Alaz Bu Hafta Ne Yaptı? #2


Bu hafta Alaz'ı yakındaki bir High Street'e, hani Sezen Aksu'nun şarkılarında geçen tabirle yüksek kaldırıma götürdüm. Çocuk işte, çocuk mağazasının kokusunu metrelerce önceden alıyor sanki. Pat diye önünde duruyor. Uzun uzun seyrediyor vitrini. Sonra da koşar adım içeriye dalıyor. İlk durak Mothercare oldu her zamanki gibi. Sonrasında ilk kez gördüğü bir mağaza çıktı karşısına.


Disneyland'a gidemesek de Disney Store'a uğramış olduk böylece.


Aileler için bir oturma yeri yapmışlar. Dev ekranda film tanıtımları vardı.


Bir masaya da oyuncak birkaç birşey koymuşlar. Role-play denilen evcilik oyunları oynansın diye. Alaz'ın favori oyunlarından biri bu ara.


Küçük kız çocukları da 'Ayna ayna söyle bana...' demek için aynalı bölümleri tercih ediyorlardı. Hatta annelerden biri, kızı aynaya bakarken ağzına yiyecek tıkıştırıyordu.


Alaz'ın akvaryum gezimiz sırasında ortaya çıkan balık korkusunun ne durumda olduğunu görmek için onu bir pet-shop mağazasına götürdüm.


Balıklara bulaşmayalım, öncelikle kuşları görelim istedim. Fakat öyle yaramaz birkaç papağan vardı ki, carcar bağırdılar durmaksızın. Alaz epey rahatsız oldu bu gürültüden. 'Bak, bazen sen de böyle bağırıyorsun benim de kafam şişiyor' benzetmesini yapmadan duramadım!


Turuncu gagalı minik kuşları takip etmeye bayıldı. Yerlerinde iki saniye durmuyordu bunlar da. Çok tanıdık geldi...


Ne kuş, ne balık, ne de tavşan. Bizim oğlan en çok fareleri sevdi. Eve alıp götürelim istedi. Tabii bütün gün o çarkta döner, Alaz bakar olsa... hemen alırım da!


Balıkları uzun uzun inceledi. Eve alalım mı bir tane turuncudan diye sordum, istemedi.


Eskiden çekinip ya da korkup binmek istemediği bu dönen taşıt oyuncakları görünce, 'Anne ben buna binicem' dedi. Şaşırdım. Birkaç kez daha sordum emin olmak için. Sonra otobüsü seçti ve bindi. Hatta öyle neşeliydi ki, giderken bana el bile salladı. Oğlumuz büyüyor!


Haftasonu da yakın bir arkadaşı 3. doğumgününü kutladı. Mum üflemeye meraklı minikler, doğumgünü çocuğundan sonra tek tek mum üflediler. Sanırım en az on defa iyi ki doğdun dedik. Tabii her defasında asıl doğumgünü çocuğu pastadaki mumu üflemeye kalkıyor, babası o üflemesin diğer çocuklar üflesin diye sıkı sıkı tutuyordu oğlunu. Herkes mutlu oldu.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder