Standup Paddle Board Nedir?


Deniz veya göl kıyısında bir tatilde, tüm gün plajda yatmak istemeyenler için... Tatildeyken de sporunu ihmal etmek istemeyenler için... Bu yaz 'cool' birşey yapmak istiyorum diyenler için... Spor salonuna tıkılmak istemeyenler için... Hem kafam huzur bulsun, hem suda olayım, hem de spor yapayım diyenler için... Hatta tatildeyken kilo vermek isteyenler için harika bir spor.

Zürih Gölü'nde ilk gördüğümde 'Ne yapıyor bu adamlar ayakta kano üzerinde?' diye başlayan merakım, sonunda bir SUP (standup paddle) board almamızla son buldu.

SUP Nedir?

Bu spor, denizde, gölde ve hatta nehirde; ayakta bir sörf tahtası üzerinde dururken elinizdeki kürekle su üzerinde ilerlemektir kısaca. Herkes ve her yaş için de idealdir. Rüzgar sörfünden daha az teknik gerektirir, dalga sörfünden daha kolaydır. Yeni başlayan 'çarşaf gibi' dediğimiz sularda öğrenirken, profesyonel dalgalara bayılır.

Bacak ve karın kaslarını çalıştırır; çünkü sürekli dengede olmanız gerekir. Yani saatte 500 kalori yakarsınız!

Sıra beklemeyi de bilir...

  • Doğru Teçhizatı Seçmek
Tebrikler! İlk kararı verdiniz, standup paddle board-a başlıyorsunuz. Şimdi sırada doğru sörf tahtasını seçmek var... 
  • Tahta board, ağırdır, taşıması zordur; ama özel yapım olduklarından bu işe gönül koyduysanız, pro olacağım derseniz tercihiniz bunlar olabilir.
  • Şişme board, taşıması kolay, depolaması kolaydır. Ön kısmına çocuk da yerleştirebileceğiniz 'family' tipi vardır. (Bizdeki bu)

Bunların bir de nehir için olanı, üzerinde yoga yapmaya müsait olanı falan da var. Satın almaya kalktığınızda bu işin ehlinden bilgi almanızı öneririm.
  • Board-a Çıkmak
Öncelikle board-u suya indiriyorsunuz. Küreğini enlemesine koyuyorsunuz. Önce bir diziniz, sonra diğer diziniz ile üzerinde diz üstü duruyorsunuz. Dengeyi sağlamak için öncelikle tahtanın ortasında durmanız gerekiyor.
  • Ayağa Kalkmak
Akrobasiye gerek yok merak etmeyin. Önce küreği board üzerine boylamasına yerleştirin. Diz üzerinde kürek çekme ile ısınabilirsiniz bu spora. Sonra yavaşça önce bir ayağın sonra diğerinin üzerine basarak ayağa kalkın. Yavaş ve öncelikle hafif eğik pozisyonda olursanız dengeyi sağlamak daha kolay olur. Tahtanın tam ortasında olmaya, ayak uçlarının tahtanın ucuna doğru bakmasına ve ayakların paralel olmasına dikkat edin.
  • Dik Pozisyona Geçmek
Homo sapiens - ilk insanlar gibi ayağa kalktığınızda dizlerinizi kürek çekmek için hafif bükün. Sırtınız, dengeyi sağlamak için dik olsun. Bacak ve karın kasları bu pozisyonda dengede kalmanız için birlikte çalışırlar. Küreği bir eliniz üst ucuna, diğeri ortasına gelecek şekilde tutun.
  • Küreği Kullanmak
Ayakta durabildiniz, tebrikler! Düz gitmek için küreği önünüzden suya daldırın ve ayaklarınızın yanından çıkarın. Üç kez soldan, üç kez sağdan kürek çekerseniz düz gidersiniz.
  • Yön Değiştirmek
Dönmek istediğiniz yönün aksi yönünde kürek çekerseniz dönmeye başlarsınız. Olduğunuz yerde dönmek içinse küreği suya daldırın ve geriye doğru çekin.
  • Güvenlik...
Suya açılmadan önce hava koşullarının uygun olmasına dikkat edin; akıntı ve rüzgarı göz önüne alın. Mümkünse can yeleği kullanın. Board-u ayağa bağlayan kordonlardan kullanırsanız suya düşünce board-u kaçırma korkunuz olmaz. Güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka kullanımından bahsetmeme gerek yok heralde?
  • Sonunda...
Başardınız... Eve gitmeden önce, tahtanın temiz olmasına dikkat edin. Şişme board ise, havasını boşaltmadan ve katlamadan önce tamamen kuru olduğuna emin olun.

Alaz ile ilk çıkışımız...

Bu sporun Türkiye'de de yapıldığını duydum. Başlangıç için göl güzel bir opsiyon olabilir. Zürih'e yaz mevsiminde yolunuz düşerse, hava da şansınıza sıcaksa, Zürih'İn en iyi SUP merkezinden deneme dersi alabilirsiniz. Linki; http://www.supswiss.ch/center-schule/booking

Kaynak: https://www.islesurfandsup.com/sup-101/sup-beginners-guide/

Devamını Oku »

Gezgin Anne'den Öğütler SunTimes Dergide

SunExpress Havayolları ile uçanlar! Temmuz ayında uçak içi dergisinde yeralan yazımı okumayı unutmayın lütfen...



SunExpress Havayollarının uçak içi dergisi SunTimes için “Çocuklarla Yaz Tatili” temalı bir içerik hazırlanmak istenmiş. Daha önce yazdığım gezi yazılarından dolayı da benim bu konuya oldukça hakim olduğumu düşündüklerinden, benden bir yazı hazırlamamı istediler.

'Çocuklarla Yaz Tatili' teması başıma gelenlerden ve geleceklerden ötürü gerçek öneriler içermekte. Uçağa binemeseniz de bu linkten okuyabilirsiniz...

'Çocuklarla tatile çıkmak zevkli; ama ön planlama gerektirdiğinden en başından yorucu görünür. Tatili kolaylaştıracak noktalara dikkat ederseniz stresi az, neşesi bol bir tatil anınız olur.'

Diye başlayan yazım, İngilizce ve Almanca olarak da okuyucuların ilgisine açık. Umarım beğenirsiniz ve işinize yarayacak öneriler bulabilirsiniz.






Devamını Oku »

Sen Nereye İstersen!


Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız, yılın her ayında bir yerlere gidip gezebilmeniz; konaklamanız ve tatil yapabilmeniz mümkündür. Gezgin insanlar için aylar değil günler bile tatil yapmaları için fark etmezken, gezmek isteyen insanlar için neden fark etsin? Şartların her zaman uygun olmadığı ve olmayacağı konusunda hemfikir olsak da, insanın şartlarını kendinin yaratmasından yana olan düşüncem hiç değişmeyecek.

Bu yıl gezmek istediğim birkaç yer vardı ve bunlar için kesinlikle uçak kullanmak istiyordum. Haliyle uçak bileti için de oldukça fazla araştırmalar yaptım. Bunun dışında kampanyaları da sürekli takip ediyordum. Amacım, gerçekten ucuz rakamlarla küçük ama güzel bir tur yapabilmekti. Yurtdışı planlarımı da bu yılki mükemmel tatilimden sonra hemen seneye erteledim. Yani artık tatil isteğimi ertelemek yerine, sıraya koydum desem daha doğru olacaktır. İlk olarak tatil rotam için planladığım ve gitmeyi çok istediğim bir yeri listenin başına koydum; Ankara.

“Orada gezilecek fazla yer yok ki.” Dediğinizi duyar gibiyim. Ama bence gezilecek yer sayısı makuldü. Gezmeye elbette ki Anıtkabir’den başlayacaktım. Sonrasında ise, Gordion Müzesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ile gezime devam edecektim. Milli duygularımın kabardığı bir gezi olduğunu söyleyebilirim ve kesinlikle herkesin buraları görmesi gerektiğine inandığımı da belirtmeliyim.

Tatilde Ankara’ya gelenler muhakkak kuş bahçelerini ve milli parkları da ziyaret etmelidir. Ankara’ya gelmek için en güzel zaman ise bence Eylül zamanları…

Kalacak yer için de muhakkak önceden ayarlamalar yapmalısınız ve kalacağınız yerin müşteri yorumlarını da okumalısınız. Benim tavsiyem, sizden sonra gelip kalacaklar için sizin de yorumlarınızı internet sitelerine yazmanız şeklinde olacaktır.

Ben daha geleneksel bir hava yakalamak için seçimimi “Paşa Konağı Beypazarı” olarak bilinen pansiyondan yana kullandım ve gerçekten memnun kaldım. Geleneksel ve biraz da tarihi bir ortam solumak isterseniz, internetten pansiyonun fotoğraflarını inceleyebilirsiniz.

Esas mesele uçak biletleri hakkında oldu. Gerçekten araştırırken kafam çok karıştı ve karar vermekte de epey zorlandım. Ta ki bir havayolu şirketinin gerçekten çok ekonomik olduğunu fark edene kadar; Anadolujet.

Ben Bursa’da yaşadığım için ve Ankara’ya yolculuk yapmak istediğim için seçimlerimin hep daha ucuz sonuçlar vermesini bekliyordum. Bu nedenle de çoğunlukla hüsrana uğruyordum. Anadolujet ile Bursa’dan Ankara’ya tam 39,99 TL’ye uçtum. Otobüs fiyatları neredeyse iki katıyken ben hem zamandan tasarruf ettim hem de uçakla uçmanın keyfine vardım. Bu kampanyaya sizde dahil olabilirsiniz. Sadece Anadolujet’in internet sitesini ya da çalışma ofislerini ziyaret etmeniz yeterli olacak. Ayrıca, kampanya Ocak ayında başlamış ve Aralık ayına kadar da devam edecekmiş. Bahsettiğim kampanya da internet sitesinde yer alıyor. Size ise sadece gitmek istediğiniz yerleri belirlemek ve tatilinizin keyfini çıkarmak kalıyor!

Not: Sponsor link içeren misafir yazıdır. 
Devamını Oku »

Çocuklar için Taşınabilir Seyahat Lazımlığı



Beliz'e tuvalet eğitimi vermek için hiç acele etmedim. Nedeni, dışarıdayken kızların işinin daha zor olmasıydı...

Doğruya doğru... Alaz için tek gerekli şey, su şişesi. Yanımda hiç birşey olmasa da su satın alır, suyu döker - içer, içine de çişi rahatlıkla yaptırabilirim. Kızlarınki daha meşakkatli...

Geçenlerde kız kardeşim Türkiye'den geldi, gelirken de kızı için yanında bir tuvalet aparatı getirmiş. Adı, seyahatler için taşınabilir pisuvar diye geçiyor. Hem kız hem de erkek çocuklar için kullanılabiliyor.

İsviçre'de gezerken yanımıza aldık birkaç gün; ama burada sıklıkla umumi tuvaletler bulunduğundan ve genellikle de temiz olduğundan kullanmaya gerek duymadık.

Kızkardeşim giderken bu taşınabilir lazımlığı bana bıraktı; onda diğer çeşidi de varmış. Ben de araba ile çıktığımız bir gün yanıma aldım. Gittiğimiz park yakınında tuvalet yoktu. Normalde kucaklar, bir ağaç altına, çalı kenarına yaptırırım tabii erkek çocuktan alışkanlık :-) Burada da öyle yapan aileler gördüm; çok yadırganmıyor yani ne yapacak minicik çocuk öyle değil mi? Yeşil alan, park, bahçe de yağmur da bol nasıl olsa...

Seyahat lazımlığı yanımda olduğundan, bu kez Beliz'e 'Bunun içine yapmak ister misin?' diye sordum. Normalde dışarıdaki tuvaletler evdekinden biraz farklı ise itiraz eder girmemek için. Bu sebeple bu alete çiş yaparım dediği zaman şaşırdım. Taytını indirip bir güzel yerleştirdik, sonra da yaptı içine gerçekten. Ne kolaylık! Sevinçten ağlayacağım. Çünkü benim kızın çişi en olmadık yerlerde gelir; otobüste, trende falan. Neyse bizimki evde temizlerken bu aleti, tekrar bunun içine yapacağım falan demeye başladı. 'Yok, olmaz evde tuvalete, gezmekte buraya' dedim. Yoksa biliyorum işin suyu çıkacak...

Türkiye'de yeşil alan bulmak da, umumi temiz tuvalet bulmak da zor. Hatta bu taşınabilir lazımlık bu yaz plaja götürülecekler listemde olacak, kesin bilgi! Instagram'da videosunu paylaşınca da epey soru geldi; hemen yazıyorum.

Alındığı yer, Aliexpress. Fiyatı çok uygun; ama teslimat biraz uzun sürüyor. İki çeşidi var; benim kullandığım şu uzayıp kısalabilen körüklü cins:



İnternet adresi: bu linkte.  Ayrıca Amazon'da da satılıyor ve teslim süresi çok daha kısa. Seyahat ederken tuvalet eğitimine ara vermenize gerek yok.

Kızlar ve erkekler için uygun...

Kızlar ve erkekler için olanın Amazon linki burada

Sadece erkekler için olanın Amazon linki de şurada.


Erkekler için
İtiraf edeyim çok sevimliler... Eminim Beliz eline geçirse bunlarla yatmak bile isteyecektir :-)


Devamını Oku »

İzmir; Alsancak ve Kordon...



İzmir

İzmir’de gözlerimi açtım dünyaya. Bu sebeple her zaman doğuştan itibaren kendimi şanslı hissetmişimdir. Doğduğum gün ise, Türkiye’nin diğer büyük şehirleri İstanbul ve Ankara kana bulanmış politik sebeplerden ötürü. Bu da içimde bir hüzün doğum günümü kutlarken.

İlk senem Karataş’ın yokuşlu sokaklarında bir apartman dairesinde geçmiş. Sonra Göztepe’de yaşamışız pek hatırlamıyorum o zamanı. İlkokul ikinci sınıfa dek Balçova’daydık. Balçova Lisesi’nin karşısındaki sokakta. İki yüksek apartman aradaki dar sokağı gölgelerdi ve biz sabahtan akşama dek o sokakta oynardık. Bir de baharda, her apartman sakini bir kova su çıkarırdı evinden tüm sokağı köpüklü sularla yıkarlardı. Biz çocuklara şenlikti. Hala yaparlar mı acaba?

İlkokul ikinci sınıfın ikinci sömestresinde bu kez denize yakın, düz sokaklarına taşındık Karataş’ın. Üniversite için İstanbul’a gidene dek, 17.5 yaşıma dek o sokakta yaşadık.

Alsancak

Ailecek çok sık olmasa da giderdik Alsancak’a. İzmir’in en zenginleri orada yaşardı, körfez manzaralı apartman dairelerinde. Gün batımı güzel olurdu; ama biz çocukken en çok Efes Pastanesi’nin dondurması Sunday yemeyi ve İzmir Fuarı’na gitmeyi severdik kardeşimle. Babam Amerikan Pazarı’nda turlamayı, annem alışveriş yapmayı tercih ederdi. O sırada biz ne yapardık hatırlamıyorum. Sıkılırdık belki?

Fen Liselerine hazırlık için beni Alsancak Tren Garı’na yakın bir dershaneye yazdırdılar. O hafta sonlarından nefret ederdim. Herkes, kızkardeşim dahil, ailesiyle gezerken ben bir sınıfta tüm hafta sonumu geçirirdim. Hiç sevmedim orayı. Zorla gittim. Okulda takdir belgesi alırken, dershanenin en kötü öğrencilerindendim. Hafta sonları bir de askerler izne çıkarlardı. Yalnızsan kesin laf atarlardı. Belki bu sebeple de sevmezdim Pazar günleri dersaneye gitmeyi.

Lise dönemlerinde Fil Pizza’yı keşfettim, arkadaşlarımla ve annemle giderdik. Ardından alışveriş yapardık mağazalardan. Loft açıldı diye para biriktirdiğimi hatırlarım. Sonra Sevinç Pastanesi ve Kıbrıs Şehitleri’nde turlamak önemliydi. McDonalds ve Burger King de açıldı hatta o aralar. Fakat iş yapamadığı için kapanmıştı diye biliyorum.

İzmir’in sıcaklarının bizi bunaltmadığı yaşlardı o zamanlar… Her mezuniyet yemeğinin Efes Oteli’nde yağıldığı zamanlar.

İzmir, Alsancak Mask Müzesi
Sonra araya başka şehirler girdi, başka yerler. Ailemiz İzmir dışında, sakin yerlere taşındı biz üniversiteye gittikten sonra. Fakat, güzel tesadüf ki koskoca İstanbul’da bir sene iş arayıp da gönlüme göre bulamadıktan sonra İzmir’de buldum ilk işimi. Ofis de Alsancak’taydı ilk zamanlar. Sonra belediyeye yakın olsun diye, Saat Kulesi’nin çaprazında bir binaya taşındı Konak’ta. Babamın yıllar önce çalıştığı binada ben çalışıyordum. Sabahları babaannemin Karataş’taki evinden yürüyerek işe gidiyordum. Tıpkı babamın biz çocukken Karataş’ta otururken işine gittiği gibi. Eve dönerken, onun gibi, çingenelerden nergis çiçekleri aldığım da oluyordu. Sabahları bazen boyoz, bazen kumru genelde gevrek alıyordum iş yerindeki ilk çayın yanına.

Sonraki sene İstanbul’da iş buldum ve kopamadığım İzmir’den kopamadığım İstanbul’a geri döndüm. Ondan sonra birkaç yılda bir uğradığım bir şehir oldu İzmir; ama hala kalbimin en güzel yerinde durur. Sıcakları artık bunaltır; ama Lodos, İmbat esti mi dayanılır ki genelde de eser zaten.

Geçen yaz bu zamanlar; annem, kızkardeşim ve çocuklar ev tuttuk Alsancak’ta. Airbnb’den. Annem önce ‘Hiç İzmir’de ev tutulur mu? O evler ne amaçlı kullanılıyor, cıkcıkcık' dese de sonunda gördü ve anladı. Kadın haklı, 20 sene önce belki o evler başka amaçla kullanılırdı...

Kordon

İzmir’de o birkaç gün boyunca ne yaptık biliyor musunuz? Yedik, içtik ve sevdiklerimizi gördük. Kordon boyunca dizili kafelere girdik. Gün batımında bira içtik, yanına ikram çerez geldi hep.
Efes ve Sevinç pastanelerine uğradık. Gece annemi ve çocukları yatırıp, müzik seslerine kapılıp abla-kardeş birkaç adım ötedeki eski Rum evlerinden oluşan barlar sokağına kaçtık.

Bir de akşamları çocukları Kordon sahiline yapılmış kocaman çocuk parkına götürdük. Bizim Alaz coşuyordu; ‘Anne herkes Türkçe konuşuyor, hava karanlık ve çocukların hepsi parkta’ diye şaşıyordu her akşam. ‘Evet, yavrum Türk çocukları akşamları ortaya çıkarlar’ diyordum. N’apsın çocuklar güneşin altında kaydıraktan kayıcam, salıncağa binicem diye etleri mi kavrulsun?

Her hakkı bana ait! Bir de babasına...
Biz de çocukken yaz tatili geldi mi annem öğlenleri zorla yatırırdı. O uyuyakalınca kardeşimle ben gizli gizli, sessizce kalkar televizyonu açardık. Belki duyardı da ses etmezdi; çünkü anne olunca anladım. Keşke benimkiler de kendilerine televizyon açmayı öğrenseler diyorum bazen. Akşamları da hava kararana dek sokakta oynardık, çocuk parkına ihtiyaç bile duymazdık. Yoktu da zaten. Bir de sahile giderdik, Karataş Lisesi’nin ardındaki. Orada sözde yürüyüş yapar, bazen olta ile balık tutar, oturur çiğdem çitler ya da koştururduk gece yarılarına dek!

İzmir Kordon çocuk oyun parkı

İzmir Kordon çocuk oyun parkı
Park müdavimleri

Alsancak Kordon

Velhasıl kelam, benim İzmir’im böyle güzeldi. Umarım her çocuğun böyle güzel şehirleri olur özlemle anacağı...

Çocuklar uyurkene...

Devamını Oku »

Tatil Cenneti Antalya


Antalya tatil denilince akla ilk gelen yerlerden biri. Yerli ve yabancı turist açısından baktığımızda ülkemizde en çok tercih edilen şehrimiz Antalya. Doğal güzellikleri, turkuaz denizi, tarihi değerleri, koyları, plajları her özelliği ile insanı kendine çekiyor. Akdeniz’in en güzel şehrinde tatil yapmak herkesin planlarında yer alıyor. Lara, Kemer, Belek, Side, Manavgat, Kalkan, Kaş, Kumluca, Finike, Kekova gibi beldeleri muhteşem güzellikler barındırıyor. Milattan önce 133’lere dayanan tarihi ile görülmeye değer birçok tarihi zenginlikleri içerisinde barındırıyor. Hadrianus Kapısı, Kesik Minare, Kaleiçi, Yivli Minare ve Eski Antalya Evleri ile Termessos Antik Kenti bu değerlerin başında geliyor.

Deniz severler için Konyaaltı Plajı, Lara Plajı, Karpuzkaldıran Plajı ve Topçam Plajları şehir merkezindeki plajlardan. Alanya’daki Kundu, Kleopatra Plajı, Ulaş Plajı, Manavgat’ta Sorgun plajı, Kaş’ta Patara Kumsalı en çok bilinen plajlarından. Denizde değil de havuzda serinlemek isteyenlerin tercih edebileceği çok lüks, çok konforlu oteller de bulunuyor. Antalya’daki oteller sayesinde harika bir tatil geçirmek mümkün. En güzel Antalya otellerine ulaşmak, en güzel tatili geçirmek için Antalya otel fiyatlarını inceleyin. Antalya’nın her ilçesinde tatil yapmak mümkün. 

Ets Tur ile istediğimiz beldesinden otelimizi seçerek bu muhteşem doğada dinlenebilir, güneşin ve denizin tadını çıkarabiliriz. En uygun fiyatlarla harika otellerde kalma fırsatı veren https://www.etstur.com/ istemediğimiz kadar çok seçenek sunuyor. Doğal güzelliklerine hayran kalacağınız birçok değer için bile insanlar Antalya’ya geliyor. Düden, Kurşunlu ve Manavgat şelaleleri, Karain Mağarası, Karaalioğlu Parkı, Fransız Batığı, falezler, Sıçan Adası bu doğal güzellikler arasında. Kiralık teknelerle Akdeniz’i gezilebilir. Heyecan arayanlar ise Köprülü Kanyon’daki Köprüçay’da rafting yapabilir.

Antalya’da büyük alışveriş merkezleri ayrıca butik ve mağazalar da oldukça fazla. Hediyelik eşya, tekstil ürünleri, yerel ürünler turistik amaçlı gelenlerin tercihleri. Alışveriş yapmak isteyenlere Kaleiçi daha çok hitap ediyor. Eğlenmek isteyenler için de alternatif çok. Konaklama yapılan otelin eğlencesi dışında gece kulüpleri, canlı müzik yapan yerler oldukça fazla. Kışların ılıman geçtiği Antalya’da Toroslar'ın zirvesinde Saklıkent Kayak Merkezi de bulunuyor. Bu merkez Bakırlıdağı kuzey yamacına kurulmuş 500 dağ evi ve kayak tesislerinden oluşuyor.

Not: Sponsor link içeren misafir yazıdır. 
Devamını Oku »

Rothaus Bira Üretim Tesisleri ve Bira Müzesi


Black Forest (Schwarzwald - Kara Oramanlar) diye bilinen bölgede, Rothaus bira üretim tesisisinde; bira müzesi, depolama üniteleri, satış merkezi, restoran ve kafenin yanı sıra kocaman çocuk oyun parkları da var.



Geçen sonbahar gittiğimiz Kara Ormanlar gezimizde son yarım günü ayırabilmiştik bu meşhur biralara. Grafenhausen, Almanya'da bulunan bu tesisler, oteli, restoranı ile konaklamak için de ideal. Normal bir şehrin çocuk parkında bile göremeyeceğimiz farklı oyun alanları ile geniş alana yayılmış çocuk oyun parkını görünce şaşırmıştık.

Rothaus, çocuk oyun alanı

Önce bira müzesini gezdik, sonra da çocukları parka götürdük. Mecburen. Sonra bira satış biriminde bira tadımı yapıp, sınırdan geçirebildiğimiz kadar da satın aldık. Sonra birer değişik bira açıp başka bir çocuk oyun alanında oturup bizimkilerin oyunlarını izledik.

O anki bir saat, herkesin mutlu ve memnun olduğu anlardandı.

Ardından da restoranda müthiş geleneksel bir atmosfer ve Alman yemek kültüründen örnekler bulduk. Çocuklar verilen oyun kağıtları ve boylar ile çok mutluydu... Biz de yemekten memnun kaldık. Ta ki ayrılık vakti gelene dek!

Rothaus, restoran

Bira Müzesi:

Müzede normalde farklı dillerde turlar düzenleniyormuş. Tabii biz geç gittiğimizden kendimiz dolaşmak zorunda kaldık; ama çok zor olmadı. Giriş ücreti 5 Euro; sanıyorum bir bira da ücrete dahil...

Rothaus, biralar...

Dönüş yolunda, yemek ardından hava da karardığından, hafif bir müzik eşliğinde Kara Ormanlar arasında dolunay önümüzde, Almanya'dan İsviçre'ye geçtik. O kadar litre hesabı yapmıştık; ama şansımıza sınırdan geçerken kimse birşey sormadı bize. Beliz çabucak uyudu, Alaz da İsviçre'ye geçince uyuyakaldı.

Rothaus, bira üretim alanı

Gezinin diğer durakları ve bilgileri için bu linklere bakabilirsiniz:

Schwarzwald - Kara Orman, Freiburg Gezisi

Devamını Oku »

Tatil İçin En Ucuz Seyahati Seçin


Tatil rotanızı belirlediyseniz eğer geriye kalan tek şey o günün gelmesini beklemek olmalı. Tatil için bir başka önemli husus ise elbette belirlenen rotaya gitmek için ulaşım aracını seçmek. Bunun için son yıllarda en çok tercih edilen yol ise hava taşımacılığı. Kısa zamanda istenilen yere varmanın yanı sıra erken bir tarihte alındığında çok uygun fiyatlara bulunabilen uçak biletleri için artık yepyeni bir kolaylık sağlanmış durumda. 

Siz sadece gitmek istediğiniz yeri seçiyorsunuz ve gerisini ucuzabilet hallediyor. Tüm rotalardaki en uygun bilet fiyatları ile sizlere hizmet sunan bu muhteşem site ile fazladan cebinize kalan ve ödemek zorunda olmadığınız bilet fiyatları ile belki de tatilinizi biraz daha uzatmanız mümkün olabilir.

İster yurt içi ister yurt dışı seyahatlerinizde rahatlıkla ve güvenle tercih edebileceğiniz ucuzabilet sayfalarına buradan ulaşarak biletinizi temin edebilirsiniz. Bir yerden başka bir yere varmak için daha pahalı yolu seçmeden düşündüğünüzden çok daha uygun fiyatlar ile seyahat ettiğinizde kendinizi tatilin başladığını düşünecek kadar rahatlamış hissetmeniz de oldukça olası.

Sadece tek bir hava yoluna değil birçok hava yoluna ulaşabileceğiniz bu sayfada hem tatil amaçlı hem de iş amaçlı seyahatleriniz için bilet temin edebilir, internet üzerinden bilet alırken yaşadığınız tedirginlikleri burada tamamen unutabilirsiniz. İç hat ve dış hat seferlerinde promosyonları yakalamaya özen göstererek kredi kartına taksit seçeneği ile biletinize sahip olabilirsiniz.

Tüm hava yollarına ait en ucuz uçak biletlerini bulabileceğiniz bu sayfada size düşen tek şey rotanızı belirlemek. Bırakın geri kalan her şeyi ucuzabilet.com sizin için halletsin. Size ise sadece güvenli bir uçuşun ve muhteşem bir seyahatin anılarını yaşamak kalsın. Vakit kaybetmeden hemen ucuzabilet.com adresine girerek biletinizi alın. Bir sonraki tatil planınız için yeriniz hazır olsun. Promosyonlu fiyatlar ile karşılaştığınızda daha önce verdiğiniz bilet fiyatları için üzülebilirsiniz. Tatiliniz ya da iş seyahatiniz için seçeceğiniz biletleriniz ile seyahatin keyfini sürmeye hazırsanız şimdiden çıktığınız tüm yolculuklarınızda size eşik etmesini isteyeceğiniz yol arkadaşınızı seçtiniz demektir.

Not: Sponsor link içeren misafir yazıdır. 
Devamını Oku »

Bu Yaz Tatile Çıkmadan Bilmen Gerekenler!

Bu yaz bir değişiklik yapalım mı? Buraya yazıyorum bu kez yapacağım... Siz de tatile çıkmadan evvel şu 20 maddeyi okuyun ve uygulamaya çalışın...



  1. Az eşya ile tatile çık. Tatildeki en sinir bozucu şey ağırlık taşımaktır. Hem de 30 küsür derece sıcaklarda. Yazın değerini bilip az giysi ile yola çıkın; yıkamak kolay, kurutmak kolay...
  2. Deneyimlere ‘Evet’ de! 2016 yazını unutulmaz yapmak için tekliflere açık ol. Tüplü dalış, rüzgar sörfü veya safari teklifi mi atıldı ortaya? Hemen atla! Korkunç gelse de sonunda pişman olmayacağın hatta çocuklarına anlatacağın güzel bir anın olur.
  3. İçgüdülerine güven! Bir şeyin güvenli olmadığını düşünüyorsan dikkatli ol. Bu dağdaki çeşmeden akan su da olabilir, yeni tanıştığın biri de, restoranda önüne konulan yemek de!
  4. Para birimi çevirme uygulaması yükle. Yurt dışı tatillerinde çok fazla harcama yapmamak adına kullanışlı olur. Hesabını kitabını bilmeyenler için özellikle...
  5. Yeni keşifler için İnstagram’ı kullan. Gideceğin yeri belirledikten sonra İnstagram’da araştır, gidenlerin önerilerine dair notlar al. Aylar öncesinden okumaya başlamak en iyisi. Hatta yaşı büyük çocuklara da bu konuda görev ver, seyahat için heyecanlansınlar...
  6. Fotoğraf çek! Eve dönünce güzel anılara göz atmak için veya İnstagram’a yükleyip başkalarının aklını çelmek için bol bol fotoğraf çek. Çocuklar için harika bir hatırlama aracı.
  7. En güzel anları gözünle yakala! Fotoğraf çek; ama gözlerin de o güzellikleri yerinde görsün.
  8. Günlük tut! İlginç anları, muhteşem manzaraları ve insanları not al. 10 sene sonra unuttuğunda, o sayfaları açıp detayları çocuklarına okumak, o gezinin neden özel olduğunu gösterecektir.
  9. Seyahat sigortası yaptır! Ne zaman ne olacağı belli olmaz. Özellikle çocukla yolculuk yaparken aile seyahat sigortası yaptırmak şart.
  10. Seyahate çıkmadan liste yap! Birşeyler unutma riskini azaltır, bavul hazırlama zamanını kısaltır. Örnek liste için buraya tıkla.
  11. Oralılarla konuş. Otele kapanıp kalma, tura bağımlı gezme. Bir şehri keşfetmenin en önemli ayrıntıları lokallerden alacağın bilgilerde. Nesi meşhur, ne görülmeli, ne yapılmalı onlara sor.
  12. Önemli dökümanları bir yerde tut! Pasaportlar, rezervasyonlar, uçak biletleri, önemli evraklar için özel bir cebin olsun. Çocukların ulaşamayacağı, kurcalanma ve ıslanma riski olmayan bir yer olmasına da dikkat et.
  13. Güzelce uyu ve dinlen! Seyahat etmek oldukça yorucu olabilir. Özellikle çocuklar ve saat farkı olan destinasyonlar yolculuğu zorlar. Önceki gece erken yatmayı ve uykunu güzelce almayı unutma. Heyecandan uykusu kaçanlara ılık süt içir.
  14. Pasaport ve bavul fotoğrafı çek! Pasaport kopyaları ve bavulun fotoğrafı, yolculuk sırasında kaybolma ihtimaline karşı hazırda bulunsun. Havayolu şirketleri, detaylı resim sayesinde kayıp bagajı daha hızlı bulur.
  15. Bankanı bilgilendir! Yurt dışı harcamalarını banka ve kredi kartı ile yapacaksan önceden bankana haber ver. Farklı bölgeden harcama var diye hesabını bloklamasın.
  16. Islak mendil taşı! Çocuklar büyümüş de olsa, ıslak mendil veya elleri sterilize eden bir jel, sabun ve su bulunmadığı durumlarda kullanışlı olur.
  17. Boş su şişesi taşı! Gideceğin yerde çeşme suyu içiliyorsa, her defasında satın almamak için suyunu doldur ve taşı. Aç kal, susuz kalma!
  18. Offline haritalar yükle! Şehirde kaybolmadan gezmek için önceden planlama yapmanın avantajı offline haritalar yardımıyla yol bulmak. Gerek yürüyerek gerekse arabada yol bulmak için oldukça kullanışlı. Bakınız GoogleTrips offline haritalar ve öneriler sunuyor.
  19. Sağlıklı atıştırmalık yüklen! Uçakta, havaalanında, arabada, yolda, şehirde gezinirken atıştırmak için sağlıklı ve enerji veren birşeyler bulunsun yanında; hem büyükler hem de çocuklar için. Market gördün mü bunları depola.
  20. Diş fırçası ve diş macunu getir! Kendine güvenin en önemli noktası ağız ve dişler! Uzun uçak yolculuklarında tazelenmek için dişleri fırçalamayı unutma. Fotoğraflarda gülümsemeyi de!


Haydi size iyi tatiller...

NOT: Beğendiyseniz bu listemi lütfen paylaşın...

Devamını Oku »

Legoland Günzburg - Almanya


Lego'yu çok seven oğlum olsa da, bazen legolardan evde oturacak yer kalmıyor olsa da, kazancımızın belli bir yüzdesi Lego için harcanmış olsa da son 5 yıldır; Legoland'e gitmek hep ileriye ertelediğim bir olaydı nedense.

Gidince de aslında ne kadar da doğru düşünmüşüm, dedim orası ayrı...

Londra seyahatimiz gecikmeler ve havaalanı kapanış saati dolayısıyla iptal olunca; bu duruma çok üzülen Alaz için 'Ne yapabiliriz?' dedik ve sabahın çok erken saatinde, Legoland'deki son kalınacak yeri ayırttık. Büyük ihtimalle son anda iptal edilen birinin yerini aldık. Çünkü o hafta sonu tüm Avrupa'da tatildi.

Legoland Günzburg, Almanya'nın güneyinde Münih ve Stuttgart şehirleri arasında kalıyor. Zürih'ten 3 saatlik araba yolculuğu yapmamız gerekiyordu. Bu sebeple konaklama olayını seçtik. Bu şekilde bilet aldığımızda; 2 gün giriş ücreti de dahil oluyordu fiyata. Zaten bir gün yetmezmiş, hatta aynı gün gidip - dönmek imkansız gibi! Bizim için en azından.

Miniland futbol stadyumu, Allianz Arena, aslına uygun ve dünyadaki en büyük lego dizaynı

Konaklamak için de tek opsiyon, son kalan yer, çadır alanı idi. En son Galler'de Snowdonia'da anne olmadan önce kaldığım çadır! Çocukların ikisi ile ilk kez çadırda konaklama... Heyecan yaptık!

Neyse çadır, kamp olayına burada girmeden Legoland'den bahsedeceğim...

Miniland Hamburg

Çocukken de büyükken de gidilip eğlenilebilecek yerlerden biri. Çok büyük bir kompleks; ama gerek konaklama alanı, gerek temalara ayrılmış oyun alanları ve otoparkları ve girişi ile son derece organizeydi bence. Tam doluluk olmasına rağmen aslında çok kalabalık gelmedi bize; yemek kuyrukları hariç. Yeterince restoran, büfe yoktu ya da çok sıra vardı. Yemek için en az 30 dakika bekledik büfeler önünde...

Tabii bu park içi restoranlar, konaklama alanındakiler çok farklı hatta 2016-17 TripAdvisor ödüllü!

Miniland şehirleri

Bazı bölümlerde sıra uzun olmasa da, örneğin Piramitler'de ve Observation Tower'da hemen bindik neredeyse, genelde oyuncaklara binmek için de tabii ki bekledik; ama o süre bir şekilde geçiyor. Çocuklar çok sorun çıkarmadılar bu bekleme anında.

İkinci gün için 'Express pass' satın almıştık. En ekonomiğiydi; ama çok memnun kaldım ben. Sıra beklemeden, önceden yer ayırtarak oyuncaklara hemen binebildik; ama her Lunapark oyuncağında ya da aletinde geçmiyor bu express kartlar. Örneğin en favori yerlerden biri Akvaryum...

İlk gün öğleden sonra 'su altı dünyası' bölümüne gittiğimizde önünde upuzun bir sıra vardı. Beklemedik. Bir saat sürerdi en azından. Ertesi günü aldığımız express kartta da geçerliliği yoktu; ama sabah 10 gibi orada olduğumuzdan hiç sıra beklemedik. Yani zamanlama da önemli... Özellikle açıldığı an orada olursanız birçok favori oyuncağa sıra beklemeden binmek mümkün.

Akvaryum

Dedim ya acelem yoktu hiç Legoland'e gidelim diye. Gerçekten de çoğu oyuncağa Alaz binmek istemedi, korktu ya da çekindi. Çocuğuna göre değişir tabii bu durum; ama bizim neredeyse 6 yaşındaki oğlumuz pek maceraperest çıkmadı.

Ayrıca yetişkinlerin zevk alacağı oyuncaklarda minimum 110cm boy kriterini tutturmanız gerekir. Beliz bizimle birçok şeye binse de, tek başına hiç bir şeye binemedi örneğin. Tabii biz de Beliz sebebiyle birçok oyuncaktan mahrum kaldık veya tek tek dönüşümlü bindik. Çaresi yok değil; ama daha uzun beklemek gerekti.

Lego Duplo Safari

Alaz, hali ile en çok yeni açılan Ninjago bölümünü beğendi. 4D Ninjago oyunu ve gözlükler ile en eğlenceli bölümlerden biri. Her iki gün de oraya gittik zaten. En güzel dizayn edilen bölüm de orası. Yetişkinler sırada beklerken çocuklar legolar ile oynayabiliyorlardı. Bahçe kısmında da lego oyun alanları ile kaya tırmanışı için duvarlar da bulunuyordu.

Yetişkin olarak da en çok Flying Dragon'u beğendim; uçtum resmen... Sevgili kocam ile sıra ile bindiğimiz bir oyuncaktı. Alaz binmekten çekindiği için birçok bana göre güzel aleti, deneyimleyemedik. Bir kısmına da ben yalnız bindim. Evet itiraf edeyim bayılırım bu lunapark oyuncaklarına İzmir Fuarı'ndan kalma alışkanlık olsa gerek :-)

Miniland Venedik

Şehirlerin minyatürlerinin sergilendiği 'Miniland' bizi en çok büyüleyen bölümdü sanıyorum. Kuleler, Star Wars'taki gemilerin gerçek otlar arasında saklanması ve hareket etmeleri çok muhteşemdi. Ben yaşındakiler için bile...

Çocuk oyun parklarına vakit kalmadı

Legoland zaten A'dan Z'ye çocuk oyalayıcı oyuncaklar ile dolu; bir de içinde hemen her temaya uygun kocaman çocuk parkları var. Hepsinde oynayacak vaktimiz yoktu ne yazık. Tabii lego mağazalarını da unutmamak gerek. Her tema oyuncağın yanında ufak bir dükkan, ara ara da büyük lego mağazaları bulunuyor. Bazı ürünlerde indirim olsa da genelde 'daha ucuz' değildi fiyatlar.

Legolar her yerde...

Sık sık tuvaletler var ve en güzeli de geniş aile tuvaletlerinin bulunması. Hatta bebek bez değiştirme üniteleri yanında ücretsiz ıslak mendil paketleri de bulunuyor. Ayrıca tuvaletlerin girişlerinde içme suyu doldurmak için çeşmeler de var. Biz gittiğimizde hava sıcaktı ve her türlü su çok hoşumuza gitti.

Korsan Lego

Öneri isterseniz, en küçük çocuk 110 cm boyunu geçsin gittiğinizde. Bir de mutlaka bir gece konaklayın; ister otelde ister kamp alanında... Çok güzel bir deneyim; hatta Legoland'in kendisinden bile daha güzeldi. Akşam gidilecek Lego restoranı var; kamp yakınında kocaman bir oyun parkı var. Yapay göl var. Plaj var ve hatta yer bulursanız Kale'de konaklama bile var. Bu konaklama bölümünü ayrıca yazacağım...

İlk olarak alanı gezdiren Lego trene binerek nerede, ne var öğrenebilirsiniz.

Star Wars, Miniland
İlk günün 14:00'dan sonrasını, ikinci günün de 15:30'a dek kısmını parkta geçirdik. Fakat her oyuncağa binemedik, hatta zaman yetmeyince birkaç noktaya gidemedik. Fakat bazı oyuncaklara iki gün de bindik! Açıkçası çocuklarla çok da koşturmak istemedik; oturup lego oynadılar örneğin. Lego atölyesine katıldı Alaz.


Ninjago Beliz!

Bu son resimde görüldüğü üzere, abiniz varsa 2 yaşında bile olsanız Ninjago hayranı olabilme ihtimali varmış. Benim gibi kağıt bebeklerle ve kız kardeş ile kız kuzenlerle büyüyenlerin farkı.
Devamını Oku »