Brunni, Alpthal Gezisi ve Çocuklarla Kayak Macerası


Ocak ayının ilk günü birlik gezisi, İsviçre’nin Alpthal köyüne oldu. İsmi, Einsiedeln’den gelen ve vadiden geçen Alp nehrinden geliyor.

Bizim gezimiz kayak amaçlı olduğundan, kayak merkezi Brunni ve Haggenegg yoluna düştük. Zürih’ten arabayla 45 dakika kadar uzaklıkta.

Burayı seçme nedenimiz, Zürih’e yakın olması ve çocuklar için kayak eğitim pisti bulunması. Ayrıca, zorluk derecesine göre pistlerin ayrıldığı bu merkezde, genelde kolay ve orta seviyede pistler var.

Geçen sene gittiğimiz Flumserberg’deki ilk kayak eğitiminden Alaz hiç hoşlanmamıştı. O zamanlar 2 aylık Beliz slingde, yani karnımda sıcacık uyumaktaydı.

Bu zaman ise Beliz, yürüyen, düşen, şikayet eden, uykusu gelen, canı sıkılan, acıkan, üşüyen, ağlayan hatta çok ağlayan bir yaşta. İlk önerim, kayağa 2 yaş altı çocukları götürmeyin. Pişman olursunuz. Ben oldum!

Yeni kızak heyecanı

Öncelikle yollar karlı da olsa, kar küreme araçları vızır vızır çalıştığından trafik açısından ulaşım sorunu yoktu. Arabayı, karlar altındaki park yerine bıraktık ve yaklaşık 30 dakika boyunca giyindik. Kış ve kayak olayının, küçük çocuklarla en zorlu kısmı. İşin garibi, herkes küçük çocukluydu diyebilirim. Hani 'Anneler Günü' için hazırlanmış, Olimpiyat Oyunları’na katılan çocukları içeren bir reklam vardı geçen senelerde. Hah! Aynen o şekilde, tüm anneler-babalar arabanın bagajını açmış çocuk giydiriyorlardı. Ya da kızağa oturmuş çocukları çekiyorlardı. Ya da kayak dersi alacak çocuklarının kayak takımlarını ve çocuklarını taşıyorlardı. Helal olsun, dedim. Çünkü, kimisi slinge takılı bebekleriyle gelmişlerdi. Geçen seneki ben gibi.

Çocukları için didinen ailelerden biri

Kat be kat giyindikten sonra, neşe ile çocuk kayak pistini ve kızak kayabileceğimiz uygun yeri bulmak için yürümeye başladık. Alaz’ın aklı fikri yeni aldığı kızağında kaymaktı. Beliz’in aklı ise yolda uyumadığı için uykudaydı veya karnı acıktığı için yemekteydi. Soğuğu ve karı hiç sevmedi. Kar üzerine koyduğum vakit yüz üstü kapaklanması bir neden olabilir tabii.

Baba ve Alaz kızak kaymaya giderken, Beliz ve ben öğle yemeği için yer arıyorduk. Beliz karda yürümediği için de kucağımdaydı ve yağan kar yüzüne geldikçe ağlıyordu. Tabii İsviçre’deki kayak merkezlerinde, günü birlik gidilenlerde özellikle, öğle yemeği için rezervasyon yapmamız gerekiyormuş. Evet, İsviçreliler’in öğle yemeği takıntısı vardı; ama kayak merkezlerinde bulunan restoranların böyle olduğunu bilmiyordum. En azından Flumserberg’deki farklıydı.

Beliz: 'Neden geldik buraya?'

Beliz’e yanımda getirdiğim yiyecekleri yedirmek için bir köşe buldum. Sonra Alaz ve babası da geldiler. Alaz’ın da 2 saatlik kayak dersi öncesinde karnını doyurduk. Bu sırada tipi arttı ve Beliz ciyak ciyak ağlamaya başladı. Elleri soğuktu; üşüdüğünü düşünerek ben onunla arabaya doğru gittim restoranlarda öğle saati yer olmadığından! İkinci önerim; İsviçre'de öğle yemeği için yer ayırtın.

Maviler tecrübeli, sarılar yeni

Alaz ve babası da kayak takımı kiralamaya gittiler. Arabada Beliz’i soydum, kaloriferi açtım, ısındık. Sonra Alaz ile birlikte kayak dersi alacak oğlu olan arkadaşlarımız geldi. Üçüncü önerim: Kayak sevmeyeni, kayak seven ile birlikte aynı derse vermek pozitif başlangıç sağlıyor. Ders öncesi de bol bol şeker verin.

Beliz’i sarıp sarmalayıp arabadan çıktık. Alaz’ın kayak dersi almasını kaçıramazdım. Ben Beliz’i kar gelmesin diye göğsüme yapıştırıp bir süre öyle yürüyünce farkettim ki Beliz uyumuş. Onu babasına verip, oğlumun kayak takımlarını aldım elime. ‘Üşüyorum, istemiyorum, sen de gel’ türü şikayetleri başlamıştı. Neyse, arkadaşıyla birlikte Snowli ders yerine girdik. Alaz’ın eğitmenine Alaz’ı gösterdim. Sonra biz velilere alanı terketmemiz söylendi. Nasıl yani? derken, İsviçre’de işlerin böyle katı işlediğini öğrendim Avusturyalı arkadaşımızdan. Ya öğrenecek ya da öğrenecekti. Ya sevecek ya da sevecekti...

Switzerland
Snowli: Velileri kışkışladıkları an...

Biz de çocukları soğukta, hatta tipide derse bırakmış, öğle yemeğinden boşalmaya başlamış restoranlardan birine girdik. 2 saat biz sıcak ortamda kahve içip sohbet ederken, Alaz karda ne yapıyordu? Babası gidip uzaktan birkaç kez baktı. Herşey yolunda görünüyordu.

Kurs bitiminde, saat 4’te, araç park yerleri genelde boşalmıştı. İsviçreliler sabahın 7’sinde kayağa gelip 2’den sonra eve dönerlermiş. Alaz’ı tezahürat eşliğinde aldık. Buz tutmuş yanaklarını, kollarını ısıttık. Bol miktarda şeker ve su verdik.

Pistler, liftler ve kayanlar

Arabaya bindik ve üşüyorum dediğinden üzerini sıkı sıkı örttük. Alaz, biraz üşümekle birlikte (zayıf olduğundan bence) geçen seneye göre daha çok keyif almıştı. Akşam yaptıklarını bir bir anlattı ve ağzımız açık kaldı. Beliz yanımızda olmasaydı, tipi olmasaydı, uzaktan onu izlemek isterdim.

Bu da bana ders oldu; sevgili kocama söyledim: ‘Beliz 3 yaşına girmeden, onunla günü birlik kayağa gitmem bir daha’...

Ertesi günü, Beliz’i taşıyan kollarımı kaldıramıyordum. Alaz’a ‘Haftaya gene gidelim mi kayak dersine?' diye sordum. Yanıtı, hayır olsa da geçen seneye dek çok yol katettiğinin farkındayım. Belki yanında biz yoktuk diye, belki arkadaşı vardı diye, belki Almanca komutları anlayabildi diye belki de yaşı geldi. ‘Kendinle gurur duymalısın. Seninle o liftlere binip taa dağın tepesinden aşağıya kayacağız çok yakında’ dedim.

Evet bir sonraki gezimizde Beliz’i evde bırakıp ben de kaymayı, dağlardan keyif almayı umuyorum. Bakalım...

İşte buralardayız...

Kayak merkezi, Flumserberg kadar popüler olmadığından aşırı kalabalık da değildi. 1899 metredeki Grosser Mythen dağı, tüm haşmetiyle önümüzde yükseliyordu.

Einsiedeln bölgesi çocuklar ve kayak öğrenenler için çok uygun. Aile dostu pistler ve liftler bulunuyor. Kızakla kaymak için de özel alanlar var. İsviçre’nin ilk solar magic carpet-ı yani güneş enerjisiyle çalışan ve çocukları yukarıya taşıyan asansör sistemi mevcut. 6 yaş altındaki çocuklar için ücretsiz, üzerindekilere günlük 10 CHF. Brunni kayak liftlerine toplu taşıma ile ulaşmak mümkün; tren+otobüs. Büyük ve ücretsiz otopark, birkaç restoran bulunuyor; ama rezervasyon şart. Kayak malzemeleri kiralamak ve satın almak için mağazalar da var. Daha güzel bir havada tekrar gitmeyi isterim.

Böylece #12ayda12gezi hedefime 2016'nın ilk gezisini de eklemiş oldum.

Beliz: 'Sevmedim, eve gidelim...'

Bir yorum: 
Bu geziden bir gece önce, biri Rus diğeri Kazakistanlı, iki çocuk sahibi komşularımızdaydık. Sabahın 7’sinde kayak yapmak için yola düşeceklerini söylediler. 5 ve 7 yaşlarındaki kızlarını tüm gün kayak kursuna bırakıp, kendileri de kayacaklardı. Sevgili kocamla gözgöze gelip ‘Ah!’ çektik. Daha bunu yapmamıza 3-4 senemiz var… Ayrıca öğrendik ki, onlar daha okula gidip yazı yazmayı öğrenmeden kaymayı, buz pateni yapmayı öğrenmişler SSCB'de. Hatta kızlarına da kendileri öğretmişler. Bizim eğitim sistemi ile karşılaştırınca arada İsviçre dağları kadar fark var. Biz İzmir’de yağmur yağıyor, diye beden dersini sınıfta yapan nesildik. Dün kar yağarken Alaz’ın sınıfı beden dersini kızak kayarak yaptı. Kültür farkı...

5 yorum :

  1. Haftaya da biz düşeceğiz yollara bakalım tirol/kitzbühel taraflarına (avusturya) geçen sene de aynı otelde kalmıştık. Büyük oğlan 2,5 kız 2 aylıktı:) çocukları kızaklarla Çekerek uzun yürüyüşler yapmıştık. (2aylık olanı kuzu yününden fußsack dedikleri tutumların içinde maxi cosiye onu da kızağa sabitleyerekten) müthiş huzurlu ve bembeyaz bir tatildi. Bu sene büyüğü kayak okuluna gidecek küçüğü ne yapacağız Allah Kerim :)
    Bu arada çocukların tüm gün otelde bırakılabildiğiniz büyük oteller var. Uyduruktan mini club değil de; bayağı kreş hizmeti veren içinde Sertifikalı öğretmenler, pedagoglar bulunan cinsinden! Biliyorsunuz buralarda kayak Mühim mesele! (Ben de yeni öğrendim isterseniz bu hizmeti sunan bildiğim bir otelin ismini verebilirim) benim tercih etmeme nedenim: tatilde hem çocuklarla birlikte vakit geçirmeyi seviyorum. Tüm gün bırakmak istemezdim. Hem de küçük otantik ahşap kayak otellerini büyük komplekslere nazaran daha çok seviyorum. Ama yine de bu sene çok perişan olursam, seneye fikrim değişebilir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biz de 2 hafta sonra gidiyoruz; ama çocuklara da bakan Kinder hotel-lerden birine. Başka tütlü karı-koca kayak yapamıyoruz çünkü :D
      Gittiğiniz ve memnun kaldığınız yerleri önerirseniz sevinirim. Hepimize faydası olur.
      İyi tatiller size de!

      Sil
  2. Eşim her Münih'li gibi kayağa 3 yaşında başlamış ve dediğin gibi anne babası bırakmışlar kayak okuluna, keyiflerine bakmışlar. O küçük yaşını hatırlıyor ve "nefret etmiştim" diyor. Bence de bu küçük yaştaki çocukların 1-2 saat ders alıp, geri kalan zamanda anne babayla olmaları daha zevkli, motive edici.
    Ben kayağa eşimden daha geç ama ilkokulda başladım (türkiye'de zaten en erken o yaşta başlatırlar biliyorsun ilkokuldan önce bebeksin hala hehe) ve ailemden ayrı tüm gün hiç sorun olmamıştı. Tabii yine gece beraberdik, bence yine geceli kayak okulları için erken bir yaş, 12 öncesi..
    Kızım için 3,5 yaşı düşünüyorum çünkü bence onun için öncesi erken olacak, bu sene denedik (2,5 tam) sevmedi, hemen vazgeçtik :) Bu haftasonu biz de Avusturya'daydık, az biraz daha kar var geçen seferkine göre ama bu sene durum vahim :( Kinderhotel yerine tek çocuklu olduğumuz için direkt aileyanında çiftlik evlerinde kalıyoruz biz, onların zaten çok çocukları oluyor, hayvanları oluyor, bir sürü oyun oyuncak vs :D Bu da bir alternatif olabilir küçük çocuklu aileler için (ama iki çocuğu bilemem tabii)

    YanıtlaSil
  3. Biz malesef eşimle birlikte kaymaktan çok keyif almıyoruz :)) şöyle ki o, atlamalı zıplamalı ve çılgınca hızlı kaymayı seviyor, benim kayabildiğim pistler ve hızım onu kesmiyor; e onunkiler de beni aşıyor. O yüzden çocuklar nedeniyle, birlikte kayamıyor olmak bizim için sıkıntı yaratmıyor :) çocuklu aile dostlarımızla grup olarak gidip günde 2şer saat hanımlar-beyler şeklinde ayrılıp kayıyoruz genellikle. Geri kalan zamanda da çocuklarla hep birlikte yürüyüş, tırmanış, kızak ve yeme-içme şeklinde geçiriyoruz zaman.

    Geçen sene Kaldığımız otel "Waidringer hoff" adında Avusturya'nın tirol eyaletine bağlı küçük ama şahane bir oteldi.

    http://www.glueckshotel-tirol.com/en/index.html

    Yemekleri gurme mutfak denecek cinsten, gerek lezzet gerek sunum itibariyle nefis bir menüsü vardı. Otelin spa ve masaj hizmetleri de övgüye değer nitelikte. Çok memnun kaldık, aynı grupla bu sene de aynı yeri seçtik. İlgilenenler olursa mutlaka araştırmalarını, tercih etmelerini tavsiye ederim.

    YanıtlaSil