Tatilde Neden Villa Kiralamalı?


Otel? Tatil köyü? Pansiyon?… 'Tatilde nerede konaklamalı?’ sorusunun yanıtı her geçen gün farklı opsiyonlar sayesinde genişliyor.

Son zamanlarda dinlendirici bir tatil için ise villa kiralamak popülerleşiyor. Otel ya da pansiyon yerine villada kalmayı tercih etmek için birçok neden var. Sayayım...

1- Kalabalık gruplar ve çocuklu aileler için mükemmel bir seçim...

Kaş’ta yer alan kiralık villalar hep birlikte eğlenceli bir tatil geçirmek için en iyi opsiyon. Bazıları 10 kişiden daha fazla insanın konaklamasını sağlayacak şekilde dizayn edilmiş. Tatil yapmak isteyen herkese, aileleriyle, arkadaşlarıyla ve hatta misafirleriyle aynı mekanı paylaşma lüksü veriyor. Villa Kalkan da 10 yetişkin artı çocuk opsiyonu ile en geniş ve rahat konaklama imkanı sunanlardan biri.,



2- Özel ve huzurlu...

Antalya'da, en yoğun sezonda tatil yaparken bir yandan da herkesten uzak sakin bir tatil geçirmek mümkün. Kafanız rahat, dilediğinizce hareket edebileceğiniz bir evde kaldığınız sürece...

Hem bir evin konforu ve olanaklarına sahip olmak hem de aynı zamanda tatil rahatlığını yaşamak müthiş keyifli.

3- Başkasına bağımlı kalma. Kendi zamanını kendin yönet...

Antalya bölgesinde bir villada tatilinizi geçirmeyi tercih ederseniz, ne yapacağınız ve ne zaman yapacağınız tamamen sizin özgür iradenize kalmış. Kahvaltı ya da akşam yemeğine yetişmek gibi bir derdiniz yok. Üstelik havuzu sadece gündüz değil, akşam saatlerinde de kullanabilirsiniz.

Bir Not: Tabii ki ne yiyeceğiniz konusunda organize olmanız gerekiyor; ama sonuçta ne yiyeceğinizi de kendiniz seçiyorsunuz. Hatta otel restoranına bağımlı kalmayıp civardaki restoranları da keşfedebilirsiniz bu sayede.

4- Seçim özgürlüğü...

Seçim sizin. Yüzme havuzlu ya da değil, şehir merkezinde ya da şehirden çok uzakta, geniş ve modern bir ev ya da sevimli ve sıcacık bir ev, sonsuzluk havuz bulunan ya da bahçesinden her sabah organik biber toplayabileceğiniz bir yer? Eminim her zevke uygun bir villa bulabilirsiniz.


5- Ferahlık...

Saklamaya gerek yok: Ailecek çıkılan bir tatilde kaldığınız yer ne kadar genişse o kadar iyi. Acıkan farklı yaş gruplarını her an zahmetsizce beslemek ya da çocuklar uyuduktan sonra terasta ya da diğer odada karı-koca vakit geçirmek kiralık villanın artıları. Seçilen eve göre de bahçede ya da havuzda gün boyu eğlenen çocuklara eşlik etmek unutulmaz bir tatil deneyimi olur.


Villa Kiralamanın Püf Noktaları
  • Genellikle tatil evleri belirli günler boyunca kiralanır; 3 gün, 7 gün, 10 gün gibi… Kalmak istediğiniz evin kiralama süresi ile sizin tatil izninizin çakıştığından emin olun.
  • Eve, verilebilecek hasarlar için depozito ücreti ödemeniz gerekebilir. Bu ücretin ne kadar olduğunu, ne zaman geri ödeneceğini sorun.
  • Villa kiralarken hangi hizmetlerin ücrete dahil olduğunu öğrenin; evin temizliği, bahçe sulama, havuz bakımı gibi.
  • Mutfakta bulunan malzemelerin neler olduğunu önceden öğrenin. Çöp poşeti, tuz gibi bazı basit ve gerekli şeyler sağlanıyor mu sorun.
  • Kalabalık bir grup olarak tatil yapacaksanız banyo ve tuvalet sayısının yeterli olduğundan emin olun. Kimse tatilde tuvalet sırası beklemek istemez.

Not: Bu yazı sponsor link içerir. Fotoğraflar Villa Kalkan'a aittir.

Devamını Oku »

Ankara'da Nerede Yiyelim?


Yaklaşan Ankara seyahatimiz için Instagram'daki arkadaşlara sordum. 'Çocuklarla Ankara'ya geliyoruz. Nerede, ne yiyelim?'

Herkes çok güzel yerler önerdi. Bazısı çocuk dostu, bazısı klasik, bazısı Ankara'ya özgü tavsiyeler geldi. Bende kalmasın, paylaşayım istedim...

Ankara'da Çocuk Dostu Restoranlar...
  • Çayyolu Yakınları...
Oyun odası olan restoranlar; Cambo, Luppa (oyun ablalı), Günaydın, Kolyoz - balık ve mezeler için ideal, Uludağ Kebap'ın iskenderi meşhur...
  • Tavacı Recep'in kahvaltısı çok güzelmiş.
  • Timboo; çocukların sevdiği restoranlardan çünkü film ve çocuk menüsü varmış.
  • Yıldız'da Adana Sofrası
  • Arjantin Caddesi üzerinde, bahçeli Cafemiz.
  • Tunalı Kıtır, klasiklerden...
  • Aspava şubelerinden biri
  • Çiftlikte kokoreç (Özdemir adı verilmiş, araştırın bakalım...)
  • Ekşi Maya da Ankara'da kahvaltı için önerilen yerlerden.
  • Devrez'in mercimek çorbası ise şimdiye dek en iyisi diyorlar. Alaz'ın en sevdiği çorba, uğrayalım mutlaka...
Sizin de önerileriniz varsa lütfen yorum bırakın...

Not: Fotoğraf adı geçen sitelerden alıntıdır. Reklam değildir, başkaları tarafından önerilmiş mekanlardır.
Devamını Oku »

Çocukla Marakeş Gezisi


Marakeş tam bir keşmekeş dedim gördüğüm andan beri. Çünkü şehrin en turistik yeri kalabalık meydanda her sesin, her kokunun, her rengin birbirine karıştığı yer.

Marakeş (Marrakesh), Fas’ın görülmesi gereken en önemli kenti. Medina bölgesi tarihi surlarla çevrili, souk denilen pazarların bulunduğu sokaklar ve Jemaa el-Fna meydanı da burada.


Baştan anlatayım:
Kaldığımız riadın sokağına taksiyle varınca, ‘Ben burda inmem’ dedim. Ta ki minicik kapı açılıp da biri ‘Hoşgeldiniz’ diyene dek de inmedim. Küçük bir köy düşünün, çıkmaz sokakta çocukların top koşturduğu. Sonra taksici yolu birine sorarken o çocukların taksinin bagajını açtıklarını, taksiye üşüştüklerini ve bağırarak konuştukları dili anlamadığınızı düşünün. Çıkmaz sokağın ucunda ancak bir kişinin geçebileceği minik bir de kapı düşünün. Üzerinde tabela yok, numara yok. 'O kapı sizin otel' dediklerini düşünün.

Pazar
Souks, pazar yolları
İlk intibanın aksine kaldığımız riad (eski, taş Fas evi) huzur içinde bir yerdi. Fakat kapının ardı tam bir karmaşa. Dar bir sokak düşünün ancak tek aracın geçebildiği; bu sokaktan çift yönde hem otobüs, hem kamyon, hem araba, hem motorsiklet, hem bisiklet, hem eşek arabası, hem de yayalar geçiyor. Çünkü kaldırım yok. Fakat; ilkinde çekinip korkarak, Faslılar’ın peşine takılıp geçtiğimiz bu sokağı birkaç kez geçmek zorunda kaldık ve ne kavga ne gürültü koptu. Ne de kaza oldu. Çok ilginç...

Riad
Marakeş souk sokaklarına ilerlerken her köşe başında büfeler gördük bakkal gibi. Hepsinde pasta satılıyor; hani Marie Antoinette’nin dediği gibi ‘Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler’ burası için söylenmiş sanki. Souk sokaklarına daldığımızda açıkta satılan etler gördük; ama karasinek yoktu. Camiler gördük; ama pazarın üst katları hep bardı. Majorelle Garden’ı gördük. Bir duvar ötesi diğer duvar ötesinden kat be kat farklıydı.

Bitmek bilmeyen, durmak bilmeyen motorsiklet trafiği gördük; kadını erkeği, yaşlısı çocuğu herkes vır vır motorsiklet üzerinde. Etrafta nasıl bir egzoz gazı kokusu var anlatamam. Alaz ve Beliz için en zoru bu motorlardan korunmaktı; dipdibe geçiyorlar, vızır vızır geçiyorlar. Pusetten inmeyen Beliz, kulaklarını tıkıyordu sürekli sokaklarda. Alaz tişörtünü burnuna dek çekiyordu koklamamak için dumanı.

Musee de Marrakech, Marakeş Müzesi
Bazı sokaklarda deri kokusu baharat kokusunu kovalıyordu. Kına yapmak isteyen Berberi kadınlar, salyangoz büfelerinde salyangoz çorbası içen halk, Jemaa el-Fna yılan oynatıcıları, maymun gezdirenler çocukların ilgisini oldukça çekti tabii. Rengarenk kumaşlar, sepet örenler, darı ve meyve suyu satıcıları, çocuklara alalım diye ellerine tahta yılan tutuşturan esnaf her köşe başında karşımıza çıkıyordu.

Jemaa el-Fna

Jemaa el-Fna ve kobra yılan oynatıcıları
İlk günümüzde gün batmadan meydana varmıştık. Alaz, kobra yılanlarını çok merak ediyordu; onlara doğru yürürken yanımızda elinde yılan olan bir adam bitti ve biz farketmeden yılanı kocamın boynuna doladı. Tabii ki maksadı para istemekti. Çocuklar şaşkınlıkla babalarını ve müzik sesinde ayağa dikilen kobraları izlediler bir süre. Gürültüden ve kaostan uzaklaşmak için meydanı gören teras kafelerden birine çıktık; Le grand balcon du cafe glacier…

Balkona çıkmak için yani manzarayı görmek için giriş ücreti olarak bir şey içmek gerekiyor. Kapıda içecek alıp, parasını ödeyip öyle geçtik terasa.
Arkamda, Jemaa el-Fna meydanı
Manzara müthiş tabii… Aşağısı keşmekeş, gürültü; ama yukarıdan bu kaosu izlemek müthiş keyifli. Sanıyorum Marakeş’i en sevdiğim andı bu gün batımı. Çocuklar da hem dinlendiler, hem oynadılar, hem de aşağıyı izlediler; maymunları özellikle…

Tipik Fas yemekleri; tajine ve kuskus
Ardından hem güvenilir hem de turistik olmayan bir restoran bulduk; Restaurant Chez Rachid. Aile işletmesi bir mekan; çoğunlukla lokal insanlar vardı. Tavuk ve sebze tajine ile kuskus ısmarladık. Çocuklar da biz de suyuna ekmek banıyorduk en son!

'Azıcık yerim anne' pazarlık...
Yemek sonrası hava kararmıştı ve meydan sanki daha çok şenlenmişti. Sümüklü böcek çorbası satan büfelerden gözümü alamadım; müzikler gene coşmuştu. Market hala açıktı; dükkanlar da. Bu kalabalık ne zaman evine gidiyordu bilmiyorum…

Jemaa el-Fna
Gezinerek, bu kez haritaya bakmaya gerek duymadan riada doğru ilerledik. Nedense taksideyken korktuğum sokaktan artık korkmuyordum, karanlıkta bile...

Riad (Tipik Fas evi)
Nane çayı söyleyip riadın terasına çıktık; dolunay vardı. Işıl ışıldı her yer; ama soğuktu. Odamıza indik. Tahta kapı - pencere olduğundan klima kesinlikle ısıtmıyordu. Bizim yataklarımızda elektrikli battaniye vardı. Çocukları ayrı yatırmaya kıyamadık; yanımıza aldık. Tuvalete gitmeye bile üşeniyordum soğuktan; battaniyelerin altından çıkasımız gelmedi sabah.

Riad terasında gün doğumu...

İkinci Gün:

Riaddaki müthiş lezzetli kahvaltı ardından, kendimizi gene souk sokaklarına attık. Bu kez ‘Marakeş’te görülmesi gereken yerleri’ gezecektik.

Musee de Marrakech, Marakeş Müzesi

1- Musee de Marrakech, Marakeş Müzesi

Musee de Marrakech, Marakeş Müzesi
16ıncı yüzyıldan kalan müze, avlusu ve seramiklerini görmek için ilk gittiğimiz yerdi. Çocuklarla gezmesi eğlenceli yerlerin başında; çünkü hem rengarenk, hem kısmen açık hava, hem de geniş alana sahip. Seramikler ve çiniler de sergileniyor. Üstelik ortasından sular akıyor...

Musee de Marrakech, Marakeş Müzesi
2- Bahia Sarayı...
Bahçeler, havuzlar ve işlemeli duvarlarla kaplı bir saray.

3- Jemaa El-Fna Meydanı

Jemaa el-Fna meydanı
Yukarıda bahsettiğim gibi, iğne atsanız yere düşmeyen, renkli ve gürültülü dev bir meydan. Gecesi ayrı gündüzü ayrı güzel (!)

Jemaa el-Fna
4- Koutoubia Cami
El-Fna meydanına yakın, portakal ağaçlarıyla dolu bahçesi ile ünlü en önemli yapılardan biri Marakeş’te.

5- Souks (Pazar)



Dar sokakların birbiriyle kesiştiği meydanlar ve mısır çarşısı/kapalıçarşıyı andıran yüzlerce, binlerce dükkan arasında kaybolmak bence en güzel Marakeş tecrübesi. Alışverişi ve pazarlık yapmayı seviyorsanız tam yerindesiniz…


6- Majorelle Bahçeleri
Souk sokaklarından süs havuzları, kaktüsler ve palmiyeler ile bezeli bambaşka bir dünyaya kaçış. Fransız modacı Yves Saint Laurent’in külleri de bu bahçede bulunuyor.

7- Kadın Müzesi, Musee de la Femme

Kadın Müzesi, Musee de la Femme
Tarihten bu yana kadınların ülkeye katkılarının resimlerle anlatıldığı müzede, birçok sergi var. Videolarla da kuzudan başlayıp şala ulaşan tüm süreci kadınların hikayeleriyle birlikte duvarlarda anlatıyor.

8- Ben Youssef Medresesi…
Belki de aslında en önemlisi; ama bizim ziyaret ettiğimiz tarihte restorasyon sebebiyle kapalıydı.



Biz de sabahtan öğlene dek bu mekanları gezdikten sonra ufak meydanlardan birinde taze meyve suyu molası verip güneşlendik ve riada geri döndük. Ardından da sokakta poşeti top yapıp oynayan çocuklar, pasta satan bakkallar ve açık tezgahta et kesenler ile vedalaşıp Agadir’a otobüsle geri döndük.

Kapılar... Musee de Marrakech, Marakeş Müzesi



Not: Tüm fotoğraflar ben, Deniz Sütlü Özgül'e aittir. Lütfen izinsiz paylaşmayın...
Devamını Oku »

Gezgin Anne'ye Sor: Bebeğin Uyku Saatlerini Tatilde Nasıl Düzenleyebilirim?


Bebeğimiz 3 aylık olduğunda ailecek 3 geceliğine Londra’ya gideceğiz. Size sormak istediğim soru bebeğin rutiniyle ilgili. Sabah 7’de kalkıp akşam 7’de yattığı ve 3 saatte bir beslenerek bunlar arasında da gündüz uykularını uyuduğu bir rutine alıştırma aşamasındayız. Bir haftadır bu konu üzerinde çalışıyorum, alıştı gibi saatlere uyum gösteriyor. 

Sizce tatile nasıl adapte olmamız gerekiyor? Türkiye saatiyle yaşayıp çile mi çekmeliyiz yoksa oranın saatine zorlamalı mıyız bebeği? 3 gece için de düzeni bozmaya değmez gibi de geliyor ama, yine de bilen biri olduğunuz için danışmak istedim. 

Yardımınız için şimdiden çok teşekkürler, sevgiler.

Gizem...

-------------

Sorunuz için çok teşekkürler...

3 aylık bebek çok küçük olduğu için, gideceğiniz süre de çok kısa -3 gece- olduğu için ben olsam Türkiye saatine sadık kalırdım. Öte yandan Londra - İstanbul arasındaki saat farkı 3 olduğundan sabah 4'te güle oynaya uyanan bir bebeğin bakımı oldukça yıpratıcı olacaktır.

Beliz 4 aylıkken Zürih'ten Londra'ya gittiğimizde, saat farkından ötürü sabah 5'te güne başladığını hatırlıyorum. Şöyle yapmıştım: 

5'te uyandığında emzirip - aynı yatakta yatıyorduk bebek yatağı olmadığından - yanıma yatırmıştım. Duvar ve benim aramda kaldığından kendi kendine oynayıp sesler çıkarsa da ben yatmaya, ara ara dalıp uyumaya devam ettim. Onu yataktan çıkarıp, giysilerini değiştirip, salona götürüp güne başlatmadım. 

Büyük ihtimalle gün içerisinde dışarıda olacağınızdan gündüz uykularını slingde ya da bebek arabasında uyuyacak. Bu yüzden 4-5'te uyandıktan sonraki ilk gündüz uykusunda evde kalmaya çalışın. (Büyük ihtimalle 7-8 gibi uyuyacak ve o saatte zaten dışarı çıkmazsınız diye düşünüyorum)

İster istemez geç bile yatırsanız, bebeğin sabah 4-5 gibi uyanması ilk birkaç gün beklenir birşey. Zaten akşam 4'te gece uykusuna yatırabileceğinizi de sanmıyorum. Bu yüzden rutini bozulacaktır. Fakat dert etmeyin, henüz çok küçük olduğundan sorun olmaz. Akışına bırakın, yine üç saatte bir besleyip uyutun; ama saate bağımlı kalmayın. Siz de uykusunu dert etmeyin, gezinizden keyif alın. Eve dönünce hemen eski düzeninize geçin. Bebeğin yapısına göre ilk birkaç gün içerisinde tatilden önceki ritmi yakalarsınız. (Beliz 1-2 günde Alaz bir haftada eski düzeni yakalardı)

İyi tatiller.

Not: Fotoğraf Pixabay'dan alınmıştır.
Devamını Oku »

Ülkelerin Yemek Kültürleri




Beni tanıyanlar bilir, yemek pişirmektense yemeyi tercih ederim. Keşke tersi olsaydı da böylece blogun da eve katkısı olurdu...

Neyse...

Bu yazıdaki amacım farklı ülkelerden tanıştığım arkadaşlarımdan duyduğum anneanne tariflerini vermek. İngiltere'de, İsviçre'de yıllardır birçok farklı şehirden arkadaşlarım oldu çok şükür. Yazık benim elimde bu tarifler unutulup gitmesinler...

Tabii konu şöyle açılıyor genelde: Öğretmen, yanında oturana hafta sonu ne pişirmiş sor bakalım der.

(Almanca konuştuğumuzu düşünün)

Ben: 'Tiramisu mu? Ay çok severim; ama eminim yapması çok zordur'
İtalyan: 'Yok ya çok kolay 10 dakika sürmüyor'
Ben: 'Gerçek mi?'
İtalyan '5 yumurta, .....'

diye anlatır tarifini ayak üstü. Sonra bizi duyanlar bir daha tekrarlattırırlar. Bu sırada ben not alırım. Aradan birkaç hafta geçer içimizden biri, 'Ya ben senin tiramisu tarifini yaptım gerçekten kolaymış, nefis oldu' der. Sonra ben gaza gelirim.

Kolaymış demek, ben de yaparım o zaman...

Malzemeleri toplamam da birkaç günü alır. Sonunda hazırım. Birilerini de çağırayım boşa gitmesin tiramisu.

Sonra bir akşam yapmaya kalkışırım gaza gelip. O gece o yumurtalar çırpılırken Beliz mutlaka uyuzluk çıkarır. İşim var ya...

Fakat sonunda muhteşem bir tiramisu ortaya çıkar, diyetteki bile tadar...

Anneanneden Tiramisu

İşte böyle aklımdaki birkaç yerlisinden orjinal anneanne tarifini siz mutfak severler ile paylaşmaktan gurur duyarım. Tabii her birini önce kendim denedim. Bir İtalyan gibi tiramisu yapmayı kim istemez? Hem de basit... Baktım, bizim Türkçe tarifler hep uzun uzun...

Zaten daha önce İsviçre Sıcak Çikolatası tarifini vermiştim. Denediniz mi?

Şimdi Tiramisu tarifinde sıra...

Arak / Rakı ve Tavuk

Sonra bir de rakılı tavuk var, daha doğrusu araklı tavuk... Misafire yap 10 puanı kap!

Fas'ın nane çayı var...

İsviçre peynir tabağını burada anlatmıştım zaten.

Aynı İtalyan arkadaştan gene çok basit bir enginar tarifi var. Denedim, Alaz ile ikimiz yarıştık yerken.

Bir de her misafire yaptığım ıspanaklı grüyerli tart var. O da çok beğeniliyor hele ıspanak yemeyen çocuklar ikinci dilimi bile istiyor.

Nasıl unuttum, muhteşem bir lazanya tarifi var; ama bitince üzüleceğiniz türden. Alaz, sayesinde kıyma yer oldu!

Neyse aklıma geldikçe eklerim buraya...

İstekleriniz olursa söyleyin; ama şartım, kolay olması. Çok basit... Gurme değilim ki ben...

Fas'ta pazar yeri


Devamını Oku »

Fas'ta Neler Yaptık?


Fas Planları...

Fas seyahatini ayarlarken aklımda olan şey ‘orada dinlenmek’ idi. Birkaç da gezi yapmak günü birlik belki. Kış ortası Fas, ılık olacaktı, güneş parlayacaktı. Çocuklarla deniz kıyısında bir yerde konaklamalıydık dinlenmek için. 3 ve 6 yaşlarındaki çocuklar ya birbirleriyle çok güzel oyalanırlar ya da kavga ederler. Yakında su ve kum olduğu sürece %50 rahat edecektik.

Marrakesh
Tatili ayarlarken, Fas’ı gezmeyi düşünmüyordum açıkçası. Soğuk kış mevsiminden kaçmak ilk arzumdu. Bu yüzden elimdeki opsiyonlar İngilizler’in favori tatil yeri Agadir ya da Essaouira oldu. Ulaşım açısından daha çok opsiyona sahip olduğundan ve denizinin/plajının çocuklara daha uygun olduğunu okuduğumdan seçimim Agadir’di.

Hatta sörfe uygun denizi ile belki biz de İngiltere Newquey'de başladığımız sörf derslerine devam ederdik birkaç gün.

Agadir
Aralık ayı geldiğinde, noel marketleri/davetleri derken Fas konusunu araştırmaya hiç vakit ayıramamıştık. Fas’a gidip de Marakeş’i görmemek olmazdı. Marakeş ise bir günde gidip gezmek için uzaktı. Uçağa 24 saatten az kala Marakeş’te bir Riad ayarlamıştık 1 gece konaklamak için. Çünkü Marakeş’e gidip de riad denilen, ortasında bahçesi olan geleneksel evlerden birinde kalmamak olmazdı. Markeş ayrıntıları yakında gelecek.

Geziler...

Sidi R'bat
Agadir’da gezerken lokal bir tur şirketi bulduk tesadüfen. Onlarla günü birlik güney Fas turu yaptık; Sidi R’bat, balıkçı kasabaları, El Mahjoub, baraj gölü, geleneksel yemek yediğimiz köy ve küçük Sahara denilen çöl...



Düşünüp taşındıktan sonra Marakeş’e otobüsle gitmeye karar verdik. Hem daha ekonomikti; uçağa ve tura göre hem de saatlerini kendimiz ayarlayabildik. Marakeş’e yola çıkacağımız gece Beliz ateşlendi. Sabaha dek öksürdü, kurp olmuştu. Otobüs yolculuğu kolay geçti; genelde kucağımda yattığından.

Fas Güvenli mi?

Marakeş
Marrakesh
Marakeş, keşmekeş. Kaos… Kaldığımız riadın sokağına taksiyle varınca, ‘Ben burda inmem’ dedim. Ta ki minicik kapı açılıp da biri ‘Hoşgeldiniz’ diyene dek de inmedim. Küçük bir köy düşünün, çıkmaz sokakta çocukların top koşturduğu. Sonra taksici yolu birine sorarken o çocukların taksinin bagajını açtıklarını, taksiye üşüştüklerini ve bağırarak konuştukları dili anlamadığınızı düşünün. Çıkmaz sokağın ucunda ancak bir kişinin geçebileceği minik bir de kapı düşünün. Üzerinde tabela yok, numara yok. 'O kapı sizin otel' dediklerini düşünün.

Marrakesh - riad
Kapıdan bizim minik Maclaren dahi ucu ucuna geçti; öyle diyeyim. Fakat, içerisi başka bir alem. Asmalı Konak gibi. Arka planda hafif bir müzik, riadın bahçesinde bir havuz, taş duvarların tahta kapıları arasında uçuşan perdeler… Tabii ikram edilen nane çayı...

Marrakesh
Moroccan mint tea, nane çayı

O ilk andaki korkuma rağmen, Fas hiç de korkulacak bir yer değil. Daha sonra o sokaklarda gece karanlıkta dahi yürüdük, Agadir’da da öyle ve kimse bir bakış bile atmadı bizi ürkütecek. Fas kesinlikle güvenli bir ülke.

Doktorumuzun ve internetteki sağlık sitelerinin tavsiyesi ile sokakta, açıkta satılan hiç bir şey yedirmedik çocuklara. Biz de yemedik. Çocuklar hasta olursa kötü, biz hasta olursak daha kötü, onlara kim bakacak? Meyve suları nefis ve ucuz görünse de sokakta içmedik. (Çocuklar olmasa içerdik) Restoranda, kafede, çay bahçesinde oturup yedik-içtik. Fas’ta yemek konusunu detaylı anlatacağım...

Tajine


Fas'ta Alışveriş...

Marrakesh, snakes... yılan oynatıcıları
Biz çok alışveriş yapmayı seven bir çift değiliz. Fakat, alışverişi sevenler için müthiş bir deneyim olur Fas. Marakeş, Eminönü - Kapalıçarşı’nın yüz katı büyüklüğünde bir pazara sahip belki de. Dericiler, kumaşlar, seramik tajine ve diğer kaplar (bu arada Kütahya Seramik ürünü bile vardı bazı yerlerde) gümüş takılar, giysiler, baharatlar ve tabii argan yağı.

Agadir souk

Argan Ağacı ve Yağı Nedir?

Argan ağacı bir tek güney Fas’ta yetişir dedi bizi gezdiren tur görevlisi. Suyu gördüğü an yemyeşil olan bir çöl ağacı aslında. Argan yağı, bu ağacın meyvelerinin içindeki çekirdekten çıkıyor. İşin ilginci; ağacın meyvelerini kuşlar ve ağaca tırmanan keçiler yiyorlar ve çekirdeğini tükürüyorlar ya da dışkılıyorlar. Bu çekirdekler toplanarak cold press ile argan yağına dönüşüyor.

Argan ağacı, meyveleri ve keçi
Bu yağ da yemeklerde, ilaç ve kozmetikte kullanılan değerli bir yağ. Ortalama olarak 30 kilo meyveden 15 saatlik çalışma sonunda 1 litre yağ elde ediliyor ve bu çalışmayı genelde Berberi kadınlar yapıyor.

Fas Halkı...

Agadir souk
Kadın demişken, Fas’ta gezerken farkettik ki kadınlar hayatın çok içinde. Bizim gittiğimiz yerlerde çoğunun başı açıktı, çarşaflı hiç görmedik sanıyorum. Bir kısmı motorsiklet üzerinde bir kısmı araba kullanıyor. Tek başına bir kadın lokantada yemek yiyebiliyor. İki kadın gece dışarıda rahatsız edilmeden gezebiliyor. Sokakta, markette, pazarda kadınlar var. Tabii çocuklar da...


Okulda ilk 2 sene Arapça öğretildiğini, ardından Fransızca da öğretime eklendiğini anlattı turla bizi gezdiren Fas’lı. Bir kızı kriminal polis, diğer kızı üniversitede okuyormuş.

Agadir’da hemen hemen hiç ezan sesi duymadık. Otelin yanındaki büfe sahibiyle konuştuğumuzda turistlerin rahatsız olmaması için tatil bölgesinde ezan sesinin kısık olduğunu, Fas’ın demokratik bir ülke olduğunu; Yahudi, Hristiyan nüfusun da bulunduğunu, herkesin kendi dinine özgü yerlerin özenle korunduğunu anlattı. Marakeş sokaklarında ise ezan sesi duyuluyordu ve bizdeki gibi müzik sesi kısılıyordu.

Agadir Beach
Fas, bizi çok şaşırttı. Biraz Türkiye gibi aslında. Hem çok modern, hem geleneksel.

Aralık'ta Fas...

Fas’ta çok çok üşüdüm ilk günler. Hem otel boştu biz gittiğimizde, odaların ısınması vakit aldı. Her yer açıktı; Küba gibi. Soba, kalorifer yoktu. Gündüz hava sıcaktı; ama güneş battıktan sonra 10 derecelere iniyordu.

Havuzcular
Çocuklar ise benim ayağımı zor soktuğum havuza girip yüzdüler, üşüseler de her gün girmekte ısrar ettiler.

Her akşam Agadir'da gün batımını yakalamak için işi-gücü bırakıp (ne işimiz varsa artık!) koşa koşa sahile gidiyorduk. Bakınız alttaki fotoğraf.

Fas gezimizin ayrıntıları için takipte kalın...

Moroccan sunset
Fas'ta gün batımı

Not: Tüm fotoğraflar bana aittir (keçili hariç).

Devamını Oku »

Kuzey Kıbrıs’ı Görmek için 5 Neden…




Tatil için Kıbrıs’a gitmek hiç aklınızdan geçer mi? Bence değerlendirilmesi gereken yerlerin başında. Özellikle rahatlatıcı, dinlendirici ve yenileyici sakin bir ortam arayanlar ve en başta biz aileler için.

Kıbrıs’a kendi imkanlarınızla gidebilirsiniz. Ya da kafam rahat olsun diyerek farklı konaklama koşulları sunan, uçak ve transferlerin dahil olduğu Kıbrıs turları ile de seyahat edebilirsiniz.

Kıbrıs’ın Türkiye’den ve Güney Kıbrıs’tan farklı özelliklerine gelince...

1- Kuzey Kıbrıs, güneye göre daha ekonomiktir. Oteller ve yemekler Türkiye sahillerine göre fiyat açısından oldukça uygundur.

2- Kıbrıs, kavga ve gürültüden uzaktır. Kimsenin gitmediği bir yer değildir; yapılacak görülecek şeyler de az değildir; ama yine de kalabalığı hissettirmeyecek bir yapıdadır. Zaman oradayken yavaş akar.

3- Tarihi zengindir. Lefkoşa’nın Venedikliler’e dek uzanan müthiş bir tarihi vardır. Dünyanın en güzel camilerinden biri, 500 yıllık hamamları hala ziyarete açıktır.

4- Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs’a göre daha otantiktir. Günümüzde bile el değmemiş eski sokaklar bulunur şehirlerinde. Asırlar öncesinden kalan kiliseler, liman ve Türk - Yunan mutfağı karışımı yemekleri kesinlikle otantiktir.

5- Aktivite arayanlar için de şahanedir. Beş Parmak Dağları, 220 kilometre uzunluğunda yürüyüş rotasına sahiptir. Deniz suyu yıl boyunca dalış yapabilmek için uygundur. Girne kıyıları’nda yamaç paraşütü son zamanlarda popüler olmuştur. Müthiş plajlarında yıl boyu yüzme imkanını saymıyorum bile…

Bu nedenler sizi ikna ettiyse eğer, o zaman gelelim Kıbrıs’ta gezilecek yerlere...

Kuzey Kıbrıs’ta Görülmesi Gereken Yerler:


  • Dünya’nın en son iki ülkeye bölünmüş başkenti Lefkoşa’ya gidin ve hatta sınır kapısını da mutlaka görün. 
  • Karpaz Milli Parkı’nı ziyaret edin. Yarımadada, altın renginde kumsalların yanı sıra 1974’ten beri özgürce dolaşan yabani eşekleri de görürsünüz. Hatta bazı plajları sadece onlarla paylaşırsınız.
  • Kıbrıs’ın incisi Girne’de 10. Yüzyıldan kalma St Hilarion Kalesi’ne çıkın ve muhteşem manzarayı izleyin. Walt Disney’in Magic Kingdom kalesinin buradan esinlenildiğine dair bir söylenti var.
  • Kantara Kalesi’nden tüm yarımadayı izleyin ve hayran olun. Açık bir günde tüm Kuzey ve Güney kıyılarını görebileceğiniz muhteşem bir manzara gözlerinizin önünde olabilir. Buradan Lübnan’ın karlı dağlarını bile gören olmuş!
  • Gazimağusa. Yunanlılar’ın terk ettiği şehirde Othello Kalesi ve camilere dönüşmüş kiliseler şehrin tarihi açısından fikir sunacaktır. Sahildeki oteller ise Yunanlılar’ın kaçıp gittiği andan beri boş. Kısacası deniz kıyısında hayalet tatil köyleri dizilmiş sıra sıra.
  • Salamis Antik Kenti, Boğaziçi Gazimağusa’ya yakın bir kasabada. Binlerce yıl öncesine ışınlanmak isteyen tarih severlerin kaçırmaması gereken bir harabe.
  • Plajlar… Ne yöne giderseniz gidin, müthiş güzel plajlarla karşılaşmanız olası. Tüm sahilde yalnız olmayı sevenlerdenseniz favori yerlerden biri Karpaz Milli Parkı’ndaki Altınkum plajı. Kristal mavisi sularda yüzmek de artısı.
  • Lefke’de en güzel portakalların yetiştiğine dair bir duyum aldım. Toprağı zengin, suyu bol olduğundan adanın en iyi turunçgilleri bu güzel dağ kasabasında bulunuyormuş.
  • Sınıra yakın köylerde Birleşmiş Milletler’e dair terk edilmiş bölgeyi ya da savaştan zarar görmüş köyleri görebilirsiniz. Askeri bölge, iki ülke arasında 1974’ten beri hala tam barışın sağlanamadığı imajını çiziyor.


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti muhteşem doğasına, harika plajlarına ve dolu dolu geçmişine rağmen Türkiye dışındaki ülkeler tarafından tanınmadığı için kendi içinde kısıtlı bütçe ile kendisini geliştirmeye çalışan ülkelerden biri. Bu yüzden turizm yavru vatan Kıbrıs için çok önemli.

Ercan Havalimanı’na Türkiye’nin birçok şehrinden ulaşmak mümkün. Yurt dışından ulaşmak için ise Türkiye içinde aktarma yapmanız gerekiyor. Kıbrıs'ta dilediğiniz uzunlukta bir tatili, farklı aktivitelerle birleştirerek ve çevre gezileri yaparak geçirebilirsiniz. Adayı keşfetmek Şehrikeyif güvencesi ile çok daha rahat, kolay ve ekonomik.



Not: Yazımı beğendiyseniz veya başkalarının işine yarayacağını düşünüyorsanız, lütfen paylaşın... Yazı, benim tarafımdan hazırlanmıştır, reklam linki içerir.

Devamını Oku »