3 Günde Zürih


Zürih nehirler arasında, kendi gölü, dağları ve tepeleri de olan bir şehir. Zürih’i tam anlamıyla tanımak için şehir gezisi, tarihi yerler ve müzeler dışında doğal güzelliklerine de vakit ayırmalı mutlaka.

Hatta sadece Zürih’i görmek yetmez, İsviçre havasını solumak için yakın şehirlere veya dağlara, şelalelere de günü birlik geziler yapmanızı canı gönülden isterim.

Bu hafta Türkiye'den misafirlerim var; yıllardır her yaz toplanmamız bu kez Zürih'e denk geldi. 5 aile buluşması için kısıtlı sayıda günleri var. Örneğin sizin de Zürih’te geçirecek 3 gününüz varsa, onlar için hazırladığım aşağıdaki gezi planını öneririm:

1. Gün

Zürih sokakları

Sabah kahvaltı ardından veya otele yerleşme ardından, eski şehir Niederdorf'u, Bahnhofstrasse’yi, Lindenhof’u, Fraumünster ve Grossmünster kiliselerini de kapsayan bir yürüyüş yapın. Ortalama iki saatinizi alır bu yürüyüş. Üstelik Zürih'te free walking tours da var...

Çocuklar için mola yerleri:
  • Lindenhof’taki açık alan ve karşısındaki park
  • Franz Carl Weber Oyuncakçı (Hauptbahnhof karşısında)
  • Conditorei Schober’de sıcak çikolata (kışın mutlaka)
  • Polybahn ile ETH Zürich’e çıkma, şehre kuşbakışımsı bakma ve açık alanda koşturma

Yemek:

Tipik İsviçre atıştırmalığı

Öğle yemeği için Zürih’e has yiyecekler sunan Zeughauskeller tercih edilebilir. Kış ayı ise fondü, rösti veya raklet, et sevmeyenler için vejeteryan Hiltl (Guiness rekorlar kitabına göre dünyanın en eski vejeteryan restoranı) veya benzeri Tibits güzel opsiyonlar olabilir. 12-14 saatleri arası restoranlarda boş yer bulamazsanız şaşırmayın. İsviçre’de herkes tam tekmil öğle yemeği yer. Ana öğündür. Ekonomik yiyecekler tercih ederseniz, ekmek arası sosis - bratwurst - her büfede vardır, Sternen Grill önerilir. Migros ve Coop hazır sandviç satar. Tabii bunlar bile Türkiye’de bir lokantada yediğiniz yemek ücreti kadar olabilir :-)

Zürih’te dışarıda yemek pahalı. Bahşiş bırakmanıza gerek yok. Çeşme suyu içilir.

Bahar - sonbahar arasında işleyen ZVV nehir botlarıyla Limmat Nehri gezintisi şahane olur yemek ardından. Kunsthaus sanat müzesi veya Swiss National Museum - İsviçre Ulusal Müzesi, müzeler listesinin ilk sırasında görüleceklerden. Ayrıca Tramvay, Oyuncak ve Saat müzesi de ilginizi çekerse, vaktiniz yeterse gezilebilir tabii. ETH'nın Zürih Zooloji Müzesi hem çocuklar için eğlenceli hem de ücretsiz.

NOT: Zürih’e özel 3-5 günlük ulaşım kartlarından alırsanız, bazı müzelere ücretsiz veya indirimli girebilirsiniz.

Akşam yemeği için de yukarıda önerdiğim yerlerden birini seçebilirsiniz. Çocukla gidilebilen Zürih restoranları için bu linke buyrun.

Limmat ve Bürkliplazt, geceleri harika fotoğraflanan mekanlardan, bilginize. Manzara ve bir kadeh içecek için Prime Tower terasındaki the Clouds epey popüler.

2. Gün

Luzern

Yakındaki başka bir yere gidin. Örneğin Luzern veya Bern şehirlerini görmek isteyenler olabilir. Luzern’in köprüleri çok güzel, Picasso ve İsviçre Taşıt Müzesi de gitmişken görülmeli. Bern ise başkent yani tarihi açıdan çok zengin. Üstelik Einstein 7 sene Bern’de yaşamış ve İzafiyet Teorisini burada yazmış.

İlginç yerlerden hoşlananlar için Fortress Furigen veya Fortress Vitznau askeri hisarları gezilebilir. Bunlar dağın içinde olduklarından karanlık ve açık olduğu günler sınırlı. İnternetten kontrol edin.

Alpler’de bir gün geçirmek isteyen ise Pilatus Dağı’na, dünyanın en dik raylı sistemi ile çıkabilir veya Titlis Dağı’nda Avrupa’nın en yüksek asma köprüsünden geçebilir, küçük çocuklulara önerilmez!

Lauterbrunnen bölgesi de İsviçre’ye gelmişken görülmesi gereken yerlerden biri bence. Alpler’in en görkemli dağları Eiger, Mönch ve Jungfrau manzarası ve 72 şelale bu vadiyi özel bir konumda kılıyor. Bir tam günden fazlası gerekebilir.

Rheinfall - Şelale

Zürih’ten fazla uzaklaşmak istemezseniz, Avrupa’nın en büyük şelalesi Rheinfall veya Zürih'in en popüler dağı Flumserberg, Heidi patikası gezmek ve İsviçreliler’in hafta sonunu nasıl geçirdiklerini görmek için ideal.

Yemek

Dağlardaki restoranlarda yöresel yemekler yemenizi tavsiye ederim; Alpenmacaroni (soğanlı - elma soslu Alp makarnası), wurstsalad (geyik, domuz ya da dana sosisi) veya schnitzel. Ayrıca alkollü veya alkolsüz elma suları da bu gezilere çok iyi eşlik eder. Yemek üzerine Avusturya’nın ünlü tatlısı apple strudel (elmalı turta) yürüyüş için gerekli enerjiyi verecektir.

NOT: Tüm gün gezeceğinizden akşamı erken bitirmeniz gerekebilir. Özellikle çocuklar varsa...

3. Gün

Uetliberg'den Zürih manzarası

Zürih’te sadece 3 gününüz varsa, son günü Zürih’te ve yakınında geçirmeniz önerilir. Sabah Uetliberg’e çıkın, yürüyerek değil canım trenle. Vaktiniz bolsa oradan Planet yolunu takip ederek Felsenegg’e yürüyün. Salı veya Cuma son gününüz ise benim fırsat bulunca koşarak gittiğim köy pazarı Bürkliplatz’da kuruluyor. Saat 11’e dek. Ardından Sprüngli’de kahve içerek, göl kıyısında yürüyerek kendinizi yola hazırlayabilirsiniz.

Kilchberg’deki Lindtl & Sprüngli çikolata fabrikasına gidip çikolata alışverişi yapabilirsiniz.

Not: Dağ makarnası, bratwurst denilen ekmek arası sosis kış ise raclette veya fondue (et, peynir, çikolata) yemeden, markete uğrayıp çeşit çeşit çikolata ve peynir almadan dönmeyin.

Daha çok vaktiniz varsa Zürih için; Jucker Farm, Knie's Children Zoo, Langenberg Wild Park, Fifa Football Müzesi, Technorama Science Centre görülebilecekler arasında.

Daha ayrıntılı gezilecekler listesi için buraya da bakabilirsiniz.

Size özel Zürih ve İsviçre seyahati planlamamı isterseniz buradan benimle iletişime geçebilirsiniz.

Devamını Oku »

Zürih'te Oy Kullandık


24 Haziran'daki Cumhurbaşkanı ve Milletvekili seçimleri için İsviçre'de, Zürih Başkonsolosluğu oy kullanma günlerini 15-19 Haziran 2018 olarak belirledi.

Bu kez konsolosluk binası yerine Zürih Messe'de sabah 9 ile akşam 9 saatleri arasında oy kullanabilirsiniz.

Genelde çok kalabalık oluyor, sıra bekleniyor falan bu yüzden çocuksuz ve akşam saatlerinde gitmeyi tercih ettik.

Dün akşam karı-koca çocukları evde bakıcı ile bırakıp 'night out' yaptık. Kaliteli başbaşa zaman geçirmek için oy kullanmaya gittik...



Tabii arkasından 'Hayırlı olsun' demek için birer kadeh birşeyler de içtik. Türkiye'de olsaydık, gene bakıcı ayarlayıp bu kez sandık başına, verdiğimiz oyları sahiplenmeye de giderdik. Kısmet...

Neyse, bizim yerimize orada 24 Haziran akşamı siz gidersiniz sandık başlarına ve hepimizin oylarına da sahip çıkarsınız belki? Biz de ekran başında, sosyal medyada sizi yalnız bırakmayız. Çocuklara da bakıcı ayarlayın ya da anneanne/babaaanne; eşinizle felekten bir gece çalın. Ne de olsa çocuklarımızın geleceği söz konusu...




Devamını Oku »

Hem Tatil Hem İngilizce


Baharda Malta’ya gittiğimizde dikkatimi çekenlerden biri genç ve modern nüfus oldu. Resmi dili İngilizce de olan bir ülkede, dünyanın bir çok farklı ülkesinden yabancı dil öğrenmeye gelmiş gençler ve kendini genç hisseden öğrenciler şehrin karakterini de değiştiriyordu. Hem de iyi bir şekilde...

Bu devirde İngilizce bilmek lüks değil, mecburi. Eminim bir çoğunuzun çocuğu özel okullara gidiyor ve ebeveynleri olarak İngilizceyi küçük yaşta öğrensinler diye çaba sarf ediyorsunuz. Gerek iş için, gerek kendinize yatırım için, gerek yurt dışında tatile gidebilmek için İngilizce bilmek hayatı kolaylaştırıyor, değerinize değer katıyor. Ne güzel demiş atalarımız ‘Bir lisan bir insan’ diye.


Birçok ebeveyn tanıyorum okul tatilinde çocuklarını da alarak başka ülkeye giden ve orada çocuklar İngilizcelerini geliştirirlerken kendileri de İngilizce kursuna yazılan. İngiltere elbette İngilizce’nin merkezi. Fakat, birçok insan gerek pahalı bir ülke olması, gerek iklim şartları sebebiyle İngiltere’de İngilizce öğrenmeye sıcak bakmıyor. Haklılar...

164 yıl İngiliz kolonisi olan Malta ise kültür, gelenek ve iklim açısından biz Türkler’e oldukça yakın. Çocuklar için güneşli bir ülkede, deniz kıyısında, yaz tatilinde İngilizce öğrenme keyfi sunuyor. Tabii onlara katılan ebeveyler için de… Türk Hava Yolları’nın İstanbul’dan Malta’ya günde 2 uçuşu var. Yaklaşık iki saatlik bir uçuş ardından evinizden dil okuluna ulaşmak mümkün.


Üstelik Malta Euro kullanmasına rağmen Avrupa’daki birçok ülkeden çok daha ekonomik. Biliyorum; çünkü daha yeni döndük. Çocuklar ve yetişkinler için müthiş organizasyonlar var ülkenin ve dil kursunun sağladığı. Tekne gezileriyle adanın en güzel koylarını görmek; Comino Adası ya da Blue Grotto gibi ve Games of Thrones sahnelerinin çekildiği mekanlarda bulunmak dil okulunun organize ettiği gezilerden birkaçı.

Maltalingua, Malta’nın en güzel yerleşim yerlerinden biri olan St Julians körfezinde bulunuyor. Ücretsiz internet, kütüphane ve terasa ilave, binasında yüzme havuzu da bulunan bir okul. Bu sonuncuyu İngiltere’de bulamazsınız; havuzu değil havuza girilecek havayı ;) Sadece İngilizce öğretmekle kalmıyor; aynı zamanda IELTS, EFL, TEFL (Yabancı Dil Öğretmenliği), CELTA ve DELTA sertifika hazırlık programları da bulunuyor. Dil kursları isteğe ve seviyeye bağlı olarak Temel İngilizce, Yoğun İngilizce ve Mesleki İngilizce olarak farklı gruplara ayrılıyor ve kurs süresi değişiklik gösteriyor: https://www.maltalingua.com.tr adresinden bilgi alabilirsiniz. Çalışanlar ise Erasmus + programına başvurarak kurs, konaklama ve uçuş ücretleri için destek alabilirler.


Nerede Kalacağım?

‘Peki; ama hiç İngilizce bilmiyorum. Nerede kalacağım? Nasıl yer bulacağım?’ diye kendinizi bu heyecandan alıkoymayın. İsteğinize ve bütçenize göre bir aile yanında ya da lüks bir otelde konaklama bulmak için okul yardımcı oluyor. Hatta Maltalingua’nın apart daireleri var ve dilerseniz ailenizle dilerseniz kendi yaş grubunuzla aynı evi paylaşabilirsiniz. Yani daha çabuk İngilizce öğrenebilirsiniz. Farklı kültürlerden, milletlerden yakın arkadaşlarınız da olur. En büyük pişmanlığım üniversite bittikten sonra kendimi yurt dışına atamamaktır. Üniversitede okuyan, okulu bitiren, iş arayan her tanıdığıma da söylerim; yurt dışına çık. Yabancı dil öğren.

Hem tatil yapmak hem de İngilizce öğrenmek aynı zamanda Avrupa’da yaşamak deneyimi için Maltalingua dil okulları sayfasını ziyaret edin. Ben çok özendim ve bizim çocuklar büyüdüğünde kesinlikle bir ‘İngilizce tazeleme’ programına yazılacağım. Tabii çok beğendiğim Malta’ya da bir kez daha gitme fırsatını yakalamış olurum böylelikle.


Dil kursuna giden öğrencilerin görüşleri ve okul hakkındaki yorumları ise beni daha çok heveslendirdi. İngilizce öğrenmek ya da İngilizcenizi ilerletmek, kendinize güveninizi arttırmak istiyorsanız sitedeki kullanıcı yorumlarına da gözatın.

Not: Yazımı beğendiyseniz veya başkalarının işine yarayacağını düşünüyorsanız, lütfen paylaşın. Teşekkürler! Yazı, benim tarafımdan hazırlanmıştır, reklam linki içerir...

Devamını Oku »

Çilek Tarlasında...



2016 Haziran'da, iki sene önce bu zamanlarda bir çilek tarlası keşfetmiştik; Sunnehof... Buraya yazmayı unutmuşum o zaman. Dün eski, bebeklik fotoğraflarına çocuklarla beraber bakarken fark ettim.

Bayıldık... İneklere, tarlanın düzenine, onlarca insanın gelip de keyifle ve itinayla çilekleri toplamasına. Bir bizim Beliz itina göstermiyordu; çünkü çilekleri koparıp tozlu topraklı ağzına atmakla meşguldu. Ne kadar çilek yedi bilmiyorum. Ne kadar topladık hatırlamıyorum; ama dondurduğumuzu ve hatta çilek reçeli yaptığımızı hatırlıyorum.


İşin güzeli Londra'da yaşarken de çok giderdik böyle çiftliklere. Yediğin senin olsun, topladıklarını satın al türü. Keşke Türkiye'de de olsa... Belki de vardır. Var mı?

Sizi tarladaki fotoğraflarımızla başbaşa bırakıyorum. Mis kokusu burnuma geldi gene. Gitsem mi bu hafta acaba?

Buzağı mı inek mi?
Beliz'in gözünden kaçanlar kurtulmuş.

Düzene bakar mısınız?

Çilek bebek
Devamını Oku »

Kızınıza Kitap Hediye


Doğum günüm Mayıs'ta.

İngiltere'de işe girdikten sonra gördüm ki, doğum günü sahibi olan pasta türü bir şey getiriyordu işe. E-mail geliyordu otururken 'Doğum günüm sebebiyle 3. kat mutfağında Sicilya kurabiyesi / Fransız krebi / Belçika çikolatası var' diye doğum günü sahibinin milletine göre yöresel oluyordu bu ikramlar genellikle. Ben de lokum götürmüştüm.

Bu Mayıs ayında da sizlerden birine bir hediye veriyorum. En güzel hediye; kitap...

Benim en sevdiğim kitaplardan biri hem de. Daha önce şurada da anlatmıştım bu kitabı.
  • Şartlardan biri, kızınızın olması...
  • Şartlardan diğeri de kızınızın adının Beliz olması...
Çünkü bahsettiğim gibi kitap; ismini kaybeden bir kız çocuğun öyküsü ve sonunda kız da ismini Beliz olarak buluyor. Bu seferlik hediye biraz spesifik oldu. Bir dahaki oğlu olana ;) 

İsminizi ve Beliz ismindeki kızınızın yaşını yorum olarak bırakırsanız, size ulaşmam kolay olur. Zaten Facebook, Instagram ve Twitter aracılığıyla da duyuracağım. 

Bakalım Beliz adı ne kadar popüler?



Güncelleme:

10.Haziran.2018 gece yarısı katılım süreci bitecektir...

Devamını Oku »

Dünyanın Bir Ucuna Uzanan Gerçek Bir Hikaye...


''Daha iyi bir yolculuğa” ilkesiyle hareket eden Shell, dünyanın dört bir yanındaki istasyonlarıyla yolu Shell’den geçen gerçek hikayelere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Reklam filmine konu olan hikayede ise, 15 yıllık kariyerlerini bir anda bırakan üç beyaz yakalı gencin hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelişi ve Mototrio isimli grubun kuruluşu anlatılıyor. Grubu kuran gençler önce Türkiye’yi, sonra dünyayı geziyorlar. Şu an Kolombiya’da olan ekip, Shell’in verimli yakıtlarıyla daha iyi bir yolculuk deneyimi yaşamaya yeni rotasında devam ediyor.

                                          
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Avrupa'yı Ucuza Gezmenin Püf Noktaları


Euro'nun TRL karşısında dağ zirvesi gibi olduğu günler yaşıyoruz. Ne yazık ki bu durum birçok insanın Avrupa planlarını iptal etmesine ya da ertelemesine neden oldu. Özellikle Batı Avrupa'yı eskisi gibi maaştan arttırdığımız ile gezemeyeceğimiz ortada.

Avrupa dışında çok yer var elbet hala paramızın değerli olduğu ya da Türkiye şartlarına göre ekonomik tatil yapabileceğimiz. Fakat, ya iş gezisi ya da mecburi bir seyahat ise. Bir şişe su Türkiye'de 1 TRL iken Batı Avrupa'da 2 Euro'dan başlıyor. 2 Euro = 10.80 TRL (5 Haziran 2018)

Yazık değil mi bir şişe suya bile para vermeye? Ben acıyorum şahsen ve Türkiye'den gelen/gelecek misafirlerime püf noktaları veriyorum.

Avrupa'da nereye giderseniz gidin karnınızı tok tutmaya çabalarken cebinizi boşaltacağınız kesin...

Avrupa'da Nasıl Ekonomi Yapalım?

1. Su şişesini yanınıza alın


Sudan başlamışken devam edelim. Avrupa'nın hemen hemen her ülkesinde çeşme suyu oldukça temiz ve içilebilir düzeyde. Ha tadını seversiniz - sevmezsiniz o ayrı. Sabahları çıkmadan otelden ya da kaldığınız yerden şişenizi doldurmak ve sokakta gezerken içilebilir su akan çeşme bulmak günde 2 litrelik su ihtiyacınızı karşıladığı gibi Euro'ya karşı cebinizi korur.

2. Dışarıda yemek olayını günde 1'e indirin

Genelde aynı yemek öğlen 1 birimse akşam en az 1.5 birimdir. Ayrıca öğlenleri genelde başlangıç, ana yemek ve tatlıdan oluşan uygun menüler de olur. Dışarıda öğle yemeğini ana öğün yaparak iyice karnınızı doyurursanız akşamları restorana girmeden hafif yiyebilirsiniz. Ya da sizin için özel bir yemek seçip diğer akşamları feda edebilirsiniz.

3. Atıştırmalıkları getirin


Gittiğiniz ülkede en ekonomik marketi bulup ondan alışveriş bile yapsanız hesabı Euro ya da o ülkenin para biriminde yapacaksınız. Yani 3 TRL eden tuzlu fıstık paketi, Avrupa'da o fiyatın üzerinde olacak. Tecrübeyle sabit! O yüzden sağlıklı ve enerji verici kuru yemiş, atıştırmalık, kuru meyve ve kraker türü şeyleri yanınızda getirin.

4. Yaşasın sandiviç

Mc Donalds'lar bile öyle ucuz değil Avrupa'da. Normalde sandiviçe burun kıvıran biri de olsanız, Avrupa'da tek tercihiniz olabilir. Sabah kahvaltısını 'to go' ya da 'take away' şeklinde sandiviç ile yapabilirsiniz. Eğer otelde kahvaltı varsa, öğle ya da akşam yemeği için sandiviç veya çorba tercih edebilirsiniz. Avrupa'daki marketlerde ve kafelerde sandiviç çeşitlerinin alası var ve boşuna onlarca çeşit değil...

5. Sokak yemekleri neden olmasın?

Bir restorana oturmaktansa halkın favorisi sokak yemeklerinden yiyebilirsiniz. Hem oranın hem yerli hem de paranızı boşuna savurmazsınız. Dikkat! Bazen sokak yemekleri festivali sırasında yiyecekler normalden pahalıya satılabilir. Belki de bu durum Zürih'e özgüdür. Önce fiyatını sorun, sonra sipariş edin...

6. Bisiklet kullanın


Avrupa'nın birçok ülkesinde özel bisiklet yolları var. Şehir içi ulaşımı bisiklet ile yapanların sayısı oldukça fazla. Siz de şehrin belli noktalarındaki bisiklet kiralama ya da ödünç alma hizmetinden faydalanın. Yürüyün, bisiklet binin. Gerekirse toplu taşıma kullanın.

7. Ücretsiz olan müzeleri ve galerileri gezin

Çok görmeyi istediğiniz yerler dışında ücretsiz müzeler mutlaka vardır, araştırıp öğrenin. Bazı ülkelerde her ayın ilk Pazar'ı ya da her ayın 4. Cuması gibi özel günlerde müzeler ücretsiz olabilir. Önceden araştırmanızı yapın.

8. Havaalanı tuzaklarından uzak durun

Mümkünse havaalanından para çekmeyin, döviz almayın, döviz bozdurmayın. Yaparsanız, kesinlikle kazıklanacaksınız. Havaalanından taksiye binerken dikkat edin, ücreti yüksek olabilir. Şehre ulaşım için toplu taşımayı kullanın. En kötü İstanbul gibi olur, zaten onu da biliyorsunuz...

Havaalanındaki diğer tuzakları bu yazımda anlatmıştım ayrıntılı.

9. Parklar, bahçeler ücretsiz 


Türkiye'de en hasret kaldığımız şeylerden biri uçsuz bucaksız parklar, rengarenk çiçeklerle bezeli bahçeler. Güzel haber ise, Avrupa'da bu parklardan çok sayıda var ve daha da güzeli hemen hemen hepsi ücretsiz geziliyor. Sandiviçi al, suyunu doldur, parkta piknik yap...

10. Cep telefonu yurtdışı ücretlerini unutmayın

Türkiye'den çıkmadan cep telefonunuzu yurt dışı kullanımına açtırın. Gideceğiniz ülkeye göre yurtdışı paketi satın alın ya da 'Roaming' özelliğini kapatın ve sadece ücretsiz internet bulduğunuzda kullanın. Japonya'da akşamdan akşama otelden paylaşım yapmıştım ben de. Havaalanına gitmeden önce yapılacak son kontroller burada.

Kısacası bu dönem paranızı 'ulaşıma ve odanıza' harcayarak Avrupa'da gezinin. Gece hayatı, restoranlar ve alışveriş için zengin veya ünlü olduğunuzda bir daha gelin...


Devamını Oku »

Çocukla Amsterdam Gezisi

Aşağıdaki röportaj Dilek Altun'dan. Çocukla ilk yurt dışı seyahati olan Amsterdam gezisini soru-yanıt şeklinde anlattı bize. Kendisi aynı zamanda çok başarılı bir eczacı ve benim de kız kardeşim olur...


  • Çocukla ne zaman Amsterdam'a gittiniz? Kaç yaşındaydı?
Ekim sonu Amsterdam'a gittik. Kızım 16 aylıktı.

  • Yola çıkarken yanına hangi oyuncaklarını/kitaplarını almak istedi?
Yola çıkacağımızı tam anlayamadığı için valize birşeyler koyma yerine çıkarma çabasındaydı :) Onun yerine ben favorisi olan lego bebekleri, küçük lego kedi köpek figürünü aldım. Akşam yatarken okuduğumuz sevdiği kitaplardan en ince ve taşınması kolay olanlardan 2 tane aldım. Özellikle küçük boy manyetik çizim tahtası gidiş & dönüş yolculuğunda kurtarıcımız oldu. Bunların dışında zaten etrafta gördüğü uçak dergileri, koltuk kemerleri vs her şey ilgisini çekiyordu.

  • Gidiş/dönüş yolculuklarında uçakta ve havaalanında nasıl davrandı? Bir sorunla karşılaştınız mı? Sorunu nasıl giderdiniz? 
Beklediğimden daha uyumluydu. Gidiş yolculuğunda öğle uykusunu uçakta uyuması için uyutmadık, oyalamaya çalıştık ki çok rahat oldu hepimiz için. 3 saatlik yolculuğun 2 saatinde uyudu. Kalan 1 saatte de bulutları seyredip, hostes ablaların kucağında gezdi. Dönüş yolculuğunda hiç uyumadı. Onu da resim çizerek, şarkı söyleyerek, çok zor durumda kalınca ipad'ten 1-2 çocuk videosu izleterek hallettik.

  • Kaldığınız otel çocuklar için uygun muydu? Ne olsun/olmasın isterdiniz?
Double Tree Hilton Otel'de kaldık. Tren garına yürüme mesafesindeydi, havaalanından trenle merkeze gelip 5 dakikada otelimize girdik. Sıcak çikolatalı kurabiye ile bizi karşılamaları hoştu. Odalar çok geniş değildi ama yeterli büyüklükteydi. Zaten yatmadan yatmaya odaya giriyorduk. Kahvaltısı çocuklar için de oldukça başarılıydı. Özellikle çocuk için renkli tabak, bardak, çatal, peçete ile servis hazırlamaları çok hoşumuza gitti. Çalışanları da hem nazik hem güleryüzlüydü. Otelimizden çok memnun kaldık. Çünkü tren, tramvay, otobüs dahil tüm ulaşım araçları buradan hareket ediyordu. Ayrıca denemek isteyenlere ücretsiz bisiklet imkanı da sağlıyorlardı.

  • Toplu taşıma araçlarını kullandınız mı? Kızınızın bu deneyime tepkisi/ilgisi nasıl oldu?
Kaldığımız otel Centraal Station'a 200-300 metre mesafede idi. Buradan gezilecek yerlere hem yürüyerek hem toplu taşımayla ulaşmak mümkündü. Avrupa'nın birçok yerinde olduğu gibi ulaşım zaten çok rahattı. Biz genelde tramvayı seçtik. Duru çok keyif aldı, bebek arabasından etrafı ve insanları seyretti.

  • Bebek arabası kullanmak zor oldu mu?
Maclaren pusetimizi aldık yanımıza az yer kaplaması için. Bebek arabası kullanmak çok kolay oldu, bebekli ve engelliler için herşey düşünülmüş.

  • Çocuk dostu restoran, kafe bulmak kolay mıydı? Bize önereceğiniz yerler var mı?
Hafta sonları restoranlar çok kalabalık oluyor. Bizdeki gibi yiyip kalkma alışkanlığı olmadığı için gideceğiniz yere önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Biz çocukla çok planlı hareket edemediğimizden genellikle çok kalabalık olmayan İtalyan restoranları tercih ettiğimiz ilk yer oldu. Her yerde damak zevkimize uygun çorba bulmak mümkün değil; ama makarna hayat kurtarıcı :) ve de kruvasan tarzı hamur işleri :) Zaten adımbaşı kruvasan, çörek satan pastaneler var. 'Pasta Pasta' da keyif aldığımız çeşitli makarna alternatifleri olan şirin bir italyan restoranı. Tabii ki çocuk için tercihimiz sade makarna oldu :)

Nemo, Amsterdam
  • Çocukla gitmek için uygun, güzel bir şehir miydi? Çocukla yapılacak aktiviteler var mıydı? Neler yaptınız?
Zaten gezilecek yerler planımızı Duru'yu da düşünerek yaptık. Neredeyse 1 günümüzü Artis Royal Zoo'da geçirdik. Kitaplarda resimlerini gördüğü taklit ettiği hayvanları görmek onu çok mutlu etti. Buranın dışında Nemo'yu da gezdik. Museumplain bölgesinde hızlı bir Victor Hugo müzesi gezisi yapıp yeşil alanda bolca vakit geçirmesini sağladık. Geriye kalan yerler artık bir dahaki Amsterdam gezisine ;)

  • Yeme-içme düzeni nasıldı? Ne tür yiyecekleri beğendi?
Otelde kahvaltısını çok güzel yapıyordu. Öğlen tam tahıllı kuruyemişli ekmekler ve yoğurtla ara öğün yapıyorduk. Meyve her daim yanımızda oluyordu. Akşam restoranlarda damak zevkine uygun çok fazla birşey yoktu. Yemekler genelde soslu, çorbalar bizimkilerden çok sulu. Neyse ki italyan restoranlarında verdiğimiz zeytinyağlı makarnayı elleriyle hapır hupur yiyordu :) Yani hamurişi ağırlıklı beslendi birkaç gün.

  • Uyku düzeni nasıldı? Evdekine benzer bir uyuma düzeni tutturabildiniz mi? Yerini yadırgama, uyumak istememe veya gece uyanmaları oldu mu?
Saat farkından dolayı akşam daha erken yani 19:00 gibi biz daha dışarıda gezip ne yesek diye düşünürken bebek arabasında uyuyakalıyordu. 2 saate yakın da uyuyordu. 1-2 akşam yemek saatimizin tam ortasında ağlayarak uyanıp yemeğimizi sabote etse de otele vardığımızda sabaha kadar deliksiz uyudu hep. Hiç uyku sorunu yaşamadık desem yeridir.

  • Duru seyahatteyken en çok neyi sevdi?
Uçak, tren ve tramvay yolculuklarını çok sevdi. Heyecanla ya insanları ya dışarıyı seyretti. Otelde kahvaltısını kendi kendine yemesine izin verdiğimiz için kahvaltıları çok sevdi. Hayvanat bahçesinde hayvanları seyretmeyi ve Museumplein'de boş yeşil geniş alanlarda koşmayı çok sevdi.

Fotoğraf: https://www.artis.nl/nl/ontdek/collectie/grevy-zebra/
  • Duru'nun seyahat boyunca sizi şaşırttığı oldu mu? Nasıl?
Daha problemli geçeceğini düşünmüştüm hep; ama genelde uyumlu bir çocuk olup bizi şaşırttı :)

  • Evi ve oyuncaklarını özledi mi?
Özledi, eve girer girmez oyuncaklarıyla oynamaya başladı :)
  • Çocuğunuzla tatile çıkmanın avantajları neydi?
Sanki 4 günde biraz daha büyüyüp olgunlaştı. Evdeki gibi söylediklerimiz bir kulağından girip diğerinden çıkmadı :) Bizi dinledi, üzmedi hiç. Çok uyumlu bir yol arkadaşıydı :)

  • Pişman değilsiniz o zaman? Ben de gezgin bir anneyim mi dersiniz?
Pişman değiliz. En yakın zamanda tekrar bir yere gitmek için can atıyoruz. Annemin biz çocukken, genelde kötü örneklerde kullandığı cümleyi iyi anlamda kullanıp ön tekerlek nereye arka tekerlek oraya diyorum ve olabildiği kadar Gezgin Anne'nin izindeyiz diyorum :)

---

Teşekkürler... Umarım henüz bebekle seyahate çıkmaya cesareti olmayan annelere biraz ön tekerlek olmuştur bu yazı.

Bir Not: Dilek bu seyahat ardından 2 kez daha Amsterdam'a gitti. Çocukla, Roma, Barselona, Brüksel ve Paris'i de gezdi.

Siz de konuk yazar olmak isterseniz bana deniz(at)gezginanne(nokta)com'dan ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku »

Avrupa Rüyası Britanya Turu: Birleşik Krallık’ı Gezmenin En Keyifli Yolu!


Britanya Rüyası demek çok doğru bu tura çünkü rüya gibi uyanmak istemeyeceğiniz bir seyahat sizi bekliyor olacak. Avrupa Rüyası’nın Britanya turu ile 10 gün boyunca 5 ülke, 15 şehri görebileceksiniz. Birleşik Krallığı oluşturan İngiltere, İrlanda, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’yı göreceksiniz.

İngiltere Turunda Nereleri Göreceksiniz?

İlk durak olan İngiltere’de Londra, Birmingham, Liverpool, Manchester, York, Bristol, Stratford-upon-Avon, Oxford şehirlerini görebileceksiniz.

Shakespeare’nin doğup büyüdüğü Stratford-upon-Avon, yalnızca İngiltere’nin değil dünyanın başkentleri arasında yer alan London Eye’ı, Thames Nehri’ni, Big Ben’i barındıran ayrıca National Gallery ve British Museum’da bulunduğu Kraliçe’nin kenti Londra’yı, son dönemde futboluyla ön plana çıkan ama efsanevi bir liman kenti olan Liverpool’u, muhteşem mimari yapılarıyla kolejlerin yer aldığı ve Harry Potter filmlerinde gördüğümüz o görkemli yapıların kenti Oxford’u ve diğer harika kentleri görme şansınız olacak.

Edebiyatın Beşiği İskoçya’da Keşif Haritanız


İskoçya’da; Edinburgh ve Glasgow şehirlerini ziyaret edebileceksiniz. Edinburgh ve Glasgow bu iki şehirde aklınız kalacak. Hem tarihi dokusuyla hem doğa güzellikleriyle hem festivalleriyle sizi bırakmayacaktır ya da siz onları. Söylemeden olmaz kendinizi hazırlayın çünkü İskoçların oldukça güçlü etki altına alıcı efsaneleri de sizleri bekliyor olacak.

Kuzeyden Güneye Tüm İrlanda’yı Gezmek


Kuzey İrlanda’da Belfast şehrini görebileceksiniz. Game of Thrones’un birçok sahnesinin çekildiği bu ülkenin nasıl muazzam bir doğa güzelliğine anlatmaya gerek yok sanırım. Bir diğer noktası ise müzeler eğer kendinizi doğasından alabilirseniz mutlaka müzelerine uğrayın pişman olmayacaksınız.

İrlanda’da, Dublin ve Rosslare kentlerini görme fırsatınız olacak. İrlanda’yı özellikle de Dublin birçok kişiyi heyecanlandıracak bir uğrak. Kentin hem edebiyatla ilişkisi hem halkının oldukça sıcakkanlı olması, kendine özel biraları ve efsanevi Irish pubları ile bu yeşilin kentini görülmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Galler’de Gezilecek Yerler

Galler’de; Cardiff, Swansea şehirlerini ziyaret edebileceksiniz. Bu iki şehrin biraz farklı olduğunu söyleyebiliriz. Cardiff özellikle son yıllarda plajlarıyla öne çıkmaktadır ve festivalleriyle. Elbette tarihi yapıları mevcut görür görmez etkileneceksiniz. Swansea ise galeriyle ünlü bir kent diyebiliriz. Burada oldukça çeşitli galerileri bulabilirsiniz ve farklı türlerdeki koleksiyonları görebilirsiniz.

Britanya Turunda Nerelerde Konaklıyorsunuz?


Feribot yolculuğuna ek olarak konaklama şehirleri Britanya ülkelerinin en popüler ve en pahalı şehirleri arasından seçilmiştir. Londra (2 gün), Birmingham, Liverpool, Glasgow (2 gün), Belfast, Dublin ve Cardiff şehirlerinde konaklamalar planlanmıştır. Britanya Rüyası boyunca her gece, konforlu 4* yıldızlı otellerde 2 kişilik odalarda konaklamayacaksınız.

10 gün boyunca 5 ülke 15 şehir göreceğiniz 9 gece konaklamalı rüya gibi bir Britanya turu olan Britanya Rüyası’nın ücreti ise 1890€’dur.

Ödediğiniz Ücrete Neler Dahil?

Avrupa Rüyası ile çıktığınız Britanya turunda ekstra 1 euro dahi ödemeden İngiltere, İskoçya, İrlanda, Galler ve Kuzey İrlanda şehirlerini gezebiliyorsunuz. Peki, Ödediğiniz ücrete neler dahil?

Yolculuğun başlangıcı ve sonundaki British Airways ekonomik sınıf uçak biletleri, şehirler arasındaki otobüs yolculukları, İrlanda Denizi’nde yapacağınız iki feribot yolculuğu, 4 yıldızlı otellerde 9 gece konaklama ve konaklama kahvaltıları, profesyonel rehberlik hizmeti, tüm ekstra turlar, şehir vergileri, 20 kg bagaj hakkı, mesleki sorumluluk sigortası ödediğiniz ücrete dahil oluyor.


Ödediğiniz ücretin haricinde kişisel harcamalarınızı, vize ücretinizi, yurtdışı çıkış harcınızı kendiniz ödüyorsunuz.

Tur boyunca tüm ekstra turların fiyata dahil olması şehirlerde rahatça gezmenizi sağlaması açısından önemli. www.avruparuyasi.com.tr sitesine girerek Avrupa Rüyası’nın Britanya turuna kayıt olduysanız çantalarınızı hazırlamaya başlayın bence. Hayallerinizi ertelemeyin ve her sabah başka şehirde uyanmanın keyfini çıkartın!




Not: Bu yazı reklam şirketi tarafından hazırlanmıştır.
Devamını Oku »

Avrupa Rüyası Kuzey Avrupa Turu ile Fiyortlarda Gemi Yolculuğu Yapmak



Avrupa Rüyası’nın Kuzey Avrupa turu, gemi, otobüs ve uçak ulaşımlarını birleştiren unutulmaz bir doğa ve tarih turuna sizleri davet ediyor. Norveç fiyortlarından, İskandinavya’nın muhteşem kuzey manzaraların kadar bütün Kuzey Avrupa’yı tek seferde Avrupa Rüyası ile keşfetmeniz mümkün.

Otobüsle başladığımız yolculuğumuzda Avrupa’nın Varna, Bükreş, Varşova, Krakow, Gdansk gibi şehirlerini gördükten sonra Baltık ülkelerine ulaşacaksınız. Sırasıyla Vilnius, Riga, Tallinn gibi Baltık başkentlerini keşfettik sonra gemi yolculuğuyla Helsinki’ye geçiyorsunuz. Stockholm’ü de gördükten sonra doğa harikası Norveç fiyortlarında gemi yolculuğu yaparak Gudvangen, Kaupanger, Tvindefossen ve Flam bölgelerini gezeceksiniz.

Kuzey ve Baltık Denizlerinde gemi yolculuklarımızda mavinin enginliğinde kaybolduktan sonra Kuzey Avrupa şehirlerini gezmeye devam ediyoruz. Norveç’in fiyortlara açılan kapısı Bergen’den başkent Oslo’ya geçiyorsunuz. Daha sonrasında da Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ı keşfediyorsunuz. Danimarka’nın başkentini gezdikten sonra Berlin ve Prag’ı göreceksiniz. Otobüsle başlayıp gemiyle sürdürdüğümüz yolculuğumuzu Prag’dan THY uçağı ile İstanbul’a dönerek sonlandırıyoruz.

Kuzey ve Baltık Denizi’nde konforlu gemi yolculuğu fırsatı sunan Avrupa Rüyası, izlediği rota bakımından diğer turlara göre rotasında özgün tek firmadır. Kuzey Avrupa turlarımızda, seyahat boyunca size Avrupa Rüyası’ndan bir görevli asistan ve profesyonel kokartlı rehber sizlere eşlik ediyor. Profesyonel rehber sayesinde şehirlerin görülmesi gereken önemli yerlerini, lezzetleri, müzeleri hem gezerek hem de tarihi detaylarıyla dinleyerek keşfetmiş oluyorsunuz.

İskandinav Kültürü ve Mitolojisine Tanık Olun


İskandinav mitolojisi, İskandinav topluluklarının Hristiyanlık öncesi dinleri, inanışları ve efsanelerinden oluşan gizemli ve cezbedici bir dünya sunuyor. Danimarka, İsveç, Norveç gibi İskandinav ülkelerinde yaşayan halklar, kuşaktan kuşağa zengin bir mitos öykü ve masallar aktarıla gelmişlerdir.

İskandinav mitolojisi günümüz dünyasında mitoslarda geçen tanrılar ve simgeler yönüyle oldukça bilinirdir. Buna en güzel örneklerden bir tanesini beyaz perdeden ve edebiyattan verebiliriz: ’Yüzüklerin Efendisi’ kitap ve film serisi temeline bu mitosları ele almaktadır. İskandinav mitolojisinde dikkat çeken bir diğer simge Vikinglerdir. 8. ve 11.yüzyılda Vikingler dünyada büyük ses getiren bir topluluk olmuştur. İskandinav mitolojisinin izlerini Kuzey’in manzaralarını, Norveç fiyortlarını takip ederek Avrupa Rüyası’nın Kuzey Avrupa turu ile keşfetmek mümkün.

Danimarka, Estonya, Finlandiya, Letonya, Litvanya, Norveç, İsveç ülkelerini kapsayan Kuzey Avrupa’yı Avrupa Rüyası ile birlikte bu cazibeli kültürün kapılarını aralama hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. İskandinav Rüyası’nın rotası 12 ülke ve 20 şehri kapsıyor. Dolu dolu 15 gün vaat ediyor.

İskandinav Mutfağı Lezzetlerini Keşfedin

Vikinglerin, buzulların ve en parlak yiyeceklerin diyarı Kuzey Avrupa mutfağı İzlanda, Danimarka, Norveç, İsveç ve Finlandiya'dan oluşmaktadır.

Hayatta bir kere yaşayabileceğiniz macera için en güzel yerlerden burası. Keşfetmenin sınırı yok. Tarihi dokuyu, mimariyi ve doğayı keşfederken beraberinde kültürün bir parçası olan mutfak da keşfedilir.

Her ülkenin kendine özgü mutfağı vardır, Kuzey Avrupa ülkelerinin de öyle. Denize yakın ülkeler olduğu için birbirine benzer yemeklere sahip olsalar da hepsinin lezzeti farklı. Kuzey Avrupa’da karşımıza çıkacak yemeklerden biri bir tür deniz papağanı olan Puffin’den yapılan yemektir. Puffin, İzlanda’nın sembolik hayvanlarından birisidir ve yiyecek olarak oldukça çok tüketilir. İzlanda’nın kuzusu pek bir meşhurdur. Fümelenmiş kuzu eti sevilen bir lezzettir. Birçok Kuzey Avrupa ülkesinin ekonomisinin kalbinde balıkçılık yatmaktadır o nedenle ana besinlerden birisi balıktır. Balıkla yapılan yemekler Kuzey Avrupa’nın kalbidir. Onun dışında deniz mahsulleri çorbaları da mutfağın vazgeçilmezlerindendir. Norveç'te özellikle bayramlarda ren geyiği etinden yapılan ve çok popüler bir yemek Reindeer de yine popüler yiyeceklerden birisidir.

Kuzey Avrupa’da Müzik ve Sanata Yolculuğuna Çıkın


Danimarka, Norveç ve İsveç temelde İskandinav sanatını oluşturan üç ülkedir. Üç ülkede sanatın gelişmesi bütün Ortaçağ boyunca türdeş bir biçimde olmuştur. Her ne kadar eş zamanlı ve benzer olsa da ulusal özellikler ve farklı yabancı etkiler nedeniyle sanatın yükselişi bu ülkeler arasında farklılık göstermiştir. Mimari açıdan dikkat çeken yapılara sahip bölge bunun yanı sıra heykelcilik ve resim sanatında da öne çıkmaktadır.

İskandinav kültüründen doğan ve dünyaya yayılan bir diğer dal müziktir. Indie, elektronik ve rock müziklerin meşhur sanatçılarının yetiştiği yer olan İskandinavya, birçok ünlü müzik grubuna da ev sahipliği yapmakta. Yetişen bu değerlerden Danimarka’dan The Asteroids Galaxy Tour, Efterklang ve Oh Land; Finlandiya’dan Dallas Superstars, Desert Planet, TJH87 ve RinneRadio; İsveç’ten Dunderpatrullen, First Aid Kit, The Knife ve Miike Snow; Norveç’ten Kontaktor, Kakkmaddafakka ve Röyksopp karşımıza çıkıyor.

Kuzey Avrupa’da Alışveriş Yapacaklara Tavsiye


İskandinav ülkelerinde kış modasına yönelik kıyafetler hediyelik ve alışverişlerde ilk tercih oluyor. Aldığınız Norveç kazakları hediyeler içerisinde en değerlilerinden birisi olabilir. Şehrin alışveriş yapılan her noktasında bulabileceğiniz kehribar taşı ve onunla yapılmış olan eşyalar da hediyelik olarak tercihlerin arasında. Bunlar dışında kültüre ait mitolojik öğeler, Viking objeleri, paket atıştırmalıklar hediyelik olarak tercih edilebilir.

İskandinav Rüyası Turunun Fiyatı Nedir?


15 gün boyunca 12 ülke 20 şehir göreceğiniz 10 gece konaklamalı rüya gibi bir Kuzey Avrupa turu olan İskandinav Rüyası’nın ücreti ise 1490€’dur. Bu ücreti taksitlere bölerek de ödeyebiliyorsunuz.

İskandinav Rüyası Turu Fiyatına Dahil Olan Hizmetler 
  • Prag-İstanbul THY uçuşu tek yön ekonomi sınıfı uçak bileti 
  • Lüks otobüslerle şehirlerarası yolculuk 
  • Tallinn-Helsinki, Helsinki-Stockholm, Kaupanger - Gudvangen, Gedser - Rostock arası lüks gemilerle deniz yolculuğu 
  • 10 gece konaklama 
  • Araç İçi sıcak içecekler ve soğuk su ikramı 
  • Mesleki Sorumluluk Sigortası 
  • Tüm ekstra turlar 
  • Profesyonel Kokartlı Rehberlik Hizmeti 
  • Konaklama kahvaltıları (9 gün) 
  • Şehir vergileri 
  • Yurtdışı çıkış harcı 
  • Bagaj Hakkı 

Kuzey Avrupa Turu Fiyatına Dahil Olmayan Hizmetler
  • Müze Ören Yerleri ücretleri 
  • Schengen vize ücreti: 130 Euro (yeşil pasaportu veya vizesi olmayanlar için) 
  • Bireysel harcamalar ve yeme-içme masrafları 
  • Seyahat Güvence Paketi 

15 gün boyunca 12 ülke 20 şehir ile dolu dolu Kuzey Avrupa Turu
Hangi ülkeleri, hangi şehirleri geziyoruz?

  • Polonya (Varşova, Krakow, Gdansk), İsveç (Stokholm), 
  • Danimarka (Stokholm), 
  • Finlandiya (Helsinki), 
  • Estyonya (Tallinn), 
  • Norveç (Oslo, Bergen, Flam Bölgesi, Kaupanger, Gudvangen, Twindefossen, Fiyordlar), 
  • Letonya (Riga), 
  • Litvanya (Vilnius, Trakai Gölü ve Kalesi), 
  • Bulgaristan (Varna), 
  • Romanya (Bükreş, Drakula'nın Şatosu), 
  • Almanya (Berlin) ve 
  • Çekya (Prag)’yı kapsıyor. 
Kuzeyin coğrafyasına uzanmak ve yakından bu kültürün havasını solumak için hayallerinin peşinden git! Avrupa Rüyası Kuzey Avrupa turu ile deniz yolculuklarından şehir seyahatlerine kuzeyin engin mavisinin ve yemyeşil doğasının tadını çıkar!




Not: Bu yazı reklam şirketi tarafından hazırlanmıştır.

Devamını Oku »

Nerelere Gittik?

  • Almanya
  • Amerika
  • Avustralya
  • Avusturya
  • Belçika
  • Çekya
  • Dubai
  • Fas
  • Fransa
  • Galler
  • Hollanda
  • Ingiltere
  • Ispanya
  • Isviçre
  • Italya
  • Japonya
  • Kuba
  • Maldivler
  • Malta
  • Portekiz
  • Türkiye
  • Yunanistan