Seyahatte Savurgan Olabilirim!

Bazen, yerine göre :)



Tüm sene para biriktirip tek, uzun ve uzağa seyahat etmektense bir haftalık birçok kaçamağı tercih ederim. Çocuklarla böylesi belki daha zor; ama tüm sene beklemeye sabrım olmuyor.

Genelde aile olarak çok savurgan değiliz. Gerçi evden dışarıya çıktık mı, Alaz’a birşey almadan duramıyoruz bazen. Yine de hesap-kitap biliriz; mühendis karı-koca olmanın avantajı mı desem acaba? Tatilde ise bazen kesenin ağzını açmak gerekebiliyor. Kısıtlı zamanı en iyi şekilde kullanmak, stresi azaltmak ve seyahatin amacını gerçekleştirmek için.

Ek bagaj satın almak, bunlardan biri. Çocukla seyahat sözkonusu oldu mu, elimizde ne kadar az eşya taşırsak o kadar iyi. Üstelik bir haftayı geçen seyahatlerde otelin çamaşır yıkama servisi yerine ilave bagaj satın almak bazen daha ekonomik olabiliyor.

Brüj bira bardakları

Nefis bir yemek için her zaman bütçe vardır. Düşünsenize İsviçre’ye gidiyorsunuz, fondü yemeden dönülür mü? Ya da İspanya’dan paella? Roma’da hergün dondurma yenmez mi? Londra’da fish&chips… Sidney’de marketten take-away (paket) alıp odada yediğimiz zamanlar da olmuştu elbet; ama arada bir yerel lokantalarda veya hoş bir restoranda güzel yemek de lazım bence.

İnternete para ödemek ise bir diğeri. Gerek havaalanında gerek vardığımız ülkede/otelde, internet paketi satın almak birçok sorunu çözebilir, seyahat ve tatil stresini azaltabilir. Neyi ararsanız, cevabı internette bulabilirsiniz.

Taksiye binme lüksü. Çocuksuz olsam şehri gezmek için bisikleti tercih ederdim. Çocuklarla ise merkezde bir otelde kalıp şehri yürüyerek gezmek, toplu taşımayı kullanmak, yerine göre de araba kiralamak ve taksiye binmek daha avantajlı olabilir. Özellikle havaalanı-otel ulaşımında elimiz kolumuz eşya ile doluyken…

Otel dışında kahvaltı yapmak bazen daha eğlenceli. Otele ek kahvaltı ücreti ödemektense, yakındaki ufak bir kafede istediğimizi yiyebilir, bölge sakinleriyle muhabbet edebiliriz. Çocuklarla zor olur mu? Odada bir şişe süt, biraz mısır gevreği ya da muz varsa, sabah erkenden uyandıklarında bunlar bize vakit kazandırır. İtalya seyahatimizde yaptığımız gibi. Bazı oteller ise kahvaltı servisiyle ünlüdür; örneğin Lugano’daki otelin sıcak, taze ekmekleri gibi. Fakat Amerikan otellerinde kahvaltı; hamur işi ve şeker ağırlıklı olduğundan oda ücretine dahil de olsa tercih etmek istemem.

Hediyelik eşya satın almak her zaman için gerekli değil! Eskiden ailedeki her bireye magnet alırdık gittiğimiz yerden. Diğer hediyelik eşyaların 'toz yuvası' olduğuna inanırdık eşimle. Hala da öyle düşünüyoruz. Bazen karşı koyamadığım güzellikler çıkıyor: Şu ilk resimdeki bebeği Alaz ve Beliz doğmadan çok çok sene önce Madrit'ten almıştım örneğin...

Eğer kullanılıyorsa *Venedik’teki cam fabrikasından aldığım sürahi - Küba puroları*, ilk görüşte aklımızı/kalbimizi çelmediyse *Brüj’den aldığım bira bardakları ve renkli cam horoz* veya gittiğimiz yere özgü birşey değilse *Havana Club tepsi* hediyelik eşya almayı sevmiyorum.

Küba’dayken her barda, kafede içinde 'Havana Club' yazan tepsiler kullanılıyordu. O tepsiden alacağım diye kafama koydum; ama nerede satılır bilmiyorum. Son gün Havana Club fabrikasını gezerken satış mağazasında birkaç tane vardı, satın aldım. Hatta eşim ‘Küba’da harcadığımız en yüksek meblağ bu tepsi için, bunu alacağıma en iyisinden birkaç şişe rom alırım’ demişti :)

Siz tatildeyken neler için savurganlık yaparsınız?

Resimler: Horoz ve Havana Club bana ait. Diğerleri, https://www.flickr.com/photos/fassofamily/
https://www.flickr.com/photos/aftab/
https://www.flickr.com/photos/25802865@N08/

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder