Tatil Ardından Tatil



Bu sene herkesten en çok bunu duydum; çocuklarla tatil ardından dinlenmek için tatile ihtiyaç duyuyormuş ebeveynler. Baksanıza okullar açıldı diye bayram yapıyor tüm anneler :)

Kaçııın! Geliyorlar...
Bizde de durum çok farklı olmadı geçtiğimiz yaz. İki çocuk, iki ebeveynin tüm enerjisini emiyor gün doğumundan gece yatana dek. Öyle ki, öğle uykusuna yatırdığım anlarda onlardan önce ben uyuyakaldım hep. Sabah erken kalkıyorlar; her yerde koyu renk perde ya da evdeki gibi panjur olmuyor çünkü. Akşam ise yemekler geç yeniliyor, akşam yürüyüşü yapılıyor, kuzenler biraraya gelince yatma eylemi sakinlik değil yatak üzerinde azma şeklinde gelişiyor. Ee zaten bilirsiniz geç yatan bebe, erken kalkar. Bu sayede mızmızlık gün içinde had safhada yaşanıyor ve bu da beni en çok yoran şey oldu bu yaz…



 Öte yandan, eğer ki denize yürüme mesafesinde kalmıyorsak mutlaka bir hamallık pozisyonu giriyor işin içine. Kovalar, kürekler - elbette hepsinden 2’şer adet - kolluklar, havlular - neyse ki şu ince mikro fiber havluları keşfettik - şapkalar, güneş kremleri, atıştırmalıklar, suluklar, simitler, deniz yatakları derken herkesin eline taşıması için bir şeyler de versek, yine de görünen köy bir torba dolusu oyuncak taşıdığımızdır.

Kandırılmış anneanne!
Bir de psikolojik yorgunluk var; mısırcı geçer mısır isterler, midyeci geçer midye isterler, günde 5 vakit dondurma isterler, bazen külahta diye tuttururlar bazen de çubukta olsun derler. Her oturduğumuz yerde ice-tea isterler. Bakkala gazete almaya girsem peşimden gelip ne kadar renkli ve gereksiz şeker varsa her birini tek tek isterler. Bunların her birinin neden o an yenilemeyeceğini bir bir, her gün, günde birkaç kez anlatmak oldukça yorucu. Sonunda modern ebeveynlikten çıkıp ‘ben öyle diyorsam öyledir, ısrar etme’ dedirtirler. Tabii yorgunsalar, açsalar bu isteklere verilen ‘hayır’ yanıtı ardından son ses bağırırken Japon çizgi filmindeki kızlar gibi havaya gözyaşı da fışkırtırlar. Yanımızda büyük annelerden biri ya da teyze ya da dede varsa; olay genelde istekleri yerine getirilerek kapatılır.

İstediğini koparan bakışı
Benim elbisem!


Hem park, hem dondurma, hem de 2 ayrı tahteravalli
Yani sorun, yeni bir sorun haline dönüşür. Bu kez 'Sen git dinlen, ben dedemle kalırım.' ya da 'Ben teyzemin elini tutacağım' gibi kafasında hesaplar yapar kimi. Bir süre sonra elinde bir dondurma veya renkli bir cisim ile belirir. Surat genelde 'Bak, sen almıyorsun; ama ben aldırdım' ifadesine bürünmüş bir sırıtkanlık barındırır. Tabii o öyle gelince, küçük benim yanımda ise ve ona birşey alınmamışsa yine bir kıyamet kopar. Doğaldır.

Kokoş!
Tam 15 gün denize yürüme mesafesinde kaldığımız evde - dikkat bu kısımda baba da yok - bahçede bir hamak vardı. Kim misafir geldiyse, o hamağa uzanıp selfie çekti. Çocuklar günde birkaç kez kendilerini sallattırdılar. On beşinci gün sonunda eşyaları topladık, evden çıkacağız; 'Anne ya, bir biz yatamadık şu hamakta!' dedim anneme.

Son günün son 5 dakikasında herşeyi bırakıp o hamağa yatıp sallandım. Bir de selfie çektim. İnstagrama koydum, sanki tüm tatil, her gün hamakta sallanmışım gibi...

İşte sol yanda gördüğünüz selfie de birşeye benzese...

O sırada bir yerlerden sudocrem bulan çocuklarım, önce ellerini bir güzel bulamışlar. Sonra ben selfie çekerken gelip 'Anne bacağına krem sürüyoruz' diye bacağımı bulamışlar. Ben de o sırada 'Oh ne güzel gökyüzü, güneş yüzüme yüzüme vuruyor, çocuklar da bacağıma bakım yapıyor' diye düşünüyorum tabii.

Sıkılınca kremden, daha doğrusu krem bitince sıkıldıklarından ellerini oraya buraya sürmüşler. Tabii sudocrem bu kolay kolay çıkmaz. Her yere bulaşmış. 'Anne elimizi temizleyemiyoruz' deyince olayın farkına vardım. Günün geri kalan kısmında beyaz beyaz gezindik ailecek!

Yani demem o ki, arada bir şu çocukları birine bırakıp kafa mı vücut mu dinlendirsek?

Yoga yapsam rahat yok!

Haydi özgürce boya dedik, masa-sandalye boyadılar!
Köpeğe bile rahat yok!
Lokmaları götürürlerken...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder