Çocuklar Kaybolmasın!

Geçen gün bir yaz partisine gittik ailecek. Girişte elimize kağıttan birer bileklik verdiler üzerine telefon numaralarımızı ve çocukların adını yazmak için. Sonra onu ucundaki yapışkanla tutturup çocukların kollarına geçirdik.



Beliz'inkini özellikle dirsek üzerinden bağladım çıkarmasın veya yırtmasın diye. Eve dönene dek üzerinde kaldı...

Bileklikler çok kullanışlı olsa da böyle durumlarda, yine de güvenemiyorum. Çocuk bu, çıkarır, atar, bir yerde bırakır...

Facebook sayfalarında rekor paylaşıma ulaşmış bir not gördüm. Amerika, Kaliforniya Eyaleti'ndeki polislerin ailelere uyarılarından biri.

'Eğer çocuklarınızla kalabalık bir ortama girecekseniz, kollarına telefon numarasını yazıp üzerini sıvı, saydam bir cilayla kaplayın.' 



Kalabalık ortama gireceğiniz gün, telefonunuzla çocukların fotoğraflarını çekin. Böylece o gün giydiği kıyafetler, saçının şekli hatırınızda olur ve kaybolma ihtimaline karşı polislere vereceğiniz en güncel fotoğraf elinizde bulunur.

En iyisi haftaya Zürih festivalinde bunu yapmalı. Çocuklara da bizi kaybetmeleri halinde kollarını göstermelerini tembihlemeli. Deneyelim bakalım...

Havaalanları için de çok faydalı bir öneri bu. İki çocukla tek başıma olmak bazen birine bakarken diğerini gözden kaçırmama sebep oluyor. Özellikle Beliz'in 1.5 yaşındaki sınır tanımazlığı ve söz dinleyecek, laf anlayacak durumda henüz bulunmaması yola çıkmadan önce kollarına not yazmamı gerektirecek artık.

Tabii ki bu düşünceyi aklımın ucundan bile geçirmek istemem; ama söz konusu çocuklarımız olunca her ihtimali düşünerek önlem almakta fayda var. Özellikle sıcak yaz günlerinde uzakta gördükleri bir su birikintisi veya dondurmacı dikkatlerini çelebilir. Ne demiş İngilizler, 'Better safe than sorry' yani 'Üzüleceğine, önlem al'...

Aslında en güzeli doğumda içlerine çip yerleştirmek olurdu da, henüz o teknolojiye erişemedik!

Hatta hafıza kaybı yaşayan yaşlılar için de bu uygulama yapılır bence. O yaşlara gelince ben de en yakınlarımın telefon numaralarını dövme yaptırmayı düşünüyorum :)

Not: Yazımı beğendiyseniz veya başkalarının işine yarayacağını düşünüyorsanız, lütfen paylaşın... Teşekkürler!


Devamını Oku »

Zürih - Josefwiese Park


Zürih'in 5 no'lu bölgesinde bulunan Josefwiese Park'ta her yaştan insan ve her çeşit aktivite için bir alan mevcut. Hatta hiç bir şey yapmamak bile serbest. Hamaklar sayesinde...

Viaduct, şehrin önemli yerlerinden biri bence. Üzerinden tren geçen dar ve yüksek köprü, sıra sıra dizili sıradışı dükkanlar ve köşe başındaki market, Markthalle, bu park ile birlikte her noktayı tamamlıyor. Otantik restoranlarda yer bulmak için rezervasyon yapmanız şart!

Viaduct
Futbol da oynanabilir, mangal da yapılabilir, restorandan hamburger, sosis veya bira, kafeden kahve veya kek de alınabilir. Yere piknik örtüsü serebilirsiniz veya masalarda oturup yiyebilirsiniz. Su bitti diye endişelenmeyin, içme suyu akan çeşmeleri de var bu parkın.

Kum oyun alanı
Çocuklar için ise tam bir cennet. Hem koşacak yeşil alan var, hem sıcak havalarda sular fışkıran bir havuz. Hem oyun parkı var, hem de kumlu oyun alanı.

Yolu bize biraz ters olsa da birkaç kez gitmişliğimiz var bu güzel parka. Park açısından şehirdeki iki favori yerim, biri burası diğeri de Blatterwiese daha önce blogda anlatmıştım.

Mini havuz ve ardında kafe
Yakında bir Türk marketi, Ege ve kebapçı da var eğer ki canınız Türk işi birşeyler isterse? Transa, spor mağazasının outleti de orada...



Parkta oyuna doyduktan sonra, Basel'de üretilen Gasparini dondurmacısından da dondurma yemek şahane oluyor!

Viaduct üzerindeki dükkanlardan biri


Zürih'te yapılacaklar listesinde bir yer daha...


Devamını Oku »

İsviçre Göl Sezonu 2016

Üç hafta süren yağmurlar ardından, İsviçre'de 30 derece hava sıcaklarına ulaştık. Bu kez sıcaktan şikayet etmeyi de unutmadık...



Yine de bu günlerin geçici olduğunu bildiğimden sonuna dek faydalanmak gerek. Piknik yiyeceklerini hazırladım. Evdeki abur cuburları Alaz ile ortaya döktük. Plaj kıyafetlerimizi giydik ve öğle uykusundan uyanan Beliz'i de alıp göl kıyısına gittik.

Sahil bir kalabalık bir kalabalık! Neredeyse oturacak yer yok ki bizim mahallede normalde sokakta insan göremezsin sabah/öğle/akşam hariç! Neyse... Beliz kendini serin göl sularına doğru yönlendirirken, Alaz da ben piknik yapmaya geldim, ne yiyelim diye çantayı kurcalıyordu.

Ben de üzerimi çıkarayım da Beliz ile su kenarında takılayım derken, bir baktım tüm kadınlar incecik! Göbek falan yok... Ee hani bunların hepsi en az 2 çocuklu ya? Nasıl eritiyorsunuz o göbeği diye düşünürken bir daha bakınca farkettim herkes bronz! Onlar açık tenli olması gerekirken, ben ki 1.5 ay önce Mayorka'dan dönmüşüm, yanlarında bembeyaz kaldım. 'Sevgili Frau'lar, son 3 haftadır şakır şakır yağmur yağdı siz nerede yandınız böyle yahu?'...

Sonra eşim geldi. O da hava sıcak, günler uzun işten erken kaçıp yanımızda soluklandı. Ona da bu kadınlardan bahsedince, o da 'benim de dikkatimi çekti' dedi. Spor yaptıkları kesin; ama nerde böyle yanmışlar bilemedik!

İsviçreliler'in market alışkanlıklarından biliyorum ki, çok ekmek yiyorlar, çikolata yiyorlar, peynir - yoğurt ve süt ürünleri aşırı tüketiliyor, hatta Rivella denilen süt içeren bir gazlı içecekleri bile var, herkesin elinde görüyorum. Ben onlar kadar yemiyorum bile, çikolata belki? Demek ki bunlar spor yapıyorlar! Benim hayatıma sokmam gereken en önemli eksiklik de o! Halbuki ben çocukların peşinde koşarken kendimi aktifim diye avutuyordum da...

Neyse, o gün şahaneydi. Zaten bizim mahalle olduğundan Alaz'ın sınıfının yarısı oradaydı. Pek eğlendi. Beliz deseniz, bir küçük su birikintisi verin akşama dek oyalansın işte aynen öyle...

Ben de yaza dek o fazla 2 kilomu vereyim dediğimle kaldım mı? Yaz geldi, ben hala kilo vereceğim sözde! Yapıştı kaldı üzerime... Herşey dahil oteller yaktı beni biliyorum! Bir daha sınırsız yemek veren otele gitmek yok!...


Devamını Oku »

Araç Kiralarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Mayorka’nın uçsuz bucaksız kıyılarına ulaşmayı, muhteşem manzara fotoğrafları çekmeyi, bilinmeyen mağaralarını gezmeyi ve yol üzeri kafelerinde nefis molalar vermeyi araba kiralamadan yapamazdık. Aynısı Kanarya Adaları'ndaki tatilimiz için de geçerli, İstanbul’dan başlayan ve Ayvalık ile kuzey Ege’yi kapsayan gezimiz için de...



Eğer ki gittiğimiz yerlerde araç kiralamasaydık şu yaptıklarımızın çoğunu yapamazdık. O yüzden bazen araba şart. Çocuklarımla birlikte yıllardır havada, karada ve denizde seyahat ediyoruz ve ne ilginçtir ki bu yolculuklarda hala beni en çok stres eden kısım araba kiralamak.

En basiti, araç internet üzerinden kiralandığı halde, garajda hazır olduğu halde, dakikalarca sırada beklemek ve onlarca form doldurmak uçak yolculuğundan daha zor ve yorucu gelir bana. Eminim siz de turistik bir şehrin havaalanında arabasını teslim almayı bekleyen onlarca valizli insan görmüşsünüzdür her rent a car gişesi önünde. Üstelik bazı firmalarla işiniz tatilde bitmez, eve dönünce de fatura üzerine fatura gönderirler ekstralar sebebiyle.

O zaman bu yazının konusu şu olsun:

Sorunsuz bir araç kiralama işlemi için bir sonraki seyahatimizde neleri daha farklı yapabiliriz?

  • Araştırmanı iyi yap
En büyük ve en ünlü her zaman en iyi olmayabilir. Özellikle de saatler süren uçuş ardından, uzun uzun araç kiralama kuyruklarında beklemeye değer mi? Kontratta yazan küçük yazılara da dikkat! Bazıları benzini daha pahalıya satabilirler, bazıları çok miktarda depozito veya provizyon ücreti çekerek kredi kartınızı zorlayabilirler...

  • Toplam ücrete bak
Sadece aracın ücretine değil, ekstralara da odaklan. İkinci şoför, bebek/çocuk oto koltuğu, navigasyon aleti, kasko, ilave sigortalar, tek yön ücreti, vs. ekledikten sonra fiyatı tekrar gözden geçirmekte fayda var. Her araç kiralama şirketi bunları internet sayfasında göstermez. Bilinmeyenler için risk almaya değer mi?

  • Ekstralardan kaçın
Bebekler ve çocuklar için tatilde kendi araç koltuklarını kullanmak, taşımaya değer. Özellikle küçük yerlerde istediğiniz boyutta, kalitede ve özellikte oto koltuğu bulmak zordur. Hijyen ve konfor açısından düşünürseniz bebeklerin kendi koltuklarını kullanmaları çok daha iyi olur. Uçak şirketleri check-in yaptığınız bu koltukları ücretsiz taşır. Ekstra kaza sigortalarını da; ön cam, tekerlek, çalınma riski vs. gibi internet üzerinden önceden satın almakta fayda var. Böylece hem daha ekonomik olur, hem de kiralama işlemleri sırasında beklemeye gerek kalmaz.

  • Gidilen bölgenin/ülkenin kurallarını öğren
Bazı ülkelerin ehliyet özellikleri ve araç kullanma yaşı diğerlerinden farklı olabilir. Bir kısım ülkelerde araç içinde bulunması gerekenler birbirinden farklıdır. Kontrol etmekte fayda var.

  • Aracı teslim alırken kontrol et
Jetlagli bile olsan evine fatura gelmesini istemiyorsan herşeyi tek tek kontrol et. Ufak çizikler, tekerlek ve jantlar, camlar, kapılar herşey normal mi? Dilerseniz bu adımda tarih ve saati gösteren video bile çekebilirsiniz.

  • Tatil sonrası takip
Anahtarları verdin, benzin deposu ve çizikler kontrol edildi. Herşey tamam! Yine de eve dönünce kredi kartını birkaç ay kontrol etmeyi unutma. Ne olur ne olmaz?

Ucuz araç kiralama

Bu yazdıklarımı da göz önüne alarak bir sonraki Türkiye seyahatimiz için ekonomik araç kiralama sitelerine bakıyorum bu aralar. Sonuçta aracın hem kaliteli hem de ucuz olması en güzeli. İstanbul’dan başlayacak yolculuğumuz, Ege kıyıları ardından Antalya’ya uzanacak ve yine İstanbul’da sonlanacak. Havaalanında araç kiralama sırası beklememek için yerli bir firma seçmek doğru olur diye düşündüm. Pozitif müşteri yorumlarını okuduğum fiyatlarıyla da oldukça cazip Türk bir firma var: Vivi.

Sadece Türkiye ve Kıbrıs’ta hizmet veren www.vivi.com.tr'de iptal ve rezervasyon değişikliği şartı da çok iyi. 24 saate dek iptal durumunda ücretin tamamı iade ediliyor. Çocuklarla ne olacağı belli olmaz çünkü. Hatta ek ücret karşılığında, araç kapımıza bile teslim ediliyor. Türkiye içinde bir de HGS/OGS sistemi var artık ki birçok otoyolda karşımıza çıkıyor. İşin güzel yanı araçlarda bu sistem bulunuyor ve ekstra ücret ödemeye gerek kalmıyor. Sadece geçiş yaptığın kadar ücret ödüyorsun.

Ayrıca araç teslimi sırasında ek bir ücret talep edilmiyor. Rent a car firmalarının araçlarında standart kasko mevcut. Zorunlu trafik sigortası, araç hasar sigortası, araç hırsızlık sigortası ve 24 saat yol yardım dahil olduğundan yukarıda bahsettiğim 3. maddedeki ilave sigortalara ve araç teslimi sırasında uzun işlemlere gerek kalmıyor. Çocukla yolculukta oldukça avantajlı...

Rent a car İstanbul ile siz de bizim gibi uçaktan iner inmez İstanbul’daki havaalanlarından tatilinize hemen başlayabilirsiniz.

Not: Sponsor reklam içerir, yazı ve tüm görüşler bana aittir.
Devamını Oku »

Gez, Gör, Keşfet : Küçük Gezginler Yollarda!

Gez, Gör, Keşfet, çocuklu ailelere kişiselleştirebilecekleri orijinal içerikli tatil programları sunan bir internet sitesi. Geçenlerde benim de kendilerine dahil olduğum 'çocuklarıyla gezen aileler' ile ilgili bir yazı yayınladı. 


'Çocukla gezmek mi yoksa onlar büyüyene kadar beklemek mi? Aileler bazen çocukların gezip gördükleri yerleri hatırlamayacağını düşündüklerinden, bazen de kendi konfor alanından çıkmak istemediklerinden ailece seyahati erteleyebiliyorlar. Ama atladıkları bir şey var: çocukları gördüklerinin bir kısmını hatırlamasalar da, seyahatler ebeveynler için de müthiş anılar olarak kalıyor ve kesinlikle aile bağlarını güçlendiriyor. 
Seyahat etmek; çocukların dünyayı algılama şeklinden tutun da, hoşgörü sahibi, açık fikirli bireyler olarak yetişmelerine kadar farklı açılardan büyük öneme sahip. Buna içtenlikle inanmam ve ailelerin seyahatlerini ertelemeden çocuklarıyla dünyanın farklı yerlerini keşfetmetmeye teşvik etmek istemem, “Gezgorkesfet”i kurma nedenim oldu. Gezgorkesfet’le çocukla seyahat etmeyi düşünen aileler adına hayatı kolaylaştırarak, çocukların dünyayı gezerek tanımaları için orjinal programlar sunuyoruz.'

diye başlayıp ailelerin çocuklarıyla gezmek için ilham veren notlarıyla devam ediyor bu güzel yazı.

Bakın Canan Demiray beni nasıl anlatmış:
'2006’dan bu yana gezi deneyimlerini paylaşan, GezginAnne blogunun kurucusu Deniz Sütlü Özgül’ün oğlu Alaz 4.5 yaşında ve minik kızı Beliz ise 1.5 yaşında. Alaz 10 haftalıkken Londra’dan Bodrum’a yapmış ilk seyahatini. Beliz ise 3.5 aylıkken Zürih’ten Londra’ya. Alaz, San Francisco’ya giderken bindikleri uçağın büyük olmasından çok etkilenmiş. Londra’ya her gidişlerinde de heyecanlanıyor. Tatil konusu açıldığında ise her defasında Afrika’ya gitmek istediğini söylüyor. Hayalinde uçaktan inince havaalanında filler, zürafalar, aslanların karşılayacağı var ne de olsa. Bir de seyahatlerde sosyalleşmeyi seviyor. 2,5 yaşındayken Floransa’da uzaktan el sallayan yaşlı bir İtalyan çiftin yanlarına giderek ciao diyerek kendince italyanca sohbete başlamış. Alaz’ın yaşı gereği her duyduğunu tekrar etme ve çabuk öğrenme yeteneği ailesini seyahatlerde hayrete düşürüyor, minik kardeş Beliz de ağabeyinin izinde.'
Ailesiyle gezen diğer bloggerlar ile de tanışmak için yazının devamını buradan okuyabilirsiniz:

Not: Fotoğraf, 2015 İtalya, Portofino gezimizden...

Devamını Oku »

Zürih'te Sıcak Çikolata Nerede İçilir?

Cevap veriyorum: Cafe Schöber...



İlk kez bu kafeye götürüldüğümde sıcak bir Haziran günüydü. Önündeki ufak terasta oturmuş, sokakta koşturan çocuklarımızı izlemiştik. O gün, 'burada mutlaka sıcak çikolata iç' önerilerine kulak asmamıştım. Çünkü hem hava sıcaktı hem de ben hamileydim, yani çok sıcaktı.

Daha sonra Zürih'e taşındık ve en kısa zamanda gidip sıcak çikolatamı içtim. Sadece sıcak çikolata mı güzel yoksa ortam mı, mobilyalar mı, piyano mu, tatlı kokuları mı bilmiyorum. Ne zaman sıcak çikolata içilecek olsa ben soluğu orada alıyorum...

Cafe Schöber'de sıcak çikolata

Cafe Schöber, eski, iki katlı bir evin kafeye dönüştürülmüş hali. Gündüz terasta oturmak ve gelen geçeni izlemek ayrı keyifli, içerideki ufak masalarda oturmak ayrı keyifli. Zürih'teki en iyi pastane ürünlerinin de burada yapıldığı söyleniyor. Bu yörelere özgü 'Apple Strudel' elmalı tartın nefis olduğu kesin. Ben her gidişimizde çikolataya doyuyorum orası ayrı.

Mekan çocuk dostu olmasa da, yiyecekler ve içecekler çocuklara da hitap ettiğinden, 3 yaşından itibaren Alaz ile her daim gidip keyif almışımdır. Beliz'in yerinde durmayan yaşı için ise pek uygun olur diyemem.

Zürih'in eski mahallesinde, en işlek sokaklarından Münstergasse üzerinde. Yerini ararken kaçırmanız mümkün, sabredin... Adres ve tarihçesi için buraya buyrun...

Cafe Schober'in tam karşısında başka bir kahve evi de bulunmakta; Schwarzenbach. Oturma yeri oldukça sınırlı; ama masaları paylaşmak serbest.

Schwarzenbach'ta kahve...

Kahve içmek için burayı tercih edin. Kahve konusunda hayli iyi oldukları söyleniyor. Espresso-su güzeldi; ama ben kahve konusunda çok da uzman değilim açıkçası. Kafe yanında baharat, kahve, çay ve kuru meyve satan şarküterileri de bulunmakta. Alaz ile buradan geçerken mutlaka uğrar, hindistan cevizi ve ananas kurusu alırız. Tavsiye ederim...

Zürih'in bu bölümü ve sokakları ile daha çok bilgi almak isterseniz şu yazıma da mutlaka bakın.

İsviçre çikolatası dünyanın en güzel çikolatasıdır. İspatı için buraya buyrun..

Evde mükemmel bir sıcak çikolata yapmak için tarif de buradaki yazımda, okuyun bence.

Devamını Oku »

Çocuk ve Öğrenci için Pasaport


Çocuklarına pasaport çıkarmak isteyenlere bir haberim var!

25 yaşına kadar tüm öğrenciler için pasaport harcı kaldırılmış... Sadece defter bedeli ödenmesi yeterliymiş... Bence bu karar değişmeden öğrenci belgenizi alıp hemen pasaporta başvurun...

Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6663 sayılı kanunun 4. maddesine göre, eğitim görmekte olan 25 yaş altındaki gençlerden pasaport harcı alınmayacak.

İşin ilginç yanı; 0-6 yaş arasındaki çocuklardan harç alınmaya devam edilecek olması... Türkiye'nin enteresan yöneticileri var ne diyeyim?!

Bir gazete haberine göre:

Öğrencilerden pasaport harcı alınmazken 0-6 yaş arasındaki çocuklardan harç alınmasının anlaşılmaz olduğunu belirten aileler, muafiyetin okul öncesi çocukları da kapsaması gerektiğini dile getirdi. 8 aylık bebeğine 5 yıllık pasaport için 620 lira ödediğini söyleyen A.B., ‘'Uçakta, otobüste veya otellerde 0-6 yaş arası çocuklardan ücret alınmazken devlet çocuklardan pasaport için ücret alıyor. En kısa zamanda bu haksızlık giderilmeli" diye konuştu. 
Tüketici Derneği Başkanı Aydın Ağaoğlu, öğrencilere pasaport harcının kaldırılmasının önemli bir gelişme olduğunu belirterek, ‘'Özellikle eğitimin teşviki açısından harçların kaldırılması olumlu. Ancak okula başlama yaşında olmayan çocuklardan harç istenmesi yanlış bir uygulama. Onlar için de pasaport harç ücreti kaldırılmalıdır”dedi.

Tüketiciler Birliği Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Bülent Deniz ise öğrencilere getirilen muafiyetin çok olumlu olduğunu kaydederek, “Bu düzenleme yapılırken bebeklerle ilgili bahis atlanmış olmalı. 25 yaş altı öğrencilere getirilen harç muafiyetinin, bebekleri kapsamaması toplumsal adalet bakımından uygun olmadığı gibi, işin doğasına da aykırıdır.'' dedi.

Zurich photograph
Fotoğrafçıdaki çocuk oyun alanı

Biz de geçen gün Alaz'ın pasaportunu yenilemek için fotoğraf çektirdik. Ne çabuk geldi yenileme zamanı diye de şaşırmadık değil! Zürih'teki tüm fotoğrafçıların Cumartesi 5'ten sonra kapanması, Alaz'ın boyunun otomatik pasaport fotoğrafı çeken makinelere yetişmemesi üzerine bol maceralı bir gün oldu. Neyse, Zürih'teki ailelere önerim, çocuk ve bebek pasaport fotoğrafı için Rennweg'deki FotoPro Ganz'a gitmeleri.

Beliz'in bebeklik ilk pasaport fotoğrafını da orada çektirmiştim. 35 İsviçre frankı, evet 4 fotoğraf için dünyanın parasını alıyorlar; ama İsviçre için normalmiş! Bir de küçük, çocuk oyun alanı var içerde, fotoğrafın basılmasını beklerken veya iki çocuktan birini oyalarken oldukça faydalı. Aklınızda bulunsun!

Bebeklere pasaport fotoğrafı çektirmek ile ilgili yazı da burada...

Devamını Oku »

Zürih Festivali, Festivallerin Festivali: Züri Fascht



Festivallerin festivali olarak bilinen Züri Fascht, 1-3 Temmuz 2016'da, tahmin edeceğiniz gibi Zürih'te kutlanılacak.

İsviçre'nin en büyük olayı kabul ediliyor ve bu sene toplamda 2 milyon kişinin festivale katılması bekleniyor. Zürih için muhteşem üstü bir kalabalık! Zürih Gölü ve Limmat Nehirleri kıyısına ilave olarak Bahnhofstrasse ve Paradeplatz alanlarındaki kutlamalar için 60 adet sahne kurulacakmış. Cuma gününden başlayacak partiler Cumartesi sabahı 5'e dek sürecek. Aynı şekilde sabah 10'da tekrar başlayacak ve Pazar sabahı 5'e dek eğlence doruklarda olacak; tabii biz o sırada muhtemelen uyuyor olacağız. Fakat, Pazar günü yine sabah 10'dan gece 11'e dek eğlence tam gaz devam edecek.

Bir de İsviçre, Zürih için sıkıcı derler! 'Üç gece de havai fişekler gök yüzünü inletecek' deniyor... Eğer ki Temmuz'un ilk hafta sonu buralara gelmeyi planlıyorsanız uykusuz kalmaya da hazır olun!

Geçen seneyi neden hatırlamıyorum diye düşünüyordum ki, meğer bu kutlamalar her 3 senede bir olurmuş. Bu seneyi kaçırırsanız 2019'a kısmet artık!?

Müzik eşliğindeki havai fişek gösterileri için oturma yerleri de olan numaralı biletler bile satılıyor. Şimdiden merak ettim doğrusu. Birçok ziyaretçinin havai fişekler için festivale geldiği belirtiliyor gazetelerde. Festival, ilk kez 1951'de yaz mevsimi şerefine kutlanmaya başlamış. 1976'dan bu yana da her 3 senede bir kez kutlanır olmuş.

Karada, havada ve suda birbirinden ilginç şovlar olacakmış ve Chilbi, yani lunapark her yaşa hitap eden 70 oyuncak barındıracakmış. Hakikatten büyük bir olay bizi bekliyor!



Öncelikle gençlere ve kendini genç hissedenlere hitap eden bu festival için saniye saniye geri sayım yapan bir internet sitesi bile var: Zurich Festival. Biz çocuklular da gün içindeki eğlencelerden oldukça nasipleneceğiz diye umuyorum. Gece 22:30'dan sonra başlayan havai fişek gösterilerini görebilir miyiz bilemem; ama belki uzaktan seslerini duyarız?...

2013'te kutlanan son festivalin nasıl birşey olduğuna bakmak için aşağıdaki videoyu izleyebiliriz:



İlk resim: http://www.blick.ch/life/zueri-faescht-zuerich-feiert-sich-id2361720.html
Devamını Oku »

Bebeklere Tasma!

Ben de çocuk sahibi olmadan önce çantalı bebek tasması görünce, 'Ay yazık annesi çocuğa köpek muamelesi yapıyor, cık cık cık' diyenlerdendim.



Yeğenlerim doğduğunda, mağazalarda gördüğüm küçük minicik kız çocuğu çantaları ilgimi çekti. Şeker gibi renklerde, şeker gibi cicili bicili çantalar. Hani özenirler ya büyüklere, sırtlarına çanta takmak isterler, tam da oydu. Meğer onların halkaları varmış, ucuna kemeri bağlanıp çocuklara tasma oluyormuş. Böyle tanıştım ilk çantalı bebek tasmasıyla...

Alaz, geç yürüyen bir bebekti. Geç yürüdüğünden belki hep temkinliydi. Elimi tutar, parkta dahi bırakmazdı. Yürümek yerine pusete oturup bakınmayı tercih ederdi. Hala da öyle. Hatta 'Oğlum buradan araba geçmiyor, elimi bırakabilirsin' dediğimi çok bilirim. Yine de Beliz'in pusetinin kenarından tutar elimi bıraksa da. Bu sebeple Alaz bebekken hiç mi hiç o tasmalar aklıma gelmedi.

Ya Beliz öyle mi? Hani iki kardeş hiç mi benzemez? Üçümüz yürüyüşe çıkıyoruz, ki biliyorsunuz burası göl ya da nehir kıyısı hep. Elimi tutmuyor. Elini arkasına saklıyor. Alaz elimi tutarken, o kendi başına, başına buyruk geziniyor. Su da en sevdiği şey tabii, gördü mü yanına gitmeden ayağını sokmadan, 'Cup cup' diye atladı atlayacak diye yüreğimi ağzıma getirmeden durmuyor. Baktım olmayacak, aldım tasmalı bir mini çanta. 18 aylıktan itibaren kullanılabilen bir marka, aşağıdaki resimdeki gibi.

Evde birkaç kez taktık sevinçle, hiç oralı olmadı. Belki farketmişsinizdir ben de sırt çantasız yapamayanlardanım. Son haftalarda benim çantamı daha bir farketti ki, kendisi de o minik çantasını takmak istedi. İçine suyunu, emziğini koyduk zaten başka birşey de sığmaz, çıktık bir gün yürüyüşe. Önce garip geldi ona, uzaklaşınca çekiştirmem falan; ama şikayet de etmedi.

Tasmalı mini mini küçük çocuk çantaları
Kimileri psikolojik açıdan çocuklara uygun değil demiş yorumlarda; ama kaynağı nedir, ne psikolojisi diye açıklamamış. Varsa bilimsel araştırmalar yorum olarak bırakın lütfen. Tabii öte yandan bu çanta benim psikolojim için iyi. Yoksa ay suya mı düşecek, ay havaalanında gözümün önünden mi kaybolacak, ay biri mi kaçıracak diye benim de aklımı alıyor çünkü. Yani onu bilemem; ama benim psikolojim için iyi.

Hani kimi de diyebilir ki, küçük daha anlamıyor, biraz büyüyünce laftan anlar. Yok öyle olmuyor etraftan biliyorum. 4-5 yaşlarından kendini cadde ortasına veya park yerinde arabaların önüne atan çocuklar da görüyoruz. Zorla tutulan elini bırakıp kaçanlar da! O yüzden ilerde ne olacağı belli olmaz. Şimdilik ben kendimi de kızımı da güvende tutayım...

Biliyorum ki en büyük eleştiriyi Türkiye'ye geldiğimde kendi yakın çevremden alacağım. Şimdiden söyleyeyim: Çocuğumun emniyetinin, başkalarının ne düşündüğünden çok daha önemli olduğuna inanıyorum.

O yüzden kıpır kıpır bir çocuğunuz varsa, siz de kimsenin lafına bakmayın...

Sevgiler...


Devamını Oku »

Gezgin Anne, Şehrin Çocuk Hali Blogda...

Şehrin Çocuk Hali, Özge Lokmanhekim'in kurduğu çocuklu hayata dair bir site. Benden konuk yazar olmamı isteyince çocukla seyahat üzerine önerilerimi anlattım.



Çocukları ve kendimizi seyahate nasıl hazırlayacağımızdan bahsettim öncelikle. Farklı yaş grupları için farklı önerilerde bulundum. Kendi seyahatlerimizden de örnekler verdim elbette...

2 yaş altında bebeği olan annelerin seyahat etmekten çekindiğini söyledi. Bu durum için de çözümlerim var elbet de! Ne de olsa iki bebeğim de birkaç aylıkken yolculuklarımıza dahil olmuşlardı.

Okul öncesi yaş grubu, yani Alaz'ın akranları için harika fikirlerim vardı seyahate dair. Bunları da bir bir anlattım blogda. Okul çağı için de hazırlıklar yapıyorum elbette. Şunun şurasında okuma ve yazma öğrenmesine ne kaldı?

Biraz alıntı:
Çocukları ve kendimizi seyahate nasıl hazırlayalım?

Çocuklarla birlikte seyahate çıkıyorsanız, eminim çocuklardan çok kendiniz için endişeleniyorsunuz. Birkaç bavul dolusu giyecek ve eşyayı nasıl hazırlayacağınızı, otel ve uçak rezervasyonları takibini, daha birçok detayı düşünen ve kontrol eden sizsiniz elbette. Bir süreliğine durun. Eğer ki bir şey unutursanız varacağınız yerde de satın alabilirsiniz. Asıl önemli olan çocukları bu yolculuğa hazırladınız mı? 
Seyahat boyunca çocuklar tanımadığı-bilmediği ortamlarda anne ve baba peşinde oradan oraya sürüklenecekler. Küçük çocuklar için bilinmezlik büyük bir stres kaynağıdır. Ne olacağını bilmezlerse veya olaylar istedikleri gibi sonuçlanmazsa panik olurlar. Anne veya baba işler yolunda gitmediği zaman stres olursa çocuk da bir terslik olduğunu sezer. Bu da seyahat etmekten korkmasına sebep olabilir. 
Bu nedenle yola çıkmadan önce çocuklara neler olacağını, onların nerede, nasıl davranması gerektiğini anlatmak, kısacası konuşmak önemli. Özellikle de onların tedirgin olduğu durumlar varsa. Örneğin yükseklikten veya yüksek sesten korkan bir çocuğun uçağa binmesi ve normal bir yetişkin gibi davranması beklenilemez. O nedenle anne ve baba çocuklarının korku ve endişe kaynaklarını bilmeli, onların verecekleri ani tepkileri önceden tahmin etmeye çalışmalı. Kısacası, çocukları yetişkinlere göre bilindik ve normal; ama küçük bir çocuğa göre bilinmez ve değişik bu duruma hazırlamalı. Şanslıysanız, seyahatleriniz çocuklar için müthiş keyifli ve beklenen bir macera olacaktır, kargaşa değil.
Önerilerimin devamını ve yazının tamamını okumak için lütfen, Anneler Anlatıyor: Gezgin Anne Deniz Sütlü Özgül linkine gidiniz...


Devamını Oku »