Horniman Bahçelerinde Latin Müziği


Londra'nın güney doğusunda bulunan Horniman Müzesi'ne gitmiştik daha önce Alaz'la. Kış günü olduğundan akvaryumu gezebilmiştik bahçeleri görmek yaza kısmet diyerek.


Tesadüfen pazar sabahı Time Out internet sitesinde müzede Latin Müzikleri festivali olduğunu okudum. Öğleden sonra da bahçede canlı konser vardı. Afro-Amerikan Project adlı Venezuela'lı grup Karayipler ve Venezuela bölgelerinde bilinen halk müziklerini çalacaklardı.


Alaz uyanıp öğle yemeğini yedikten sonra çıktık yola, vardık Horniman'a. Aralık ayının kasvetli, soğuk havası yerine güneşli, ılık kısacası açıkhava konseri için ideal bir gün vardı. Alaz babasının konserinden sonra yetişkinlere yönelik ilk kez canlı müzik grubu dinleyecekti. Vardığımızda bahçelerde çimler üzerine oturmuş piknik yapanları gördük. Uzaktan kulağımıza gelen Latin müziği yürüyüşümüze ritm katmıştı bile.


Alaz'ı koşturtup muhteşem Londra manzarası olan terasa vardık. Gruba mı baksam, manzaraya mı, çimlere yayılmış çoluk çocuklu insanlara mı, yoksa pistte salsa yapanlara mı diye şaşırdım ben de Alaz gibi. Karayipler'in popüler müziği bizi birkaç sene önce gittiğimiz Küba'ya götürdü. Anılarımız depreşmiş hafiften salsa hareketleri yaparken Alaz yerlerdeki ufak taşları topluyordu diğer çocuklarla birlikte.



Çocukların da pistten inmediği muhteşem bir dans şovundan sonra grup ara verdi. Bahçenin bir kısmında tel örgüler ardında ufak kemirgenler vardı. Diğer kısım boydan boya piknik alanıydı. Bir köşede tahtadan müzik enstrümanları sergileniyordu isteyen gelip çalsın diye. Alaz o bölümde uzun süre oyalandı, başka çocuklarla iletişim kurma çabaları gösterdi.


Davul çalmayı denediğim sırada Anne, çiş var! diye bağırdı. Babasıyla bir an gözgöze geldik tuvalet yakında mıydı acaba? Dayan, az kaldı, tut oğlum! diyerek koşturduk. Neyse ki yakınmış; bayanlarda sıra kapı dışına taştığından babası götürdü. Bu arada ben de Horniman Müzesi'nin en aile dostu müze seçildiğini öğrendim.


Canlı müzik tekrar başladı. Bu kez çimlere oturup birer dondurma yedik Londra'da gün batımı manzarasına karşı. Yanımızda oturan Güney Amerikalı çocukların futbol topu ilgisini çekti. Üç yaşlarındaki en ufak çocukla beraber önce top, ardından yakalamaca oynadılar. Arada bir de müziğe kulak verip dans ediyorlardı. Çocuklarda anlaşmak için konuşmak bile gerekmiyordu işte! Bir su birikintisi görüp de içine dalmaya kalkışınca yerimizden fırladık. Önce uyardık, vazgeçmedi yapacağından, sonra da eve gidiyoruz diyerek elinden tutup çıkışa doğru ilerledik. Elbette itiraz, bağırış, yalancı ağlama 10 saniye kadar sürdü ta ki ona yanımızdan geçen köpekleri gösterene dek.


Toplam üç saat geçirmediğimiz güzel Horniman bahçeleri bizi çok başka yerlere götürdü. Eve dönünce epeydir dolapta toz tutmuş olan Küba'dan getirdiğimiz romları çıkardım. Vinales'te kalırken Lumino'dan öğrendiğim mojito kokteylinden birer tane yaptım. Afiyet oldu!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder