Balıkçı Alaz



Nisan ayındaki Alaz Kaptan Teknede yazıma gelen yoğun ilgiden dolayı bu maceramızı da yazmadan edemedim. Seneye devamı da gelecek gibi :) 

Güzel mi güzel bir Ekim sabahı deniz ve gökü birbirinden ayıramazken neredeyse, yola koyulduk; anneanne, dede, teyze, anne ve Alaz olarak. Az uz gittik ve sonunda mercanların yuvasını bulduk.

Alaz pata pata sesleri eşliğinde nannesinin kollarında uyuyakalmıştı yolda. Fırsattan istifade biz de attık oltaları denize, 38 metre derine. Balık kokusunu alan Alaz hemen uyandı. Nannesiyle birlikte meyve yedi, süt içti, kovasına doldurduğumuz suyla oynadı, incirleri tuzlu suya batırıp emdi, taze yakalanmış balıkların kovasına ellerini daldırdı.

Eli işte gözü balıkta!

Harika bir gündü; yaprak kıpırdamayan, deniz çarşaf diye tabir edilen. Epey mercan ve uskumru yakaladık. Dedesi vatoz ve köpek balığı tutunca şaşırdık hepberaber bağırış çağırış heyecan yaptık. Ardından benim oltaya takıldı birşey, çek çek gelmiyor, 'Ben beceremeyeceğim, biri yardım etsin' dememe fırsat kalmadan dedesi aldı oltayı elimden. O da zorlandı bu kez, beraber çektik. Bir de baktık gene köpek balığı. Aynı filmlerdeki gibi bir o yana bir bu yana saldırıyor. Türkiye denizlerinde yoktur diyenlere inat gibi hem de! Gerçi 2 kiloyu geçmiyordur ağırlıkları; ama gene de adı ürkütmeye yetiyor insanı. Dedesi olta iğnesini kurtarıp attı balığı suya, anında kayboldu derinlere doğru. Annem atlayıp yüzdü. Şaşırdık önce korkmuyor mu köpek balığından diye. Derinlerde dururmuş onlar küçük balıkları yemek için. Son oltaları atıp denize girdik, dedesi bakarım ben sizinkilere deyince. Ürksem de bir daha bu mevsimde bu denizi ve havayı bulamayacağıma kanaat getirip atladım suya. Alaz da çırpınıyor beni de alın, yüzeyim diye. Tabii babası yanımızda olmadığından güvenemedim kendime, ya elimden kayıp giderse? Zaten balık gibi kıpır kıpır karada bile...

Alaz tesadüfen yakaladığı balığı işaret ediyor.

Denizden çıkınca Alaz başıboş duran oltamın başına geldi. Dedesini taklit ediyor misinayı çekip ucuna bakıyor sanki balık var gibi. Azıcık sallıyor elinde geri bırakıyor. Tekrar alıyor eline oltayı, çekiştiriyor. Teyzesi 'Deli oldu balıklar aşağıda bir o yana bir bu yana sallıyor yemleri' diye güldü. Alaz oltadan da hevesini alınca, sabah alamadığı uykusunun da etkisiyle mızmızlanmaya başladı. Dedesi ' Haydi toplayın oltaları, gidelim artık' dedi. Teyzesi Alaz'ın oynadığı oltayı topladı; ama o da ne? Oltanın iğnesinde yakalanmış bir istavrit :) Alaz'ın şansı, 15 aylıkken balık tutan olmuş mudur acep?

Balıklar tavadayken bile ayrılamadı yanlarından.

O günden geride kalanlar, ki madde 1'i üzerinden iki hafta geçtiği halde Alaz hala sayıklar gün içinde ve uyku arasında;

  1. Pata pata pata... dede...dede...dede...attı...baliii...attı...dede...
  2. Alaz'ın tuttuğu istavrit
  3. Benim tuttuğum köpek balığı
  4. Yediğimiz tazecik mercanlar

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder