Üç Yaş ile Seyahat

Bu gecikmiş bir 3 yaş yazısı...


Bebek ile seyahat etmek, özellikle de ilk 6 ay, en kolayı diye bahsetmiştim burada daha önce. İkinci bebekten sonra da kanım değişmedi. Ağladığında ilk aklıma gelen sorunlar, uykusu veya gazı olması. Bunların da çaresi belli...

Üç yaşındaki Alaz ile hamile olduğum sıralarda birkaç seyahatimiz oldu baş başa. Mükemmeldi. Beraber muhabbet edebildiğim, yeni yol arkadaşımdı. Genelde etiket kitapları, hikaye kitapları, hatta uçak dergileri bizi yol boyu oyalıyordu. Uçak uyku saatlerindeyse, uyuyordu. Uçakta kişiye özel ekran varsa ona çizgi film açmak, ya da iPhone’a kaydettiğim favori çizgi filmleri izletmek işler ters gitmeye başladığında imdadıma yetişiyordu.

3.5 yaşına dek herşey, uzun seyahatler de, günlük gezilerimiz de, süt limandı genelde. Benden istekleri oluyordu tabii, ‘Anne gel beraber kayalım, sallanalım, atlayalım, zıplayalım’ türü. Karnım burnumda olduğundan bir çoğunu yapamıyordum. ‘Bebek doğsun, yapacağız birlikte’ diyordum. Onun dışında aramız iyiydi, aramızdan su sızmıyordu. Ta ki doğum oluncaya dek...

3.5 yaşında hayatı değişti. Belki de en sevdiği varlıkları, annesini-babasını bile paylaşmak zorunda kaldı minik ve ihtiyaç dolu bir bebekle. İşler de değişti.

Alaz
Uzun seyahatlerimizde yine çok anlayışlıydı. Yardım etmek konusunda da iyiydi, ne de olsa abiydi artık. Babası yanımızda olduğunda şımarıyordu; ama ben ve Beliz ile yolculuklarda genelde söz dinliyor, laftan anlıyordu. Gelgelelim günü birlik gezilerde sorunlar yaşamaya başladık. Bir kere en sevdiği şey bebek arabasıydı ve onu artık başkası kullanıyordu, kardeşi. En basiti ayakkabılarını kendi giyebildiği halde arada bir ‘Anne sen giydir’ diyebiliyordu. Evden çıkarken onlarca şey yapıyordum, bir de kendi becerebildiği bir şeyi benden yapmamı isteyince bazen didişiyorduk.

Evden çıkmamız gerektiğini son bir saatte birkaç kez yinelemek durumunda kalıyordum. Çünkü evde kalıp oyun oynamak istiyordu veya gideceğimiz an oyunu henüz bitmemiş oluyordu. Yetişmemiz gereken bir yer varsa ya da belirli bir saatte evden çıkmamız gerekiyorsa, bağırıp ağlamaya başlıyordu gitmemek için. ‘Tamam gitmeyelim’ dediğimdeyse, daha çok ağlıyordu ‘Hayır, gidelim’ diye. Sanıyorum ki, öğle uykusu bırakma dönemi ve yeni bebeğin aramıza katılması bu tür yakınmalarını arttırdı. Yoksa yaştan dolayı mı bizimle çatışma halindeydi? Bunu hiç bir zaman bilemeyeceğim...

Uzun seyahatler öncesinde, detaylarıyla seyahati konuştuğumuzdan, planlar yaptığımızdan genelde sorun yaşamıyorduk. Havaalanlarında, gecikmelerden dolayı uzun beklediğimizde önce ben stres oluyordum. Bu stresimi çocuklara yansıtınca işler zorlaşıyordu. Farkettim ki, yolculuk da başka bir deneyim. Sızlanmak yerine keyif almaya çalıştım ve çocuklarım ne kadar yorgun olsalar da, uyku saatleri geçince biraz cozutmak dışında, beni üzmediler. Kendime sürekli rahat olmam gerektiğini hatırlatıyordum. İnsan yorgunken ve beklentileri gerçekleşmediğinde daha çabuk stres olabiliyor. Biliyoruz ki, bu stresin hiç kimseye faydası yok! O nedenle en önemlisi, rahat olmak… Planlar esnek olsun… Seyahatlerde varılacak yer kadar, yolda geçen zaman da önemli olsun.

Ne yazık ki ne kadar çok seyahat edersen, yolların o kadar kısalmasını istiyorsun. Bir süre sonra seyahatin kendinden çok, varacağın nokta önemli oluyor. Ya da aslında çocuklu olunca böyle oluyor…

Oğlumla kapı önündeki çatışmalar devam etse de, öğle uykusu uyumadığında zıvanadan çıksa da, sakin kalmaya çalıştığım bir dönem bu. Kendimi eğittim diyemem; ama hala eğitmeye çalıştığım bir dönem. Oğlumun, 4. yaşının başlarında olması hepimizi zorluyor, başta kendini. Çok fazla git-gel yaşıyor. Sonra, anne baba olarak bizi ve küçük olsa da bu etkilerden nasibini alan kız kardeşini zorluyor.

Öte yandan, bir şekilde ufaklığı bırakacak birileri oldu mu, bozmayın keyfimizi. Sanki en yakın arkadaşım! 'Sihlcity’e gidiyoruz’ dediğimde, ‘Anne oradaki dondurmacı çok güzeldi, nehir kıyısına oturup dondurma da yiyelim mi?’ der ya da trende anons yapıldığında, anlamadığım Almanca anonsu bana tercüme eder. Hani sanki bu yaşta, bir an gelir bebek olur, bir an gelir olgun bir çocuk olur. İşte o anlarda tadından yenilmez; ama o anlar genelde büyüyor diye de beni hüzünlendirir. Karmakarışık!

3.5 - 4 yaş ile seyahatlerimiz çok değişkenli bilinmeyen bir denklem diyebilirim. Gününe göre bile değil, anına göre değişiyor…

4. yaşından sonra neler oldu burada anlatayım...

İlk resim: https://www.flickr.com/photos/splorp/

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder