Çocuklarıma En Güzel Hediye; Seyahatlerimiz

Maddesel hediyelerdense deneyimsel hediyeler daha güzel sanki. Eşime bir babalar gününde, Audi R8 spor araba kullanması için bir gün ayarlamıştım. Çok da hoşuna gitti, hala anlatır. 2010 senesinde de eşim bana doğum günü hediyesi, balon ile İngiltere güneyi üzerinde uçma deneyimi yaşatmıştı. Harika bir gündü...


Yapmak istediğimiz çok şey oluyor hayatta; ama 'öncelikle yapılacaklar' bu zevklere izin vermiyor genelde. O sebeple bu tarz hediyeler piyangodan ikramiye çıkmış gibi sevindiriyor insanı.

Üstelik anıları da yıllarca sürüyor...

Bir hediye alıp-verme dönemi daha geldi işte. Kutuda paketlenmiş oyuncaklar dışında, çocuklarıma sunabildiğim sağlıklı yiyecekler, temiz su, sıcacık bir ev, müzik, resim ve spor dersleri, günlük kısa park gezileri, huzurlu bir yaşam için minnettarım. Onların hikayelerini dinleyebildiğim ve korkularını, seslerini duyabildiğim için, onlara her gün sarılabildiğim için şükrediyorum.

Minnettar olmam gereken bir şey de birlikte gerçekleştirebildiğimiz seyahatler. Özellikle Alaz'ın dünya üzerindeki bir noktayı seçip oraya özgü birkaç şey öğrenmesi ve bize her tatil Türkiye'ye değil, o seçtiği yere gitmemiz için yaptığı baskı beni hayrete düşürüyor. Bir ara Afrika idi bu takıntısı, ona neden bu yaşta Afrika'ya gidemeyeceğini ve 8inci yaşına dek beklemesi gerektiğini anlatan amcası sayesinde bu fikrinden şimdilik uzaklaştı. Bugünlerde Japonya hayalleri kuruyor.

Ailecek seyahatlerimizin bize sunduğu armağanlar ise çok önemli!...

1 - Birbirimize daha çok zaman ayırmak...

Günlük hayatımızda; okul - iş - kurs - market - yemek - ev işleri için koştururken birbirimize ayırdığımız vaktimiz çok kısıtlı oluyor. Televizyonlar, bilgisayarlar, telefonlar, görevler ve hatta oyuncaklar ise bu kalan vakti en iyi şekilde değerlendirmemize mani. Seyahatlerde birbirimize daha çok ilgi gösterebiliyoruz, çocuklar en sevdikleri iki insanla beraberler daha ne?

2 - Normali sorgulamak...

Her ülkenin bir normali var. Her biri birbirinden farklı üstelik. Küba'da gördüğümüz normal tüketim ile Amerika'dakinin arasında dünya kadar fark var. Bunun farkında olmak, her şeyin aşırısından uzaklaşmak farkındalığı yaratıyor. Gittiğimiz yerlerdeki yiyecekler, giyecekler, toplu taşıma araçları kısaca imkanlar hepimize birşey öğretiyor : Yaşadığınız yere uyum sağlamayı.

Örneğin; geçen sene Burhaniye'de lego diye tutturan Alaz'ı, oranın normal bir oyuncakçısına götürdüm. Gördü ki istediği legoyu bırak, lego markası yok. Sahip olduklarının kıymetini anlamasına yardımcı oldu. İtalya'yı çocukla 10 gün gezerken bir sırt çantasıydı bavulumuz, fazlasına gerek de yok bazen.

3 - Yeni şeyler denemek...

Seyahat etmek, bazen istemesek bile yeni şeyler denemeye zorluyor bizi. Farklı yoğurtlar, peynirler, daha önce hiç görmediğimiz meyveler ve sebzeler hepimize yeni bir tecrübe oluyor. Hem evdekinin değerini anlıyorsun, hem de yeni damak zevkleri keşfedebiliyorsun. Bu kısmın çocuklar büyüdükçe meraklarına bağlı olarak daha çok anlam kazanacağına inanıyorum. Ne de olsa günümüzde her yerde makarna bulmak mümkün...

Yabancı dil için de geçerli. Her farklı ülkede, farklı şekilde 'Merhaba, teşekkürler, hoşçakal' denildiğini görüyorlar. Üstelik bu yeni kelimeleri birlikte öğreniyoruz ve biz unutsak bile çocuklar unutmuyorlar...

4 - Geleceğe dair geniş bir yelpaze...

Biz çocukken 'Büyüyünce ne olacaksın?' sorusunun yanıtı; doktor, öğretmen, polis, belki mühendis olarak yanıtlanırdı. Şimdiki çocuklar, televizyonda - kitaplarda gördükleri meslekleri, gerçek hayatta da yapan insanlarla karşılaşıyorlar. Dalgıç, pilot, aşçı, gemi kaptanı, fokları besleyen bir veteriner, kaplanı etiketleyen bir bilim insanı, fosil uzmanı (paleontolog) olmak fantastik değil onlar için.

5 - Sabretmeyi öğrenmek...

Uzun araba yolculukları sırasında, aktarma yaparken ya da geciken uçakları beklerken havaalanlarında gösterdikleri sabır beni gerçekten şaşırtıyor. Ne demiştim, 'Erken yaşta başlarsa, öyle alışıyor'. Ben kendim farkı bildiğimden sabırsızlanırken, onların beklemeyi normal algıladıklarını görüyorum. Eskiden Londra'dandı şimdi Zürih'ten - İstanbul - Edremit uçağını havaalanında 5-6 saat beklediğimiz oluyor. Amerika uçuşları en az 10 saati buluyordu. Bu yaşlarında gösterdikleri sabrı hayretle izliyorum.

Hepsi içinde bence en önemli olanı sabretmeyi öğrenmek. Yetişkinlerin, bazı gecikmeli uçuşlarda havaalanlarında olay çıkardığını görüyorum. Trafikte birkaç metre ilerlemek için başkalarına kaba davrandıklarını fark etmemek güç değil. Yolculuk istedikleri gibi gitmeyince ya da GPS yanlış yönlendirdiğinde mini öfke nöbeti geçirmeleri?! Çocukken hiç kimse sabretmeyi öğretmemiş demek...

Hayat sürprizlerle dolu ve her biri mutluluk getiren cinsten değil. Hatta çoğu kırmızı kurdeleyle paketlenmiş sürprizler de değil. Bazı hediyeler, fırsat ardına saklanmış tecrübeler olarak karşımıza çıkar ki genelde en değerli olanlar, unutulmayanlar ve hayatımıza anlam katanlar da onlar olur.

Ailecek gezmeye devam mı 2017?

Değerli vaktinizi harcayarak bu sene de yazılarımı okuduğunuz için ailenizle birlikte sağlıklı ve huzurlu, mutluluk ve sevgi dolu yeni bir yıl dilerim. Bir de paketlenmeyen yeni deneyimlerle dolu hediyeler...

2017'de görüşmek üzere...
Sevgiler,
Deniz

Önemli Not: Gerek iş seyahatlerinde peşine takıldığımız gerek gece-gündüz çalışarak bizim ailecek seyahat etmemizi, tatillerimizi finanse eden biricik sevgili kocama çok teşekkürler. Hayallerimizi daha nice seneler birlikte gerçekleştirmek dileği ile sevgilerimi sunarım kendisine...


3 yorum :

  1. Ne güzel anlatmışsınız. Keyifle okudum, tebessümümü eksik etmeden. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim okuduğunuz için...
      Sevgiler...

      Sil
  2. İlham verici ve güzel paylaşımınız için teşekkürler

    YanıtlaSil