İki Çocukla Londra Seyahati



Londra hakkında yazacaklarıma inanamayacaksınız! Nerde eski günler? Nerde kibar İngilizler? 

İlk gün uçaktan inip Airbnb’ye yerleştik ve öğleden sonrayı National History Museum’da geçirdik.

Müzenin Kırmızı Bölümü
Beliz slingde, Alaz da yürüdüğü için metroyu, treni kullanmak, müzede dolaşmak zor olmadı. Bir bana zorluğu vardı her saat ağırlığı gittikçe artan kızımın! Pret a Manger’da atıştırdık hızlıca. Sonra South Kensington’a vardık. Dinozorlar, balinalar, fosiller, maymunlar, bebeğin oluşumu derken ben eve dönecek kadar enerjim kaldığını farkedince V&A Museum önünden otobüse bindik. Sabahın 6’sında kalkan Alaz’ın enerjisine hayrandım. Eve giderken markete bile uğrayacak gücüm kalmamıştı, babasına siparişleri iletip akşam bebeleri erkenden yatırıp ben de sızdım...

Ertesi günü eski mahallemden bir arkadaşımı görmeye gittik. Tüm gün çocuklar oynadı, bebeler kah uyudu kah bakındı, biz anneler de muhabbet edip özlem giderdik elbet çocuklardan fırsat kaldığı sürece. Sorun; Londra'da olduğumuz süre boyunca Alaz sabah 5’te uyanıyor, onun sesini duyan Beliz de 10 dakika geçmeden açıyordu gözünü. Alaz’ın uyanma sebepleri;
1- İçinde güneşin doğduğunu haber veren kurtlar var!
2- Londra’ya gelme heyecanı...
3- Zürih’te 6 civarı kalkıyordu, saat farkından o 5 oldu...
4- Hepsi!

Beliz bebek, 1-2 saat içinde tekrar uyusa da Alaz ve ben öğleden sonrayı hayalet gibi geçiriyorduk. Açıkçası bu sabah 5’te uyanmalar beni çok yordu Londra'da. Ha n’oldu? Alaz akşamüzeri trende uyuyakaldı, dışarıda yemek yerken uyandıramadık, evde ayılsa da hemen yattı. Beliz gece uykusuna yatamadığı için yemek boyunca huysuzlandı. İkisini idare etmek, senkronize olmadıkları için zor oldu.


Cuma günü Londra’da güneş tutulmasını beklesek de 4 gözle, gökyüzü griydi. Gene sabahın 5’inde uyanmıştı kuşlar. Bu kez 'sizi alışverişe götüreyim de görün’ dedim; ama gören ben oldum tabii. Eskiden de Alaz uyanıkken alışveriş yapamazdım; ama 2 yaşından sonra pusetteyse ya otururdu ya uyurdu çok rahattı. Elbette işin içine Beliz girince benim pantolon bakmam hayal oldu. Denemeyi aklımdan bile geçirmedim! Onlara cici bici alırken pusette ağlayan Beliz slinge, boşalan puseti kapan Alaz da uykuya geçti. Ne yapıcam ben bu iki uyuyan çocukla Covent Garden ortasında, insanlar üzerime üzerime gelirken… diye düşünürken Stanfords Travel Bookshop geldi aklıma. Elbette kitap bakabilirdim, özlediğim şeylerden biri de kitapçıda vakit geçirmekti. Bir de kafe var içinde; baktım koltuklu kısımda yer de var. Yiyecek içecek siparişi verip oturdum. Beliz’i koltuğa yatırınca uyansa da benim yemem ve içmem için gerekli zamanda kendini oyaladı. Alaz zaten pusette uyuyor, top atılsa duymuyordu. Beliz’i emzirdim, Alaz’ı dürtmeye başladım. İstemese de uyandı gri gökyüzü güneşle maviye dönünce ve o güneş de gözüne girince. Pusete Beliz’i, elime Alaz’ı alıp düştüm gene yollara.
En sevdiğim kitapçı
Bir ara Regent Street'e yürümek ve Hamley’s oyuncakçıya gitmek geçti aklımdan; ama Oxford Street kalabalığı gözümde büyüdü. Leicester Square’e ilerlerken eve doğru giden otobüsün durağa yanaştığını gördüm. Atladık otobüse. Nereye gideceğime kararsızdım; çünkü tek başınayken Londra’da iki küçükle gezinmek zordu. Eşimden ‘Gezgin anne over!’ yorumu aldım…

Evet itiraf ediyorum; biri bebek yani henüz yürümeyen, diğeri de 5 yaş altı iki çocuğunuz varsa ve yalnızsanız, Londra gibi kalabalık bir şehre turist olarak gelmeyin. Tek çocuğunuz varsa, yaşı kaç olursa olsun önemli değil. İki çocuğunuz varsa küçük olan 4-5 yaşında olmalı ki hem siz hem de çocuklar zevk alsın seyahatten. Tabii benim çocuklar sabah 5’te henüz benim biyolojik saatim derin uykudayken beni ayağa diktiklerinden onun da etkisi vardı. Yoruldum… Yanımda sadece Alaz olsa ya da Beliz olsa idare ederdim; ama 4 aylık ve 3.5 yaş, kalabalık bir metropolde, insanların sürekli koşturma halinde olduğu merkezde anneyle bir başına olmadı, ben yapamadım. Yaptım da çok yoruldum ve zevk alamadım. Bu yüzden kimseye önermem. Üstelik ben nokta atış yapabiliyordum şehri bildiğimden. Ya da A’dan B’ye metro kullanmak yerine (o pusetle ve kalabalıkla daha zor) uzun yoldan; ama daha az yorucu olan otobüsle gitmeyi tercih ediyordum.
'Me time' Bıdıklarım uyurken kafede
Hep kibar olarak bildiğim Londra'nın kabalığı da cabası! Öyle olaylara denk geldim ki iki çocukluyum diye beni baş belası olarak mı görüyorlar diye içimden geçmedi değil. Alaz nedeniyle tuvaleti kullanmak zorunda kaldığım kafe çalışanının beni sorguya çekmesi ayrı, H&M’de çocuk reyonu sorduğum görevlinin tavırları ayrı, trenden inerken pusete yardımcı olmayanlar ayrı, elimden tutan bir küçük ve ittiğim pusette bebeği görüp kaldırımda üzerime gelenler ayrı. Sanki böyle değildi aylar önce? Londra’da yaşayan arkadaşlara dertlenince son birkaç aydır merkezin aşırı kalabalık olduğu onların da gözünden kaçmamış. Belki ekonomik turist dönemi? Bunları görünce Zürih’e koşa koşa kaçasım geldi!
Horse Guard Parade
Eve mi gitsem, Southbank’e mi, Alaz’ı Jubilee Park'a mı götürsem diye kararsızdım. Trafalgar Square’den geçerken, bir daha bu şehre gelecek miyim diye kafamdan geçirmedim değil. Oysa Ağustos’ta Zürih’e taşınırken üzülüyor, sık sık geliriz diyordum. Westminster’a ilerlerken Horse Guards Parade’i görünce indik otobüsten. Alaz iri kıyım İngiliz atlarından ürktü. Ona atları göstereyim derken, pusette Beliz ağlıyordu. İki çocuklu kadın dramı gene başladı! St James’ Park, işte orada tam karşımdaydı. Ne işim vardı benim park dışı yerlerde? İki çocuğumla kabul gördüğüm yere gittim koşa koşa. Beliz bakındı, Alaz çocuk parkında oynadı. Görüşümde haklıydım; bu merkezi parkta bile iki çocuklu insan hemen hemen yoktu. Oysa Zürih’te tek çocuklu kadın yok.

Alaz İspanyol bir kızla oynadı. Konuştukları ortak dil İngilizce olsa da, kız İspanyolca, Alaz Almanca (evet ben de şaşırdım) konuştular. Alaz, çocuk parkına girince otomatik olarak Almanca’ya bağladı. ‘Nein, it’s me now’ gibi İngilizce ile karışık bir şeyler de sergiliyor, sırasını kaptırmıyordu. Hep İsviçre'den gördü bunları!
St James' Park çocuk oyun alanı
Park ardından eve yürürken Alaz'ın yorumu; ‘İsviçre’deki çocuklar yaramaz, Londra’daki çocuklar uslu. İsviçre’deki büyükler iyi, Londra’daki büyükler kötü’ oldu.

Daha 3 günümüz var, bu kez baba da yanımızda olacak bakalım görüşlerim değişecek mi?

Not: Tüm fotoğraflar ben, Deniz Sütlü Özgül'e aittir. Lütfen izinsiz paylaşmayın...

9 yorum :

  1. Yaşadığın bir yere sonradan turist olarak gitmenin etkisi de var bence hissettiklerinde ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir... Beklentileri çok yüksek tuttum :) Yok; ama iğne atsan yere düşmüyor merkezde bu kadar da turist olmaz ki! Yaz iyidir... İyiydi...

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. eğlenceli bir yazı olmuş:) birkaç hafta önce https://buypasa.com dan biletimi ayırıp, tüm hazırlıklarımı yapmıştım. ama son anda iptal etmek durumunda kaldım. sizden de aldığım gazla tamamlayacağım yarım kalan işi bu kez:)

    YanıtlaSil
  4. Ellerine sağlık gezgin anne, iyi ki gitmişsin Londra'ya:) Bu hafta 33 aylık kızımla yolculuk var Londra'ya, Bu mevsimde bot mu giyilir spor ayakkabısı mı bilemedim:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben her ikisini de aldım :) Su geçirmeyen bir spor ayakkabı uygun olur.
      İyi yolculuklar!

      Sil
  5. Bir de kulak burun boğaz doktorumuz yolculuğa çıkmadan kızıma Allerset şurup içirmemi önerdi. Bir fikriniz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allerset alerjide kullanılan bir ilaç diye biliyorum. Yan etkisi sakinleştirmek ve uyku hali olduğundan belki doktorunuz önerdi? Alerjik bir durum yoksa kullanma önerisinin ne kadar gerekli olup olmadığını düşünün derim.

      Sil