırakın, Instagram'dan ulaşın ya da e-posta gönderin. Fakat önce, fikir vermesi açısından bizim aynı yerde yaptığımız geziyi de okuyun derim.

9 Haziran'da görüşmek üzere...
Deniz


1. Buluşma Noktası - HB 10:35

S10 Kırmızı Tren - Üetliberg son durak

2. Buluşma Noktası - Üetliberg 11:00

Uetliberg çocuk oyun parkı


3. Buluşma Noktası - Felsenegg 14:00

Felsenegg çocuk oyun parkı

Eve Dönüş...

Felsenegg teleferik, aşağısı Adliswil

Notlar:

- Hava durumuna göre yanınızda bulundurun; şapka, güneş gözlüğü, güneş kremi, keneler için sprey, yağmurluk, spor ayakkabı, çocuklar için yedek kıyafet.
- Yeterli miktarda su; yürüyüş güzergahında çeşme olup olmadığını hatırlamıyorum.
- Atıştırmalık yiyecekler.
- Felsenegg'de ateş yakıp piknik yapmak isterseniz gerekli malzemeler.
- Yara bandı, vs.
- İşi-gücü evde bırakmayı unutmayın :)




Devamını Oku »

Gezgin Anne'den Seyahat Önerileri Kitap


Gezgin Anne'den Seyahat Önerileri

Hamilelikte, Bebekler ve Çocuklarla Yolculuk ve Tatil Rehberi

Deniz Özgül, Nisan 2019, 275 sayfa

Bu kitap, hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren faydalanacağınız, bebekle ve küçük çocukla seyahat, tatil ve yolculuk önerileri içerir.

- Hava yolu ile yolculuk

- Araba ile yolculuk

- Trenle ve deniz yoluyla yolculuk

- Hamilelikte seyahat ederken dikkat edilecekler

- Bebek ile ilk kez yurtdışına çıkmak ve pasaport işlemleri

- Uyku, yemek, tuvalet eğitimi ve araç tutması hakkında öneriler

- Deniz ve göl kıyısında tatil

- Kamp tatili

- Şehir gezileri

- Yolculuk öncesinde ve seyahat boyunca sağlıklı kalma önerileri

- Seyahatte güvenlik

- Mevsime ve tatil yerine göre seyahat bavulu hazırlama

- Bebekle ve çocukla seyahat ederken gereken ürünler

- Aktivite çantası

- Araç kiralama

- Akraba ve arkadaş evlerinde kalırken dikkate alınacaklar...

Daha birçok sorunun yanıtını ve İngilizce/Almanca/Türkçe döküman örneklerini tek kaynakta bulacağınız kitap satış noktaları listesi bu linkte.




İsviçre ve Avrupa'dan satın almak için buradan benimle iletişime geçebilirsiniz. Avrupa dışındaki ülkeler için e-book çalışması devam ediyor, lütfen takipte kalın. Teşekkürler. 

'Kitabı alsam mı almasam mı karar veremedim' diyenlerdenseniz basın bültenine bakın ; tatmin olmadıysanız aşağıya mail adresinizi girip haftalık e-posta listeme kayıt olun, size bir bölümü göndereyim.

Sevgiler,
Deniz


Gezgin Anne Kitap için Kayıt Ol

* indicates required



Devamını Oku »

Trafik Sigortası Neden Önemli?


Aracınızın rutin kontrollerini düzenli olarak yaptırıyor, çeşitli aksesuarlar ile çok daha konforlu bir form kazanmasını sağlıyorsunuz. Ancak bunlardan çok daha önemli olan bir konu var; trafik sigortası! Aracınızı olası risklere karşı teminat altına almak için mutlaka siz de trafik sigortası yaptırmalısınız. Trafik sigortası dendiğinde karşınıza iki farklı sigorta türü çıkacak. Bunlardan ilki zorunlu trafik sigortası diğeri de kasko sigortasıdır.

Zorunu Trafik Sigortası
Yasalar kapsamında yaptırılması zorunlu olan bu sigorta herhangi bir kaza durumunda karşı tarafa verilen zararı karşılıyor olmasıyla araç sahiplerine de maddi bir güvence veriyor. Aynı zamanda zaman kayıplarının ve para kayıplarının da önüne geçebiliyor olması ile dikkat çeken zorunlu trafik sigortasının trafiğe çıkan her araç için yaptırılması gerekir. Zorunlu trafik sigortası yaptırılmamış olan araçlar trafikten men edilir. Sonrasında yeniden trafiğe çıkabilmesi için bir dizi prosedürü yerine getirmek gerekiyor. Bu da oldukça zorlu ve zaman isteyen bir süreçtir. Dolayısıyla zorunlu trafik sigortasını yaptırmak tüm bu zorlu süreci yaşamamak adına önemli!

Kasko Sigortası
Kasko sigortası ise çeşitli riskler gerçekleştiğinde aracı teminat altına alan bir sigorta türüdür. Az önce de söz ettiğimiz gibi zorunlu trafik sigortası karşı tarafa verilebilecek zararları kapsar. Ancak kasko sigortası aracınıza gelecek zararları kapsadığından bütçeniz açısından en az zorunlu trafik sigortası kadar önem taşıyor. Aynı zamanda aracın yanması, çalınması gibi riskleri de kapsıyor olması kasko sigortasını çok daha önemli kılıyor. Bu sigorta ile gönül rahatlığı ile aracınızı her yere park edebilirsiniz. Çalınması veya zarar görmesi endişesinden de kurtulmuş olursunuz.

Hem zorunlu trafik sigortası hem de kasko sigortasının neleri kapsadığı ya da hangi teminatların kasko sigortasına dahil edilebileceği hakkında daha detaylı bilgi almak için Generali Sigorta internet sitesine tıklayabilirsiniz. Bu sitede aklınıza gelebilecek her türlü sorunun detaylı yanıtları bulunuyor. Aynı zamanda güncel 2019 teminat limitleri rakamlarına da göz atabilirsiniz. Trafik sigortasının genel şartlar bölümüne göz atarak teminatlar hakkında çok daha detaylı bilgi almanız mümkün oluyor. Aracınıza hak ettiği önemi ve değeri vermek için siz de sigorta işlemini yapın.

NOT: Bu yazı Generali Sigorta tarafından hazırlanmıştır. 
Devamını Oku »

Amerika'dan (ve Kanada'dan) Döndük...


Nerden başlasam, nasıl anlatsam hiç bilmiyorum...

Klişe ama rüya gibi bir seyahat oldu desem yeridir. Amerika denilince akla gelenleri biliyorsunuz; ben de daha önce 4 kez gittiğimde o akla gelindik yerlerdeydim. Ta ki bu defa akla gelinmedik yerlere gidene dek. Ve bu yerler beni şaşırttı, aklımı başımdan aldı. Bilmediğim, duymadığım bambaşka bir Amerika varmış dedirtti... O kısmını çok sevdim, hatta garip ama gerçek Grand Canyon'dan ayrılırken göz yaşlarımı tutamadım...

Yavaş yavaş anlatacağım hepsini...

3 gün New York'ta neler yaptığımızı,
3 gün Kanada'da neler gördüğümüzü,

Kanada, Niagara Şelaleleri 
Sonrasında,

Çocukla Las Vegas'a gidilir miymiş, neler yapılırmış kısmını,

Las Vegas, Nevada
 Ve 'AmerikanRoad3p' olarak İnstagram'da yer eden hikayelerimizi:

Kanyon kanyon, eyalet eyalet Amerika'nın National ve State parklarını 10 günde nasıl gezdiğimizi, toplamda 1500 mil giderek arabayla şehirden şehire geçişlerimizi, saat farklarını, yediklerimizi, gördüklerimizi, yaptıklarımızı, maliyetlerini...

Lone Rock Lake Powell

Fire of Valley,
St. George Dinosaur Discovery Site,
Dixie National Forest,
Bryce Canyon,
Grand Staircase-Escalante National Monument,
Escalante Petrified Forest,
Kanab,
Lone Rock Lake Powell,
Lower Antelope Canyon,
Horseshoe Bend,
Grand Canyon National Park,
Joshua Tree National Park gezilerimiz sırasında ve
San Diego'da La Jolla'da okyanus kıyısında kaldığımız yerleri de yazacağım.

Kaldığımız yerlerden biri

Kaliforniya'da okyanus kıyısında - O.C.- geze geze, suya bata çıka (2 saatlik yolu 7 saatte nasıl aldık?) Encinitas, Carlsbad, Oceanside, Laguna Beach, Long Beach ardından Venice Beach'e ulaşıp son günü geçirdiğimiz Los Angeles ve Santa Monica'yı da anlatacağım...

Amerika'da ve Kanada'da restorana oturur oturmaz ücretsiz buzlu su getirdiklerini, su bittikçe bardağı doldurduklarını da unutmadım... En çok hoşuma giden o oldu çünkü; Amerika'da suya para vermiyorsunuz restoranlarda, kafelerde... Herkese hemen su ikram ediliyor. Otellerde de her katta ya da odada sürahiler, su makineleri var... Türkiye'de evde bile içme suyuna ayrı para verdiğimizi duymasınlar!

San Diego - La Jolla Cove
Şimdi jetlag ve Zürih'te kar görünce tıkanan burnum ve boğazım ile cebelleşiyorum. En kısa zamanda hikayeleri anlatacağım. Sorularınız olursa yorum olarak bırakın, onları da yanıtlayayım...

Seyahat ayrıntılarımızı İnstagramda, #gezginanneamerika etiketi altında bulabilirsiniz...

Lower Antilope Canyon, Page, Arizona
Nisan sonu için hava tahmini

Devamını Oku »

Nerelere Gittik?

  • Almanya
  • Amerika
  • Avustralya
  • Avusturya
  • Belçika
  • Çekya
  • Dubai
  • Fas
  • Fransa
  • Galler
  • Hollanda
  • Ingiltere
  • Ispanya
  • Isviçre
  • Italya
  • Japonya
  • Kuba
  • Maldivler
  • Malta
  • Portekiz
  • Türkiye
  • Yunanistan
  • Neler Yazdım?

    #12Ayda12Gezi 2 Çocukla Seyahat 2017 Seyahatleri 2018 Seyahatleri 2019 Seyahatleri Afrika Afyon Agadir Aile Aklıma Takılan Alaz ile Geziler Alışveriş Almanya Alternatif Anne Amerika Amsterdam Ankara Anket Antalya Araba Avrupa Avustralya Avusturya Balıkesir Bana Özel Bangkok Basel Basın Bebek Belçika Beliz ile Geziler Bern Bir Deneyim Bodrum Chiang Mai Cuma Yol Şarkıları Çek Cumhuriyeti Çeşme Çocuk Dağ Datça Davos Dubai Dublin Duyuru Dünya Eskişehir Fas Festival Floransa Fransa Frau İsviçre Notları Freiburg Galler Gezeceklere Öneriler Gezgin Aileler Gezgin Anne Tarifleri Gezgin Anne'ye Sor Gezginanne Haber GezginAnneKitap Geziko Güney Afrika Güney Amerika Haftasonu Hamile Harita Havaalanı Hediye Hollanda Interlaken İngiltere İrlanda İskoçya İspanya İstanbul İsviçre İtalya İzmir Japonya Kamp Kanada Karayolu Kayak Kıbrıs Kış Tatili Kitap Konuk yazar Krabi Küba Kütahya Kyoto Lapland Las Vegas Letonya Liste Lizbon Londra Maldivler Mallorca Malta Marakeş Marmaris Mauritius Moskova Münih Müzeler NewYork Noel Norveç Okul Ortak Yayın Osaka Otel Onerileri Oteller Otobüs Outdoor Ören Paris Parklar Parti Pasaport Phi Phi Plajlar Portekiz Prag Reklam Roma Röportaj Rusya Safari Sağlık Setur Seyahat Onerileri Sırtçantalılar Sinema Sizin Gezileriniz Sosyal Medya Sosyal Sorumluluk Spor SSS Tatil Tayland Tiyatro Tokyo Toronto Tren Türkiye Uçak Unutulmayan Oteller Uzay Venedik Yabancı Dil Yazarkafe Yeme-Icme Yemek Yolculuk Yolculukta Gerekli Yorum Yunanistan Zürih