Alaz Bu Hafta Ne Yaptı? #1

Bu hafta İngiltere'de Halloween haftası, yani Cadılar Bayramı. Nedir, neler yapılır için buraya tıklayın. Biz de eksik kalmadık, eğlence olsun, evde durunca canı sıkılan Alaz'a aktivite çıksın diye gidip marketten monster pumpkin (canavar kabağı) aldık.


Kahvaltı ardından malzemeleri bir bir hazırladık Alaz ile.


Kabağın tepesini kesme sandığımdan kolay oldu içi boş olduğundan. Beşgen şekil yaptım.


Çekirdeklerini ayıklama işleminde Alaz bana yardım etti.


Kabağın içini bir güzel temizledik.


Alaz şaheserine bakarken...


Beşgen şapkayı da temizledik.


Kağıda çizdiğimiz baskıyı kabağa çıkardık, oyma işlemi başladı.


Babası geldi; tam benlik iş bu deyip bıçağı elimden aldı.


Şaşı bakan, ağzı kayan, dişlek ve korkunç olmayan Halloween canavarımız hazır.


Gece, ışıkları söndürüp içine mum yerleştirdik. 31 Ekim akşamı kapının önünde şeker toplamaya gelen çocukları bekliyor olacak...
Devamını Oku »

Bebelere İsim Seçerken...

Az önce uçak bileti satın aldım internetten ve ad - soyad doldurma kısmında internet sayfası kilitlendi. İşlemi tekrar yapmak durumunda kaldım. Eminim başınıza gelmiştir sizin de. (Benim hep geliyor da!) Kendi adımı ve oğlumun adını formda doldururken isim koyma mevzusu geldi aklıma.


İsim seçmek ne zorlu bir işti. Aylarca o mu olsun, bu mu olsun, anlamı ne, sesli uyumuna uyuyor mu, Türkçe mi, dalga geçerler mi falan filan düşündük durduk. Sonunda bulduk, oğlumuza da çok yakıştı, ismi Alaz oldu. Cuk oturdu bizce. Artık artısıyla, eksisiyle ileride ismi yüzünden neler çeker, çekmez bilmeyiz; ama en azından hayatı boyunca dolduracağı formlarda bizi sevgiyle anacak.

Düşünüyorum da hayat boyu yüzlerce belki binlerce kez form doldurduk, hala dolduruyoruz. Doğum kayıtları, okul kayıtları derken, iş, pasaport, vize başvuruları her yere isim - soyisim yazmak hem vakit hem enerji kaybı. Çocuklarımıza o nedenle belki de tek isim koymamız gerek, hatta kısa tek bir isim.

Üniversitede arkadaşım vardı, soyadı oldukça uzun. Yoklamalarda onun yerine imza atmak gerektiğinde yaz yaz bitmezdi. 18 harften soyadı mı olur? Hiçbir yere sığmaz falan. Neyse ki ismi 5 harfti ve tek isimdi. O nedenle bebelerinize isim seçerken, işin bu kısımlarını da düşünün.

Türkiye belki ilerde Avrupa Birliği'ne girer, vize başvuru formları doldurmak gerekmez; ama çocuklar hayatlarının her döneminde karşılarına çıkacak formlara isim yazarken bizi güzel güzel ansın!

BİR ÖNERİ: Bebeklere isim seçerken kullanabileceğiniz isim uygulaması:
http://www.gezginanne.com/2012/10/bebek-bekleyenlere.html
Devamını Oku »

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!


Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gelmiş geçmiş en büyük bayramı, Cumhuriyet Bayramı bu sene 90. kez kutlanacak. Ne mutlu bize!

Cumhuriyet 1923 yılında ilan edildi, böylece egemenlik kayıtsız ve şartsız ulusundur denildi. Milletin her bireyinin (kadınlara biraz daha geç olsa da) seçme ve seçilme hakkı oldu. Ne padişahta, ne başbakanda, ne kralda, yetki halktadır denildi tam 90 sene önce. Aslında ne kadar da yakın geçmiş değil mi? Değerini bilmek gerekir...

Cumhuriyet Bayramı, her şehirde haftasonundan beri farklı etkinliklerle kutlanmaya devam ediyor. En görkemli etkinlikse Marmaray Projesi'nin açılışı da aynı güne getirildiğinden İstanbul'da olacak sanırım. Boğaz Köprüsü'nden havai fişekler atılacağı söyleniyor. Umarım tüm Türkiye'de coşku içinde kutlanır, polisler de bayram etkinliklerinde toma başında değil, halk ile birlikte eğleniyor olur. Yağmur yağmaz, kimseler hastalanmaz, üşütmez de güzel bir gün geçirir parklarda, açıkhavada, ailecek, 7'den 70'e. Cumhuriyet baloları da geleneksel olarak ihtişamla sürer de tüm dünya görüp, bilir ne güzel bir millet olduğumuzu.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

Not: Yıllar yıllar önce, bir 29 Ekim'de üniversiteden arkadaşlarımızla İzmit'in bir kasabasına gitmiştik bayram tatilini fırsat bilerek. Gezdik, eğlendik. Akşamında fener alayına katıldık. O tatil ve gezi sayesinde o zamanlar arkadaşım olan kişiyle arkadaşlığımız farklı bir boyut kazandı. Kendisi şimdi eşim olur. O yüzden benim için ayrı bir anlamı var 29 Ekim'in. Nice seneler hem bize hem de Cumhuriyet'imize...

Yukarıdaki resim, Google'ın 29 Ekim 2012 için hazırladığı görseldi. Bakalım bu sene, yarın nasıl bir resim olacak? 
Devamını Oku »

2014 Uçak Biletlerini Şimdiden Alın


Çocuklarla yolculuk edince ekonomik olmak gerekiyor. Bu da erken rezarvasyonları veya promosyon biletleri takip etmekle başlar. Uğur Cebeci, köşe yazısında bizleri çeşitli kategorilere ayırmış tatil planlama konusunda. Siz hangi gruptasınız?

Son dakikacılar: Ne yazık ki Türk yolcuların önemli bölümü son dakikacı. Ya iznini ayarlayamıyor ya da bütçesini son dakikada denkleştirip uçak bileti bakıyor. Tabii ki sona kaldığı için de en pahalı biletler onu bekliyor.

Borsacılar: An ve an bilet fiyatlarını aynı borsadaki hisse senetleri gibi takip ediyorlar. Hatta sorduğunuz zaman “Şu havayolu fiyatını bu kadar yükseltti veya şu kadar düşürdü” cevabını bile verebiliyor.

Promosyoncular: İlk uçuşları, fiyatların indiği dönemleri hiç kaçırmıyorlar. Bu tutkuları bazen onları akıllarından bile geçirmedikleri yere uçurabiliyor. 

Kombineciler: Bir de kombineciler var. Ya iş ya da tatil amaçlı biletlerini sistem satışa açılır açılmaz almaya başlıyor. Örneğin bu tür yolcunun Bodrum’da yazlığı var. Hafta içi çalışıyor. Cuma gidiş, pazar dönüşe tüm yaz sezonunun biletlerini bir oturuşta satın alıyor. En ucuz sınıf olduğu için uçamayıp bileti yansa da umurunda pek olmuyor.

Ortada kalanlar: Ne uçak biletlerini an ve an takip edecek kadar vaktiniz var ne de çok planlı bir tatil planınız. Tavsiyemiz, uçuşlarınızı yine de önceden organize etmeniz. Zaman konusunda esnekliğiniz, bazen de alternatif havalimanları, aktarmalı uçuşları denemek isterseniz, yine de ucuz bilet bulma şansınız var.

Uçak biletlerine tavan fiyat belirleneceği ve erken satın alanın her zaman ucuza uçacağını belirten yazının devamı için tıklayın; http://ush.re/xvdy

Resim: http://www.flickr.com/photos/adavey/
Devamını Oku »

Cadılar Bayramı Geliyor


Dünyada Halloween olarak bilinen Cadılar Bayramı, 31 Ekim akşamı. İngiltere'de yaşayınca hem Türk hem İngiliz bayramlarını takip etmemiz şart. Geçen seneye dek yıllardır pek umursamamıştım. Bildiklerim; Londra'da yetişkinler hayalet kılığına girer ya da korkunç karakter kostümleri giyer ve parti yapar, aileler balkabağını oyar ve içine mum koyar, çocuklar kapıya gelip trick or treat* diye sorar, ev sahibi geleneklere uyup şeker verir, çocuklar mutlu olur. Bir nevi bizdeki şeker bayramı ve 23 Nisan karışımı gibi birşeydi.

Geçen sene Alaz henüz yürümeye başlamıştı. Küçük-büyük çocuklar kapıya geldiğinde şeker tabağıyla ben koştururken o da çocuklara bakıyor, şeker vericez diye kapıya çıkıyor; ama bazılarının kostümlerinden ve makyajlarından ürküyordu. Hatta ona beyaz masa örtüsünden hayalet kostümü yapmıştım. Bu sene 2 yaşında, daha bilinçli ve kreşe gittiğinden değişik birşeyler olduğunun farkında. Bu sabah marketin giriş reyonu turuncu süslemeler, hayalet veya örümcek şeklinde şekerler, balkabakları ile süslenmişti. Alaz'a gösterip haftaya bayram olduğunu, çocuklar için şeker alacağımızı söyledim. Şekeri anladı; ama olayı anlamadı sandım.


Halloween, dini bir bayram olarak başlayıp şimdilerde çocuklar için tatil haftası, büyükler için parti haftası kabul edilen laik bir bayram. 280 senelik bir geçmişi var. Keltlerin ürün hasat festivali, All Hallow Eve's Hristiyan festivali ve paganların ölüler festivali karışımlarının bugünkü hali olduğu yazılıyor. İskoçya'dan İrlanda'ya, oradan da Amerika'ya yayıldığı bilinen bayram kutlamalarının en büyüğü daha çok Kuzey Amerika'da gerçekleşiyor günümüzde.


Peki 31 Ekim akşamı ve haftası neler yapılıyor? Evler, okullar örümcek, hayalet gibi korkunç siyah ve turuncu renk dekorasyonlarla süsleniyor (Çocukken yaptığımız sınıftaki 23 Nisan süslemeleri gibi). Yetişkinler için en korkunç kim olacak diye kostüm partileri yapılıyor. Balkabağı yüz şeklinde oyulup, içi çıkarılıp, mum konuyor (Evde çoluk çocuk, ailecek yapılan bir gelenek). Hortlak ve cinlerin gidebileceği mezarlıklar, perili köşkler gibi iç ürperten yerlere geceleri geziler düzenlenip korku hikayeleri anlatılıyor (Tabii bu da genelde ergenlik çağındakiler için). Korku filmleri izleniyor, oyunlar oynanıyor (su dolu kovadan ağızla elma çıkarmaca gibi), eşek şakaları yapılıyor ve havai fişekler patlatılıyor. Dünyanın çoğu ülkesinde kutlansa da, değişik kültürleri merak edenlerdenseniz özellikle İrlanda, İskoçya, İngiltere ve Kuzey Amerika ziyaretleri için en uygun zaman.


* Trick or treat ne demeğe gelince... Kapıyı çalan çocuklar trick mi treat mi diye sorarlar. Yani size eşek şakası mı yapalım yoksa bize şeker ikramı mı yapacaksınız demektir bu. Biz hep şeker verdik, vermesek pencereye yumurta mı atarlar mı bilmiyorum. Yazılı bir kural olmasa da 13 yaş maksimum sınırı varmış şeker toplama gecesine katılmak için. Genelde mahalle çocukları başlarında birkaç yetişkinle birlikte geziyorlar evleri ve tabii üzerlerinde korkunç karakterlerin kostümleri veya kanı hatırlatan makyajlar oluyor. Elbette korkutmaktan çok, şirin görünüyorlar; ama biz gene de korkmuş gibi yapıyoruz.


Bu sene de evde oturup kapıyı çalan çocuklara şeker veririz diye düşünüyorum. Gerçi bugün bir çocuk televizyon kanalında turuncu cadı giysili çocukları, şapkaları ve havai fişekleri görünce Alaz'a daha detaylı anlatmak durumunda kaldım. Akşam babası gelince: Haydi baba, şeker toplamaya gidelim dedi. Tabii olaylardan bihaber baba şeker toplanmaz falan diye açıklamaya başlarken araya ben girdim. Neyse, oğlum evlerden şeker toplamak adına korkunç kıyafet giymeyi kabul etti gerçi; ama ben evde oturmayı yeğlerim. Yoksa bir torba dolusu şekeri Alaz'dan nasıl kaçırırız bilmem?

Not: Halloween döneminde Amerika Texas'taysanız kalmak için perili oteller bulabilirsiniz bu linkte.
Halloween için birkaç oyun önerisi de bu linkte.

Resimler: http://www.flickr.com/photos/alicepopkorn/
http://www.flickr.com/photos/fpramparo/
http://www.flickr.com/photos/pedroferrer/
Devamını Oku »

Bize Paris Yolu Göründü!



2008 yılında eşimle başbaşa romantik şehir Paris'te bir tatil yapmıştık. Romantiklikten çok şehri karış karış gezdiğimiz, her köşe bucağını gördüğümüz, eve dönünce ancak dinlenebildiğimiz bir sırt çantalı seyahat olmuştu.

Eurostar treniyle Londra-Paris yolu katetmek iki saat sürmüştü, dolayısıyla hiç yorucu olmamıştı. Ada ve Avrupa arasını tren yoluyla katetmenin kolaylığı işte. Şehir merkezinden binip şehir merkezinde inmiştik trenden. Kaldığımız otel Eyfel (Eiffel) Kulesi'ne yürüme mesafesinde olsa da, odası çok küçüktü ve gezerken farkettik ki kalmak için çok daha güzel bölgeleri vardı şehrin.


O birkaç günde neler yaptık neler... Eyfel Kulesi'nin 1665 basamağını tek tek çıktık,


O sıralar delisi olduğum Da Vinci şifresinden ötürü Louvre Müzesi'ni saatlerce gezdik, d'Orsay Sanat Müzesi'nin kuyruğunda saatlerce bekledik,

Louvre'da bulunan Mona Lisa ve üzerindeki yansımalar!

Montmartre ve Sacre-Cour'e gittik hatta o civardaki Amelie filminin mekanlarını bulduk ve Amelie Poulin'in çalıştığı kafede yemek yedik (nedense?)

Arc de Triomphe'den Sacre-Cour manzarası


Nehrin ortasındaki Notre Dame Katedrali'nin etrafını gezip Notre Dame'in kamburunu andık (Bana su verdi...)


Luxembourg Bahçeleri'ni dolaştık,


Seine Nehri kıyılarında yürüdük, Paris'li gençler gibi nehrin kenarında oturup öğle yemeği yedik,


Rodin Müzesi'ni gezdik, Cours Saleya marketinde dolandık, Arap Dünyası Enstütüsü'nü gezdik yanlışlıkla da olsa, Picasso Müzesi'ne uğradık, Champs-Elysees (Şanzelize) Bulvarı'nı aşağı yukarı yürüdük, bir ucundaki Arc de Triomphe'ye çıkıp Eyfel'i ve şehri kuşbakışı izledik, metrolara bindik, bize önerilen yerlerde ördek yedik.


Londra yürünerek gezilebilecek bir şehir; ama Paris çok büyük göründü. Sokaklar, caddeler geniş, görülecek yerler arasındaki mesafe uzundu. Elbette üç güne bunca şeyi sığdırmak güçtü; ama o zamanlar çalıştığım şirkette en yakın arkadaşım Paris'te yaşamış bir Fransızdı ve ondan çok tavsiye aldım. Fransızca konuşabilseydim ve gözüm renkli olsaydı Parisien'den farkım olmazdı!

Neyse... Tren çılgını oğlumla güzel bir Paris gezisi daha yapalım dedik. Bu kez de romantik olmayacak doğal olarak; ama en azından çoğu görülmesi gereken yeri önceden gördüğümüzden, daha sakin, keyifli, koşturmadan bir gezi yaparız. Çocuklarla gidilebilecek güzel şehirlerden biri bana göre. Özellikle de çocuklara müze gezmeyi sevdirmek için.

Kasım sonundaki gezimizin Eurostar biletlerini şimdiden aldım; geç bile kaldım. Eurostar; İngiltere'yi Avrupa'ya bağlayan İngiliz Kanalı altındaki tünelden geçiyor. Boğaziçi'nde yapılan tüpgeçitin bir çeşidi yani. Havaalanı işin içine girmediğinden çocukla büyük kolaylık. 4 yaş altı çocuklar kucakta yolculuk yapıyorsa bilet satın almaya gerek yok; uçaktaysa 2 yaş üzeri bilet satın almak zorunda. İki vagonda bebek değiştirme üniteleri mevcut ve restoranda çocuk menüsü var. Trene bayılan çocuklar için müthiş bir seyahat türü değil mi?

Kalacak yer için önceki seyahatimizde beğenmiş olduğumuz Luxembourg Bahçesi yakınlarında çocuk dostu, daha geniş odaları olan ve kahvaltı servisi bulunan bir otel seçtik. Trivago farklı seyahat sitelerini karşılaştırarak bana konaklamak için otel önerilerinde bulundu. Böylece kısıtlı vaktimi internette otel araştırmak için harcamadım. Seçtiğim, Hotel Le Six, Paris'in en iyi ilk 5 aile oteli içinde yer alıyormuş.

Eyfel Kulesi önünde, kuleye çıkmak için sıra

Paris'i sonbaharda görmenin avantajları, uygun fiyata seyahat ve otel imkanı, daha az turist olan bir şehir dolayısıyla müze girişlerinde daha az bekleme süresi olacak. Bu noktalar çocukla seyahat ederken daha bir önemli oluyor. Fransızlar'ın sıcak çikolatası ve krepi hiç bir çocuğun reddetmeyeceği şeyler. Tabii bir de Sonbahar Festivali'ne denk gelip birçok aktivite ve Noel'den ötürü ışık ve süslemeler de göreceğiz. Ben şimdiden Çocukla Paris için neler yapılması gerekenleri araştırmaya başladım, yakında blogda...

Size önceki gezimizden birkaç resim daha sunuyorum. Romantik çiftler için olduğu kadar çocuklu aileler için de gidilmesi gereken bir şehir olduğunun ispatı...

Eyfel Kulesi'nden gün batımı, seyahatimizin en romantik anı...

Eyfel Kulesi altındaki Champ de Mars parkında, miniklere midilli atıyla gezinti

Louvre Müzesi bahçesi ve fıskiyeli havuzları

Köprülerden birinde müzik grubu ve minik dansçı

Tuileries Parkı'ndaki havuzlardan biri, çocuklar için de başka bir havuz var

Amelie'nin kafesi (arkada resmi var)

Şehrin saray bahçelerinden biri ve emekleyen turist

Tuileries Parkı'nda ağaçlar ve koşturmak için alan
Devamını Oku »

Bumerang Ödülleri - En Çalışkan Blog Adayı

Bumerang Ödülleri Oy Ver!

Sevgili Gezgin Anne takipçileri,

Hürriyet gazetesinin 2013 Bumerang Blog Ödülleri yarışmasında "En Çalışkan Blog" kategorisinde yarışıyorum. Hem anne, hem gezgin, hem de blog yazarı olarak çalışkan olduğuma inanıyorum.

Siz de aynı görüşteyseniz ve ödülü Gezgin Anne'nin almasını uygun görürseniz yandaki "Oy Ver" linkine tıklayarak beni destekler misiniz?

Çok çok teşekkürler...
- Gezgin Anne
Devamını Oku »

Gece Hayatı mı Dediniz?

Aileden uzak, gurbet ellerde yaşayınca Alaz'a gece bakacak birini bulmak ve o kişiye güvenmek imkansız-dı. Geçen sene epey bir mülakat yapıp aklı başında, tecrübeli bir bayan bulduk. Onun sayesinde Alaz'ın babasıyla birkaç kez sinemaya, bir kez de yılbaşı partisine gidebildik. Onlarda da ben Alaz'ı uyuttum, Alaz babysitter denilen bakıcıyı hiç görmedi, biz geceyarısı gibi eve döndük, Alaz onu bırakıp gittiğimizi bilmedi.


Benim asıl derdim, tiyatroya gitmek, konserler dinlemek. Onlar da akşam 8'de başladığından, Alaz'ı uyutup, yetişmek imkansız. Alaz kendisini benden başkasının uyutmasına kesinlikle karşı. Neyse son birkaç aydır baba hayranlığı başladı da, babasının kendisini uyutmasına müsaade ediyor bazen. Neyse... Biz de bakıcı ücreti vermeyeceğimiz için genelde Türkiye'ye gittiğimizde Alaz'ı uyutur, babaanneye / anneanneye bırakırız. Bizim için bulunmaz nimet. Özellikle de anne-baba gece dışarı çıkıp geç yatsa da, evdeki canavar sabah 6 oldu mu ayağa dikilince bakacak biri oluyor.

Geçenlerde Bodrum'a gittiğimizde, Alaz'ı uyutup, giyinip, süslenip, bekar ve çocuksuz arkadaşlarla buluşup Bodrum gece hayatına attık kendimizi. Tesadüfen Mandalin isimli barda, Soul Stuff adlı grup canlı müzik yapıyordu. Onlar bizim İstanbul'daki günlerimizde her haftasonu Taksim'de dinlediğimiz soul ve funk müzik yapan gruptu. Görmeyeli yaşlanmışlardı, özellikle de solist Alper. Elbette biz de yaşlandık o günlere nazaran.


Saat 2'yi geçiyordu telefonumda Alaz'ın babaannesinin cevapsız çağrısını gördüm. Sessiz bir köşe bulup evi aradık. Alaz uyanmış, beni istemiş, yok demişler, ağlamış, sonunda çare bulamayıp salona götürmüşler, çizgi film açmışlar (Türkiye'de neden sabaha dek çizgi film yayınlanıyor diye hep merak etmişimdir), ağlamasın diye antep fıstığı vermişler, oturuyorlarmış. Neyse apar topar kalktık tabii. Eve vardığımızda saat 3'ü geçiyordu. Arabayı parkederken camdan Alaz'ın: Anne geldi, yaşasın anne geldi! diye sevinç çığlıkları geliyordu. Kapıyı açınca sımsıkı sarıldı. Sonra: Şeftali erde? dedi.

Babaannesi, Alaz uyanınca: Anne süt almaya gitti demiş, Alaz uyanığı: Gündüz süt aldık ya demiş. Babaannesi de o zaman: Şimdi hatırladım, şeftali bitmişti, sana şeftali almaya gittiler demiş. Alaz sabahın 4'ünde o inatla bana şeftali soydurdu, doğrattı ve oturup tümünü de yedi. Sonra da ikimiz sarılıp uyuduk.

Neyse ki anneanneye gidince, Ören'de gece dışarıya çıktığımızda uyanmamış. Yoksa Türkiye sınırlarında bana güven duygusu kalmayacak! O nedenle Big Fish Little Fish organizasyonu benim ilgimi çekti. Nedir o derseniz, tık tık!

Haftaya, aylar önce bilet satın aldığım Travis grubunun konseri var. Konser saati 19:30 ve konser yeri Camden Town. Alaz'ı uyutup çıkmamız imkansız. Kreşte çok sevdiği bir abla var, ona rica ettik. Gelip Alaz'ı yatıracak, tabii eğer becerebilirse? Elbette bir önceki gece de gelecek, beraber deneme yapacağız. Konser gecesi artık tren mi oynarlar? Antep fıstığı mı yerler? Şarkı mı söylerler bilemem. Ben o gece Travis dinlemekte kararlıyım.
Devamını Oku »

Çocuklarla Diskoyaya Gidilir mi?

Gidilirmiş... Yeni bir grup keşfettim Big Fish Little Fish diye. Anne-baba olmadan önce diskoya gitmeyi, müzik dinlemeyi, parti yapmayı çok seven çift, çocukları olduktan sonra neden buna devam etmeyelim ki demişler... Bu grubu kurmuşlar. Organizasyon yaptıkları yerlerde kaliteli müzik var, profesyonel DJ var, dans var, içecek var. Garip olansa ortamda çocuklar da var. Çünkü partiler gündüz, 2 - 4 saat sürüyor ve çocuklar için balonlar, köpük makineleri, palyaçolar, taze sıkılmış meyve suları, kek, oyun alanları hatta bebekler için daha sakin bir oda var.


Yetişkinler sevdikleri müziği yüksek sesle dinleyip içkilerini yudumlarken, çocuklar ister aileleri yanında ister oyun odalarında özgürce koşturabiliyor. Üstelik annesiyle ya da babasıyla dans bile edebiliyorlar. Giriş ücretli; ama çok değil. Henüz yürüyemeyen bebeklere ücretsiz. Teyze, amca, dedeler bile girebiliyor. İstenilen tek şart yanlarında çocuk bulunması...

Henüz gitmedik; çünkü Ekim ayı için biletler tükenmiş. Hemen hemen her ay bir veya iki parti oluyor ve biletler satışa çıkar çıkmaz tükeniyor. İnternet sitesinin linki burada. Sağlık koşullarını yerine getirmese İngiliz otoritelerinden kesinlikle izin alamazdı. Üstelik aşağıdaki videoda çocuklar çok memnun görünüyor. Büyüklerse gündüz de olsa ışıklandırma sayesinde gece havasına kapılıp eski günlerdeki gibi kendilerini dans pistine atabiliyor. Kısacası gece hayatım bitecek diye çocuk yapmıyorsanız, işte çözüm. Nasıl birşeymiş bu benim kafam almadı derseniz, bir de video buldum Youtube'tan...



Bir gün Türkiye'ye dönersem ve benden önce bu işi kuran olmazsa böyle bir organizasyon yapmak isterim. Değiştirceğim tek şey DJ yerine canlı müzik performansları olur. Eskiden yaptığım şimdi Alaz nedenli yapamadığım eskisi kadar canlı müzik dinleyememek. Neden mi? Başımıza neler geldiğini anlatayım burada...
Devamını Oku »

Gezgin Anne'ye Sor: İzmir'de Çocukla Gidilecek Mekanlar

Kurban Bayramı'nda tatile gidemedik, İzmir'de evimizdeyiz. İzmir'de çocukla gidilen mekan arıyoruz. Yardımcı olur musunuz?
Melis E.


İzmir'in en güzel yanı bir saat araba yolculuğu sonrası Foça, Çeşme, Urla, Kuşadası gibi güzel tatil beldelerinden birinde olmak. Biz çocukken her Pazar arabaya atlayıp birinden birine giderdik. Kışın da Manisa Spil Dağı'na kar görmeye. Hiç biri olmazsa İnciraltı'na, Narlıdere'ye gider, seraları gezer, deniz kıyısında oynardık.

Yıllardır İzmir'den uzak kaldım; ama çocuklarla gidilecek mekanlar buldum...
  • Balçova Teleferik; güzel bir gün geçirmek ve piknik için ideal. Temiz hava almak için en uygun yerlerden biri olmalı.
  • Ahmet Taner Kışlalı Tesisleri; iki adet gölet, gölette gondol, su bisikleti ve kayık ile gezinti imkanı, birçok fıskiye (İzmir sıcaklarında ideal), çocuklar için büyük bir oyun parkı, büyükler için de kafe var.
  • İzmir Doğal Yaşam Parkı; Türkiye'nin ilk hayvanat bahçesi Kültürpark Fuar'daydı (çok gitmiştim çocukken, en sevdiğim bölüm fillerdi). Hayvanlar için daha doğal ve geniş bir ortam olsun diye Çiğli Sasalı'ya taşınmış. 0-6 yaş arası ücretsiz. Çocuklar elleriyle hayvanları bile besleyebiliyor.
  • Buca Gölet; çocuk oyun parkları, restoran ve kafe, amfitiyatro, piknik alanı bulunmakta. Bir de muhteşem manzarası ve bahçeleri olduğu yazılmış.
  • İzmir Kuş Cenneti; Dünya'nın en büyük flamingo üreme adası bulunan Menemen'deki parkta, her mevsim değişik kuşlar gözlenebiliyor.
  • Muzipokids Bornova; İstanbul ve Ankara'da şubeleri bulunan oyun atölyeleri ve etkinlikler düzenleniyor. Çocuklara kapalı alanda hareket ortamı sağlayan yer, 2-12 yaş arası için uygun.
  • Hayalkurdum Çocuk Kitapevi; İzmir'in ilk ve tek çocuk kitapevi Alsancak'ta. Çocuklar kitaplarla vakit geçiriyor, ikinci el kitaplar toplanıp sokak çocukları için kütüphane yapılıyor. Söyleşiler de düzenleniyor.
  • Technokids Etüt Eğitim ve Lego Aktivite Merkezi; 4 yaş üzerine hitap eden, farklı eğitim programları olan bir yer. İzmir'de birçok şubesi bulunuyor; Alsancak, Bornova, Karşıyaka ve Balçova'da.
  • Atlı Vadi, Bornova; sakin bir doğa keyfi için güzel bir mekan. Kahvaltı ve at binmek için gidilen yerde tavuskuşu ve köpekler de bulunuyor.
  • İzmir Çocuk Atölyesi; küçük yaştakiler için bir eğlence merkezi. Facebook grubundan bilgi alabilirsiniz.
  • Gelişim Atölyesi; 2-18 yaş grubu için birçok aktivite imkanı sunan, İngilizce öğretme yetkisi de olan çocuk yetenek geliştirme merkezinin yeri Alsancak'ta.
  • İzmir Resim ve Heykel Müzesi; ilkokuldayken neredeyse her hafta gittiğim bir yerdi. Sınıf arkadaşımın babası müzenin müdürüydü, hatta evleri müzenin üst katındaydı diye hatırlıyorum. Farklı etkinlikler ve atölyeler oluyor, arada bir gitmekte fayda var. Giriş ücretsiz.
  • Jou Jou Parti ve Aktivite Merkezi; oyun grupları, kostüm kiralama, sihirbazlık dersleri ve daha birçok aktivite Karşıyaka'daki bu merkezde toplanmış. Bilgi için tık tık...
  • İzmir Arkeoloji Müzesi; çocuklara yönelik faaliyetleri de bulunan müzenin girişi Konak Bahri Baba Parkı içinden.
  • İzmir Fuarı; çocukların koşturabileceği en güzel açık hava mekanlarından biri. Rahmetli babaannem 7 kız torununa öğle uykusu öncesinde fuara gittiğimiz bir masal anlatırdı. Hep fuarlı masal isterdik çünkü. Şimdiki çocukları bilemem; ama 25-30 sene önce bizim tek gitmek istediğimiz yerdi.
  • Atatürk Müzesi; Atatürk'ün bir süre yaşadığı ev, Alsancak Kordon'da. Okul çağındaki çocuklar için daha uygun olur.
  • T.C.D.D. Müzesi; Alsancak Garı karşısında bulunan müze ve sanat galerisi, Alaz gibi tren hayranı çocukların ilgisini çekecektir.
  • İzmir Tarih ve Sanat Müzesi; Kültürpark içinde yeralan müzenin açık ve kapalı mekanları bulunmakta. İzmir ve çevresinde bulunmuş arkeolojik eserler, heykeller sergilenmekte.

Konak Saat Kulesi'nde kuşlara yem atmak, sahil yolunda deniz kıyısında balık tutanları izlemek ve oyun parklarında oynamak, Kordon'da, Cumhuriyet Meydanı'nda, Karşıyaka sahilinde koşturmak elbette çocukların pek hoşuna gidecektir (kendi çocukluğumdan biliyorum). Yağışsız ve ılık havalarda açıkhava aktivitelerini tercih etmenizi tavsiye ederim. Bol gezmeler!

İlk resim: http://www.flickr.com/photos/12392252@N03/
Devamını Oku »

Araba Tutmasına Ne İyi Gelir?

Alaz'ı arabadan sonra Lozan'da minibüs, Edremit-İstanbul uçuşunda da uçak tuttu. Bu durum beni hayli üzdü. Oğlumu Yol Tuttu diye yazmıştım, okumadıysanız. Neler yaparım da araç tutmasını engellerim diye araştırdım ve sizlerle de bilgileri paylaşmak istedim.

Çocukların bir kısmında özellikle 2-12 yaş arasında görülen İngilizce'de motion sickness denilen bu durum, vücudun beyne farklı sinyaller göndermesi sonucu oluyormuş; iyi haberse çoğu çocukta ilerleyen yaşlarda kaybolması.


Bebekken bile kusmayan Alaz'la ilk araç tutması başımıza geldiğinde oldukça sakin karşılamış ve soğukkanlı davranmıştım. Annelik içgüdüsü olsa gerek. Doğru olan da oymuş. Panik yapmamalı. Zaten ne yapacağını ve ne olduğunu bilmeyen, zor durumdaki çocuğa olayın olumsuzluğunu yansıtmamamız gerekirmiş.

  • Erken teşhis... Sessiz, sakin oturuyorsa, yorgun ve bitkin görünüyorsa, soğuk terler döküyorsa, kusacak gibi bir hali varsa hemen önlem alın. Arabadaysanız uygun bir yerde durup temiz hava alsın, uçaktaysanız dışarı bakmasını sağlayın. Mümkünse 15 dakika kadar kucağınıza yatırın, alnına soğuk bir mendil koyun.
  • Araba yolculuğunda... Kitap okumak, oyun oynamak yerine yolun ilerisinde bir noktaya odaklanmasını sağlayın. Araç uzaktaki noktaya yaklaştıkça beynin karışık mesajlar alması engellenir.
  • Hava almak... Klimayı açıp yüzüne serin hava üfletmek, gemide veya vapurda güverteye çıkıp temiz hava almak kusmayı engelleyebilir.
  • Koltuk seçerken... Otobüste, trende, uçakta arka yerine ön koltukları tercih edin. Vapurda üst kata oturun. Uçağın kanat hizasını seçin. Mümkünse çocuğun boyunu yükseltip pencereden dışarı bakmasını sağlayın.
  • Dikkatini dağıtmak... Bazen kendi başına sessizce oturmak da mide bulantısını tetikler. Özellikle de midesi bulanacağı aklına gelirse. Birlikte şarkı söylemek, yolculuktan farklı konulardan konuşmak, geçen arabaları saymak, kuşları bulmak gibi oyunlar işe yarar. Yap-boz, kitaplar ve interaktif oyuncaklar pek uygun değil.
  • Karın tokluğu... Yol öncesinde hafif yiyecekler önerin. Mantığa ters gelse de aç olmak mide bulandıran etkenlerden biri.
  • Uyku... Yolculuğu uyku saatine denk getirirseniz uyurken çocukların midesi bulanmaz.
  • Aktiviteyi minimumda tutmak... Koridorda aşağı-yukarı yürümek, koltuğa inip-çıkmak mide bulantısını arttırır. Başı mümkün olduğunda sabit tutmalı.
Bunlar dışında doktorunuz bazı ilaçlar önerebilir. Bu tedbirlere rağmen kusma engellenemezse sık sık az miktarda su içirin, dehidrasyon olmasın.

Ben derim ki, her ihtimale karşı çantamızda içine kusmak için sağlam bir poşet (uçaklarda kağıt torbalar var), ıslak mendil ve yedek üst-baş taşımalı. Zencefilin mide bulantısına iyi geldiği de biliniyor. Zencefilli içecek veya yiyecekler de denenebilir.

Not: Alaz arabada, kendi koltuğunda otururken hiç kusmadı. Mümkünse araç koltuğu kullanmalı.


Kaynak: http://www.babycenter.com/0_motion-sickness_66179.bc?scid=mbtw_post26m_1w&pe=MlVCaTdCWnwyMDEzMDkxNA
Resim: http://www.flickr.com/photos/manueb/
Devamını Oku »

Uçaklarda Koltuğu Arkaya Yatırma Kavgası Bitiyor mu?

Yolcular arasındaki en büyük kavga nedenlerinin başında ‘koltuğu yatırma’ geliyor.
Bazı havayolları kısa uçuşlarda kullandığı uçaklarında sabit koltuk uygulamasına geçiyor.
Kabin memuru ikramı uzattı. Karnınız da aç. Hemen önünüzdeki tepsiyi açtınız ve yemeklerin tam tadına bakacakken öndeki yolcu ani bir hareketle koltuğunu geriye yatırdı! Etrafa saçılan yemekler, batan kıyafetleriniz… “Uçakta en çok neye sinirleniyorsunuz” sorusunun cevabı işte bu. Bir anda arkaya yatan veya aniden kalkan koltuklar. Arkadaki yolcu sinir oluyor. Hatta iş çoğu kez kavgaya kadar gidiyor.

Yapılan araştırmalar, yolcuların bu durumdan yüzde 90’ının rahatsız olduğunu ortaya koyuyor. Uğur Cebeci'nin yazısının devamını bu linkte bulabilirsiniz.
Devamını Oku »

Parklar - Çocukla Göztepe 60. Yıl Parkı



Ne Zaman Gittik?
En son Eylül 2013



Nerede?
İstanbul Anadolu Yakası'nda. Bağdat Caddesi üzerinde, bir girişi Göztepe ışıklar yakınında. Bir zamanlar cami yapılacak diye yıkım söylentileri çıkan park.



Nasıl Aktiviteler Var?
Biz Bağdat Caddesi'nden parka girdik. Merdivenlerin önüne vardığımızda ikisi de 2 yaşında 2 erkek çocuğu kocaman açılmış gözleriyle park diye bağırdılar. Labirent şeklinde düzenlenmiş çalılar arasına daldık ilk. Çıkabilene, yolu bulabilene aşk olsun. Gerçi biz büyükler çalı üzerinden atlayarak oyunbozanlık yaptık; ama onlar birbirlerini kovalamakla öyle meşguldüler ki atladığımızı farketmediler bile.


Biz buraya sıkıştık anne!


Ta ki küçük fıskiyeli havuzu görene dek. Alaz küçük havuzun önünde hayranlıkla dikilirken (suya dayanamayan bir yapısı var) Ege çoktan o kısmı atlayıp büyük fıskiyeli havuza doğru koşturmuştu.

Korsan gemisi şeklinde oyun parkı.

Alaz'ı küçük havuz önünden ayrılmaya ikna ederken tahta korsan gemisinden oyun parkını gördü. Tabii denizi görmüş yavru su kaplumbağası gibi yönünü oraya çevirip koşturmaya başladı. Bu tahta oyun parkı 2 yaş için biraz büyük kaçabilirdi, üstelik Ege ve ailesini kaybetmek istemiyorduk. Alaz'a büyük havuzu gösterip ilgisini dağıttım. Akşamları rengarenk ışıklı fıskiyelerle kaplı büyük havuzun etrafında banklar ve bir gösteri alanı da var. Çocuklar havuzun alçalıp yükselen sularına bakıp çığlıklar attılar.

Biz oradayken renkli ışıklar yanmamıştı henüz.

Tahta köprü üzerinde göle taş atıyorlar.

Taş kavgası olmadı çok şükür!

O sırada Alaz, içinde turuncu balıklar yüzen, suyun dibi görünen, üzerinde köprü geçen tertemiz bir gölü keşfetti ve oraya doğru koşturmaya başladı. Su öyle güzel görünüyordu ki benim bile atlayıp yüzesim geldi desem yeridir. Göl etrafındaki çakıl taşlarını bir bir göle attılar uzunca bir süre. Sonra haydi oyun parkına gidiyoruz dedik. Ayrılmak istemeseler de parkı görünce gene bir koşuşturma anı yaşandı.

Yerdeki yeşil yuvarlaklar trombolin.

Bıdıkların hareketsiz durdukları olmadığından resimler hep flu...


Yerdeki trombolinlerde zıplama imkanı da olan bu çocuk oyun alanı daha geniş. Salıncaklar, kaydıraklar, köprüler, tırmanma yerleri, yerde yanan ışıklar. Farklı yaşlarda birçok çocuğa aktivite sunan oyuncaklar var açıkçası. Alaz, trombolini bırakmak istemedi. Son zamanlarda zıplamak en büyük ve yeni eğlencesiydi. Ege ise kaydırağın önünü kapatıp, yukarı çıkmak isteyenleri geri çevirmekle meşguldu. Sonunda ikisini de salıncaklara götürebildik. Önünde fil olan salıncaklar biraz garip kaçmış açıkçası. Büyük çocuklar için küçük, küçükler oturunca birşey görmedikleri gibi bir de yüzlerini file çarpıyorlar. O nedenle bizimkilerin pek hoşuna gitmedi, indiler. Ben fotoğraf çekerken Alaz ortadan kayboldu. Hava da kararmaya başladığından panikledim tabii. Meğer Ege'nin babası peşindeymiş. Bizimkini trombolinlerde zıplarken bulduk. Benden yaşına uygun ufak bir azar işitti. O günden beri de başka oyuncaklara gitmek istediğinde elimi tutup anne şuna gidelim diyor. Trombolinleri ben de denedim. Epey zevkli, 50 kilo da taşıyor siz de dayanamayıp zıplamak isterseniz bilginize...

Yüksek binalar arasında bir vaha olmuş bu güzel park.

Çocuk oyun parkının karşısında jimnastik aletleri var. Hani büyük çocuğu olan anne-baba için faydalı olur.

Gene oyun parkı yakınında 1TL veya akbille girilen tertemiz tuvaletler var. Bebek bezi değiştirmek için ayrı oda da bulunuyor. Çok güzel düşünülmüş.


Park içinde oturmak için banklar var; fakat piknik masaları yok. Oysaki yurtdışında çimlere oturup piknik yapılır hep bu tür parklarda.Ortalık çöplüğe dönmesin diye piknik yasakmış. Arkasını toplamayanların, toplayanlara attığı bir kazık işte!

Bizim taa eskiden gittiğimiz gül bahçesi hala duruyor. Mis gibi çiçek kokan rengarenk ve bakımlı gül bahçesi biz büyükler için. Zaten çocukları oyun parkından çıkarmak ne mümkün?

Park içinde spor tesisleri bulunuyor halı saha futbol ve tenis oynamak için. Tabii biz o kısma hiç girmedik.

Hava iyice karardı, ufaklıklar acıktı, koşa koşa yemek aramaya gittik Bağdat Caddesi'ne. Çocukla gidilecek restoranları listelediğim, Çocuklu Aileler Restoranda yazımdan civardaki birkaç yemek mekanının adını öğrenebilirsiniz.


Ne Eksikti?
Güzel bir çocuk dostu kafe eksikti. Ya da kahve, su satan ufak bir büfe.

Tavsiyeler:
Kesinlikle bir kez gidip görmenizi tavsiye ederim. Eminim haftasonları çok kalabalık oluyordur; mümkünse keyfini çıkarmak için haftaiçini tercih edin. Ya da İstanbul'un sakinleştiği yaz aylarını, bayram tatillerini. Yanınıza çocuklar için su, atıştırmalık birşeyler alın. Çöpleri de çöp kutusuna atın.

Aralık'ta İstanbul'a gittiğimizde tekrar gideceğiz mutlaka. Belki orada görüşürüz?

Diğer park yazıları için tık tık
Devamını Oku »

Nerelere Gittik?

  • Almanya
  • Amerika
  • Avustralya
  • Avusturya
  • Belçika
  • Dubai
  • Fransa
  • Galler
  • Hollanda
  • Ingiltere
  • Ispanya
  • Isviçre
  • Italya
  • Japonya
  • Kuba
  • Maldivler
  • Türkiye
  • Yunanistan