İsviçre'de Doğum Günü ve Sene Sonu Ritüeli

Geçen hafta Alaz'ın doğum günüydü. Artık 5 yaşında! Hayat kolaylaşıyor mu zorlaşıyor mu onlar büyüdükçe bilmiyorum...



Neyse, konumuz başka... Kindergarten'da her ay bir gün belirlenip o ay doğan tüm çocukların doğum günleri o gün kutlanıyor. Temmuz'un ilk haftasında bir gün de bizim Alaz ve Temmuz ayında doğan diğer 2 arkadaşının doğum günleri kutlandı.

Öncesinde öğretmene sorduk; 'Ne yapalım? Birşey getirmemiz gerekiyor mu?' diye. Öğretmeni gerek olmadığını, istersek Beliz'siz doğum günü kutlanma anına katılabileceğimizi söyledi. Birkaç hafta önce veli toplantısına Beliz ile gittiğimizde ortalığı fena dağıtmıştı. Acaba ondan mı istemiyor dedik; ama değilmiş...

Babası Beliz'e baktı, ben de okula gittim dediği saatte. Yirmi kadar çocuk çember şeklinde küçük sandalyelerinde oturuyorlardı, ben de aralarına oturdum. Üç doğum günü çocuğu ise tüllerle süslenmiş bir sırada oturuyordu. Önlerinde ufak bir sehpa, üzerinde bir bardak su, kum dolu bir kavanoz bulunuyordu.

Önce bir renk bilmece oyunu oynandı. Ardından anladığım kadarıyla - sınıfta İsviçre Almancası konuşuluyor - herkes bir sebeple dışarıya çıktı. İki öğretmenden biri kapı önünde çember tuttu, diğeri ayları saydı. Temmuz'du ilk ay. Çemberin içinden Temmuz doğumlu çocuklar geçtiler ve önceki yerlerine oturdular. Sonra Ağustos, Eylül diye devam etti. Doğduğu ay geldiğinde her çocuk çemberden geçerek yerine oturdu. Herkes yerine geçince öğretmen ufak bir konuşma yaptı. Kim ayın kaçında doğdu, hangisi önce doğdu gibi...

Sonra bir maytap verdi Temmuz'da ilk doğana, bir de mutfak ocağı çakmağı. Yanan maytabı kum dolu kavanoza yerleştirdiler. Arada birkaç kişi konuşunca öğretmen 'şşş' diye sesleniyordu. Sessizlik hakimdi, herkes yanan maytabı izliyordu. Yanması bitince, öğretmen su dolu bardağa batırdı, çıkan sesi dinletti. Sırasıyla Alaz ve diğer arkadaşı için de bu olay gerçekleşti. En çok hangi sönmüş maytaptan ses çıktığını tartıştılar.

Ardından öğretmenleri, kızılderili bir çocuğun doğum günü ile ilgili bir hikaye okudu kitaptan. Herkes hikayeyi anlıyor, tepki veriyor, gülüyordu bazı anlarında. Ben hariç :) Hala sökemedim şu Almancayı! Hikayenin bir yerinde 'Francesca' ismi geçti. Çocuklardan biri atladı; 'Bu İtalyan ismi değil mi?' diye. 6 yaşındakine hayretle baktım. Nasıl da biliyordu İtalyan kökenli olduğunu bu ismin.

Kitap ardından biraz konuştular. Sonra öğretmenleri her birine bir kalem ve rulo şeklinde kurdele ile bağlanmış kağıt verdi. Herkes ayağa kalktı. Sırasıyla Almanca ve İngilizce olarak 'İyi ki doğdun' şarkısı söylendi. Bir yandan da bazısı balon üflüyordu...

'Zum Geburtstag viel Glück,
Zum Geburtstag viel Glück,
Zum Geburtstag alles Gute,
Zum Geburtstag viel Glück.'

'Happy birthday to you
Happy birthday to you
Happy birthday dear children
Happy birthday to you.'
Sonra öğretmenleri benden Türkçesi'ni söylememi rica etti, söyledim. Ardından kızlardan biri İspanyol olduğundan İspanyolca söylediler ve diğer kızın annesi Finlandiya'lı olduğundan kıza Fince'sini söylettiler. Ne kadar internasyonel bir ortam dedim kendime. Çocukların üzerinde etkisi şimdiden çok büyük bu farklılıkların...

Sonra da dilimlenmiş karpuz ve kavun olan masaya geçtiler. Pasta yerine meyve; sağlıklı fikir :)

Rulo olmui kağıt içinde öğretmenin o gün okuduğu hikaye vardı. Alaz'ın anlattığına göre her ay farklı bir hikaye okuyormuş öğretmeni; ama hep doğum günü temalı.


Tırtıl Alaz

Ertesi akşamüzeri de yıl sonu kutlaması yapılacaktı okul bahçesinde. Çocukların şansına hava güzeldi. 5-7 yaş arası çocukların tümü aynı sınıftaydı; ilk senesinde olanlar tırtıl, ikinci senesinde olanlar kelebek...

Önce bir dönemdir işledikleri kızılderili temalı şarkıları söyleyip danslarını yaptılar. Hiç haberimiz yoktu böyle bir gösteri hazırladıklarından. Kostümlerini de kendileri yapmışlar; kartondan kıyafet, tüyden başlık ve boncuklu kolye...


Sonra tırtıllar ufak bir tünelden geçip öğretmenlerinin elinden kelebek olma belgesi aldılar. Kelebekler ise ebeveynlerin dizi dizi kolları üzerinden ilerletilerek öğretmenleri tarafından kucaklandılar ve işte bunlar Ağustos sonunda ilkokula başlayacaklar. Düşününce oldukça duygusal bir an; fakat çok eğlenceli hale getirdiklerinden herkes gülüyordu bu aşamada :)

Ardından herkesin evden getirdiği yiyecekler masalara dizildi, barbeküler yapıldı ve 20 küsür çocuk, onların kardeşleri, ebeveynleri ve öğretmenleri ile gün batana dek yemekler yenildi, muhabbetler edildi.

Organizasyon öncesinde isteyen velilerden 5'er İsviçre Frankı toplanmıştı. Öğretmene kitabevinden hediye çeki ve bir buket de çiçek verildi. Artı parantez, Türkiye'de Rolex saat falan alınıyor diye duyuyorum ve şaşırıyorum...



3'ü kayıp bu anda bile :)

Hafta sonu da Alaz sınıfından 13 arkadaşını eve davet etti doğum günü için. İki de komşu çocuğu 15, bir de Beliz... İsviçre'de adet çocuğunu kapıda ev sahibine teslim edip kaçmak... Kaldık mı biz iki yetişkin bunca çocukla.

  • Bunca yıldır Babycenter önerisini takip etmiştik oysa; çocuk yaşı +1 olması gereken davetli çocuk sayısı. Fakat Alaz'ın planladığı ilk sene olduğundan ipin ucunu kaçırdık. Akşam evi toplarken "bir daha asla" dedik üçümüz de ;) 
  • El işi yapmak epey eğlendirdi çocukları ve sevinçle eve götürdüler yaptıklarını da. 
  • Bazılarının olgunluğu kayda değerdi. Ev terliklerini bile getiren vardı. 
  • Kızlar her aktivite ardından ellerini yıkarken erkekler hiç oralı olmadı.
  • Özene bezene hazırladığım yiyecekleri kimse yemedi. Biz yedik...
  • Hediyeler açıldıktan sonra tüm paketleri açıp Lego'ları, PlayMobil'leri yaptılar, öyle gittiler.
  • Her biri giderken bizimle de tokalaşıp teşekkür ettiler parti için.
  • Çocukları arada bir kaybettik evin içinde, özellikle Beliz'i :)
  • 5 yaş ve üzerine balonlu parti yapmak akıl karı değilmiş. Bir ara o 50 küsür balon birkaç dakika içinde patlatıldı! O sırada Beliz çığlık çığlığa ağlıyordu...
Harıl harıl çalışanlar ile yan gelip yatanlar

İsviçre düzeni...

İyi ki doğdun Alaz... Öncekilerden daha güzel bir yaş olsun...

Önemli Not: Fotoğraflar bana aittir, lütfen izinsiz paylaşmayın...

4 yorum :

  1. :D Çok güldüm son paragrafta! İyi ki doğmuşsun Alaz! Çok mutlu bol gezmeli yıllarınız olsun ailecek!
    Bu arada Beliz'in davet edilmemesini bırak, ben Maya'nın doğumgününe annesi olarak davet edilmedim, onlar kreşte kendi aralarında kutladılar, anca bir tepsi muffin götürebildim, fotoğraf makinasını öğretmeninin eline tutuşturdum ama sonuç ne oldu bil bakalım, "privacy" nedeniyle doğum günü fotolarında sadece Maya var :D Birkaç da dirsek, parmak, ayak, şort köşesi görünmese diyeceğim çocuğum tek başına kutlamış doğum gününü :D Neyse ki biz o akşam aile içinde haftasonu ise kreş dışı dostlarıyla delicesine kutladık 40 gün 40 gece :D
    Bu arada ya ben 2 numero'ya 34 haftalık hamileyken bi türkiye güney sahilleri sevdasına kapıldım, uzmanı olarak sana soruyorum, manyak mıyım??? Otursam mı oturduğum yerde? Hayır Maya da 36. haftada yaptığımız İtalya seyahatinden dönüşte ertesi hafta şak diye doğmuştu da, olayı klasikleştirmek gibi olmasın şimdi :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de okuldaki kutlamada, fotoğraf çekebilir miyim demeye utandım ne yalan söyleyeyim :D

      28. haftada benden rapor istemişlerdi Türkiye'den uçağa binerken. Doktor raporun ve sağlığın yerinde olduğu sürece sorun olmaz. Tabii Türkiye şartlarının o zaman ne olacağı da belli olmaz, gidip de dön(e)memek vs... vs... Sen her ihtimale karşı Kıbrıs'a git bence :)

      Sil
    2. Kıbrıs da çok sıcak azizim :) Sanırım Dalmaçya kıyılarına meyledeceğiz..

      Sil
    3. En güzeli :) Seneye ben de Türkiye'de yaz tatili yapmayabilirim?!

      Sil