2013'te Akılda Kalanlar


Gazetelerde, televizyonda 2013 nasıl geçti? Neler oldu? Kimler doğdu, kimler öldü? Bu tarz haberler günlerdir tüm dünyayı meşgul ediyor. Benim neyim eksik diyor ve bizim 2013 nasıl geçti bir bir yazıyorum...

  • Seyahatlerimiz dur durak bilmedi. 2012'de olduğu kadar sık Amerika turu yapamasak da, aile büyükleri Alaz'ı görsün, Alaz aileyi tanısın diye sık sık Türkiye'ye geldik. Bir yıl içinde tam 5 defa İngiltere - Türkiye yolculuğu yapmışız, pes! Bu sene artık siz gelin sevgili ailemiz.
  • 2013'e Kanarya Adaları'nın bana göre en güzeli ve çocuk dostu olan adası Gran Canaria'da girdik. Ocak ayı son bulmadan Türkiye (Kütahya, Eskişehir ve İstanbul), Mart'ta San Francisco, Mayıs başında Zürih, sonunda Bodrum, Haziran'da İzmir, Ağustos ayında Lozan ve ardından Bodrum, Eylül'de Assos ve İstanbul,  Kasım'da İstanbul ve Burhaniye, nihayetinde Aralık ayında gene İstanbul'dayız.
  • Alaz yürüyen bir toddler iken, (1-3 yaş arasındaki küçük canavarlara verilen isim) Amerika gibi denizaşırı bir yolculuğu sağ-salim atlatmışız. 2014'te bu tarz uzun bir yolculuk daha kolay olur diye umuyoruz.
  • Egzotik Kanarya güneşi... Diş çıkarmasına ve hastalanmasına rağmen bir haftalık Gran Canaria tatili harika geçti. Ailecek, üçümüzün ilk tatiliydi.
  • Alaz ile İngiltere ormanlarını, sahilini, Londra müzelerini, çiftliklerini, parklarını gezdik. Alaz'ın ilk tiyatro ve sirk gösterilerine şahit olduk, gözlerimiz doldu.
  • Tuvalet eğitimini tamamlamak da ayrı bir kilometre taşı oldu bizim için. Yazdan bu yana seyahatlerimizde ekstra bez yerine don taşıyoruz çantamızda.
  • Üniversite arkadaşlarımızla çoluk-çocuk ikinci tatilimizi Antalya ardından Bodrum'da yaptık. Bize göre oteli kapattık! Darısı bu sene üçüncüsüne.
  • Olumsuzluklar da olmadı değil! Seyahat öncesi ve sonrası hastalıklar yakamızı bırakmadı, tabii yaşı gereği hastalanma ve mikropla/virüsle tanışma çağında. Bir de hayatımızın ilk uçak kazasını ucuz atlattık.

Hoşçakal 2013... Daha çok Türkiye harici gezili bir 2014 umuyorum desem de yaz başı teyze olacağımdan, Türkiye'ye giriş çıkış damgası pasaportumuzdan pek eksilmeyecek gibi!

Resim: Rinoninha
Devamını Oku »

İstanbul'da Toplu Taşıma Günü


Aralık ayının son günlerini İstanbul'da geçiriyoruz. Yaz mevsimi yolumuz düşmediğinden bu şehre, kış güneşini bulduk mu sokağa atıyoruz kendimizi.

Nicedir Alaz'ı vapura bindirmek istiyorduk. Hem denizi, hem su taşıtlarını çok sever. Hem de martılara simit atar diye düşündük. Kahvaltı ardından Kadıköy'e gitmek üzere evden çıktık. Hava güzeldi, evden çıktığımız saat yoğun insan ve araç trafiği yoktu. İlk iş Kentkart satın aldık. Sonra da ilk geçen Kadıköy otobüsüne kendimizi attık. Bebek arabası yanımızda olmadığından kullanım kolaylığına dair pek söz edemiyorum; ama otobüsün geniş camlarına yapıştı Alaz.


Kadıköy'de şans eseri vapurun kalkmasına beş dakika vardı bindiğimizde. Alaz müthiş zevk aldı üst kata çıkınca. Tek endişesi vapurun düüüt! diye ses çıkaracak olmasıydı (İsviçre'de Leman Gölü'nde başımıza gelmişti de!). Üst kata, vapurun arkasındaki açık alana çıktık. Martılara simit atanların arasına karıştık. Deniz anaları yüzüyordu suda. Alaz'ın hoşuna gitti elbette. Ben bile bu yaşta bayılıyorum vapura binmeye. Motorlar çalışmaya başlayınca bembeyaz köpükler sardı denizin üzerini. 'Alaz'ın banyosu gibi oldu bak' dedim. Hala aklı fikri düüüt! yapacak kısmındaydı. Rüzgar eserse üşür diyerek içeriye girdik. Daha bir rahatladı. Pencerelere yapışıp gemileri, kayıkları ve martıları izledi.



Beşiktaş'a yanaşırken hala ne yapacağımız konusunda kesin bir fikrimiz yoktu. Sahilden Ortaköy, Bebek tarafına gitmek veya Beşiktaş'ta kalmak ya da Taksim'e çıkmaktı aklımızdakiler. Vapurdan inince taksiye bindik ve 'Maçka' dedik. Akaretler'de restorasyon çalışmaları olduğunu görmüştüm; ama yeni haline ilk kez denk geldim. Çok güzel olmuş. Hazırlık boyunca bir sene Maçka'da İngilizce hazırlık sınıfında okumuştum. Alaz'a okulumu gösterdim, donup kaldı bir süre. Kendi iki katlı ev tipindeki kreşini düşündü heralde. İnsan büyüdükçe okul binaları da büyüyor tabii.


Maçka Demokrasi Parkı'na girip teleferiğe bindik. Alaz hayretle bakıyordu altımızda kalan yerlere. Neye bindiğimizi sorduğumda, kendinden çok emin bir şekilde helikopter dedi. Diğer yolcuları da güldürdü. İnmek istemedi diyebilirim. Taşkışla'ya doğru ilerlerken 'Bir daha binelim, ben teleperiğe binmek istiyorum' dedi durdu. Hatta akşama dek sürdü bu isteği.



O gün aklımıza eseni yapıyor gibiydik. Taşkışla önünden yürüdük ve Gezi Parkı'na saptık. Aylar önce gözümüz, kulağımız oradaydı. Televizyonlardan, gazetelerden görüntüleriyle, öğle saatlerinde çocukların koşturduğu, büyüklerin banklarda huzurla oturduğu park arasında fersah fersah fark vardı.


Ortadaki havuzdan akan sulara büyülenerek bakan Alaz, oyun parkında bir saate yakın eğlendi. Kah diğer çocuklarla kah babasıyla oynadı. Hala belirsiz bir planımız vardı; ama yemek saati geldiğinden İstiklal Caddesi'ne çevirdik yönümüzü.


Meydanda merdivenler önünde durmuşken Alaz 'Baba burası Beşiktaş mı?' dedi. Biz Taksim diye cevap verirken, yanımızdaki simitçi 'Burası Taksim. Sen de şu an tam Taksim'in göbeğindesin' dedi. Sonra aylar önceki olaylar ve hala süren direniş hakkında birkaç güzel yorum yaptı. İstiklal Caddesi ve Taksim eskiden olduğu gibiydi. Atatürk Kültür Merkezi çok eski, yorgun, yıpranmış ve üzgün göründü gözüme.

Kalabalıkla birlikte yürürken saatin geç olduğunu, Alaz'ın huysuzlanmalarından uyku ve yemek vakti geldiğini anladık. Zorla, hatta ağlayarak girdi restorana. Cam kenarına oturup caddeyi, karşıdaki Maraş dondurmacısını ve gelip geçen tramvayı izlemesini sağlayınca biraz duruldu. Yemekler gelince iştahla yedi. Huysuzluk nedeni ortadan kalkınca sevimli oğlumuz şaklabanlık yaparak etraftakilerle muhabbete başladı.


Tramvayı bu kadar izledikten sonra binmemiz şart olmuştu. Yemekten sonra iki seçenek vardı. Tramvay, Tünel, Karaköy'den vapurla Kadıköy ve eve dönüş ya da tramvay, Taksim, sarı dolmuşlarla eve gidiş. Alaz'ın uyku durumunu gözönüne alıp ikinci, daha az maceralı şıkkı seçtik.


Galatasaray'da tramvayı beklerken kestaneleri gören Alaz, sanki az önce yemek yememiş gibi, iştahla kestane yedi. Alaz sayesinde ilk kez biniyordum ben de tramvaya. Omuzumda uyuklamaya başlamıştı tıngır mıngır ilerlerken.


Meydanda kuşların peşinden koşturdu ve AKM yanındaki sarı dolmuşlara binince kucağımda uyuma pozisyonunu aldı. Beşiktaş'a varmadan çoktan uyumuştu. Boğaz'ı geçtikten sonra trafiğe denk geldik, benim de gözlerim kapanmış minübüs caddesine varana dek.

Güzel, kısa bir İstanbul gezisi oldu. Tramvay, teleferik, vapur, dolmuş, otobüs, taksi derken marmaray ve metro hariç İstanbul'un tüm taşıtlarına bindik sanırım. Bazısı bebek arabasına uygun olmasa da, yoğun saatleri seçmezseniz oldukça çocuk dostu toplu taşıma araçları.
Devamını Oku »

İlk Param'la çocuğunuz büyüdükçe parası da büyüyecek.

Çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak isteyen anne-babalar için Yapı Kredi’nin yeni bir ürünü var: İlk Param

İlk Param, çocuğunuzun her adımında onunla beraber büyüyecek uzun dönemli bir birikim hesabı... İlk Param ile 0-18 yaş arası çocuklarınız adına şimdiden birikim yapmaya başlayabilirsiniz.

Çocuklarınızın gelecekteki ihtiyaçları için şimdiden birikim yapmaya başlamak isterseniz, İlk Param bunu oldukça kolay bir hale getiriyor. İlk Param’a Yapı Kredi kredi kartlarınızdan otomatik ödeme talimatı vererek, çocuğunuzun geleceğini garanti altına alan paranın kendi kendine birikmesini sağlayabilirsiniz.

İlk Param’ın Özellikleri

- İlk Param ile şimdiden çocuklarınız adına düzenli birikim yapabilirsiniz.
- Ortak hesap açarak sevdiklerinize İlk Param hediye edebilirsiniz.
- Belirleyeceğiniz tarih ve sıklıkta, belirleyeceğiniz miktarda düzenli birikim talimatı verebilirsiniz.
- Vadesiz hesaptan düzenli alım talimatı verilebildiği gibi, Yapı Kredi kredi kartlarından da düzenli birikim talimatı verebilirsiniz.
- Ara Ödeme fonksiyonu ile toplu olarak tek seferde ödeme de yapabilirsiniz.

Sevdiklerinize İlk Param hediye edin.

İlk Param’ı yalnızca kendi çocuklarınız için değil, yakınlarınızın çocukları için de açtırabilirsiniz. Böylece hem onlara unutulmaz bir hediye vermiş hem de yeni doğan bebeğin geleceği için birikim yapmaya teşvik etmiş olursunuz.

Neden İlk Param?

Uzun vadeli birikim imkanı sağlayan ilk Param %100 YFAK2 fonu içermektedir. YFAK2 fonu, esnek portföy yapısıyla gerek bono, gerek hisse senetleri piyasasındaki getiri fırsatlarını değerlendirir. Fonun amacı uzun vadeli yatırımların enflasyon karşısında değer kaybetmesine engel olarak enflasyon üzerinde getiri sağlamaktır. Fon yönetiminde yatırım yapılacak sermaye piyasası araçlarının seçiminde nakde dönüşümü kolay ve riski az olanlar tercih edilir. Uzun vadeli yatırım perspektifine sahip yatırımcılara uzun vadede orta risk seviyesi ile yüksek getiri elde etme imkanı sağlar.

Detaylı bilgi için tıklayınız.

yapi-kredi-ilk-param
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Haftalık Bebek İhtiyaçları Otelde!


Geçen akşam havaalanında araç park yeri ayarlıyordum. Türkiye'de nasıl bilmiyorum; ama İngiltere'de birkaç çeşit park yöntemi var. Her havaalanı için de, Heathrow, Gatwick, Luton ve Stanstead, geçerli.

Kısa, orta ve uzun süreli park yerleri mevcut. Bir de çocuklu ailelere ve çok bavulu olanlara önerilen Meet&Greet servisi. Yani havaalanı giden yolcu kapısında arabanızı biri gelip teslim alıyor. Dönüşte de gelen yolcu kapısında arabanız sizi bekliyor oluyor. Birkaç kez bu yöntemi kullandık ve Alaz'la çok pratik oldu.

İstanbul'dan Londra'ya gece 11 gibi inecek olan uçağımız için de karşılamalı bu servisi seçtim. İşlemleri tamamlamak üzereydim ki, bunları da sepete eklemek ister misiniz diye bir liste çıktı. Bir Haftalık Bebek İhtiyaç Listesi! Duymuştum; ama ilk kez görüyordum.

Şöyle, bir şirket İspanya, Türkiye, Fransa, Kanarya Adaları, Yunanistan ve Portekiz sınırları dahilinde kalacağınız adrese sizin adınıza bir bebek paketi gönderiyor. Otelde kalıyorsanız, otele vardığınızda resepsiyonda sizi bekliyor, ev adresi verdiyseniz de sabahtan eve teslim ediliyor. Müthiş değil mi?

Konu ilgimi çektiğinden paket içinde neler var diye okumaya devam ettim; Pampers (TR'de Prima) bebek bezi, ıslak mendil, pişiklere iyi gelen Sudocrem, bebek şampuanı ve kirli bezleri koymak için çöp poşetleri. Üstelik iki haftalık rezervasyonunuz varsa bu ürünlerden ikişer paket opsiyonunu seçiyorsunuz. Fiyatı da öyle fazla gelmedi bana.

Bavulda yeriniz yoksa, ya da onlarca bebek bezi taşımak istemiyorsanız, çok kullanışlı bir yöntem. Biz tuvalet eğitimini tamamladık, keşke önceden öğrenmiş olsaydım. Belki sizin işinize yarar...

Resim: Flickr U.S. Coast Guard
Devamını Oku »

29 Aylıkla Uçak Yolculuğu

Alaz'ın uslu ve zaptedilebilir bir toddler (İngilizce'de 1-3 yaş aralığına deniyor) olduğuna inanmaya başladık. Dört saat süren uçak yolculuğu için nereden bakarsanız bakın 9-10 saat yollarda geçiyor. Araba veya tren de yolculuğun bir parçası olmak durumunda kalıyor.

Bu uzun süreli yolculuk bizi yorduğu halde 2.5 yaşındaki ufak bir bünyeyi nasıl da zorluyor. Bir yandan karşı koyamadığı yorgunluk, bir yandan birçok renkli ve hareketli şey gözünü kırpsa neler kaçıracak kimbilir? Bu nedenle yolculuklarda uçakta uyumayı tercih ediyor. Epeydir hiç sekmedi; uçak havalanırken Alaz uyukluyor. Tabii bunda uçağı öğle saattlerine denk getirmemizin ve uçağa binene dek onu uyutmamamızın etkisi büyük.

Dünkü yolculuğumuzda da beklenen oldu. Alaz uçak havalandığında uyanık olsa da, henüz kemer ikaz ışıkları sönmeden uyuyakalmıştı kucağımda. Tek fark bu kez babasının uçakta tren ve araba oynayacağız demesi nedeniyle ilk bir saatlik uyku ardından henüz ayılamadan oyun oynayalım telaşı onu uyandırdı. Uyandığında yiyecek teklif ettik. Yarım saat kadar muhabbet ve yiyeceklerle oyaladıktan sonra babasının söz verdiği şekilde cep telefonunda tren ve araba legolarıyla oynadı. Yarım saate yakın sürdü. Daha sonra haydi bir tuvalete gidip bakalım neler varmış diyerek onu yerimizden kaldırıp telefondan uzaklaştırdık. Ortam değişikliği hepimize iyi geldi.

Babasının gel uçaktan atlayalım şakasını gerçek algıladığı an üzüntüyle haykırdı hayır, no! diye. Onun dışında hiç sesi çıkmadı yol boyunca. Yerimize döndükten sonra biraz etiket yapıştırdık, biraz boya yaptık. Uçak inişe geçtiğinde kanatları ve aşağıdaki şehir ışıklarını izledik.

Ülkeye girişte pasaport kontrol sırası oldukça uzundu. Biz yetişkinleri bile söyletecek kadar. Sıkıldığı oldu elbette; ama Trunki'siyle tam bir maskot olmuştu ve büyük-küçük herkesten ilgi görmesi sıkıntısını az da olsa geçirdi. Elbette polisin yanına varana dek uslu durursa şeker vereceğimi söylememin de bu iyi huylu hali üzerinde etkisi olduğuna eminim.

Eve vardığımızda ilk iş babaannesine oyuncakları sormak oldu. Birkaç saat oyuna ve oyuncaklara doyamadı.

Babası, bu yaşta bu çocuk çok iyi dayanıyor yola dedi. Alışkanlık mı yoksa huyu mu iyi bilemiyorum; ama büyüdüğünde bu satırları okursa kendisine teşekkür ettiğimi bilsin...
Devamını Oku »

Sık Seyahat Eden Çocuklara Yeni Yıl Hediyeleri


İşte gene bir hediye alma/verme zamanı daha geldi. Tabii konu çocuklara hediye olduğu zaman cüzdan boşalmış, kredi kartında limit azalmış kimin umrunda? Onların paket açma sevinçleri ve ilk birkaç dakika sevinç içinde alınan hediye oyuncakla oynamaları herşeye değer. Biliyoruz ki on dakika sonra çoktaaan o özene bezene seçip alınan oyuncağı unutup başka birşeyle ilgilenmeye başlayacaklar...

Yeni yıl için ne hediye almanız gerektiğine henüz karar vermediyseniz benden birkaç tavsiye. Bunlar kesinlikle reklam amaçlı değil, para kazanmayacağım :) Sadece seyahat sever ailelerin çocukları için çok cool hediyeler. Detaylı bilgi için resimlerine tıklayın lütfen.


1 - Çok gezen, çok eşyası olan için;

Trunki elbette. Bu küçük valizler, hem renkleriyle hem işlevleriyle benim gönlümü Alaz henüz doğmadan çalmıştı zaten. 3 yaş üzeri için önerilse de, 2 yaştan itibaren rahatlıkla kullanılabilir. Bu konudaki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Trunki bebek işi, ben büyüdüm diyen abla ve abiler için de, Peko the Penguin sırt çantası ve tekerlekli valizi çok şirin. Üstelik Gwyneth Paltrow'un 7 yaşındaki oğlu da kullanıyor.


2 - Coğrafya düşkünü için;

Hem dünya haritası hem de dünyanın neresinde hangi hayvanların bulunduğunu gösteren mükemmel bir küre. Bazı çeşitleri karanlıkta ışık yayıp gece lambası olarak da kullanabiliyor. Çocukların hem coğrafya hem de hayvanlar hakkında bilgi sahibi olması için harika bir hediye. Ben büyükler için olanını kendi alışveriş listeme ekledim bile!


3 - Su kuşları için;

Hani kimi çocuk vardır, tatile gidince sabah uyanır uyanmaz denize, havuza koşar, akşam gün batana dek de çıkmaz. İşte tam onlar için güzel bir hediye. Suya atıyorsunuz ve çocuklar dalıp çıkarıyor. Alaz da havuz kuşu olduğundan bayılır, ama sanki biraz yaşı küçük. Yoksa ben satın almak için kendimi zor tutuyorum!

4- Fotoğraf çekmek için yanıp tutuşanlar için;

Artık iPhone, Android gibi hem telefon hem fotoğraf makinesi olabilen aygıtlar varken çoğumuz fotoğraf makinesi kullanmaz olduk. Fakat çocuklar fotoğraf çekmeye bayılır ve oyuncak fotoğraf makinelerinin ya hafızası yeterli olmaz, ya çabuk bozulur, ya da müzik çalar, ışık yanar pili biter. En güzeli ucuz hatta ikinci el dijital makinelerden bir tane almak. Hem gerçek olacağı için oyuncaktan daha çok değer verecekleri kesin. 2 yaş üzeri için uygun.

5- Uykusuna düşkünler için;

Yola çıktım mı uyurum, arabaya-uçağa bindim mi kendimden geçerim diyen ufaklıklar herkesin başına! Onlara bu hediyeden başka ne uygun olur ki? Şişirilebilen yastığı, polar battaniyesi var. Üstelik makinede yıkanabiliyor. Daha ne olsun?

6 - Küçük ressamlar için;

Hem sırt çantası, hem aktivite masası, hem boyama tahtası. Birçok bölümü olduğundan boyaları saklamak için de ideal. Artistik yetenekleri olan yeğenleriniz, çocuklarınız için harika bir hediye olacaktır.


Sizin aklınıza gelen başka hediyeler var mı?

İlk fotoğraf: Resim: http://www.flickr.com/photos/martinayach/

Devamını Oku »

Çocuklar İçin Ağız Bakım Rehberi

Çocuğunuzun sağlıklı ve temiz dişlere sahip olmasındaki ilk rol, size düşüyor. Ona fırçalama ve yeme alışkanlıklarını en iyi siz kazandırabilirsiniz. Bu konuda eksikleriniz olduğunu süşünüyorsanız, bugünkü yazımızı size rehberlik edebilir.

Ağzı yeterince büyüdüğünde çocuğunuz nihayet 20 küçük dişe ve daha sonra 32 büyük dişe sahip olacak. Bütün çocuklar farklıdır ve bu nedenle ilk küçük dişin çıkması en erken 3 aydan başlayarak 12 aya kadar sürebilir ve bu ilk çıkanlar çoğunlukla alt orta dişlerdir. 6 yaş civarında çocuğunuzun hayatı boyunca kullanacağı ilk kalıcı dişi çıkacaktır.

Küçük dişler büyük işlere yarar

70 yıldan fazla dayanacak kadar sağlam büyük dişlerin aksine farklı görevlerine uygun olarak küçük dişlerin daha ince diş mineleri ve daha küçük kökleri vardır. Küçük dişler çiğnemeye yardımcı olmanın yanında, konuşma yeteneğini geliştirmek, çene ve yüz gelişimini desteklemek gibi birçok farklı işe de yarar. Daha da önemlisi diş etinin içinde çıkmayı bekleyen büyük dişlerin yerini tutarlar. Küçük dişler düştüğünde ortaya çıkan boşluk büyük dişlerin düzgün çıkmasını sağlayarak sağlıklı bir yetişkin gülümsemesi yaratmaya yardımcı olur.

Fırçalama ritüeli

İki yaş ve altı çocuklar için özel üretilmiş dış fırçası ve macunu kullanımı, diş fırçalamaya alışkın olmayan çocukların rahat etmesini sağlar, küçük dişlerin sağlıklı gelişimini destekler. Küçük ağızlarda rahatça kullanılmak üzere tasarlanmış küçük uçlu ve yumuşak kıllı fırça tercih edebilirsiniz.

Sağlıklı yemek

Bebekler büyüdükçe tatları daha iyi ayırt etmeye başlar ve birçoğumuz gibi tatlı yiyeceklere yönelir. Oysaki bu tatlı besinlerde bulunan şeker, çocuğunuzun ağzındaki doğal bakterilerle reaksiyona girer ve dişlere saldırarak çürüklere yol açan zararlı asitler üretir. Eğer küçük dişler çürük yüzünden erken yitirilirse, çocuğunuzun büyük dişlerinin gelişimini etkileyebilir.

Dişçiyi ziyaret

Çocuğunuzun ilk dişinin çıktığı andan itibaren dişçiye gitmeye başlamalı ve dişçiniz aksini söylemedikçe her 6 ayda bir tekrar uğramalısınız. Dişçiyi düzenli olarak ziyaret etmek çocuğunuzun diş bakımında önemli bir rol oynar çünkü bu ziyaretler çocuğun bu yeni ve bazen de garip ortama alışmasını ve yıllar boyu sürecek iyi alışkınlıklar edinmesini sağlar.

3-5 yaş için

Çocuğunuz küçük dişlerinin tamamını çıkarmıştır. Sabah ve akşam tam 2 dakika fırçalama yapması önemli. Bu yaşlarda çocuğunuzun dişlerini sizin fırçalamanız gerekse de, fırçayı kendilerinin tutmaya başlamaları iyi olacaktır. Yaşına uygun bir diş fırçasının üzerine bir bezelye kadar çocuk diş macunu sürün.

6 yaş ve üzeri

Yaklaşık 6 yaşından itibaren çocuğunuzun ağzında küçük, büyük dişler ve boşluklar olacak. Bu sıralarda ilk yeni dişler diş etinin için den çıkmaya ve küçük dişleri sallandırmaya başlar. Sonra küçük dişler tamamen dışarı itilir ve geriye büyük dişlerin dolduracağı boşluklar kalır. Yeni çıkan büyük dişlerin minesi tamamen olgunlaşmamıştır ve bu yüzden çürüğe karşı savunmasızdır. Bu aşama gençlik yıllarına kadar sürecektir. Küçük dişlerini kaybetmek her çocuk için büyümenin önemli bir parçasıdır ve büyük dişlerin hayat boyu dayanması gerektiği için ağız sağlığında kritik bir dönemdir. 7 yaş civarında çocuğunuz diş fırçalama sorumluluğunu kendisi taşımaya hazır olmalıdır. Yine de dişini doğru fırçaladığını kontrol etmeniz önemlidir.

4 adımda diş bakımı

1. Çocuğunuzun yaşına uygun bir fırça ve macunla günde iki defa dişini fırçaladığından emin olun.
2. Nazik ve dairesel hareketlerle dişin bütün yüzeylerini temizlemesini sağlayın.
3. Çocuğunuzun dişlerinin günde dört defadan fazla şekerli yiyecek ve içeceklere maruz kalmamasına dikkat edin.
4. Çocuğunuzu düzenli olarak altı ayda bir kontrol için dişçiye götürün.

Bir kaç tavsiye

-Çocuğunuza gece boyunca içebileceği bir süt ya da meyve suyu şişesi bırakmayın, çünkü ağzında şişeyle uyumak dişlerine zarar verebilir.
-Çocuğunuza hipopotam ya da aslan taklidi yapmayı öğretin ki dişini fırçalamak için ağzını kocaman açsın.
-Eğer çocuğunuz yerinde durmuyorsa dişlerini fırçalamak için kucağınıza oturtun. Büyüyünce arkasında durmak da işe yarayabilir.
-Dişlerini kaybetmek ve ağzılarında boşluklar oluşması bazen çocukları üzebilir, o yüzden diş perisiyle bu durumu eğlenceli hale getirin.
-Meyve suyuna 10’da bir su karıştırarak dişlerine değecek asit oranını azaltın.
-Her 3 ayda bir ve her hastalıktan sonra diş fırçası değiştirmek fırçalamanın her defasında mümkün olduğunca etkili olmasını sağlar ve mikrop taşınmasını azaltır.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Size Bu Akşam İçimi Dökeyim

Az önce oturdum bilgisayar başına online check-in yapmak için. Uçak biletlerini geçtiğimiz Mayıs ayında satın almıştım Pegasus Havayolu'ndan. Epey de kar ettim açıkçası, şimdi satın almaya kalksak 3 katı fiyat öderdik.

Online check-in yılbaşı gibi kalabalık bir hava trafiğinin olduğu zamanlarda hayat kurtarır, vakit geçirmeden yaptırayım, dedim. Pegasus Plus üyesi olduğum halde (THY de aynısını yapıyor), şifremle giriş yaptığım halde, benim bilgilerimi hatırlamıyor. Yani pasaport numarası, pasaport son kullanma tarihi, verildiği yeri falan filan baştan her defasında doldurmam gerekiyor. Halbuki bir kez sisteme kaydetse de bize ekstra iş çıkarmasa? Ayrıca Pegasus Plus üyesi olmama, bana telefonumdan mesaj göndermesine rağmen Pegasus Plus numaramı bir türlü kabul etmedi formu doldururken. Epey bir gıcık oldum!

Benim bilgiler, eşimin bilgileri, Alaz'ınkiler derken vakit geçti. Alaz, yarım saat önce yattığı halde, dışardaki fırtına ve yağmurdan dolayı bir türlü uyuyamadı. Birkaç defa bana seslendi. Bahanesi onu örtmemi veya su vermemi istemesi oldu. 'Haydi uyu artık saat çok geç oldu, ses istemiyorum artık!' dedikten sonra sessizleşti ev. Dışardan cama vuran yağmurun sesini dinledik.

Bu arada ben de uçak biletinden kar ettiğimiz parayı havaalanında 10 gün boyunca araba park yerine bırakalım diye, Stansted Havaalanı'nda park yeri ayarlamaya giriştim. Henüz işlemleri bitirmemiştim ki, Alaz şarkı söylemeye başladı:
'Jingle bells, jingle bells...' diye. Babasıyla bakışıp gülümsedik ve içimiz burkuldu. Dışardaki fırtına ve yağmur sesinden korkmuştu anlaşılan. Geçen gün teyzesinin 'Korkunca şarkı söyle Alaz'cım, o zaman korkmazsın' dediği gelmişti aklıma. Araç bilgilerini dolduramadan yukarıya çıktım. Odasında hala şarkı söylüyordu.

'Kay bakalım, yanına yatayım, sen korktun mu?' dedim.
'Evet, yağmurdan korktum ben' dedi.
'Korkmana gerek yok ki, ben burdayım. Hem ben yağmuru çok severim. Haydi uyu bakalım, sen uyuyana dek ben burada kitap okuyup bekleyeceğim' dedim.
'Anne, bana da kitap oku' dedi.
'Olmaz, bu annenin kitabı, sana kitap okuduk yatmadan önce. Sen şimdi kapat gözlerini uyu, sabah gezmeye gideceğiz' dedim. Birkaç kez koluma, göğsüme kafasını koyup kaldırdı, bir o yana bir bu yana döndü. Sonra uyudu.

Tekrar bilgisayarın başına geçip araç kiralama işlemini hallettim. Uçak bileti çıktılarını aldım. Bloğu ihmal etmeyeyim diyerek bunları yazdım. Daha Pegasus'un bize verdiği 60 kilo bagaj hakkımı kullanacağım valizler boş bir şekilde içini doldurmamı bekliyorlar. Tabii bu arada eşim de 'Çay içiyor muyuz?' diye soruyor! 'Saat olmuş 10 ne çayı?!' diyorum. Daha İstanbul'da kış mevsiminde neler yapsak diye interneti talan edeceğim. Şimdilik hoşçakalın.

Sevgiler, Deniz
Devamını Oku »

Seyahat Kavgaları

Gerçekten etkilendim. Kapıyı kilitleyip yola koyulduktan sonraki ilk 25 dakika içinde ailelerin tatildeki ilk münakaşaları başlarmış.


Ne desem bilmem? Biz henüz evden çıkmadan birkaç tartışma yaşamış, laf yarışımız son bulur bulmaz da karşılıklı somurtuyor oluyoruz yola koyulduğumuzda.

Not: Seyahatte kavga etmemek mucize olur!

Neyse ki yalnız değiliz. Seyahat şirketlerinin araştırmasına göre, ebeveynlerin %69'u tatilde kavga ederken, üçte ikisinden fazlası iki haftalık tatil boyunca en az iki kez büyük boyutta kavgaya tutuşuyormuş.

Son dakikaya kadar süren acaba tatil için herkese uygun, doğru yeri seçtim mi stresi, bavula herşeyi yerleştirdim mi kaygısı, ya bavul ağır çıkarsa, kapanmazsa, eşyalar arabaya sığmazsa endişesi! Ardından check-in işlemlerine dek süren, her beş dakikada bir yapılan pasaportlar yanımızda mı soruları, sanki pasaportlar debelenip de çantanın gözünden kaçacaklarmış gibi? Tabii çocukların umulmadık tuvalet ziyaretleri de işin işine girince uçağa geç kalacağız stresi.

Not: Tatildeyken tartışmak normal, normal olmayan tartışmamak!

Bunun havaalanına dek sürdüğünü düşünün. Kapıdan çıktık, metro veya tren çalışıyor mu? Vaktinde gelecek mi? Doğru peronda bekliyor muyuz? Veya arabanın benzin lambası mı yandı? Taksi trafiğe takıldı. Tüm kırmızı ışıklara denk geldik! İşte sonunda yanlış yola girdik! Bu süre zarfında genelde eşim bana cevap vermeyi çoktan bırakmış, ters ters bakmakla yetiniyordur.

Arada bir iyi günümüzde havaalanına dek tartışmadan gidebiliriz. O zaman da check-in veya güvenlik kontrol sırasından yakınırım, acaba Alaz uçakta uyuyacak mı diye endişelenirim ve genelde o sırada evde birşey unuttuğumuzu farkederim. Eşimin 'Şu an senin bu laflarının bize hiç bir faydası yok' demesi beni daha çok çileden çıkartır. İçimde tutup çatlayayım mı?

Bir defasında İrlanda için vize almamız gerektiğini check-in esnasında öğrenmiştik ve o an Birleşik Krallık yönetiminden hesap soramadığımız için görevlilere söylenmekle yetintik! Bir kez de Malaga'dan Rondo'ya gideceğiz, yolu bulamadık. Otobanda aynı yerde saatlerce dolanıp durduk. Bir süre sonra artık Rondo yerine aile mahkemesine gidecektik; ama neyse ki oranın yolunu da bulamadık!

Birkaç gün sonra kalabalık sezonda, herkesin yollara döküleceği haftasonunda arabayla Londra'yı baştan başa geçip uçağa yetişeceğiz. Şimdiden uykum kaçmaya başladı. Valizler ortada yok, havaalanında park yeri ayarlamadık, Alaz'ı vaktinde evden çıkarmayı başarabilecek miyiz? Gibi soruların ardı arkası kesilmiyor gecenin bir yarısı.

Not: Onca strese rağmen yanımda ailem olmadan seyahat etmek istemem.

Elbette tatil yerine ulaşınca ortalık süt-liman olur. Birkaç gün sonraysa şikayetler başlar. Bu kez de sürekli beraber olmak birbirimize batar. Genelde aynı aktiviteleri yapmaktan hoşlansak da arada bir anlaşmazlık çıkar. Bazen ben oraya gitmek, burayı görmek, şunu yapmak için koşturmaya çalışırken, yanımdakiler rahat ol, gel güneşlenelim, yarın gideriz deyince sigortalarımın attığı görülmüştür. Gerçi Alaz sonrasında ben de hızımı epey azalttım.

Bunca olumsuzluğa rağmen gene de ailemden ayrı tatil yapmayı düşünemem. Tek yapmamız gereken ilk yarım saati kazasız-kavgasız atlatmak!

Resim: http://www.flickr.com/photos/ucumari/
Devamını Oku »

Keşfetmek için Korkağız veya Paramız Yok!

Seyahat etmek ufkumuzu genişletmekse, ancak dörtte birimiz tatile çıktığımızda bunu avantaj olarak kullanıp etrafı inceliyoruz.


Tatilcilerin çeyreği, kaldıkları otelden en fazla 5-6 kilometre uzaklaşıyor. Budget araç kiralama şirketinin araştırmasına göre üçte bir oranında tatilci, kaldıkları otelde ve plajda vakit geçiriyor. Yemek ve eğlenmek için de oteli veya yürüme mesafesindeki lokal restoranları, kafeleri, barları tercih ediyor. Araştırmaya katılanların %70'i kaldıkları ülkeyi veya şehri daha çok gezmek istediklerini; ama parasal açıdan veya güvensizlikten ötürü kendi başlarına otelden uzaklaşamadıklarını belirtmiş.

Tatilcilerin üçte biri, herşey dahil olan bir otelde konakladığından dışarıda başka yerleri gezerek ekstra para harcamak istemediklerini söylerken, diğer bir üçte birlik kısım ise kaybolmaktan korktuklarını belirtmiş, özellikle de yurtdışına giden kısım. Dil bilmemek en büyük kaygıların başında geliyor. Dolayısıyla yurtdışına çıkanların dörtte biri, arabayla gezmekten çekiniyor; çünkü kayboldukları takdirde iletişim sorunu çekeceklerine inanıyor. Beşte birlik kısmın da etrafı gezmemelerinin nedeni nereye gideceklerini bilmemek. Önceden gerekli araştırmayı yapmadıklarından kaldıkları yer civarında nelerin görülmesi gerektiğini bilmiyorlar.

Öte yandan, daha da ilginç bir sonuç var. O da tatile gidenlerin onda birinin, eve dönüşte yakınlarına tatillerinin macera ve eğlence dolu olduğu, birçok kültürel aktivite yaptıkları hakkında yalan söylemeleri. Fotoğraf konusunu da Photoshop ile hallediyorlardır heralde!

Otelden ayrılıp etrafı gezebilenlerin yarısı ise, daha maceralı bir tatil geçirdiklerini belirtmiş. Zaten beklenen de bu olsa gerek...

Siz hangi gruba dahilsiniz?

Resim: http://www.flickr.com/photos/patrick_q/
Devamını Oku »

Birlikte "bebeklerde alerji" konusunun detaylarına iniyoruz

Bir çok okuyucumun konuyla ilgili gelen soruları üzerine ‘bebeklerde alerji’ konusuna eğilmeye karar verdim. Alerji, değişen yaşam koşullarıyla birlikte son dönemlerde dünya çapında giderek artan bir durum. İstatistikler sizi korkutmasın ama günümüzde yaklaşık her 10 kişiden 3-4’ünün yaşamlarının bir döneminde alerjiden etkilendiği biliniyor.

Peki, alerji nedir? Alerji; bağışıklık sisteminin birçok insanı rahatsız etmeyen bazı maddelere karşı normalden farklı olarak verdiği tepkilerdir. Alerjisi bulunan kişilerin bağışıklık sistemi vücuda giren maddeyi zararlı olarak algılıyor, ve zararlı olmayan maddeye tepki vermeye başlıyor. Bu durum, döküntü, kızarıklık, kaşıntı, hapşırık gibi rahatsız edici belirtilere ve bazen şok gibi çok tehlikeli olabilen durumlara da neden olabiliyor.

Bebeklik ve çocukluk döneminde en sık rastlanan alerji tipi besin alerjisi. Besin alerjisinin de çeşitli türleri var. Bebeklerde en sık rastlanan besin alerji tipi ise inek sütü alerjisi.

Anneler dikkat; anne, baba veya kardeşlerinde alerji olan bebeklerde alerji gelişme riskinin daha yüksek olduğu biliniyor. Ailesinde alerji olan 10 bebekten 6-7’si büyük ölçüde alerji riski taşıyor.

İnek sütü alerjisi olan bebeklerin doktorları izin verene kadar inek sütü veya keçi gibi diğer hayvanların sütlerini içeren hiçbir gıda tüketmemeleri gerekiyor. Bu konuda çok hassas olmak şart, bu nedenle bebeklerini emziren annelerin süt ve peynir, yoğurt  gibi süt ürünlerini tüketmemeleri, doktorlarının önerdiği gibi beslenmeleri kritik önem taşıyor.

Bebekler, inek sütü içeren bir besin aldıklarında gaz sancısı, kusma, ishal veya kabızlık, dışkıda kan gibi sindirim şikayetleri; kızarıklık, kaşıntı, döküntü gibi cilt şikayetleri ; hapşırık, burun akıntısı, hışıltılı solunum ve nefes darlığı gibi solunum sıkıntıları yaşayabiliyor. Bu can sıkıcı belirtiler,  bebeklerde aşırı ağlama, huzursuzluk, yüz, gözler ve dudaklarda şişmeye ve bebeğin kilo alamamasına da sebep olabiliyor.

Bu belirtiler ile karşılaşan annelerin, bir an önce vakit kaybetmeden doktorlarına danışmaları gerekiyor.

Anneler çok iyi bilirler, ülkemizde uzun zamandır inek sütü alerjisi konusunda annelerin güvenerek bilgi edinebilecekleri bir kaynağın eksikliği duyuluyordu.

Artık inek sütü alerjisi başta olmak üzere besin alerjisi ile ilgili daha fazla bilgi edinmek, bebeğinizin alerji riski taşıyıp taşımadığını öğrenmek için www.bebekvealerji.com websitesini ziyaret edebilirsiniz.

Vakit kaybetmeden siteyi inceleyin, problem yaşayan diğer annelerin hikayelerini dinleyin ve uzman videoları yardımıyla giderek artan alerji problemi hakkında kendinizi bilinçlendirin.

http://www.bebekvealerji.com/AlerjiNedir.aspx
http://www.bebekvealerji.com/OzamanNeYapalim.aspx
http://www.bebekvealerji.com/HekimlerNeDiyor.aspx
http://www.bebekvealerji.com/Default.aspx?prm=ailelernediyor
http://www.bebekvealerji.com/AlerjiTesti.aspx

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Gezgin Anne'ye Sor: Bebekleri Uçakta Uyutmanın Yolları

Merhaba Deniz,

Bebekleri uçak yolculuklarında uyutmanın bir formülü var mı? Biri 3 yaşında, diğeri 5 aylık iki bebekle Amerika'dan Türkiye'ye gideceğiz. Büyük olan en ufak bir seste, pilot anonsu, yemek servisi gibi uyanır ve ondan sonra bir daha uykuya dalamaz. Yolculuğun geri kalanında başta o, ailecek perişan oluruz. Küçük olanla ilk kez uçağa bineceğiz. Uçaktayken bebeklerimin uyumasını ve uçak içindeki seslerden uyanmamasını nasıl sağlarım?
Derya

Sevgili Derya, sanırım bu konuyu zamanlama, gürültü ve koltuk yeri açısından düşünmemiz gerekir.

Zamanlama: İkisinin birden uyuması için gece yolculuğunu tercih etmenizi öneririm. Uçağa bindiğinizde ilk anlarda heyecandan ve değişiklikten dolayı uyumayacaklardır. Gece uçuşlarında yemek ardından ortalık sakinleşir ve pek gürültü olmaz. Işıklar kısılır, yolcular ya film izler ya da uyur. Kaptan pilotun "Eğer soldaki pencereden bakarsanız İzlanda'yı göreceksiniz" gibi sesli bir anons yapma ihtimali yoktur. Gece uçuşlarında yolcular arasında fazla muhabbet olmaz. Alaz'la Boston'dan dönerken, gece yolculuğu yapmıştık. Tüm gün gezdiğimiz için, Alaz öğle uykusunu parkta yarım yamalak yaptığı için, havaalanında uçağa binmeden önceki işlemler hepimizi yorduğu için uçağa biner binmez Alaz kucağımda, babası yan koltukta uyuyakaldılar. Kalkış ardından Alaz'ı, önümüzdeki sehpaya konulan bebek yatağına yatırdık ve henüz ışıklar kapanmadan hepimiz uyuyakaldık. Ne akşam yemeği servisini ne de sabah kahvaltısını duymadım. Alaz da öyle. Babası, Londra için uçak alçalmaya başladığında beni uyandırdı. Bebek yatağının kaldırılması için Alaz'ı kucaklamak durumundaydık. Akşam saatlerindeki uçuşlar her zaman uyumak için iyidir, özellikle de yolculuk telaşından ötürü gündüz normalden fazla koşuşturunca.

Gürültü: Uyku arkadaşı olarak kullanılan ve ses çıkaran bazı oyuncaklar var. White noise, beyaz gürültü, denilen sesler genelde bebeklere anne karnındaki sesleri hatırlattığından rahatlatıcı gelir. Okyanusta dalga sesi, çamaşır makinesi veya saç kurutma makinesi sesi gibi. Uçakta uyuduğunda yakınına sürekli ses çıkaran bir oyuncak koyduğunuzda uçak içindeki gürültüler uykusunu bölmeyecektir. Eğer sesli bir oyuncakla uyumaya alışkın değilse, yolculuk öncesinde evde uykuya yatırırken yanına koymaya başlayın. Böylece uçakta bu da nerden çıktı demesin. Türkiye'ye gittiğinizde, evden başka yerde kalırken de uyuyacağı zaman o oyuncağını uykuyla özdeşleştirir. Aşağıdaki denizatını biz epey kullandık Alaz küçükken. Gürültülü yerlerde Alaz'ı uyuturken iPhone'da white noise adı altında birçok uygulamadan da faydalandık.

Koltuk seçimi: Denizaşırı uçuş olduğundan ön koltukları, havayolu şirketinin sağladığı bebek yatağı yani bassinet yerleştirmek için seçebilirsiniz. Malesef bu koltuklar her bölümde en geniş olan ön sıralarda yeralır. Yani tuvaletlerin ve yemek servis alanlarının dibinde. Tuvalete gidip gelen yolcuların uyumaya çalışan bebeklerin ilgisini çektiğini, yolculuk boyunca durmaksızın tuvalet kapısının açılıp kapanma seslerini, servis alanında host ve hosteslerin gece boyu muhabbet etme ihtimallerini, yemek tepsilerini yerleştirmelerini iyice düşünmenizi öneririm. Gene de bebek yatağını kullanmak için ön koltukları seçsem iyi olur diyorsanız, çevredeki uyarılardan en az etkilenmek için pencere kenarını tercih edin.

Ya da nispeten sessiz bir alan için uçağın arka bölümlerini tercih edin. Daha az yolcu trafiği olur ve genelde arka taraftaki koltuklar boş kaldığından ekstra koltukları kullanabilirsiniz. Check-in esnasında uçak dolu değilse çocuklu yolcu olduğunuz için yanınızdaki koltukların boş bırakılmasını rica edebilirsiniz.

Beş aylık bebeğiniz kucağınızda oturacaksa, rahat etmeniz ve ellerinizin serbest kalması için sling veya aşağıdaki resimde görülen hamak şeklinde dizayn edilmiş Flyebaby kullanabilirsiniz.


Eğer bebeğinizin kendi koltuğu varsa (2 yaş altı için) şanslısınız! Uçağın neresinde oturduğunuz farketmez. Bebeğinizi araba koltuğuna yerleştirdiğiniz için en güvenli ve rahat yolculuk seçeneği olacaktır. Hem kendi tanıyıp bildiği koltuğunda rahat eder hem de elleriniz ve kucağınız boş kalır. Üstelik araç koltuğunun gölgeliği sayesinde gereksiz ışıklardan ve klimadan korunacağından daha uzun süre uykuda kalabilir.

Son bir not; üç yaşındaki henüz 2 yaş sendromu etkisindeyse, yorulduğunda, acıktığında veya sıkıldığında huysuzlanabilir. Çocuklarınızı yanyana oturtmak yerine ardarda sıralardaki koltuklarda oturtmak, binbir emekle uyuyan küçük bebeğinizi, abla veya abi bağrışlarının uyandırmasını bir nebze engellemiş olursunuz. Bebekler dışarıdan ne kadar az uyarıya maruz kalırsa o kadar kolay uykuya dalar. Bu konuda büyük kardeş ne kadar az görünürde olursa o kadar iyi olsa gerek.


Uzun Yolculuklar için Aktivite Çantası ve Yola Çıkmadan Son Kontroller yazılarımı da gözden geçirmeniz faydalı olacaktır. Neye karar verirseniz verin, umarım seyahatinizin ardından bize yaşadıklarınızı bildirirsiniz. İyi yolculuklar...
Devamını Oku »

Havayollarının Batıl İnançları

Uçağa hangi adımla biniyorsunuz? Özellikle Müslümanlar sağ ayağı tercih ediyor. Bazı kültürlerde ise buna ‘şanslı adım’ deniliyor.

Uçağa dokunmak: Bazı yolcular kapıdan girerken elleriyle uçağın gövdesine dokunuyor. Şans getirdiğine inanıyorlar. Uçağı öpenlerin sayısı da az değil.


Şapkalarında çocuklarının resmi var: ABD’de çok yaygın olarak pilotlar kullandıkları şapkalarının içine çocuklarının fotoğraflarını koyuyorlar.


Örneğin bazı pilotlar uçakla fotoğraf çektirmenin veya uçuş sırasında yemek yemenin şansızlık getireceğine inanıyor.


Geçen ay başımıza gelen ufak kazadan sonra gözüme çarpan bu makale dikkatimi çekti. Yazının devamını buyrun buradan okuyun... http://ush.re/wdty
Devamını Oku »

Çocukla Cenevre Gölü ve Kıyıları


Son yıllarda İsviçre, Türkiye ve İngiltere ardından 3. evimiz gibi oldu. Gerek eşimin iş için sık sık ziyaret etmesi, gerek İngiltere'ye yakın olmasından ötürü kar-kayak tatilleri için aklımıza gelen ilk adres olması nedeniyle artık bize çok tanıdık bir yer. Üstelik Alaz'ın halası ve amcası yaşamak için o ülkeyi seçtiklerinden her geçen sene bize daha çok İsviçre yolu görünüyor.

Zürih'ten sonra 2013 Ağustos ayında Lozan, Vevey ve Montrö civarında gezindik. Hatta Fransa kıyılarına Yvoire'ye günübirlik gittik. Lutry'de güzel bir sabah geçirdik. Cenevre Gölü kıyısında henüz yapamadığımız ya da tekrar yapmak istediğimiz birçok şey var. Bunlardan birkaçını yılbaşı sonrasında yapacağımız gezi için not aldım:

Vevey, bir eczacının kurduğu Nestle'nin merkezi ve Alimentarium (Yiyecek) Müzesi görülecek yerlerden biri. Neden Charlie Chaplin'in birçok anıtı var derseniz, hayatının son 25 yılını orada geçirmiş. Jenisch History ve Camera müzelerinde de ilgi çekici eserler sergileniyor. Vevey meydandaki göle nazır market, hem artistleri hem pazarcıları görmek için çok güzel.

Lavaux ve Lozan arasındaki bağ yolu, üzüm bağlarını görmek ve yol üzerindeki birçok mağaza şarap tadımı yapmak için uygun. Train des Vignes, üzüm bağları arasında gezen bir yolcu treni. Train des Etolies ise yolcuları 1360 metredeki Les Pleiades'e çıkaran bir gezi treni.

Les Pleiades, kış aylarında karla kaplı ve birçok aile eğimlerinden ötürü kayak yapmak için orayı tercih ediyor. Yaz aylarındaysa yürüyüş rotalarının başında geliyor. Her iki tren yolculuğu da muhteşem manzaralar içeriyor.

Lake promenada, palmiye ağaçları ve çiçeklerle bezeli göl kıyısında kilometrelerce uzunlukta bir yürüyüş yolu. İster bebek arabasında uyurken yürüyün, ister bebek uyutmak için yürüyün. Arada bir çocuk parklarında mola verin, kahve veya dondurma molası verin. Vevey'den Montrö'ye, oradan da Chillon Kalesi'ne müthiş manzaralar içeren uzun bir yürüyüş parkuru.


Cenevre Gölü'nde buharlı gemi turu yapmadan dönmeyin. Biz birkaç kez yaptığımız halde tekrar binmek isteriz. Belki de bu kez Evian'a gideriz?

Mart ve Nisan aylarında Cully Jazz festivali, birçok müzisyeni dinleme olanağı sunuyor. Ağustos ayındaki Sokak Artistleri festivalindeyse meydanda 100'den fazla sokak performansı görebilirsiniz. Biz müzik grubuna denk geldik Ağustos'ta, nehir kıyısında canlı müzik dinledik. Hatta çocuklar dans etti :) İşte resimleri. Göl kıyısındaki 3 adet bronz denizatı heykeli, Seahorses, atlıkarınca, oyun parkları, havuzlar tam çocuklar için. Aralık ayında Christmas Market, Montrö'de kuruluyor.

Kalacak yer bulmak çok zor değil. Gerek göl kıyısında, gerek Cenevre, Lozan, Montrö ve Vevey'de birçok küçük büyük otel var. İsviçre pahalı bir ülke, yeme/içme, konaklama, ulaşım kısaca her açıdan. HRS'in sitesinde önerdiği şu an indirimli olan otellerden birini seçtim kalmak için. Montrö'de en pahalı otellerin bulunduğu söyleniyor. En yakın havaalanı Cenevre'de.

Cenevre'yi pek sevmedim kalmak için, gri bir yer. Günübirlik gezmek yeterli olur. Dünya'nın en küçük metropolisi sembolünü görmeye gerek yok; ama CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi) müzesi gezilebilir. Bir de UNO, Birleşmiş Milletler Sarayı.

Ulaşım açısından araba kiralamak veya tren en uygun çözümlerden. Eğer istasyona yakın bir yerdeyseniz, treni tercih edin. Eminim çocukların daha çok hoşuna gider.

Dışarıda yemek yemek pek ekonomik değil. İsviçreliler'in haftada bir dışarıda yediği söyleniyor. Havaalanıyla ilgili bilgiler için buraya tıklayın.

Devamını Oku »

Yeni Yıla Girmek İçin En İyi Yerler



Gecenin bir yarısında çocuklar uyur, gezgin anne niye böyle bir başlık attı ki hani çocukla gezecektik diyorsanız, benim asıl demek istediğim yılbaşında bu saydığım şehirlerden, meydanlardan uzak durmanız. Hadi orada bulunmayı seçtiniz, o zaman da o bölgelerdeki otellerde kalmayınız, çocuklar havai fişek sesinden korkup uyanmasın. Henüz çoluk çocuğu olmayan takipçilerim de vakit varken gitsinler, doya doya eğlensinler.

Ailelerin yılbaşında uzak durması (!) gereken yerleri sayıyorum:

Hogmanay, Edinburgh
80 bin kişi aynı anda bir meydanda ve hep bir ağızdan aynı şarkıyı söylüyor. Dünyanın en büyük korosu olarak tarihe geçiyor. Ardından parti ve havai fişek gösterileri başlıyormuş.

Sydney Harbour Bridge
Dünya'nın en muhteşem havai fişek şovunu, ceket, bere, eldiven olmadan izlemenin keyfi bir başka olur. Dileyen bot kiralayıp köprü altında şampanya patlatarak yeni yıla girebilirmiş.

Goa, Hindistan
Kumsal partileriyle, palmiye ağaçlarıyla ünlü Goa'da yıldızların altında dans ederek yeni yıla girmeyi kim istemez? Hem de sıcacık bir yılbaşı.

Berlin
Gün boyu pancake (krep) yedikten sonra parti yapmak isteyenler Berlin'e. Yılın son günü kreplerin havada uçuştuğu pancake yarışı düzenlenirmiş. Akşamında da Brandenburg Gate'te Berlin'in en büyük partisi yapılır, biralar su olur akarmış.

Toronto
Kanada'nın en büyük halka açık partisi Nathan Phillips Square'de düzenlenirmiş. Canlı müzik, birbirinden ilginç şovlar, havai fişek gösterileri izlemek için en ideal yer ise meydandaki 360 derece manzarasıyla CNTower. Tabii aylar öncesinden rezervasyon gerekiyor.

Copacabana Beach, Rio de Janeiro

31 Aralık'ta yaz ortasını yaşayan başka bir yer ve o gece sahilde 2 milyondan fazla insan denizden atılan havai fişekleri izliyor, samba yapıyor. Brezilya'da yeni yıla girerken herkesten beyaz giyinmesi bekleniyor. Uğur getirirmiş.


Koh Pha Nagan, Tayland
Tayland'ın tüm adalarında, sene boyunca partiler olurmuş ve bunların atası (ya da anası) Koh Pha Nagan'daki dünyaca ünlü full-moon partisi. Günbatımında başlayan parti ertesi gün batımına dek sürermiş. Önerilense, geceyarısında partiye katılmak ve gün doğarken Sunset Beach'te yüzmek. Harika bir fikir.

Miami
Dünya'nın en coşkulu partilerinin bulunduğu Miami'de gün içinde ailecek yapılacak aktiviteler öne çıkıyor. Children's Museum'daki Noon Year's Eve şölenine katılmak gibi. Ardından Bayfront Park'ta konserler, geceyarısı ise South Beach'te havai fişek şovunu izlemek tavsiye ediliyor. Aralık ayında 25 derece olan Miami'de çocuklular evinde, çocuksuzlar otellerin rooftop-larında partiye devam edebilir.

Londra yok mu? Var elbette, olmaz mı? Yeni yılı karşılamak için, Alaz doğmadan önce bir kez gittik; ama kalabalıktan, rüzgardan ve Thames Nehri'nin kıvrımlarından London Eye'dan atılan havai fişeklerden çok sis bulutuyla kaplı bir gökyüzü gördük. Tavsiye etmem, tabii sabahtan gidip Southbank'te çadır kurmayacaksanız ya da London Eye veya civardaki otellerde bulunmayacaksanız.

Üniversite yıllarımda, İstanbul'da Taksim Meydanı'nda buluşurduk arkadaşlarımızla yeni yılı karşılamak için. Athena, Sertap Erener veya Duman sahnede olur, biz dans ederdik. Tabii o zamanlar sokaklarda kızlı-erkekli bira elde gezdiğinden bayanlara şimdiki gibi kötü hareketler yapılmazdı. Hey gidi günler hey!

Henüz Türkiye'de yaşarken yıllar önce Kaş'ta yılbaşı geçirmiştik. Akşam yemeği ardından herkes gibi sokaklardaydık biz de. Tabii gündüzünde atraksiyon olsun diye Patara'da denize bile girdik yeni yılda denize girersek tüm sene denizde oluruz diye.

2010'a Havana'da girdik. Hep alıştığımız soğuk bir yılbaşı gecesi yerine sıcacık bir iklimde, sokaklarda canlı müzikle salsa dansı yapmak oldukça eğlenceliydi. İlginizi çektiyse ve detayları okumak isterseniz burada.

2013'e de Kanarya Adaları'nda bir otelde girdik. Havai fişekler gece yarısı bir bir patladığında Alaz yatağında uykuda, biz de otel odasının balkonundaydık diğer birçok bebekli aile gibi. Açıkçası yılbaşı tatilinde evdeki kara kışı geride bırakıp uzaklara, ılık iklimi olan yerlere gitmek benim çok hoşuma gitti. Gerçi bu sene İstanbul'dayız mecburen; ama belki seneye çoluk çocuk bir plaj partisinde olabiliriz :)

Güncelleme:
Hayalimdeki plaj partisi yerine, 2015'e henüz birkaç haftalık kızımızın pasaportu olmadığından evde, mini ailemizle gireceğiz sanırım... İsviçre'de bürokrasi çok zor-muş! Neyse o ayrı bir hikaye konusu...

Yazının orijinali: http://www.cntraveller.com/recommended/itineraries/best-places-to-spend-new-years-eve
Devamını Oku »

Küçük Çocuğun El Bagajı

Resim: http://www.flickr.com/photos/terski/

Eskiden beri her havaalanı ziyaretinde Trunki denilen ufak, renkli çocuk bagajları gözümü alırdı. Beni taşısa kendime alırdım o kadar güzel bir şey. Oğlum doğduktan sonra daha çok ilgimi çekmeye başladı elbette. Henüz Alaz bebekken, büyüse de şu çantalardan alsak, eşyalarını doldursak diye aklımdan geçirir hatta babasına söylerdim. Bizim gibi sık seyahat eden aileler için oldukça kullanışlı ve eğlenceli olacağını düşünüyordum.

Birkaç ay önce Alaz 2. yaşını doldurunca, uçakta kendi koltuğu ve dolayısıyla kendi bagaj hakkı oldu. Benim de oğluma sürekli birşeyler alma duygum depreşti. Bu küçük valizi tam internet üzerinden sepete atıyordum ki, 3 yaş ve üzeri için olduğunu okudum. Alaz'ın boyu yetişir yetişmez endişesi kapladı içimi. Bir mağazada deneyip, ilgisini ölçüp tartıp öyle almak istedim.


Bu olaydan bir hafta sonra çok sevdiğimiz bir arkadaşım, gezgin annenin oğluna ancak bu hediye olur diye yeşil bir Trunki gönderdi bize. Alaz bayıldı. Bir ucundan tutup evin içinde geziyor. Henüz kendi açamadığı için bana açtırıp içine oyuncaklarını, kitaplarını, giysilerini dolduruyor. Sonra üzerine oturuyor ve bana hadi beni götür diye komutlar veriyor. Ne zaman dışarıya çıkacak olsak bunu da alalım diye peşinde sürüklüyor. Yapma oğlum, onu uçağa giderken alacağız, markette/parkta onu taşıyamayız diye her defasında dakikalarca dil döküyoruz. Kısacası ay sonundaki Türkiye'ye gezimizi ben, Alaz ve Trunki sabırsızca beklemekteyiz.
Devamını Oku »

Medyada Gezgin Anne

Epeydir aklımdaydı, bloğumdan başka yerlerde yayınlanmış yazılarımı toparlayayım istedim.

Oğlum (ve kızım) sorun çıkarmadan uyuduysa, eşim o gece mesaide veya iş yemeğindeyse; sessiz kalmış evimde, bitki çayımı ve bir parça bitter çikolatamı hazırlar; diğer bloglar, internet sayfaları, gazeteler veya dergiler için yazılar yazarım.

Nerelerde neler yazdım diye merak ediyorsanız, buyrun...

Dünya Turuna Nasıl Çıkılır? - Hürriyet Kitap, Ekim 2017

Çocuklarla Yaz Tatili SunTimes Dergide - Sun Express Havayolları Magazini, Temmuz 2017

Çocuklarla Zürih'te Gezilecek 10 Yer - Pegasus Uçak Magazini, Ağustos 2016

Anneler Anlatıyor: Gezgin Anne Deniz  - Şehrin Çocuk Hali Blog, Ocak 2016
Hürriyet Seyahat Gezgin Anne röportajı - Hürriyet Gazetesi Ekim 2015
Kordon'da Gece Seyri TRT Radyo Programı - Eylül 2015
Beni Benden Çalanlar - Anneysen portal - Ağustos 2015
Küçük Oteller Blog - Küçük Oteller, Small Hotels, Temmuz 2015
Çocuklarla Yılbaşı - Boyner Mecmua Aralık 2014
Seyahatinizi İnternetten Nasıl Planlarsınız? - Bookmark Dergi Ağustos 2014 sayısı
Bebekle ve Çocukla Seyahatte Öneriler - Uykusuz Anneler için
Tanıştırayım: Anne Beyni - Alternatif Anne için
Annelerin Rehberi 'Gezgin' Anneler - Star Gazetesi Mayıs 2014
Çocukla Özgürlük Anıtı'ndan Kanarya Adaları'na - Alternatif Anne röportajı Nisan 2014
Küçük çocuklarla pratik seyahat önerileri - Bebeğimle Elele Mart 2014 sayısı
Kızlara Pembe Erkeklere Mavi Olmalı mı? - Alternatif Anne için
Herşeyin Kalitesini İsteriz ya Uyku? - Uykusuz Anneler için
Küba Seyahati İçin İpuçları - Sırtçantalılar Portal için
Ailecek Tatil Nereye Kadar? - Alternatif Anne için
Uçaklarda Çocuksuz Bölge Olmalı mı? - Sırtçantalılar Portal için
Gezgin Anne - Bloğum Dergisi için
Çocuklarla Başarılı Yolculuk ve Tatil Geçirmek İçin Neler Yapmalı? - Hassas Anne için
Uçuş Korkumu Nasıl Engellerim? - Sırtçantalılar Portal için
Anneler Yılbaşında Ne İster? - Alternatif Anne için
Çocukla Yolculukta Gerekli Ürünler - Bebevitrini.com için
Jetlag Tedavisi Bulundu mu? - Sırtçantalılar Portal için
Birçok blog yazısı - Hürriyet Yazar Kafe için

Ayrıca,

  • Saleduck Blog Ödülleri 2016'nın En İyi Seyahat Blogları arasında 6. sıradaymışım:
http://www.saleduck.com.tr/awards/seyahat


  • Mynet seyahat yazarıyım, bakınız buradan.



  • Alternatif Anne portalı; 2014, 2015 ve 2016'da top 10 yazar listesindeyim:




Gezgin Anne




Benim için de konuk yazar olur musun? diyorsanız lütfen deniz@gezginanne.com'dan bana ulaşın.

Devamını Oku »

Çocuklar Büyümeden Gitmeli

Herkes çocuğu büyüsün, okusun ve tüm dünyayı görsün ister elbette. Fakat bazı yerler var ki çocukken görmek gerekiyor yani işin büyüsü kaçmadan.

İngiliz Parentdish sitesi, çocukların rüyalarını süsleyen en güzel yirmi yeri seçmiş. Bana da duyurmak, her ebeveyne de bu gezileri gerçekleştirmek görevi düşüyor, elden geldiğince tabii.


Harry Potter Stüdyoları Turu
Son yılların en çok izlenen film serisi ve en çok satan kitapları sayesinde Harry Potter tüm dünyada biliniyor. Hertfordshire'daki tur, Harry, Ron ve Hermione fanları için mükemmel bir gezi ve üstelik sahne arkasını görmek için de harika bir fırsat. Tabii büyülere ve büyücülere dikkat!


Crystal Palace Dinazorları
Londra'nın güneyindeki Crystal Palace parktaki Dinasour Lake etrafında, gerçek boyutlardaki dökme demir dinazorlar 1852'den beri ziyarete açık. Gölün etrafındaki yürüyüş tarih öncesinde varolan bu dinazorları her açıdan görmemizi sağlıyor. Yakınlarında yaşadığımızdan Alaz'ın favori parklarından birisi. Hangi parka gidelim diye sorunca, cevap genelde dinazorlu park oluyor. Geniş bir kum oyun alanı da içeren çocuk parkı ve açıkhava kafesi artıları.


Buharlı Tren Yolculuğu
Kuzey Galler'de en güzeli olsa da, İngiltere'nin diğer kırsal kesimlerinde de buharlı tren yolculukları düzenleniyor. Geçen sene Thomas the Tank Engine turu gözüme çarpmıştı. Yaş grubu 3+ olduğunda bir sene daha ertelemiştik. Tren çılgını minikler için unutamayacakları bir anı olur sanırım. Türkiye'de yataklı trende İstanbul-Ankara yolculuğu yapmıştım, o da eğlenceli ve çocukken deneyimlenmesi gerekenlerden biri.


Legoland Windsor
Dünya'nın birkaç yerinde lego parklar bulunuyor. Yaş grubu 1.5'tan 70'e lego fanatikleri olduğunu biliyorum. Bize en yakını Windsor'da. Bu park ise hayal gücünde sınır tanımayan 3-12 yaş grubuna hitapediyor. Star Wars deneyimi beni bile meraka düşürdü okuyunca. Üstelik legodan bir kale otelde geceyi geçirmek de mümkün. Windsor haricinde Kaliforniya, Florida, Danimarka, Almanya ve Malezya'da da lego parklar bulunmakta.


National History Museum
Dev dinazorlar, fosiller, interaktif oyunlar ile Londra'da görmeden dönülmemesi gereken yerlerden biri. En son yedi aylık hamileyken gittiğimde devasa, kıpırdayan bir T-Rex toz dumanları içinde karşılamıştı beni. O nedenle Alaz korkabilir diye hala götürmedim itiraf edeyim. En güzeli, müze ücretsiz ve dinazor sevdalısı çocukları hergün götürebilirsiniz.


National Space Centre
Uzay ne? Uzayda ne yenir? Uzayda nasıl tuvalet yapılır? Türünden soruların cevapları için Leicester'daki uzay üssü gezilmesi gereken yerlerden biri. Gürültülü roketler, parlayan yıldızlar ve dünyanın dışındaki enterasan daha birçok şey uzay üssünde bekliyor. Üstelik denk gelirse Star Wars veya Matrix kostümüyle gezenleri de görmek mümkün.


Ashdown Forest
Winnie-the-Pooh serilerinin ilham kaynağının East Sussex'deki Ashdown ormanları olduğunu biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Orman içinde bir Pooh köprüsü bulunuyor. Resimdeki köprü çizgi filmdekini hatırlattı değil mi? Yakınlarındaki Hartfield köyü, Winnie-the-Pooh ürünleri satıyor.


Aurora Borealis - Kuzey Işıkları
Dünya'daki en büyük ışık şovunu görmek için Kuzey Kutbu'na, İskandinavya yollarına düşmek gerekiyor. Tabii -1 derece soğukta, karanlıkta bir haftasonuna kendinizi ve çocukları hazırlamanız şartıyla. Öte yandan bu muhteşem ışıkları görmek oldukça zor, o nedenle çocuklara mutlaka ışık göreceğiz sözü vermeyin diyor bölgenin uzmanları. Nasa, 2012 ve 2013 yıllarını, kuzey ışıklarını görmek için yüzyılın en iyi yılları olarak belirlemiş. Fırsat kaçtı kaçıyor, öbür yüzyıla kadar hangimiz hayatta kalır?


Disneyland Paris
Orlando'ya yolu düşmeyenler için Paris'teki Disneyland'ı ziyaret etmek tüm aile fertlerinin uzun yıllar akıllarında kalacak bir deneyim olur. Minnie ve Mickey ile tanışmak bir yana, ışıltılı oyuncaklar diğer yana, her yaşa uygun eğlence parklarında ebeveynlerin bile aklı çıkıyormuş diye duydum! Üstelik park içinde Disney oteli de bulunuyor.


Mısır Piramitleri
Giza'nın nefes kesen piramitlerini görmeden olmaz. Elbette okul çağındaki çocuklarla bir gezi daha anlamlı olur. Böylece Mısır'ın sıcağıyla daha iyi başa çıktıkları gibi ve Firavunlar'ın dahiliğini takdir edip nasıl mucizevi bir yapı inşa ettiklerinin farkında olurlar.

Oceanopolis
Britanya (Kuzey Batı Fransa) sahilindeki Breast'te yeralan Oceanopolis, suda yaşayan canlıları görmek için en güzel parklardan biri. Su kaplumbağaları, penguenler, özel tankında köpekbalıkları bulunan ve üç bölümden oluşan bu muazzam parktaki anları çocuklar hiç bir zaman unutamazmış.


Grand Canyon
Amerika'da bulunan bu destanımsı geçit, bazı yerlerde 2000 metreyi bulan çukurlarla insanın nefesini kesen yerlerin başında geliyor. Dünya'nın öbür ucuna gitmek söz konusu olunca, çocukların bu geziden anlayacağı yaşa gelmelerini öneririm. Bazı bölümleri yürümek, bazı yerlerde bisiklet gezintileri ve mutlaka Skywalk (tabanı cam olan bir köprü) yapılması öneriliyor.

İngiltere için önerilen diğer yerler için: http://www.parentdish.co.uk/fun-and-activities/20-places-to-take-your-kids-before-they-grow-up/#!slide=

Fotoğraf: http://www.flickr.com/photos/sybrenstuvel/
Devamını Oku »

Nerelere Gittik?

  • Almanya
  • Amerika
  • Avustralya
  • Avusturya
  • Belçika
  • Çekya
  • Dubai
  • Fas
  • Fransa
  • Galler
  • Hollanda
  • Ingiltere
  • Ispanya
  • Isviçre
  • Italya
  • Japonya
  • Kuba
  • Maldivler
  • Malta
  • Portekiz
  • Türkiye
  • Yunanistan