Frau* Almanca Sınavına Hazırlanıyor!

Perşembe akşamından beri masaya serdim defter, kağıt, kalem, kitap, sözlük, laptop ve kahve. Salı akşamı Almanca A1, yani ilk kurun testi var.


Haziran'dan beri Ağustos böceği gibi yan gelip yattım. Dersten derse kitabın kapağını açtım. İngilizce'me güvenip insanlarla iletişimi öyle sağladım. Ta ki dersi veren Frau L. 'Haftaya test günü' diyene dek. Aldı mı beni bir telaş?!

Sınıfın en kötü öğrencisiyim zaten. En küçük çocukları olan da benim. Diğerleri ya bekar ki vakti bol, ya da ilkokul düzeyinde çocuklara sahip. Onlarla birlikte oturup ödev yapıyorlar. Bizim Alaz ise, her gün kindergarten-da lego, roketçilik, kurt adamcılık oynasın dursun. Bir kez de 'Annecim, bak ben bugün bu kelimeyi öğrendim, sana da öğreteyim.' demesin... Ha pardon, günahını almayayım; 10'a kadar saymayı beraber yapıyoruz.

Eins, zwei, drei, vier, fünf, sechs, sieben, acht, neun, zehn...

Neyse, burada da tekrar ettikten sonra tüm hafta sonunu (çocuklar uyuduğu ya da baba ile oynadığı vakit) masada Almanca çalışarak geçirdim. Ha sevgili kocam, '%100 geçeceğin kıytırık sınava bu kadar çalışmana gerek yok' dese de, ben Haziran'dan beriki tembelliğimin cezasını çekmek istiyorum. Ayrıca sınıfın en kötüsü olmak da, okul hayatı boyunca takdir almış bana koyuyor ne yalan söyleyeyim. İkinci en kötü olsam yeter; çünkü bu artikeller beni baydı.

Kısaca, ben final dönemindeki öğrenci moduna girdim. Annem bana çocukken, 'Kızım bu kadar çalıştığın yeter, şimdi defterini yastığının altına koy, sabaha hepsini öğrenirsin' derdi. Sevgili kocam da bir makale buldu; '40 dakika çalış, sonra bir saat ara ver. Hepsi kafanda yerli yerine oturur' diye özetlenebilir. O yüzden bloga yazmaya vakit buldum.

Haydi bakalım. Bana şans değil, zihin açıklığı dileyin bu kez. Ne de olsa unutkan, yorgun, uykusuz ve kafasında 1001 görevi olan (multi-tasking) 'Anne Beyni' her an zihnimi köreltebilir...

*Frau, Almanca bayan demek...

1 yorum :