Alaz'ın İlk Uzun Otobüs Yolculuğu

Bebekle ve çocukla uzun otobüs yolculukları zor ve karayollarında kaza oranı daha yüksek diye düşünüp uçağı her daim tercih etmişimdir. Ta ki bugüne dek...

Zeytin ağaçlarına masal anlatıyor
Küçük çocuklarla başarılı bir otobüs yolculuğu ile ilgili yazım taslak halindeydi epeydir. Hazır bir yolculuk fırsatı karşıma çıkınca neden olmasın, yaşayarak öğrenelim dedim gene.

Yeğenimin doğumu için Kütahya'daydık Alaz'la. Ardından Bodrum'a geçecektik. Uçak biletlerini satın almayı, yeğenin doğum tarihi önceden belli olmadığından, son dakikaya bıraktık. Son dakikada bilet almaya kalkınca da 2000 Lirayı uçak biletine harcamak pek akıllıca gelmedi bana. Üstelik büyüyen göbeğim, Alaz ve valizle indi-bindi yapacak halim de yoktu. Nihayetinde geceyarısını geçince 1:30'da kalkan Kamil Koç otobüsü sabaha Bodrum'a bizi götürecekti.

Otobüs saati oldukça geç olduğundan Alaz'ı akşam erken yatırıp birkaç saat uyumasını sağladım. Evden çıkmadan az önce uyandırıp giydirdim. Otobüse bineceğimizi biliyordu önceden anlattığımdan. Oldukça heyecanlı ve sevinçliydi, hatta bu duyguları çenesine vurdu diyebilirim. Otobüse bindiğimiz ilk saniye, 'Anne burası ekşi bir şey kokuyor' diye bağırıp bizi uğurlamaya gelen ailemi ve otobüsteki insanları güldürdü.

Şansımıza otobüs boştu. Gerçi ben her ihtimale karşı Alaz'la ikimize birer koltuk satın almıştım. Bu sırada farkettim ki çocuk bileti için internette indirim yapılmıyor. Acentelerde ise 6-12 yaş arasına %30 indirim yapılmaktaymış.

Kucağımda yatsa da ilk yarım saat kadar heyecandan uyumadı. Otobüsün ışıkları kapanmıştı, benim de gözlerim kapanıyordu. Sonra mola yerinde uyandık. Hamilelerin her tuvalet imkanını değerlendirdiğini bilirsiniz. Ben de Alaz hazır uyanmışken inelim istedim. Fakat uyku mahmuru Alaz, bana sokakta tuvalet olmadığından, ancak evde tuvalete gidebileceğimizden falan bahsediyordu. 'Süt alalım madem' dediğimde de babaannesinin hazırlayacağı kahvaltıda zaten süt olacağını anlatıyordu o sessizlikte çatlayan sesiyle.

Aleksa'nın bir kısmı ve Alaz uyurlarken
Tek başına otobüs yolculuğunun en zor yanı şu; tuvalete gitmek istersin çocuk uyur. Çocuğu kimseye emanet edemezsin. Uyandırsan bu kez neyle karşılaşacağını bilemezsin. Şansıma benimki çenesi düşük; ama mutlu bir küçük insandı. Sonunda herkes otobüse geri dönerken bizimki ikna oldu. İndik.

Bu arada Türkiye'de birkaç umumi tuvalette alaturka tuvalet gören Alaz epey şaşırdı ve onu kullanmayı tercih etti. Halbuki ben çocukken çok ürkerdim o türden nedense?

Otobüs mola yerinden kalktığında saat 5'e yaklaşıyordu. Alaz alacakaranlıkta uzaklarda güneşin doğduğuna emindi ve bu sebeple uyumak istemedi. Ona camdan dışarı seyredebileceğini; ama konuşmamasını çünkü herkesin uyuduğunu ve benim de uyumak istediğimi anlattım. Ya anladı ve sessiz kaldı ya da benim içim geçti. Bir süre sonra tam ben dalmışken kucağıma yatıp uyumak istediğini söyledi. Milas'a dek yaklaşık 3 saat de uyudu. Bense her saat başı uyandım. Ya bacağım ya belim ağrıdı. Ya da Alaz göbeğime yattı, Aleksa* da tekmeledi. (Aleksa için yazı sonuna bakınız)

Milas'ta kısa bir yolcu indirme ve tuvalet molası ardından artık tamamen uyanmıştık. Alaz cama yapışmış halde birşeyler anlatıyordu. Sonra teyzesine söylerken duydum ki masal anlatıyormuş. Kime derseniz, hiç bir fikrim yok! Sanırım hayali arkadaş bulma çağı başladı...

Ve Bodrum'a vardık...
Kırk dakika kadar sonra Bodrum otogarındaydık. Alaz daha sıkılmadan ne kadar süre yola dayanırdı bilmiyorum; ama hoşuna gittiği kesin. Özellikle de kamyonları geçtiğimiz noktalarda.

3 yaş civarında bir çocuk için otobüs yolculuğu pek de kötü bir fikir değil aslında. Kurtlu peynir diye tabir ettiğimiz aşırı hareketli değilse özellikle.

*Aleksa: Hamile olduğumu Alaz'a 6. haftadan itibaren söylemiştik. Ne isim verelim dediğimizde birkaç kitap karakteri (biri de Little Johnny Dory) ismini saydıktan sonra Aleksa'da karar kıldı. O gün bu gündür cinsiyet gözetmeksizin bebişin adı Aleksa kaldı. İşin garibi ailemiz ve biz de kabullendik ve bebekten bahsederken bu ismi kullanıyoruz :) Asıl ismini Alaz'a nasıl kabul ettireceğiz bakalım?

1 yorum :