Başlık

İsviçre denilince akla peynir, çikolata, kayak ve Federer gelmesi çok normal. İsviçre’ye taşınmak ise hemen herkesin hayali… İngiltere’de yaşarken gezi amaçlı geldiğim Zürih, Cenevre, Lozan ve Davos; İsviçre’de yaşamanın güzel olacağını düşündürtmüştü. İş başa gelince sancılı bir dönem geçirsek de (yabancı dil, iş imkanları, çocuk-okul ve hamilelik) sonuçta taşınmaya karar vermiştik. 5 senedir de burdayız…

derseniz ki İsviçre’ye taşınmadan önce neleri bilsek daha iyi olurdu?

  1. İsviçre, Zürih’te yaşayacağım süreyi bilseydim…

Hangi ülkeye taşınırsanız taşının, iş – eğitim ya da göç dolayısıyla, kafanızda bir süre belirleyin. Tamamen o ülkede yaşamak için mi gidiyorsunuz? Birkaç senelik mi? Biz taşınırken kendimize 2 sene biçtik; o iki senede hayatımızda büyük değişiklikler oldu aile ve iş hayatı açısından. Dönebilme ihtimali, buraya adapte olsam mı olmasam mı dilemmasını getirdi. Aynı zamanda çocuklarınız varsa, devlet okulu mu özel okul mu gibi kararsızlar da taşıyor yaşam süresi. O yüzden planlı gelin, gelemeseniz bile ilk sene karar verip uygulamaya geçin. Kendinize hemen bir çevre kurmaya çalışın.

2. Keşke Almanca bilseydim…

Almanca’yı ‘sonradan’ öğrenmek gerçekten zor. Almanca öğrensem mi öğrenmesem mi kararsızlığı da gittiğiniz ülkede kalma süresine bağlı. Eğer aklınızda dönmek fikri yoksa, taşınır taşınmaz lokal dili öğrenin. Ben gerek biri yeni bebek, 2 çocuklu hayat gerekse döner miyiz gibi sorulardan ötürü ilk sene Almanca öğrenmeye başlayamadım. İngilizce bilmek de ne yazık ki köstek oldu; çünkü hemen her işimi İngilizce ile halledebildim. Hem avantaj hem dezavantaj.

İki sene boyunca haftada bir gittiğim Almanca kurslarının hiç bir faydasını görmedim. Son bir senedir haftada 2 ve sonra 3’e çıkardım ve B1 seviyesine vardım. Eğer ki şartlarınız uygunsa (maddi, çocuk bakımı vs) gelir gelmez yoğun bir kursa katılın. Ardından konuşma kurslarıyla destek sağlayın ve her fırsatta gönüllü olarak çalışın. Hayata karışmanın tek yolu ‘entegrasyon’, toplumla kaynaşın. Gönüllü işler hakkında bilgi almak isterseniz buraya bakın. Eğer eş dolayısıyla taşınıyorsanız, ülkeye varınca çabucak işe girmek istiyorsanız gelmeden önce lokal dili -İsviçre için kantona göre Almanca, Fransızca veya İtalyanca- öğrenmeye başlayın.

3. Keşke İsviçre’deki farklı semtler hakkında bilgim olsaydı…

Bu benim değil; ama tanıdıklarımın başına gelen bir olay. İsviçre içinde taşınmak gerçekten çok zor. Bir yerde oturayım, sonre ev değiştiririm mantığı işlemiyor. Çünkü taşınmak oldukça masraflı. Evden çıkarken profesyonel bir temizlik şirketiyle çalışmanız gerekiyor. Üstelik oturma izni ve vatandaşlık için aynı ‘gemeinde’ – belediye- sınırları içinde 5 ya da 10 sene yaşamanız şart. Bırakın farklı kantonları, Zürih içinde farklı posta kodlu alanlara taşınmak bile her şeye sıfırdan başlamanıza neden.

Çocuksuz gelip, çocuk olunca iyi okulların olduğu yere taşınırım mantığı pek işlemiyor. Aynı şekilde 2 +1 şimdilik bize yeter, sonra büyük eve taşınırız mantığı da… Bu yüzden araştırmanızı iyi yapın ve 10 sene boyunca severek oturacağınız bir semt seçin. Gerektiğinde aynı semtte daha büyük bir eve taşının.

4. İsviçre’de Pazar günleri her yer kapalıymış….

Özellikle Türkiye’den taşınanlar için en büyük şok; Pazar günleri her marketin (havaalanı ve tren istasyonu hariç) ve her giyim/kuşam mağazasının kapalı olması. İlk başta ‘Saçma!’ gelse de, zamanla, herkesin neden yaptığı işi sevdiğini gösteriyor. Cumartesi günleri alışveriş tamamlanıyor ve Pazar günü dinlenme, gezme ve eğlenme için kullanılıyor. Pazar günü Zürih merkezi genelde bomboş olur, sadece turistler vardır ortalıkta.

Taşınırken Cumartesi akşamı Zürih’e varmıştık ve aracı firmanın neden bizden marketten alışverişi listesi istediğini o zaman anlamıştık. Hafta içi de birçok mağaza 7’de bazı marketler 8’de kapanmış oluyor. Bu yüzden planlı programlı olmak gerekiyor; ya da benim gibi kendi ekmeğini kendin yapmayı öğreniyorsun 🙂

5. Keneler (Tick – Zecken) ve doğal hayat bilgisi…

İsviçre’de kenelerin yaygın olduğunu, hatta 6 yaşından sonra 3lü aşının mecbur olduğunu sonradan öğrendim. Çocuk – yetişkin orman/doğa içinde gerek okulla, gerek hafta sonu vakit geçiriyoruz. Ne kadar okuyup bilsem de, kene aşısına rağmen Beliz’in poposunda gördüğüm simsiyah noktanın yakından bakınca bacakları olan bir kene olduğunu fark ettiğimde panikledim. Aşı, kenenin vücuda girmesini engellemiyor malesef; fakat eczanelerde kene için satılan cımbızlar var. Kenenin vücuttan nasıl uygun şekilde çıkarılması gerektiğini doktora da sorabilirsiniz.

Genelde kimse koşa koşa doktora/hastaneye gitmiyor bu sebeple, o yüzden gözlem yapmak gerekiyor. Her orman/park/bahçe gezisi sonrası çocuğu baştan ayağa kontrol etmek kenenin vücuda girip yerleşmesini engeller. Vücuttaki keneyi içeride parça kalmayacak şekilde çıkarın ve birkaç gün gözlemleyin. Etrafında pembe halkalar oluşursa hemen doktora gidin.

6. Öğle yemeği hazırlamak işmiş…

Eğer çalıştığınız yer öğle yemeği vermiyorsa – ki İngiltere’de de böyleydi- kendi öğle yemeğinizi kendinizin halletmesi gerekiyor. Ya dışarda yiyorsunuz – restoranlar pahalı-  ya evden getiriyorsunuz ki o zaman da mutfakta geçirdiğiniz süre epey artıyor. Tabii İsviçreliler’in akşam yemeği sadece çorba ya da sadece peynir-ekmek olduğu için öğle yemeği ‘kral gibi’ yeniyor. İşin garibi çocuklar da devlet okulunda okuyorsa, öğle yemeğine eve geliyorlar; yaklaşık 2 saat öğle arası var. Hatta bizim semtteki bankacılar, eczacı, postane çalışanları evlerine gidip yemek yiyorlar. Bizim apartmanda öğle arası eve gelen belediye çalışanları var 🙂

Okul seçerken ‘Hort’ sisteminin olmasına önem verin. Kazancınıza bağlı bir ücretle çocuklar öğle yemeği yiyebiliyorlar.

7. Zürih’te yayalara, tramvaya, bisiklete öncelik…

Tükiye’de arabası olanın kral olduğu topluma garip gelse de Zürih’in de içinde bulunduğu Avrupa’nın köklü şehirlerinde yayalar, bisikletliler hatta ‘First Class’ tren vagonlarıyla toplu taşıma kullananlar kral. Yoldaki zebra geçitlerde yayalar öncelikli. Araç yollarının hemen hemen tümünde bisiklet yolu ayrılmış durumda. Şehir içine arabayla gitmeyi sevmiyorum; çünkü her an her bir yandan tramvaylar da dahil bir şey çıkabiliyor.

Hız cezaları ise direk eve geliyor. 30 hız sınırı yazan yerlere dikkat! Hemen bir flaş patlayabilir gözünüze.

8. Postane, mektup eksik değil…

Die Post! Gerek okul, gerek belediye, gerek marketler e-maile nazaran hala posta sistemiyle iletişimi sağlıyor. Bu yüzden eve gelen mektuplar da o kantonun dilinde, yani Zürih’te Almanca. Bu yüzden ‘Google Translate’ taşındığımızdan bu yana en büyük yardımcımız. İşin ilginci birçok dökümanı da, köşe başındaki okul dahil, postane aracılığıyla göndermek gerekiyor. Bu yüzden çalışma saatlerinde bizim küçücük semtin postanesinde bile hep sıra var!

Postalar da A Post ve B Post diye ikiye ayrılıyor. Aceleniz varsa A 🙂 Özellikle Noel öncesinde postane kuyrukları son derece uzun olur bilginize.

9. İsviçre’de eski eşyaları atmak çok zormuş…

Taşınırken, ‘Ay bunu götüreyim, orada yenisiyle değiştiririm!’ demeyin. Ben yaptım, bir masa getirdim Londra’dan ve 2 sene boyunca o masadan kurtulamadım.

İsviçre’de ve birçok ülkede fazla eşyayı kapı önüne koymak gibi bir adet yok. Çöpçüler toplamaz; çöp demişken evdeki çöpleri bile marketten özel olarak satın aldığınız çöp poşetinde atmanız gerekiyor. O yüzden çöpler bile kıymetli bu ülkede. Kısacası kurtulmak istediğiniz eşyayı bir şekilde ikinci el olarak satamazsanız ya da bedava alacak kimse de çıkmazsa, o eşyayı ancak ücret ödeyerek elden çıkarabilirsiniz.

            10. Dakiklik çok mühim.

İsviçre saati gibi, derler ya. Evet, 5 sene önce taşındığımda ‘Kol saatini tren saatine göre ayarlayabilirsin’ demişlerdi. Her şey o kadar dakik. Geç kalmaya alıştıysanız, bu huyunuzdan acilen kurtulmanız şart. Çünkü bazı doktor/dişçi vs randevuları saate bağlı ücret ödemenizi gerektiriyor. Gecikirseniz, faturaya yansıyor.

Geçenlerde Alaz’ın dişçi randevusu 17:00’daydı ve biz o saatte ancak dişçinin bulunduğu sokağa varmıştık. 17:01’de telefonum çaldı geciktiniz diye. ‘Varmak üzereyiz’ dedim ve 17:03’te Alaz dişçi koltuğuna oturdu. Okullarda da durum farklı değil. Normalde evden çıkaramadığımız çocuklar, söz konusu okul oldu mu geç kalmamak için koşa koşa okula gidiyorlar. Nasıl eğitiyorlarsa artık?!

11. Çamaşır günü varmış…

Zürih merkezindeki hemen hemen her apartmanda ortak bir çamaşır odası bulunuyor ve her apartman sakinine özgü bir çamaşır günü belirleniyor. Bu demek ki, o gün haricinde çamaşır yıkayamazsın. Biz ev bakarken bu tip evleri de gezdik; ama ‘Ev içinde makine yoksa, olmaz’ deyip ev ne kadar göl manzaralı, ne kadar güzel olursa olsun hepsini eledim. Çocuklu hayatta her gün çamaşır yıkadığım oluyor; neyse ki yeni binalarda evin içinde makine oluyor. O yüzden dikkat!

Bir de akşam 10 olayı var! İsviçre için saat 10’dan sonra sifon çekmek, duş almak yasak demişlerdi. Şehir efsanesi mi, yoksa biz mi komşular açısından şanslıyız bilemiyorum…

İsviçre hakkında ve İsviçre’ye taşınmakla ilgili daha çok bilgi almak istiyorsanız lütfen buradan buyrun.

Yazar

Yorum Yaz

Pin It
Bu sitedeki tüm içerikler Digital Millennium Copyright Act ve 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu'na istinaden koruma altındadır. Buradaki hiçbir içerik (Yazı, Fotoğraf, Video vb.) site KULLANIM ŞARTLARI'nda da belirtildiği üzere izinsiz olarak kopyalanamaz, alıntı yapılamaz, başka yerde yayınlanamaz

© 2019 Tasarım Blogger Tasarım.