İsviçre İnsanı


Otobüste giderken çantasından gruyere peynir çıkarıp yiyen adamların ülkesinde, İsviçre kültürünü anlatan kitabında Margaret Oertig-Davidson, İsviçreliler'i hindistan cevizi, Amerikalılar'ı şeftali, İngilizler'i de ananas olarak betimliyor. Bir yabancı olarak içlerine karışmak zorluğuna göre. Kabuk dışarıdan görünüşü, çekirdek kısmı da aileyi temsil ediyor.

Hindistan cevizini kırmak güç, tıpkı İsviçreli birini kendine arkadaş etmek gibi. Fakat bir kez de arkadaş oldun mu, ömür boyu sürüyor-muş dostlukları.

Benim ilk andan itibaren İsviçreliler hakkında duyduklarım ve yaşadıklarım:

İsviçreliler soğuk insanlar:
Sokakta her karşıdan gelen gözünün içine bakıp 'Grüetzi' (Merhaba) diyorsa, bence birbirlerinin gözlerinin içine bakmaktan kaçınan İngilizler'den daha soğuk olamazlar. Yaşlısı, genci her biri karşıdan gelirken gülümsüyor insana. Türkiye'de bile böyle selamlaşma görmüyorum artık.

İsviçreliler sıra bilmezler, yol vermezler:
Otobüs durağında sıra yok; ama bilet gişesinde oluyor. Hamilesin diye genelde kimse öncelik veya oturacak yer vermiyor. İngiltere'de kapıları bile açan olur!

İsviçreli biri yanlışını gördü mü anında uyarır, hatta polisi dahi arar:
Pazar günü çivi çakmak, elektrik süpürgesi tutmak dahi yasak. Korkumdan çamaşır makinesi bile çalıştırmadım. Bazı apartmanlarda akşam saat 10 sonrası duş almak, sifon çekmek bile şikayete neden olurmuş. Biz apartmanda henüz böyle birşey ile karşılaşmadık neyse ki... Yan apartman gençleri balkonda müzik dinleyebiliyor akşamları 9-10'a dek. Şikayet üzerine gelen polis de görmedik.

İsviçre'de hayat çok sakin ve sıkıcı:
Sakin görünüyor; ama sürekli bir festival, eğlence var. Hatta yetişemediklerimiz oldu, Zürih Film Festivali'nde Fatih Akın'ın filmini izlemeye, konuşmasını dinlemeye gidemedik örneğin. Merkezde her daim birşeyler oluyor. Bizim küçük mahallede bile haftasonları bir atraksiyon mevcut; lunapark, bit pazarı, edebiyat günleri denk geldiğimiz birkaçı...

Halka açık bir meydan konseri
İsviçre'de köpek giren restoranlar vardır; ama bebek giren restoran azdır:
Bu benim İsviçre'ye Alaz'la ilk ziyaretimden izlenimim. Zeughauskeller isimli İsviçre mutfağı bir restorana giriyorduk. Alaz henüz 8 aylıktı ve pusette uyuyordu. Puseti içeri alamazsınız, bebek için ne sipariş verirsiniz? (Et restoranında 8 aylık bebek için menü yoktu, ne yemesini bekliyordu bilmiyorum) yorumları yanında Alaz'ın yere düşürdüğü oyuncaklarını, açılmamış paketteki krakerlerini biz farketmeden alıp çöpe attılar. Başka birkaç yerde daha mama sandalyesi, çocuk menüsü göremedim; ama Zeughauskeller dahil köpekler sahiplerinin dizi dibinde hemen hemen her restorana giriyorlar. Tabii şimdi yaşadıkça neresi çocuk dostu neresi değil daha iyi ayırdedebiliyorum elbette. Hiltl örneğin, çocuk dostu bir vejetaryan restoranı her daim gittiğimiz...

İsviçreli, 10 senelik karşı komşun dahi olsa evine davet etmez:
Başta bahsettiğim hindistan cevizi olayı. Kendi özel hayatlarını aile, akraba ve yakın arkadaşlarına açarlarmış. 5 aydır burada yaşayan bir Amerika'lı arkadaş İsviçre'li komşusu tarafından eve davet edildiğini söyleyince salonda alkış koptu!

İsviçreliler para muhabbeti yapmazlar, maaş ve yaşam pahalılığı gibi:
İsviçreliler için özel hayat özelde kalır, ev içinde. Para konusu da, parayla ilgili konular da konuşulmaz, tartışılmaz. Nakit kullanmayı severler, paran varsa alırsın! Kredi kartı kullanan sayısı az.

İsviçreliler aşırı tutuculardır:
İsviçreli İsviçreli'yi sever. Tipimden de dilimden de buralı olmadığım belli. Henüz bir terslik sezmedim; ama Zürih'te, expatların çok olduğu bir şehirde olduğumuzdandır belki de? Dindar bir millet olmalarına rağmen, eşcinsellik, para karşılığı cinsellik, isteğe bağlı intihara yardım etmek serbest ve yaygın.

Sağlık sigortasıyla ilgili bir reklam afişi
İsviçreliler ile İsviçre Almancası bilmiyorsan, Almanca konuşma:
Buraya expat olarak gelen ilk iş Almanca kursuna yazılıyor. Yazılı dil High German dedikleri Almanya Almancası; ama halkın konuşma dili şehirden şehire, kantondan kantona değişiyor. Yani sokaktaki insanın konuştuğu dil ile okulda öğretilen dil de farklı. Siz markette yeni öğrendiğiniz Almanca-nızı kullanıp, pratik yapayım derseniz onlar ya Swiss German (sokak Almancası) ya da İngilizce cevap verir.

İsviçreliler Pazar günlerini ailecek geçirirler, zaten marketler, dükkanlar kapalı olur:
Bu nedenle Cumartesi çoluk-çocuk alışverişte. Pazar sakin, Türkiye'de 30 yıl önceki Pazar günleri gibi. Aileler ya dağa çıkmış yürüyüş yapıyorlar, günü doğada geçiriyorlardır ya da evde akrabaların ağırlandığı yemek vardır.

İsviçreliler savaş hakkında konuşmazlar:
Komşu ülkeler Avusturya ve Almanya ezeli düşmanları; ama gene de konu savaşa gelirse, tarih hakkında konuşmak istemezler. Öte yandan ev ararken gördük ki, çoğu binanın altında savaş anında saklanılacak odalar, tünellere açılan kapılar var. Hala!

İsviçreliler çocukları sevmezler:
  • Pazarda Alaz'a mutlaka birşey ikram eden oluyor,
  • Otobüste karşımızda oturan kadın çantasından muz çıkarıp Alaz'a uzatıyor,
  • Markette Alaz'ın şarkı söylediğini duyan kafasını okşuyor, bize laf atıyor tabii ben anlamıyorum; ama gülümsediğinden sevgi dolu bir söz söylediğini tahmin edebiliyorum,
  • Yolda karşıdan karşıya geçerken adam arabadan Alaz'a çikolata uzatıyor,
  • Pazardaki çalışanlar Alaz yanımda değilken, hamile olduğumu farkedince torbaya satın almadığım meyvelerden 1-2 tane de atıyorlar,
  • Kasada çalışan kadın, Alaz sırada değilken jeton uzattığında işini bırakıp Alaz'ı sevmeye başlıyor,
  • Durakta otobüs beklerken bir genç kız Alaz'a sakız ikram etmek için benden izin istiyor,
  • Bahnhofstrasse'deki Orell Füssli'de çocuklar kitapları karıştırmasın lütfen diyen satış elemanları da çıkıyor elbette; ama genel kanım orta yaş ve üzeri çocuk gördü mü birşey ikram etmemek için dayanamıyor!
Tabii Alaz henüz 3 yaşında. Birkaç sene sonra, büyüdüğünde ona karşı davranışları değişir mi bilemem. Yaşa ve gör demişler :)

Yazımı beğendiyseniz veya birilerini işine yarayacağını düşünüyorsanız lütfen paylaşın... Teşekkürler!

Resimler: https://www.flickr.com/photos/opera-nut/
https://www.flickr.com/photos/antjeverena/
https://www.flickr.com/photos/sitatof/

3 yorum :

  1. Güzel yazmışsınız. Ben öğretmen olarak gideceğim ailemide götüreceğim. 1 - 10 Ve 17 yaşlarında 3 evladım var. Zorluk çekermiyim.

    YanıtlaSil
  2. Güzel yazmışsınız. Ben öğretmen olarak gideceğim ailemide götüreceğim. 1 - 10 Ve 17 yaşlarında 3 evladım var. Zorluk çekermiyim.

    YanıtlaSil
  3. ben isviçreliyim türkçe biliyorum ama şöyle söyleyeyim isviçreyle dair hiç bir şey bilmiyorsun ve söylediklerinin % 90 ı doğru değil

    YanıtlaSil