Olympos Kampı 2016



Antalya’daki Alternatif Okullar Karenin Dışında Çocuk Kampı hakkında çok soru gelince, Kuşadası ve İzmir ayaklarını geçip yaz tatilimizin ortasından başlıyorum anlatmaya. Daha önce nasıl bir kamp olduğunu blogda paylaşmıştım.

Benim heyecanıma arkadaşlarım da katılınca bizim her yaz yaptığımız 7 çocuklu yaz tatilimiz AntalyaBodrum ve Çeşme ardından bu kez Olympos kampına denk geldi. Çok da iyi oldu. Hepimiz ilk etapta ‘Yaşasın çocuklar müzik, elişi yaparken biz de havuzda rahat rahat laflarız’ gibi düşünsek de biz de çocuklar kadar yoğunduk Eylem Hanım sağ olsun bizi hiç boş bırakmadı.

Ulupınar'da balık tutma çalışması
Biz çocukların yaşları gereği 4-6 yaş grubuna katıldık. Bize uygun tarihlere çadırlı kamp değil, butik otel denk gelmişti. Önce küçük çocuklarla daha rahat ederiz diye sevindik. Sonrası yazının devamında...

Kampın yer aldığı otele vardık, 3 eğitmen ve Eylem çocukları alıp gitti. Oh ne ala derken, bünyenin alışık olmadığı sıcaklarda kendimizi havuza atalım derken, havuzun belli saatleri olduğunu duyduk. İşletme değil, kampın kuralı. Çocuklar atölye çalışmasına boyunları bükük gitmesinler, onların gözleri arkada kalmasın diye. Onlar gidince biz kaçamak yapıyorduk bazen.

Ateş başında masal - kitap saati
Otelle ilgili pek çok soru işareti var kafamızda, çok memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim. Bazı küçük işletmeler, o sezonu kurtarma peşinde gibi geliyor bana. 'Bu gelen müşteri nasıl olsa parasını verdi, memnun ayrılmasa da olur, seneye gelmese de olur, ne kadar kazıklarsam o kadar iyi’ gibi bir hava seziyorum. Halbuki herkes memnun ayrılsa, bir daha tatile gelse, yakınlarına önerse…

Olympos Angels Garden
Olympos Angel Garden da, Eylem sayesinde bizi memnun etmeye çalışsa da çok konuksever bir işletme değildi. Odalar tahtadan ve çok sıcak. Tabii Ağustos ayında Antalya'da olmanın getirdiği bir şey bu. Klimayı tüm gün açık bıraksak da oda serinlemiyordu. Beliz’i öğle saatlerinde odada uyutamadım. Yollarda falan uyudu, onda da yarım yamalak uyuduğundan öğleden sonraları çok huysuzlanıyordu.

Aslında oteli, kamptan ayrı tutmakta fayda var.

Cam işleyen Alaz
Minübüslerle - kamp tarafından ayarlanmıştı - her gün Olympos veya Çıralı’ya gittik. Oradaki fiyatlar ve imkanlar ile otelinki kıyaslanamazdı. Otel, tavus kuşlarının gezindiği çok doğal bir alanda, horoz sesleriyle uyanıyorsunuz, ayağınızı bastığınız yerde tavuk yumurtası olabilir, orman içinde tahta platformlu yoga alanı var, akşam çocuklar uyuduktan sonra havuza girmek hoş, etraf yemyeşil, havuzu temiz; fakat bebek dostu değil. Prizler, kablolar, ortadan geçen nehir yatağı, tahta merdivenler, etrafı açık havuz falan derken Beliz’in peşinden çok koşmak durumunda kaldım(k). Alaz’ın yaş grubu için ise uygundu ve harikaydı.

Adrasan'ın denizine herkes bayıldı
Otel konusunda sıkıntılar yaşayan tek bizim grup değildi. Bu sebeple Eylem, Alternatif Okullar, Karenin Dışında Çocuk Kampları’nı seneye Çıralı’da gerçek çadırlarda konaklamalı olacak şekilde devam ettirecek. Öylesi çok daha güzel olur belki, çocuklar sabah 5’te uyanıp caretta caretta deniz kaplumbağalarını izleyebilirler.

Keçiler, koyunlar ve çocuklar
Bizim kampın planı oldukça yoğundu 4-6 yaş grubu için, çocukların havuz vakti günde 2 kez yarım saatti. Her defasında mızırdanarak çıktılar havuzdan: ‘Bu ne biçim tatil? Ben havuza girmek istiyorum, gitmeyeceğim’ falan demeye başladılar. Yine de birbirlerinden görüp de atölyeye gittiler mi şarkıların sözleri uzaktan kulağımıza geliyordu. Arada gidip izliyorduk da. Eğlendikleri kesin! Öğrendikleri şarkılar da hala hatırımızda...

Tabii bu arada otelde yani kampta televizyon yok, iPad - iPhone vs ile oyun oynamak yasak. Bu hepimize çok iyi geldi. Çocuklara baştan kuralları söyleyince bir kez bile sormadılar neden yok diye... Akıllarına gelmedi hiç televizyon, iPad.

Kimi çocuklar kayalara tırmanırken tam bir profesyonel gibiydi
Kampın en sevdiğim başka bir özelliği de, uzunca bir çocuk masası yapmaları. 4 eğitmen ve çocuklar yemeklerini alıp (yemek miktarı ve çeşidine biz aileler karışıyoruz tabii) masalarına geçtiler ve çok güzel sohbetli, kahkahalı yemeklerini yediler. Kendi hızlarında… Alaz’a ‘Hadi ye, tabağını bitir’ demek zorunda kalmadığım 5 gün yaşadık. Ne ala! Ailelerin çocuklara zorla yemek yedirmesini istemiyordu Eylem, ki bu konuda çok da haklı. Çocuklar mutluydu, biz mutluyduk. İşin garibi hepsi de tabaklarını temizledi; çünkü aktivite peşinde koşarken acıkıyorlardı.

Gelelim yemeklere... Kamp boyunca akşamları 2 çeşit sıcak yemek, 2 çeşit soğuk yemek, salata ve karpuz çıktı. Bazen de çorba. Öğlen de bunların yarısı kadar çeşitte yemek. Yemekler çok lezzetliydi; ama otelin hazırladığı menü dışında farklı yiyecek istesek tosttan başka birşey yoktu. Otelin yeri de yürüyerek bir yerlere gidilecek gibi değil, çocuklar ilk ve son gün yemek olmadığından aç kaldılar diyebilirim. Bebekler için açık sütü bardağıyla satıyorlardı örneğin. Markası da Dimes! Elbette market bulduk mu kendimizi kaybettik :) Tabii bunların kampla değil, otel ile ilgisi var...

Yemek aralarında meyve ve keçi pekmeziyle yapılmış kek oluyordu çocuklar için. Kah denizde, kah havuz başında atıştırıyorlardı. Hatta bir defasında börek de vardı. Beliz dibindeki peynirleri bile yemişti, oradan biliyorum nefis diye. Sanıyorum bunları, kamp eğitmenleri hazırlıyordu.

Oteldeki aktivite alanı
İlk gün çocuklara farklı görevler verildi; kimine sabah uyandırma, kimine akşam yatma vakti geldiğini söyleme, kimine havuzdan çıkma zamanı diye bağırma, yemek vakitlerini, masal vakitlerini hatırlatma gibi. Sabah zil çalarak kapı kapı gezen çocukların sesleri hala kulağımda...

Ormanda sabah yogası
Tabii biz horozlar ile gün doğarken uyanıyorduk. Çocuklar oteldeki aktivite alanı ve havuz dışında, her gün bir yere gittiler, genelde ailelerle birlikte. Kaya tırmanışı yaptılar, at binmeye gittiler, dondurma yaptılar, Olympos Antik kentini gezdiler, ormanda eğitim yaptılar, köy evine keçileri - koyunları sevmeye ve beslemeye gittiler, bir sabah ormanda yoga yaptılar, Ulupınar’da oltaya yem takıp balık tuttular, cam atölyesine gidip elleriyle boncuk yaptılar. Her gün Olympos veya Çıralı sahilinde birkaç saat denize girdiler. Son gün de Yanartaş’a çıkıp sopalara taktıkları sucukları pişirip yediler. Tabii hep beraber yaptık bunları, bu sebeple dedim ya dolu dolu geçti günler.

Her çocuk, o aktiviteyi yapması için teşvik ediliyor; ama çocuğa ısrar edilmiyordu. Baskı yoktu. Örneğin Alaz ata binmek istemedi ve Olympos'ta kayalara tırmanmayı ise gaza gelip gönülsüzce denedi. Birkaç adım tırmanıp indi.

Ata binenler ve gönülsüzce at izleyenler
Akşam 9’da ateş başındaki masal saatinde gözleri kapanıyordu çoğunun. Uyumak istemeyenler de çoğunluk psikolojisine uyup, 'Yatma vakti' diye bağıran arkadaşlarının gazıyla odaya gidiyorlardı. Hava kararınca çocukları uyutup 10 gibi bahçede buluşuyorduk tüm anneler, babalar. Gelsin kahveler, gitsin biralar! Eylem’le de eğitim sohbetleri yapıyorduk bazen. Hava da serinliyordu gece 1’e, 2’ye dek muhabbet uzuyordu. Mışıl mışıl uyuyordu çocuklar da. Sabah horoz sesine dek...

Yanartaş'a tırmanış ardından sucuk ödülü
Kamp hakkındaki ilk eleştirim ki arkasından konuşmuyorum Eylem’e de söyledim bunları; sürekli bir yerlere yetişmek durumundaymışız hissine kapıldık. Çocuklar da öyle. Çok dolu dolu geçti, tabii bir de bende bebek olunca ve ilk 2 gün baba da aramıza katılamayınca yoruldum 40 derece sıcakta çocuk peşinde koşmaktan. Yine de çok güzeldi. Hani olsa bir daha gideriz, değil mi?

Bazı şeyleri kadar eleştirsem de, sonunda bakınca çocuk - yetişkin hepimizin çok eğlendiği ve öğrendiği bir 5 gün geçirdik. Yanartaş'a çıkan patikada en az yarım saat boyunca yardımsız tırmanan çocuklarımız ailelerini şaşırttı örneğin. Herkes mutlu ayrıldı kamptan; onu da whats-up grubundan biliyorum :)

Artısı eksilerinden çok bu güzel kampta emeği geçen tüm öğretmenlere ve tabii başta Eylem’e kocaman teşekkürler. Bizim dönemin müthiş uyumlu kamp arkadaşlarına da sevgiler…

Biraz daha fotoğraf:

Olympos Antik Kenti

Kaya tırmanışı için hazırlanan Alaz

Ormanda doğa eğitimi

Yaramazlık ardından öğüt anı

Olta bekleyen küçük balıkçılar

Ulupınar, Antalya'nın en serin köşesi miydi ne?

Yanartaş'ta tırmanma ardından soluklanma

Bizim her yazki kalabalık grubumuz

Çocuk masasında yemek

Otelin kedisiyle aşk

Yanartaş'a tırmanan ve gıkı çıkmayan minikler

Hep dostluk kazanır

Not: Tüm fotoğraflar bana, kampa katılan eğitmenlere ve ebeveynlere aittir. Lütfen izinsiz paylaşmayın.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder