Gezgin Anne'ye Sor: Yurt Dışında Yaşamak İstiyoruz... Ama?

Yurt dışına taşınmak ve yurt dışında iş bulmak, çalışmak, çocuk büyütmek ile ilgili çok çok sorular alıyorum. Herşey her zaman göründüğü gibi, toz pembe-gri olmayabilir.



Yurt Dışında Yaşamak Bal Kaymak mı?

İngiltere ve İsviçre ayaklarını bildiğim Avrupa'da yaşamanın zorlukları var. En önemlisi özlem. Ailene, diline, kültürüne, arkadaşlarına, şehirlere, yemeklere, mesleğine, okuluna vs... Bunun tarifi yok. Çevrenize bağımlı ve bağlıysanız, hani 3-5 günlüğüne tatil veya iş için yurt dışına çıkıp da eve dönünce taşı-toprağı, ekmeği ve yemekleri öper durumdaysanız kesinlikle size göre değil bu taşınma işi.

Ben Türkiye'de evlendim; ama eşimle ilk evimizi Londra'da kurduk. Çocuklarımız da yurt dışında doğdu. Bu sebeple sizin (bir kısmınız diyelim) alışık olduğunuz bazı şeylere hiç alışmadım; bakıcı, her gün eve gelen yardımcı, araba veya servisle ile işe gidip dönmek, sık sık dışarıda yemek, anne/kayınvalide gibi büyüklerin düzenli olarak eve yardıma gelmesi gibi.

Yurt dışına çıkmayı göze alıyorsanız, bu saydıklarımdan feragat etmek durumundasınız, tabii eşiniz veya siz CEO olarak çalışmayacaksanız.

Sizin Yardımcınız Var mı?

En sık sorulan bir diğer soru da bu. Evet, en büyük yardımcım eşim, sevgili kocam.

Çocuklara ben bakıyorum. Alaz 20 aylıkken haftada yarım gün kreşe başladı, en fazla geçen sene kardeşi doğduğunda, haftada 3 gün gidiyordu.

Kim olmak istersin? Resim: Londra V&A Museum of Childhood gezimizden

Kiralar oldukça yüksek. Maaşınızın üçte/dörtte birinin kiraya gitmesi normal. İki haftada bir gün gelen temizlikçi var. Burada bu işler oldukça tuzlu açıkçası. Londra'da da öyleydi. Saati 40 Frank üzerinde; 3 saat temizliğe 120 İsviçre Frangı, yani 400 TL veriyoruz nerdeyse. Gece dışarı çıkarken bakıcı ayarlayabiliyoruz, saati 15 Frank. Yani bir yemeğe gitsen eşinle başbaşa, hamburger bile lüks kaçıyor!

Ya da şöyle diyelim, biz seyahatler için bazı şeylerden kısıp bütçe ayırıyoruz. Hayattaki önceliğinize bağlı.

Geçen sene bu zamanlar bir arkadaş taşındı İstanbul'dan Zürih'e. Gezginanne Instagram hesabım sayesinde bulduk birbirimizi. İsmi Lale olsun :) 

Lale, İstanbul'da 12 senedir çalıştığı işini, 7/24 ev yardımcısını ve temizlikçiyi, ayda birkaç kez gittiği kuaförü, çocuğunu annesine/kardeşine bırakıp kocasıyla gece dışarıya çıkma lüksünü, belki bilmediğim daha birçok şeyi geride bırakıp buraya yerleşti. Şimdilik orada sahip oldukları bu saydıklarım, yok hayatlarında. Çalışmadığı sürece bunlara ihtiyaç duymadığını söylüyor Lale. Fakat en çok özlediği, ki Türkiye'ye gidince benim de elimden geldiğince yapmaya çalıştığım; çocukları bırakıp kendi başıma bir saat geçirme lüksü. Alışveriş, kuaför, yürüyüş için...

Türkiye'deki üniversite arkadaşlarımla bağımız sıkı, bilirsiniz tatiller yapıyoruz her yaz çoluk çocuk. Hepsi full-time çalışan anneler. Çocuklara evde bakacak veya onları 5 gün sabahtan akşama gittiği kreşten alacak bakıcıları var. Düzenli temizlikçileri, yemek de yapan yardımcıları var. Çünkü ya çalışma saatleri uzun ya da trafikte geçen zamanları. Sabah 6'da yataktan kalkmak, gece 12'den sonra uyumak dert değil onlar için.

Hayat öyle de zor, böyle de. Yurt dışında çalışmak veya anne olmak kolay değil. Yurt içinde de anne olmak kolay değil. Alışılan yardımcılardan vazgeçmek de kolay değil. Buraya taşınıp yapamayıp geri dönen de çok. Bir daha Türkiye koşullarına dönemem, diyen de.

Hepimize kolay gelsin...

Resim: https://www.flickr.com/photos/superjunk/

2 yorum :

  1. Son paragrafta kadar haklısın, aslında genel anlamda ben de memnunum yurtdışında yaşamaktan ve çocuk büyütmekten - özellikle yurttan gelen haberleri okudukça - ama özellikle son paragrafta bahsettiğin lüksler yani eşin dışında yardımcı sahibi olmak, gözün arkada kalmadan gece geç saatlere dek dışarı çıkmak, aile ve eski dostların varlığı, ve de eşin de yabancıysa bazen sadece bir dostla oturup kendi dilinde çene çalabilmek.. Ah bunları ok ama çok özlüyorum..

    YanıtlaSil