İnterlaken 1. Gün (Çoluk-Çocuk)


Nerden başlasam, nasıl anlatsam?… Ya da kısaca anlatılmaz, yaşanır diyerek bu yazıyı burada noktalasam...

Şakır şakır yağmurlu 1 Mayıs günü, çocukların arabada uyuyacağını umduğumuz saatte, öğleden az önce, 2 saate yakın sürecek Zürih-İnterlaken yoluna koyulduk. Henüz Zürih’ten çıkmadan Beliz uyudu, Alaz bir süre daha dayandı.

Biri demiş ki, bazı ülkelerin ünlü anıtları vardır; Paris’te Eyfel Kulesi, Sydney'de Opera Binası gibi. İsviçre ise tünelleriyle meşhur. Hakkatten adamlar dağ dememiş tren yolu ve otoyolu yapmış kilometrelerce uzunlukta. En ünlüsü de 17 kilometrelik Gotthard Tüneli, ki dağı yardıkları dev aletlerden biri Lucerne’deki müzede, şuradaki yazımda anlatmıştım.

Yolculuğun ilk saati güzeldi. Uykusunun 40. dakikasında uyanan Beliz, çığlıklarıyla Alaz’ı uyandırdı. Uyanınca Alaz’ın çişi geldi. Orman kıyısında mola vermek zorunda kaldık. Otele dek ikisi de uyumadı. Beliz genelde ağlamaklı mızırdandı, Alaz da ona oyuncak uzatarak oyalamaya çalıştı. Falan filan...

Hotel Berghof Amaranth
Otel odası, aile odası
Otelimiz, Hotel Berghof Amaranth, şahaneydi… Arabası olan herkese öneririm; çünkü Wilderswil’deki otel İnterlaken’e arabayla 5 dakika uzaklıktaydı. Gerçi otel otobüs ve tren için günlük ücretsiz bilet veriyor. Family room dedikleri, aile odasında kaldık. Salon salomanje tarzı bir oda. Alaz bir tarafında bavulunu açıp oyuncaklarını sergiledi; gezmek için de bize bilet kesti. Beliz diğer tarafta bebek yatağında uyudu falan.

İnterlaken’de
İnterlaken sokakları
Şakır şakır yağmur dinmedi, karnımız çok açtı. İnterlaken’de bir Meksika restoranına girdik. Ardından bu yağmurda açıkhavada pek gezemeyiz, tekne turu yapalım derken, yemek sebebiyle günün son tekne turunu (3’te son tur mu olur?) kaçırmışız. Gerçi iyi ki de kaçırmışız, ertesi günkü manzaraları yağmurda ve siste seçemezdik. En güzeli Tourist Information’a gidip bir fikir alalım dedik. Beliz bu zamana dek bir dünya Çinli tarafından epey ilgi görmüştü. Sonra bu ilginin sebebinin Çin’de çocuk doğurma kısıtlaması olduğunu farkettik. Üzücü bir gerçek. Neyse, ben de hayatımda bu kadar çok Çinli’yi küçücük İnterlaken’de gördüm.

Bindiğim en dik füniküler
Turizm ofisinin önerdiği yöne, Brienz’e doğru, göl kıyısından yağmurluklarla yürüyüş yapmaya başladık. Karşı tepeden aşağıya inen kırmızı füniküleri görünce Alaz çıldırdı ona binelim diye. O yağmurda yürümekten daha eğlenceli olduğu kesin. Böylece 1322 metredeki Harder Kulm’a 10 dakikalık bir füniküler yolculuğu ve kişi başı 15 CHF’ye (bizdeki indirim kartı ile, normalde 30 CHF) çıktık.

Harder Kulm
Restoran ve füniküler arasındaki patika
Dağ kıyısındaki patikadan yürüdük ve şato görünümlü restorana girmeden önce bol bol fotoğraf çektik. Brienz ve Thun Gölleri, Jungfrau, Mönch ve Eiger dağları ile muhteşem bir manzara vardı hava kapalı da olsa. Çocuk oyun parkı da bulunan alanda güneşli günlerde oturacak yer bulmak zordur eminim. İçimizi ısıtmak için sıcak çikolata yanında çikolata ikram edenlerin yerinde sıcak çikolata molası verdik.

Restoranda Alaz'a dergi ve boya getirdiler 
Sıcak çikolata
1810’da Alman şair ‘O beautiful forest, who created you up there so high?’ diye buranın güzelliğini dile getirmiş. Felix Mendelssohn Bartholdy de bu sözleri klasik müziğe dökmüş 'Wer hat dich, du schöner Wald’ ismiyle. O zamanlar bu iki adam da dağın tepesine yürüyerek çıkıyorlarmış tabii. 1905’te, onlardan 100 yıl sonra, bu füniküler yapılmış. Günümüzdeyse Two Lakes Bridge ismiyle tahta bir çıkıntı köprü var aynı noktadan iki göl de görünebilsin diye. Bakınız ilk resim...

İnterlaken parkı, yamaç paraşütleri bu parka iniyor
Füniküler ile aşağı indikten sonra Höheweg caddesi üzerinden sağlı sollu parkları ve otelleri ve elbette Çinliler’i görerek arabayı park ettiğimiz Jungfraustrasse’ye vardık. Saat 6’yı bulmuş, Beliz kısa uykulardan sersem olmuştu. Akşam için bir restorana gitmek pek mantıklı gelmedi. En güzeli take-away (odaya yiyecek almak) hazır yiyeceklerden aldık ve otele döndük.

Alaz'ın tren müzesi
Oda büyük de olsa tek odada, biri uyurken diğerini idare etmek gerekecekti. Önce Beliz’in gönlünü yapıp onu doyurdum. Ardından Alaz’ın gönlünü yaptık ve üçümüz açtığı müzeyi (tren müzesi elbette) ziyaret ettik. Sonra müzeciliği bırakıp dinozor oldu falan. Beliz’in uykusu gelince ben odanın bir ucuna onu uyutmaya çekildim. Babası da Alaz’ı alıp duşa soktu. Böylece fazla gürültü olmadan Beliz otelin verdiği bebek yatağında uyudu. Duştan sonra, yemek esnasında Alaz’ı sakin ve sessiz tutmak için çizgi film açtık.

Gece sık uyanan Beliz’i sabah 4:30 gibi yanımıza aldım. Böylece 4’ümüz ilk kez birlikte aynı yatakta uyuduk. Sayılır… Sabahın 6’sında uyanan ve yanında Beliz’in yattığını gören Alaz, kardeşini uyandırma diye tembihlememe rağmen hepimizi uyandırmayı başardı. Enerji deposu!

İnterlaken gezimizin devamı, Brienz ve Gruyeres 2. günümüzde...

1 yorum :

  1. Bloglar Yarışıyor ile siz de blogunuzla kazanmaya aday olun, promosyon ödüller kazanın. Sponsorlarımızın desteği ile bloglar arası etkinlik yarışmamızı düzenliyoruz. Siz de başvurun kazanan olun, farklı kategorilerde çok sayıda site ödüller için yarışıyor. Detaylı bilgiyi websitemizden öğrenebilirsiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler!


    Web: http://www.bloglaryarisiyor.net
    Mail: iletisim@bloglaryarisiyor.net
    Tel: +90212 330 9707



    YanıtlaSil