Bugün...

Follow my blog with Bloglovin


Alaz'a kindergarden (kreş) bulduk ve bir haftadır her sabah oraya gidiyoruz, koşa koşa. Otobüsü yakalamak için... Henüz araba satın almadık. Dönüşte ya yarım saat aynı otobüsü beklemem gerekiyor, ki hep kreşte oyalanıp öyle yapıyordum, ya da eve yürümem. Bugün de böyle yaptım; yürüdüm. Alaz'ı kapıda teslim ettim, hoşçakal dedim, öpüştük, benden lolipop istedi uslu uslu kreşte kalacağı için ve yola koyuldum.

İlk 5 dakikada gördüğüm manzara, 4 atlı Adliswil'e doğru ilerliyor.
Google Maps'in bana önerdiği yol 20 dakika diyordu. Fakat benim zırt pırt fotoğraf çekmemle yarım saati bulacaktı. Londra'ya ilk gittiğimde de böyleydim. Her gördüğüm değişik ve güzel anın resmini çekerdim. Sonra o değişiklikler zamanla her gün geçtiğin sıkıcı yollara dönüşür. Eminim bu fotoğraflar da bir zaman sonra bendeki değerini yitirecek...

IBM Center
Adliswil, Kilchberg ve Rüschlikon manzaralı yolda, IBM'in Zürih ofisine vardım. Sabahları tren istasyonundan otobüse binen sırtçantalı ve gözlüklü gençlerin çalıştığı büyük kampüs.


Fotoğraf çekerken bu yavrucakları ezmedim umarım. Alaz'ın takıntılı soruları geldi aklıma:
'Ben bunu ezeyim mi?'
'Neden ezmeyeyim anlat o zaman bana!'
Kabuksuzu sümüklü böcek miydi, yoksa biz kabuklu-kabuksuz hepsine aynı ismi mi veriyoruz tam bilmiyorum. Bahçeli evim varken sinir olurdum her çiçeğimi, bitkimi, çileklerimi yediklerinden. Şimdiyse kaldırımda yürürken Alaz'dan korunması gerekenler sınıfındalar...


Köşeyi dönünce de IBM'in otoparkını ve ana girişini buldum. Öyle elini kolunu sallayan giremiyor. Kapıda kart okutmanız gerekiyor ki ışığı yanıp biplesin.


IBM'in karşısındaysa atların kaynağını buldum. Horses yazan bir kamyon ve çitli alan... İnternette henüz bulamadım nedir, nasıl binilir, okul mu, vs diye. Yoksa geçen yaz sonu Havran'da başladığım ve bayıldığım at binme sporunu bir gün yapabilecek miydim burada?

İnşaatı çevreleyen panolar
Yola devam ederken farkettim ki, oraya buraya bakınırken Google Maps'in bana önerdiği yoldan sapmışım. Neyse dedim, nasıl olsa çoook vaktimiz var her yolu yürümek için. Yukarıdaki resimde bir okul inşaatı devam ediyor. İnşaatın çevresi de böyle güzel rengarenk panolarda resimlerle çevrili. Çocukların yaptığı muhtemel...


Virajı da geçince ta taam... Göl göründü. Sade Zürih Gölü değil, gölün doğu kıyısındaki yemyeşil Heidi'nin dağları da göründü. Yağmurlu havanın avantajı işte. Hava güneşli oldu mu bu manzara mümkün olmuyor pek.


Rüschlikon tepesinden göle bakarken, evlere de bakmayı ihmal etmiyorum. Bakımlı bahçelerinde çocuk oyuncakları, bisikletler, kova-kürek...


Yol biraz daha kuzeye kıvrılınca Zürih merkezi karşıma geldi. Bakmayın resimde uzak göründüğüne. Otobüs ile 15, tren ile 7 dakika. İsviçre'de kol saatini, toplu taşıma saatine göre ayarlayabilirsin. O kadar dakik yani...

İşte benim bir sabahım da böyle geçti. Hem temiz hava, hem yokuş aşağı hafif egzersiz. Fena da olmadı sanki?

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder