Soğuk Algınlığından Korunmak için 10 İsviçre Yöntemi


Son haftalarda şu mikroplar, virüsler bizi de vurdu ailecek. Bir de dönüyor dolaşıyor evden çıkmadan gene en baştakine bulaşıyor sanki.

İsviçre pek soğuk; ama dışarı çıkmadan günümüz geçmiyor. İki küçük çocuk evde koltuk tepelerinde bile gezseler enerjileri bitmiyor. Dışarıya çıkıp temiz hava almak kar bile yağsa, şart. Frau Ozgul olarak ben de İsviçreliler nasıl oluyor da karda kışta hasta olmuyor diye araştırdım.

Bizi hasta eden virüslerinden korunmak için neleri yapmaya dikkat ediyorum (edeceğim) ...

  • Elleri yıka:

Su ve sabun yeterli, %99.9 bakteri öldüren dezenfektanlara gerek yok. Burun temizlendikten sonra da eller mutlaka yıkanmalı ve kurulanmalı. Dışarıdayken eldiven giyilmeli ve eller yüze sürülmemeli.

Beliz seviyor şimdilik su ve sabun olayını; ama kendi işini kendi gördüğünden bazen Alaz’ın peşinde dedektif gibi yeterince iyi sabunladı mı diye dolanıyorum. Hatta 'elini getir koklayayım' dediğim oluyor!

  • Kalabalıktan uzak dur!

Zaten milletçe her türlü güvenliğimiz için kalabalık yerlerden uzak durmaya alıştık değil mi? Yürüme mesafesindeki yerler için otobüs ve metro kullanma. Bir ortamda biri hapşırdığında veya öksürdüğünde arkanı dön.

  • Ilık ol...

Donmak kadar terlemek de tehlikeli. Soğan gibi kat kat giyinmek en doğrusu. Ortama göre katı arttır veya azalt. Dışarıya çıkarken eldiven, bere ve atkı tak. Limonlu çay ile içini ısıt. Asla ıslak saç ile dışarıya çıkma!

Benim çocuklar İsviçre şartlarında hep lahana bebek gibiler. Bakınız böyle giyiniyorlar. Kapalı ortamlar aşırı sıcak, dışarısı ise aşırı soğuk!

  • Sıvı içecekler...

Cildimiz için nem gerekir, burun için de. Bu sayede ancak virüs ve bakteriler engellenebilir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için klasik limonlu sıcak suya ilave zencefil, mürver meyvesi veya ıhlamur çiçeği çayı iç.
Bir de Swiss tarifi; havuç, portakal suyu, taze rende zencefil ve bir yemek kaşığı Almanca sanddorn denilen çıçırgan diye de bilinen yabani iğde suyu. Kaynat iç, ye...

çıçırgan, yabani iğde suyu
Sanddorn, çıçırgan, yabani iğde

  • Vitamin değeri yüksek besinler...

Taze meyveler ve sebzeler, tahıl ve süt ürünleri baş tacı edilmeli. Turunçgiller, kivi, mango, yeşil bitkiler ve lahana, çinko içeren besinler örneğin yer fıstığı, yulaf bağışıklık sistemini güçlendirir. Alkol ve sigaradan uzak dur!

  • Evi havalandır.

Bizde cereyanda kalma denir ya karşılıklı penceleri kısa süreli açık bırakmak gerekli; ama esintide kalmayın...
Ben genelde evden çıkarken camları açıyorum ve eve geldiğimde kapatıyorum.

  • Kuru havayı nemlendir...

Kaloriferler ve klimalar burun mukozasını da kurutur ve virüslerin vücuda girişini kolaylaştırır. Buhar makineleri ve saksı bitkileri ile evin içinin de nemini sağlayın.

  • Bağışıklığı arttır!

Sauna, spor yapmak, sıcak-soğuk duş, probiyotik yoğurtlar ve günde yarım saat yürüyüş vücudu virüslerden korur. Umckaloabo (Güney Afrika sardunyasından yapılan bir şurup) ve ekinezya da savunma mekanizması güçlendiricilerden.

Rahatlamak da gerek...

  • Uykusuz kalma...

Yetersiz, kalitesiz ve düzensiz uyku hastalıklara davetiye… Yatak odaları sıcak olmamalı, ortalama 18 derece öneriliyor; ama ben Londra’dan beri bu öneriye sıcak bakamadım, alışamadım 20-21 derece civarında tutuyorum bizimkini ve çocukların odasını.

  • Stresi azalt!

Fiziksel ve ruhsal stres bağışıklık sistemini düşürüyor. Sigara, alkol, yetersiz uyku ve kötü beslenme üzerine stres de eklenince hastalıklara yakalanmayı kolaylaştırıyor. Rahatlama teknikleri; yoga, meditasyon stresten bizi koruyor.

Haydi şimdi gelsin o virüsler de görelim...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder