Kaçınılması Gereken Havaalanları

Ailemizin arama motoru Google'a sordum: Türkiye'nin en kötü havaalanları nereleri? diye. Bana Dünya'nın en kötü havaalanlarını buldu. Sanırım bizim Türkiye'mizin her havaalanı tıkır tıkır işliyor, hiç birinde rötar olmuyor, güvenlik ve pasaport kontrol sıraları boyumuzu aşmıyor, tuvaletleri kokmuyor, satılan sular her bütçeye uygun. Herkes memnun, şikayet eden yok. Ben öyle anladım :)


Geçenlerde seyahat bloğu yazan birçok kişi, Twitter'da hava şartlarından dolayı Pegasus'un rötarlarından, iptal edilen uçuşlarından, havaalanlarında gece konaklama zorunluluğundan, uçağın gitmesi gereken yere değil de başka şehre iniş yaptığından şikayetçiydi. Bir de uçak içinde sattıkları battaniyelerin ve yiyeceklerin pahalılığı herkesin dilinde.

Pegasus son zamanlarda kullandığım, şansıma olsa gerek şikayetimin olmadığı bir uçak şirketi. Kim bilir belki de EasyJet'e öyle çok alıştım ki, Pegasus sütten çıkmış ak kaşık gibi geldi. Öte yandan Türk Hava Yolları, Türkiye-İngiltere uçuşlarında sürekli rötar yapıyor. Nefis ikramları ve yemekleri olmasa hiç çekilmez! BoraJet ise tam bir felakete sürüklüyordu bizi. İlk uçak kazamızı bana, kızkardeşime ve oğluma yaşattığı için onları defterden sildim. Bir daha BoraJet ile uçmak zorunda kalmam umarım.

Sabiha Gökçen Havaalanı, yıllarca kullanılmamış, şimdilerde o açık kapatılır gibi nereye baksam SAW kodu çıkıyor karşıma. Beni en çok rahatsız eden, belki de bu yüzden çok kalabalık olması. Havaalanına giriyorsunuz, tek kontrol noktası açık ve onlarca insan önünüzde. Zaten Türkiye harici başka bir ülkede havaalanı girişinde güvenlik kontrol noktası hiç görmedim. Valizler, çocuklar, paltolar ve mutlaka o sırada uçağına geç kalmakta olan birileri diğerlerinin önüne geçmeye çalışır. Hadi sorsalar neyse, aradan sıvışıyor. Sanki biz görmüyoruz. Halbuki rica etsen, kimse sana hayır demez.

Check-in sıraları ayrı bir alem. Hem dış hatlar, hem iç hatlar aynı yerden check-in yapılıyor. Saniyede bir uçak kaldıran Pegasus'un sırasını, hem de online sırasını varın siz düşünün. Bazısı benim uçağım 20 dakika sonra, bazısı benim uçağım 18 dakika sonra diye birbirlerinin önüne geçmeye çalışıyor. Ey yolcu, lütfen uçak kalkmadan 45 dakika önce havaalanında ol, uyarısı İstanbul için 1.5 saat falan olmalı bence.

Aynı muhabbet Atatürk Havalimanı için de geçerli elbette. Çok kalabalık. Sanki Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde yürüyorsun. Kapılara giderken birbirine çarpmamak için çaba harcıyorsun, fahiş fiyata yemek yerken oturacak yer bulamıyorsun. Bir de uçağa yetişmek için koşturanları düşünün.

İngiltere'den İstanbul'a iniyoruz. Çocukla yolculuk yapınca genelde pasaport kontrolden geçer geçmez soluğu tuvalette alıyoruz. Tabii soluk alamıyoruz; çünkü Türkiye'de bagaj bekleme yerlerindeki tuvaletler kokuyor. Mis gibi temizlik değil elbette! Sebebi nedir? Deniz seviyesinde olması mıdır? Orası bilinmez; ama onlarca ülkenin onlarca havaalanında bulundum, bizimkiler gibi kokulusunu görmedim!

İzmir, Dalaman ve Antalya Havaalanları nispeten kullanması daha rahat, sakin olanlar. Bodrum da tam bir keşmekeş, binlerce yolcuya küçük geliyor sanırım. İnsanlar yerlerde oturuyor, adım atacak yer olmuyor yaz aylarında. Edremit ve Kütahya havaalanları henüz gelişimini tamamlamamış olanlardı son ziyaretlerimde. Edremit Havaalanı, pardon Balıkesir Kocaseyit diye değiştirmişlerdi adını, yeni ek binasıyla uluslararası uçuşlara da olanak verecek deniyordu. Bu hali güzeldi aslında uçak saatine 15 dakika kala orada olsak, yetiyordu :)

Hep bizimkileri yerdin diyeceksiniz; ama bu zaten Türkiye havaalanları ile ilgili bir yazıydı. Gerçi sizi mi kıracağım, bir dahaki sefere İngiltere havaalanlarına sataşırım.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder