Çocuklarla Araba Yolculukları - Avusturya

Ertesi günün sabahında araba ile yola çıkacağımızı öğrenen Alaz heyecandan olsa gerek sabah 5’te uyandı. 6’da kahvaltı sofrasında olsak da, bavullar akşamdan kapının yanında hazır olsa da, 8’den önce çıkamadık evden.

30 dakikalık huzur molası
Yolculuğun ilk 40 dakikası güzeldi. Beliz arabaya biner binmez uyudu, Alaz ise heyecandan sürekli bağırma modundaydı. Nihayet Beliz’i de uyandırdı. Sonra da kendisi uyuyakaldı. O sırada Liechtenstein denilen küçük ülkeye geçmiştik ve benzin almak için mola verdik. Benim kendisini kucaklamaya geldiğimi gören Beliz araç koltuğunda tepiniyordu mutluluktan. Sevmiyor araba koltuğunu, uyumuyor arabada. Tren ve uçak yolculuğu yapsak eminim çok daha keyifli geçer hepimiz açısından.

Molada Beliz’i kucaklayıp temiz havaya çıkardım. Sonra biraz emzirdim; bu sırada Alaz uyandı. Tuvalet, abur cubur derken biraz da yakalamaca ve saklambaç oynadık. Beliz kucağımda tepindi, Alaz yerde. Tekrar yola koyulduk. Alaz bu kez dergi karıştırıyordu koltuğunda. Az sonra Avusturya sınırını geçtik. Biraz oyuncaklarla oyalanan Beliz, uykusu gelince ağlamaya başladı. Bu durumda genelde ben de arka koltuğa geçiyorum. Beliz’e ninni söyledim, Alaz’a dergi okudum. Ancak yarım saat boyunca sakin bir yolculuk geçirdik. Manzara, dağlar, eriyen karlardan oluşmuş şelaleler izleyebildik.

Avusturya
Alaz’ı uyumaya ikna ettiğimiz sırada Beliz uyandı. Tünel geçmekten böö geldi Innsbruck yolunda.
Beliz ağladı ağladı ağladı… Alaz uyku ve uyanıklık arasındaydı ve her 5 dakikada bir ‘Daha gelmedik mi?’ diye soruyordu. Oberlangenfeld’e varıp otelin otoparkına girdiğimizde ikisi de çığrından çıkmıştı. Koşarak inip Beliz’i kucakladım; gözünden süzülen yaşlarla gülümsüyordu yaramaz!

Otel ile ilgili izlenimlerim için buradan devam ediniz…

Dağlar ve şelaleler
Dönüş yolculuğuna öğle vakti çıktık. İkisi de hemen uyudu; hatta ben bile uyumuşum. Böylece yolun ilk 1.5 saati sorunsuz geçti. Beliz uyanır uyanmaz ağlamaya başlayınca yol kenarındaki bir servis noktasında acilen durup emzirdim. Alaz da tuvalet molası verdi. Karnımız acıkmıştı; ama bu servis noktaları yemek için pek güzel yerler değildi. Üstelik kış bittiğinden çoğu yol üzerindeki restoran da kapalıydı, bizdekinin aksine. Avusturya’da kış turizmi daha aktif kayaktan ötürü.


Feldkirch’e dek, sınır şehri, Beliz ve Alaz’ın arasına oturup şarkılarla, oyunlarla onları oyaladım yarım saat kadar. Feldkirch denilen küçük Avusturya şehrinde mola verince herkes çok mutlu oldu.

Mola ardından yaklaşık 1 saat yolumuz kalmıştı eve. Beliz mızırdanarak uyudu. Alaz ise ‘Geldik mi? Az mı kaldı?’ diye her 5 dakikada bir sormaya devam etti. Bu kez farkettik ki tuvaleti gelmişti; ama bize de söylemek istemiyordu; çünkü arabaya binmeden önce tuvalete gitmeyeceğim diye bizimle inatlaşmıştı. Ben de haline üzüldüm, belli ki gururundan bize de söylemiyordu tuvalet ihtiyacını. Son yarım saat cep telefonumu verdim oynasın diye. Şaşırdı. Sevindi. Genelde iyi pazarlık yapması gerekir telefonla oynamak için. Beliz uyanınca ben yine arka koltuğa geçmek zorunda kaldım. Bu sırada Alaz burst ile selfie çekerek telefon hafızamı dolduruyordu.

Son kararım; araba yolculukları bebeklerle zor dostum. Neyse ki Alaz'ı araç tutmadı ve Beliz için de öne bakan araç koltuğuna geçmemize az kaldı. Onu Alaz sevmişti, Beliz de sevecek diye umuyorum...

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder