Ohal ve Yurtiçi / Yurtdışı Uçuşlar

Ülke olarak zor günler geçiriyoruz. Üstelik bu karmaşık günler ben dahil çoğumuzun tatil dönemine denk geldi.



Bir senedir bu anı, Temmuz ayını bekleyen birçok gurbetçi, Türkiye'ye uçma hazırlıkları yaparken önce darbe haberi sonra Ohal ilanı geldi.

Havalimanlarında iptal edilen uçuşlar ardından, Türkiye'ye gelişimizi biraz erteledim. Maksadım, aktarma sırasında çocuklarla uzun süre havaalanında beklememekti. Nitekim iyi de oldu.

Bu sırada aklımızdan 'Türkiye'ye gitmeli mi? Tatilden vazgeçmeli mi?' soruları benim de yurtdışında yaşayan birçok takipçimin de aklından geçenler. Kimimiz tüm planlarını iptal de etti herşeyi göze alıp. Hani derdim ya uçak biletini önceden alın, tatil planını önceden yapın diye. Bazı şartlarda bunun çok da doğru olmadığını farkettim. Fakat tabii nereden bilecektik?...

Türkiye'ye gidecekler için...

Zürih'ten İstanbul'a, İstanbul'dan da Edremit'e uçağımız vardı. Havaalanında daha öncekilerden farklı bir deneyim yaşamadık. Uçaklar dolu, yerli-yabancı herkes oradan oraya yolculuk yapıyorlar. Endişelenmenize gerek yok. Hatta bu ara en güvenilir yerlerden biri aşırı güvenlik önlemleri sebebiyle havalimanlarıdır sanıyorum.

Türkiye'den gidecekler için...

Açıkçası yaşadığınız ülke ile ilgili her türlü belge yurtdışına çıkarken yanınızda bulunsun. Oturma ve çalışma izinleri, varsa yabancı pasaportlar, çalıştığınız yerden belge, hatta bunların Türkçe'ye çevrilmiş olanları. Bunlar benim aklıma gelenler... Pasaport ve uçak bileti zaten olması gerekenler, saymadım bile!

Pasaport tiplerine göre yurtdışına çıkış ile ilgili ayrıntılı bilgi için, Gezimanya'nın şu yazısına gözatmanızı öneririm. Ohal sebebi ile yurtdışına çıkış prosedürlerini çok güzel anlatmış.

Tabii henüz yeni uygulamaya girdiğinden kimi makam belgeye gerek yok derken, kimi belgesiz yurtdışına çıkamazsınız diyebilir. Bu sebeple ekstra önlem almanızı öneririm.

Hepimize hayırlı bir dönem olsun!

Devamını Oku »

Güneşten Nasıl Korunmalı?

Yaz eşittir sıcak ve güneş. Hem yolunu gözleriz, hem de yakınırız. Çünkü hem güzel hem tehlikeli.



Güneş yanığı kanser riskini artırır. Sadece tatilde de olmaz, mahallenin parkında da güneş yanığı olabiliriz. Hatta hava bulutluyken bile...

Bronzlaşmanın ise güvenli ve sağlıklı hiç bir yolu yok. O zaman hem yeterli D vitamini için güneş alalım hem de kendimizi koruyalım. Nasıl mı?

Güneşten korunmanın yolları:

  • Güneş tepedeyken ve en güçlü iken gölgede kal: 10:30’dan 15:30’a dek.
  • Cilt yanığı olma.
  • Uygun kıyafet ve güneş gözlüğü kullan. Çocuklarda güneş gözlüğü kullanımı için şu yazıma tıkla.
  • Çocuklar için aşırı derecede önlem al; cilt kanseri 16 yaşa dek maruz kaldığın güneşten dolayı oluşurmuş. Çocuğunu koru...
  • En az 15 korumalı güneş kremi kullan.


İyi bir güneş kremi nasıl olmalı?

  • Güneş kremi satın alırken UVA logosunun daire içinde gösterilmesine ve en az 4 yıldız UVA koruması olmasına dikkat et.
  • Güneş koruma faktörü SPF ise UVB’ye karşı en az 15 faktörle korumalı. SPF koruma faktörünü belirtir. 2 ile 50+ arasında değişir.
  • Güneş kremi/koruyucu ömrü kısadır. Genelde 1-2 sene. Evet, ben de bunu çocuklar doğduktan sonra öğrendim! Genelde şişenin arkasında ay olarak belirtiliyor.
  • Yıldızı ve SPF koruması ne kadar yüksekse o kadar iyi.


Güneş kremi nasıl uygulanmalı?

Çoğu insan yeteri kadar güneş kremi sürmüyormuş. Bir yetişkin sadece yüz, kollar ve boyun için 2 çay kaşığı krem kullanmalı.

Yetişkinlerde tüm vücudu kaplamak için 2 yemek kaşığı krem gerekli. Mayo bölgesi hariç :) Eğer gereğinden az miktarda krem kullanırsanız SPF koruması düşer. Az miktarda krem kullacaksanız SPF oranı yüksek krem kullanın.

Eğer uzun bir süre dışarıda kalacaksanız, yanık riski oluşmasın diye iki kez güneş kremi sürün. Dışarı çıkmadan 30 dakika önce ve çıkmadan hemen önce.

Güneş kremi tüm tene uygulanmalı; yüz, boyun, ense, kulaklar unutulmamalı ve hatta kelleşme ve saçlarda seyrekleşme durumu varsa saç derisine de krem sürülmeli. Şapka da takılması uygun olur.

Güneş koruyucu kremler, kullanım şekline uygun olarak sık sık düzenli aralıklarla uygulanmalı. Water-resistant yani su geçirmez özelliği olsa bile sudan çıkar çıkmaz kurulandıktan hemen sonra tekrar krem sürülmeli. Terledikten sonra da krem yenilenmeli.

Çocukları güneşten koruma...

Bebekler ve çocuklar için ekstra önlem almak şart. Onların cildi, yetişkinlerinkinden çok daha hassas ve gerekli koruma sağlanmazsa ileriki yaşlarında cilt kanserine yakalanma riski artar.

6 aydan küçük bebekler kesinlikle direk güneş ışığında durmamalı.
Çocuklar;

  • Uygun kıyafet giymeli, ebatları geniş ve pamuklu. Biz plajdayken abinin tişörtlerini Beliz’e giydiriyoruz örneğin...
  • Güneşin tepede olduğu, 11 ile 3 saatleri arasında gölgede kalmalı. Bu saatler bulunduğunuz coğrafyaya göre değişiklik gösterebilir.
  • En az 15 koruma faktörü olan krem sürmeli.
  • Yüz, kulaklar, ayaklar, omuzlar ve ellerin üst kısmı da kremlenmeli.
  • Krem sık sık yenilenmeli.
  • Omuzlar ve sırt bölgesi kolaylıkla güneş yanığı olur, ekstra önlem alın.
  • Enseyi ve yüzü gölgeleyen şapka takılmalı.
  • Çocukların gözleri güneş gözlüğü ile korunmalı, bakınız şu yazım.
  • Çocuk suya girdikten sonra veya kurulandıktan sonra tekrar güneş kremi uygulanmalı.



Güneş yanığı olursa...

  • Soğuk su ile cildi nemlendir,
  • Yanık yerlere güneş sonrası kremi veya kalamin losyonu uygula,
  • Ağrı kesici ilaç ile ağrısını dindir ve inflamasyonu aza indir,
  • Doktora görün ve iyileşene dek güneşte durma.


İngiltere’de her sene 2000 kişi cilt kanseri sebebiyle hayatını yitirmekte. Türkiye’de ise son 30 senede %230 artış görülmüş. Lütfen hem aileniz hem de kendiniz için önlem alın.

Güneşin zararlarından korunarak yeterli D vitamini almak...

0-5 yaş arası çocuklar vücudun D vitamini gereksinimi için vitamin alabilir; hatta bu İsviçre'de ve İngiltere’de mutlaka önerilir. Yeterli D vitamini için kollar, eller veya yarım bacak cilt tipine göre 10-30 dakika, saat 11 ile 3 arasında güneş görmeli. Bu sırada güneş kremi sürülmemeli. Cam pencere arkasında UVB ışınları alamayacağınızdan D vitamini alamazsınız; ama güneş yanığı olabilirsiniz. Dikkat!

Cilt tipinizi öğrenmek için buraya bakınız.
Cilt kanseri hakkında detaylı bilgi için şu siteye de uğrayın.

Not: Yazdıklarım, doktor önerilerinin yerini tutmaz. Benim kendi kişisel araştırmalarım sonucu aileme uyguladığım basit yöntemlerdir. Sorumluluk kabul etmem :)

Fotoğraf: https://www.flickr.com/photos/jasonkneen/
Devamını Oku »

İsviçre'de Doğum Günü ve Sene Sonu Ritüeli

Geçen hafta Alaz'ın doğum günüydü. Artık 5 yaşında! Hayat kolaylaşıyor mu zorlaşıyor mu onlar büyüdükçe bilmiyorum...



Neyse, konumuz başka... Kindergarten'da her ay bir gün belirlenip o ay doğan tüm çocukların doğum günleri o gün kutlanıyor. Temmuz'un ilk haftasında bir gün de bizim Alaz ve Temmuz ayında doğan diğer 2 arkadaşının doğum günleri kutlandı.

Öncesinde öğretmene sorduk; 'Ne yapalım? Birşey getirmemiz gerekiyor mu?' diye. Öğretmeni gerek olmadığını, istersek Beliz'siz doğum günü kutlanma anına katılabileceğimizi söyledi. Birkaç hafta önce veli toplantısına Beliz ile gittiğimizde ortalığı fena dağıtmıştı. Acaba ondan mı istemiyor dedik; ama değilmiş...

Babası Beliz'e baktı, ben de okula gittim dediği saatte. Yirmi kadar çocuk çember şeklinde küçük sandalyelerinde oturuyorlardı, ben de aralarına oturdum. Üç doğum günü çocuğu ise tüllerle süslenmiş bir sırada oturuyordu. Önlerinde ufak bir sehpa, üzerinde bir bardak su, kum dolu bir kavanoz bulunuyordu.

Önce bir renk bilmece oyunu oynandı. Ardından anladığım kadarıyla - sınıfta İsviçre Almancası konuşuluyor - herkes bir sebeple dışarıya çıktı. İki öğretmenden biri kapı önünde çember tuttu, diğeri ayları saydı. Temmuz'du ilk ay. Çemberin içinden Temmuz doğumlu çocuklar geçtiler ve önceki yerlerine oturdular. Sonra Ağustos, Eylül diye devam etti. Doğduğu ay geldiğinde her çocuk çemberden geçerek yerine oturdu. Herkes yerine geçince öğretmen ufak bir konuşma yaptı. Kim ayın kaçında doğdu, hangisi önce doğdu gibi...

Sonra bir maytap verdi Temmuz'da ilk doğana, bir de mutfak ocağı çakmağı. Yanan maytabı kum dolu kavanoza yerleştirdiler. Arada birkaç kişi konuşunca öğretmen 'şşş' diye sesleniyordu. Sessizlik hakimdi, herkes yanan maytabı izliyordu. Yanması bitince, öğretmen su dolu bardağa batırdı, çıkan sesi dinletti. Sırasıyla Alaz ve diğer arkadaşı için de bu olay gerçekleşti. En çok hangi sönmüş maytaptan ses çıktığını tartıştılar.

Ardından öğretmenleri, kızılderili bir çocuğun doğum günü ile ilgili bir hikaye okudu kitaptan. Herkes hikayeyi anlıyor, tepki veriyor, gülüyordu bazı anlarında. Ben hariç :) Hala sökemedim şu Almancayı! Hikayenin bir yerinde 'Francesca' ismi geçti. Çocuklardan biri atladı; 'Bu İtalyan ismi değil mi?' diye. 6 yaşındakine hayretle baktım. Nasıl da biliyordu İtalyan kökenli olduğunu bu ismin.

Kitap ardından biraz konuştular. Sonra öğretmenleri her birine bir kalem ve rulo şeklinde kurdele ile bağlanmış kağıt verdi. Herkes ayağa kalktı. Sırasıyla Almanca ve İngilizce olarak 'İyi ki doğdun' şarkısı söylendi. Bir yandan da bazısı balon üflüyordu...

'Zum Geburtstag viel Glück,
Zum Geburtstag viel Glück,
Zum Geburtstag alles Gute,
Zum Geburtstag viel Glück.'

'Happy birthday to you
Happy birthday to you
Happy birthday dear children
Happy birthday to you.'
Sonra öğretmenleri benden Türkçesi'ni söylememi rica etti, söyledim. Ardından kızlardan biri İspanyol olduğundan İspanyolca söylediler ve diğer kızın annesi Finlandiya'lı olduğundan kıza Fince'sini söylettiler. Ne kadar internasyonel bir ortam dedim kendime. Çocukların üzerinde etkisi şimdiden çok büyük bu farklılıkların...

Sonra da dilimlenmiş karpuz ve kavun olan masaya geçtiler. Pasta yerine meyve; sağlıklı fikir :)

Rulo olmui kağıt içinde öğretmenin o gün okuduğu hikaye vardı. Alaz'ın anlattığına göre her ay farklı bir hikaye okuyormuş öğretmeni; ama hep doğum günü temalı.


Tırtıl Alaz

Ertesi akşamüzeri de yıl sonu kutlaması yapılacaktı okul bahçesinde. Çocukların şansına hava güzeldi. 5-7 yaş arası çocukların tümü aynı sınıftaydı; ilk senesinde olanlar tırtıl, ikinci senesinde olanlar kelebek...

Önce bir dönemdir işledikleri kızılderili temalı şarkıları söyleyip danslarını yaptılar. Hiç haberimiz yoktu böyle bir gösteri hazırladıklarından. Kostümlerini de kendileri yapmışlar; kartondan kıyafet, tüyden başlık ve boncuklu kolye...


Sonra tırtıllar ufak bir tünelden geçip öğretmenlerinin elinden kelebek olma belgesi aldılar. Kelebekler ise ebeveynlerin dizi dizi kolları üzerinden ilerletilerek öğretmenleri tarafından kucaklandılar ve işte bunlar Ağustos sonunda ilkokula başlayacaklar. Düşününce oldukça duygusal bir an; fakat çok eğlenceli hale getirdiklerinden herkes gülüyordu bu aşamada :)

Ardından herkesin evden getirdiği yiyecekler masalara dizildi, barbeküler yapıldı ve 20 küsür çocuk, onların kardeşleri, ebeveynleri ve öğretmenleri ile gün batana dek yemekler yenildi, muhabbetler edildi.

Organizasyon öncesinde isteyen velilerden 5'er İsviçre Frankı toplanmıştı. Öğretmene kitabevinden hediye çeki ve bir buket de çiçek verildi. Artı parantez, Türkiye'de Rolex saat falan alınıyor diye duyuyorum ve şaşırıyorum...

Devamını Oku »

Ramazan Bayramı'nda Siz Neredeydiniz?


Geldi geliyor derken bir bayram tatilini daha geride bıraktık. Bu bayram uzun bir tatil fırsatı barındırdığından bir çoğumuz aylar öncesinden tatil planını yaptı ve 9 günlük tatilin hakkını doya doya kullanarak verdi. Bu bayram ben de birçok yeri keşfe çıktım; ancak fark ettim ki, yakın çevrem de dahil olmak üzere bir çoğumuz bu bayram yurt içini gezmeye çıkmışız. Özellikle Karadeniz turu, Ege kıyıları gezisi ve Anadolu gezileri bayram turu için seçilen alternatifler arasında.

Bu bayram siz neredeydiniz bilmiyorum; ama birçok insan ülkemizin güzel denizi ve turistik bölgelerinde gezmedeydi. Hatta hepimizin bildiği Avşa Adası, o kadar doluymuş ki insanlar yiyecek ekmek bulamamışlar. Marketlerde uzun kuyruklar oluşmuş. Bu da, bu yıl kötü gittiği söylenen turizm sektörümüzün bir nebze de olsa yüzünü güldürmüştür.

Bayram tatilini hakkıyla kullanamayanlar ise lütfen üzülmesin. Önümüzde 30 Ağustos turları ya da Kurban Bayramı tatil fırsatları var. Şimdiden erken rezervasyon yaptırarak hem ekonomik bir tatil yapabilir hem de yerler dolmadan dilediğiniz şekilde tatil yapabilirsiniz. Kurban Bayramı da uzun bir tatil dönemine denk geleceğinden elinizi çabuk tutmanızda fayda var.

İster yurt içi ister yurt dışı olsun, bayram tatili gibi fırsatları değerlendirerek hayalinizdeki tatili yapabilir, sevdiklerinizle dünyanın dört bir yanını keşfe çıkabilirsiniz. Yeter ki içinizdeki gezme aşkı hiç bitmesin.

Not: Bu yazı ve fotoğraf Gruppal tarafından hazırlanmıştır.

Devamını Oku »

Temmuz Koşturuyor!

Farkettim ki epeydir bloga yazı girmemişim. Festivalden festivale koştururken araya bir yeğen doğması, oğlanın 15 arkadaşını çağırdığı 5. yaş günü ve sıcaklar karışınca günler nasıl geçti anlamadım bile...



Neyse ki bir çoğunuz da bayram sebebiyle yollarda, ziyaretlerde veya tatilde idiniz. Umuyorum herkes çok güzel birkaç gün geçirdi ailesiyle. Bayram tatili ardından çocuklar değişti diyorsanız, bir hafta süre verin. Eski hallerine döneceklerdir. Bakınız burada ve şurada anlatmışım.

Holiday blues diye bir adı bile olan tatil sonrası sendromuna yakalandıysanız şifalarını burada bulabilirsiniz.

Yazdığım gibi epey koşturmacalı 10 gün sonunda biz de rayımıza oturduk derken... Farkediyorum ki beni 5 haftalık bir bavul hazırlama görevi bekliyor! Birkaç gün sonra da nihayet bizim de okullarımız kapanacak ve kendimizi Türkiye sıcaklarına atacağız! Bakalım bizi neler bekliyor orada?

1. Kızılderili Şenlikleri

Festivalleri festivali Zürih festivali



Devamını Oku »

Çocuklar Kaybolmasın!

Geçen gün bir yaz partisine gittik ailecek. Girişte elimize kağıttan birer bileklik verdiler üzerine telefon numaralarımızı ve çocukların adını yazmak için. Sonra onu ucundaki yapışkanla tutturup çocukların kollarına geçirdik.



Beliz'inkini özellikle dirsek üzerinden bağladım çıkarmasın veya yırtmasın diye. Eve dönene dek üzerinde kaldı...

Bileklikler çok kullanışlı olsa da böyle durumlarda, yine de güvenemiyorum. Çocuk bu, çıkarır, atar, bir yerde bırakır...

Facebook sayfalarında rekor paylaşıma ulaşmış bir not gördüm. Amerika, Kaliforniya Eyaleti'ndeki polislerin ailelere uyarılarından biri.

'Eğer çocuklarınızla kalabalık bir ortama girecekseniz, kollarına telefon numarasını yazıp üzerini sıvı, saydam bir cilayla kaplayın.' 



Kalabalık ortama gireceğiniz gün, telefonunuzla çocukların fotoğraflarını çekin. Böylece o gün giydiği kıyafetler, saçının şekli hatırınızda olur ve kaybolma ihtimaline karşı polislere vereceğiniz en güncel fotoğraf elinizde bulunur.

En iyisi haftaya Zürih festivalinde bunu yapmalı. Çocuklara da bizi kaybetmeleri halinde kollarını göstermelerini tembihlemeli. Deneyelim bakalım...

Havaalanları için de çok faydalı bir öneri bu. İki çocukla tek başıma olmak bazen birine bakarken diğerini gözden kaçırmama sebep oluyor. Özellikle Beliz'in 1.5 yaşındaki sınır tanımazlığı ve söz dinleyecek, laf anlayacak durumda henüz bulunmaması yola çıkmadan önce kollarına not yazmamı gerektirecek artık.

Tabii ki bu düşünceyi aklımın ucundan bile geçirmek istemem; ama söz konusu çocuklarımız olunca her ihtimali düşünerek önlem almakta fayda var. Özellikle sıcak yaz günlerinde uzakta gördükleri bir su birikintisi veya dondurmacı dikkatlerini çelebilir. Ne demiş İngilizler, 'Better safe than sorry' yani 'Üzüleceğine, önlem al'...

Aslında en güzeli doğumda içlerine çip yerleştirmek olurdu da, henüz o teknolojiye erişemedik!

Hatta hafıza kaybı yaşayan yaşlılar için de bu uygulama yapılır bence. O yaşlara gelince ben de en yakınlarımın telefon numaralarını dövme yaptırmayı düşünüyorum :)

Not: Yazımı beğendiyseniz veya başkalarının işine yarayacağını düşünüyorsanız, lütfen paylaşın... Teşekkürler!


Devamını Oku »

Zürih - Josefwiese Park


Zürih'in 5 no'lu bölgesinde bulunan Josefwiese Park'ta her yaştan insan ve her çeşit aktivite için bir alan mevcut. Hatta hiç bir şey yapmamak bile serbest. Hamaklar sayesinde...

Viaduct, şehrin önemli yerlerinden biri bence. Üzerinden tren geçen dar ve yüksek köprü, sıra sıra dizili sıradışı dükkanlar ve köşe başındaki market, Markthalle, bu park ile birlikte her noktayı tamamlıyor. Otantik restoranlarda yer bulmak için rezervasyon yapmanız şart!

Viaduct
Futbol da oynanabilir, mangal da yapılabilir, restorandan hamburger, sosis veya bira, kafeden kahve veya kek de alınabilir. Yere piknik örtüsü serebilirsiniz veya masalarda oturup yiyebilirsiniz. Su bitti diye endişelenmeyin, içme suyu akan çeşmeleri de var bu parkın.

Kum oyun alanı
Çocuklar için ise tam bir cennet. Hem koşacak yeşil alan var, hem sıcak havalarda sular fışkıran bir havuz. Hem oyun parkı var, hem de kumlu oyun alanı.

Yolu bize biraz ters olsa da birkaç kez gitmişliğimiz var bu güzel parka. Park açısından şehirdeki iki favori yerim, biri burası diğeri de Blatterwiese daha önce blogda anlatmıştım.

Mini havuz ve ardında kafe
Yakında bir Türk marketi, Ege ve kebapçı da var eğer ki canınız Türk işi birşeyler isterse? Transa, spor mağazasının outleti de orada...



Parkta oyuna doyduktan sonra, Basel'de üretilen Gasparini dondurmacısından da dondurma yemek şahane oluyor!

Viaduct üzerindeki dükkanlardan biri


Zürih'te yapılacaklar listesinde bir yer daha...


Devamını Oku »

İsviçre Göl Sezonu 2016

Üç hafta süren yağmurlar ardından, İsviçre'de 30 derece hava sıcaklarına ulaştık. Bu kez sıcaktan şikayet etmeyi de unutmadık...



Yine de bu günlerin geçici olduğunu bildiğimden sonuna dek faydalanmak gerek. Piknik yiyeceklerini hazırladım. Evdeki abur cuburları Alaz ile ortaya döktük. Plaj kıyafetlerimizi giydik ve öğle uykusundan uyanan Beliz'i de alıp göl kıyısına gittik.

Sahil bir kalabalık bir kalabalık! Neredeyse oturacak yer yok ki bizim mahallede normalde sokakta insan göremezsin sabah/öğle/akşam hariç! Neyse... Beliz kendini serin göl sularına doğru yönlendirirken, Alaz da ben piknik yapmaya geldim, ne yiyelim diye çantayı kurcalıyordu.

Ben de üzerimi çıkarayım da Beliz ile su kenarında takılayım derken, bir baktım tüm kadınlar incecik! Göbek falan yok... Ee hani bunların hepsi en az 2 çocuklu ya? Nasıl eritiyorsunuz o göbeği diye düşünürken bir daha bakınca farkettim herkes bronz! Onlar açık tenli olması gerekirken, ben ki 1.5 ay önce Mayorka'dan dönmüşüm, yanlarında bembeyaz kaldım. 'Sevgili Frau'lar, son 3 haftadır şakır şakır yağmur yağdı siz nerede yandınız böyle yahu?'...

Sonra eşim geldi. O da hava sıcak, günler uzun işten erken kaçıp yanımızda soluklandı. Ona da bu kadınlardan bahsedince, o da 'benim de dikkatimi çekti' dedi. Spor yaptıkları kesin; ama nerde böyle yanmışlar bilemedik!

İsviçreliler'in market alışkanlıklarından biliyorum ki, çok ekmek yiyorlar, çikolata yiyorlar, peynir - yoğurt ve süt ürünleri aşırı tüketiliyor, hatta Rivella denilen süt içeren bir gazlı içecekleri bile var, herkesin elinde görüyorum. Ben onlar kadar yemiyorum bile, çikolata belki? Demek ki bunlar spor yapıyorlar! Benim hayatıma sokmam gereken en önemli eksiklik de o! Halbuki ben çocukların peşinde koşarken kendimi aktifim diye avutuyordum da...

Neyse, o gün şahaneydi. Zaten bizim mahalle olduğundan Alaz'ın sınıfının yarısı oradaydı. Pek eğlendi. Beliz deseniz, bir küçük su birikintisi verin akşama dek oyalansın işte aynen öyle...

Ben de yaza dek o fazla 2 kilomu vereyim dediğimle kaldım mı? Yaz geldi, ben hala kilo vereceğim sözde! Yapıştı kaldı üzerime... Herşey dahil oteller yaktı beni biliyorum! Bir daha sınırsız yemek veren otele gitmek yok!...


Devamını Oku »

Araç Kiralarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Mayorka’nın uçsuz bucaksız kıyılarına ulaşmayı, muhteşem manzara fotoğrafları çekmeyi, bilinmeyen mağaralarını gezmeyi ve yol üzeri kafelerinde nefis molalar vermeyi araba kiralamadan yapamazdık. Aynısı Kanarya Adaları'ndaki tatilimiz için de geçerli, İstanbul’dan başlayan ve Ayvalık ile kuzey Ege’yi kapsayan gezimiz için de...



Eğer ki gittiğimiz yerlerde araç kiralamasaydık şu yaptıklarımızın çoğunu yapamazdık. O yüzden bazen araba şart. Çocuklarımla birlikte yıllardır havada, karada ve denizde seyahat ediyoruz ve ne ilginçtir ki bu yolculuklarda hala beni en çok stres eden kısım araba kiralamak.

En basiti, araç internet üzerinden kiralandığı halde, garajda hazır olduğu halde, dakikalarca sırada beklemek ve onlarca form doldurmak uçak yolculuğundan daha zor ve yorucu gelir bana. Eminim siz de turistik bir şehrin havaalanında arabasını teslim almayı bekleyen onlarca valizli insan görmüşsünüzdür her rent a car gişesi önünde. Üstelik bazı firmalarla işiniz tatilde bitmez, eve dönünce de fatura üzerine fatura gönderirler ekstralar sebebiyle.

O zaman bu yazının konusu şu olsun:

Sorunsuz bir araç kiralama işlemi için bir sonraki seyahatimizde neleri daha farklı yapabiliriz?

  • Araştırmanı iyi yap
En büyük ve en ünlü her zaman en iyi olmayabilir. Özellikle de saatler süren uçuş ardından, uzun uzun araç kiralama kuyruklarında beklemeye değer mi? Kontratta yazan küçük yazılara da dikkat! Bazıları benzini daha pahalıya satabilirler, bazıları çok miktarda depozito veya provizyon ücreti çekerek kredi kartınızı zorlayabilirler...

  • Toplam ücrete bak
Sadece aracın ücretine değil, ekstralara da odaklan. İkinci şoför, bebek/çocuk oto koltuğu, navigasyon aleti, kasko, ilave sigortalar, tek yön ücreti, vs. ekledikten sonra fiyatı tekrar gözden geçirmekte fayda var. Her araç kiralama şirketi bunları internet sayfasında göstermez. Bilinmeyenler için risk almaya değer mi?

  • Ekstralardan kaçın
Bebekler ve çocuklar için tatilde kendi araç koltuklarını kullanmak, taşımaya değer. Özellikle küçük yerlerde istediğiniz boyutta, kalitede ve özellikte oto koltuğu bulmak zordur. Hijyen ve konfor açısından düşünürseniz bebeklerin kendi koltuklarını kullanmaları çok daha iyi olur. Uçak şirketleri check-in yaptığınız bu koltukları ücretsiz taşır. Ekstra kaza sigortalarını da; ön cam, tekerlek, çalınma riski vs. gibi internet üzerinden önceden satın almakta fayda var. Böylece hem daha ekonomik olur, hem de kiralama işlemleri sırasında beklemeye gerek kalmaz.

  • Gidilen bölgenin/ülkenin kurallarını öğren
Bazı ülkelerin ehliyet özellikleri ve araç kullanma yaşı diğerlerinden farklı olabilir. Bir kısım ülkelerde araç içinde bulunması gerekenler birbirinden farklıdır. Kontrol etmekte fayda var.

  • Aracı teslim alırken kontrol et
Jetlagli bile olsan evine fatura gelmesini istemiyorsan herşeyi tek tek kontrol et. Ufak çizikler, tekerlek ve jantlar, camlar, kapılar herşey normal mi? Dilerseniz bu adımda tarih ve saati gösteren video bile çekebilirsiniz.

  • Tatil sonrası takip
Anahtarları verdin, benzin deposu ve çizikler kontrol edildi. Herşey tamam! Yine de eve dönünce kredi kartını birkaç ay kontrol etmeyi unutma. Ne olur ne olmaz?

Ucuz araç kiralama

Bu yazdıklarımı da göz önüne alarak bir sonraki Türkiye seyahatimiz için ekonomik araç kiralama sitelerine bakıyorum bu aralar. Sonuçta aracın hem kaliteli hem de ucuz olması en güzeli. İstanbul’dan başlayacak yolculuğumuz, Ege kıyıları ardından Antalya’ya uzanacak ve yine İstanbul’da sonlanacak. Havaalanında araç kiralama sırası beklememek için yerli bir firma seçmek doğru olur diye düşündüm. Pozitif müşteri yorumlarını okuduğum fiyatlarıyla da oldukça cazip Türk bir firma var: Vivi.

Sadece Türkiye ve Kıbrıs’ta hizmet veren www.vivi.com.tr'de iptal ve rezervasyon değişikliği şartı da çok iyi. 24 saate dek iptal durumunda ücretin tamamı iade ediliyor. Çocuklarla ne olacağı belli olmaz çünkü. Hatta ek ücret karşılığında, araç kapımıza bile teslim ediliyor. Türkiye içinde bir de HGS/OGS sistemi var artık ki birçok otoyolda karşımıza çıkıyor. İşin güzel yanı araçlarda bu sistem bulunuyor ve ekstra ücret ödemeye gerek kalmıyor. Sadece geçiş yaptığın kadar ücret ödüyorsun.

Ayrıca araç teslimi sırasında ek bir ücret talep edilmiyor. Rent a car firmalarının araçlarında standart kasko mevcut. Zorunlu trafik sigortası, araç hasar sigortası, araç hırsızlık sigortası ve 24 saat yol yardım dahil olduğundan yukarıda bahsettiğim 3. maddedeki ilave sigortalara ve araç teslimi sırasında uzun işlemlere gerek kalmıyor. Çocukla yolculukta oldukça avantajlı...

Rent a car İstanbul ile siz de bizim gibi uçaktan iner inmez İstanbul’daki havaalanlarından tatilinize hemen başlayabilirsiniz.

Not: Sponsor reklam içerir, yazı ve tüm görüşler bana aittir.
Devamını Oku »

Gez, Gör, Keşfet : Küçük Gezginler Yollarda!

Gez, Gör, Keşfet, çocuklu ailelere kişiselleştirebilecekleri orijinal içerikli tatil programları sunan bir internet sitesi. Geçenlerde benim de kendilerine dahil olduğum 'çocuklarıyla gezen aileler' ile ilgili bir yazı yayınladı. 


'Çocukla gezmek mi yoksa onlar büyüyene kadar beklemek mi? Aileler bazen çocukların gezip gördükleri yerleri hatırlamayacağını düşündüklerinden, bazen de kendi konfor alanından çıkmak istemediklerinden ailece seyahati erteleyebiliyorlar. Ama atladıkları bir şey var: çocukları gördüklerinin bir kısmını hatırlamasalar da, seyahatler ebeveynler için de müthiş anılar olarak kalıyor ve kesinlikle aile bağlarını güçlendiriyor. 
Seyahat etmek; çocukların dünyayı algılama şeklinden tutun da, hoşgörü sahibi, açık fikirli bireyler olarak yetişmelerine kadar farklı açılardan büyük öneme sahip. Buna içtenlikle inanmam ve ailelerin seyahatlerini ertelemeden çocuklarıyla dünyanın farklı yerlerini keşfetmetmeye teşvik etmek istemem, “Gezgorkesfet”i kurma nedenim oldu. Gezgorkesfet’le çocukla seyahat etmeyi düşünen aileler adına hayatı kolaylaştırarak, çocukların dünyayı gezerek tanımaları için orjinal programlar sunuyoruz.'

diye başlayıp ailelerin çocuklarıyla gezmek için ilham veren notlarıyla devam ediyor bu güzel yazı.

Bakın Canan Demiray beni nasıl anlatmış:
'2006’dan bu yana gezi deneyimlerini paylaşan, GezginAnne blogunun kurucusu Deniz Sütlü Özgül’ün oğlu Alaz 4.5 yaşında ve minik kızı Beliz ise 1.5 yaşında. Alaz 10 haftalıkken Londra’dan Bodrum’a yapmış ilk seyahatini. Beliz ise 3.5 aylıkken Zürih’ten Londra’ya. Alaz, San Francisco’ya giderken bindikleri uçağın büyük olmasından çok etkilenmiş. Londra’ya her gidişlerinde de heyecanlanıyor. Tatil konusu açıldığında ise her defasında Afrika’ya gitmek istediğini söylüyor. Hayalinde uçaktan inince havaalanında filler, zürafalar, aslanların karşılayacağı var ne de olsa. Bir de seyahatlerde sosyalleşmeyi seviyor. 2,5 yaşındayken Floransa’da uzaktan el sallayan yaşlı bir İtalyan çiftin yanlarına giderek ciao diyerek kendince italyanca sohbete başlamış. Alaz’ın yaşı gereği her duyduğunu tekrar etme ve çabuk öğrenme yeteneği ailesini seyahatlerde hayrete düşürüyor, minik kardeş Beliz de ağabeyinin izinde.'
Ailesiyle gezen diğer bloggerlar ile de tanışmak için yazının devamını buradan okuyabilirsiniz:

Not: Fotoğraf, 2015 İtalya, Portofino gezimizden...

Devamını Oku »